Söyleşi: Mahir KILINÇ
Din gönüllüsü olarak engelli kardeşlerimize yönelik pek çok faaliyet gerçekleştiriyorsunuz. Bunlardan kısaca söz eder misiniz?
Cami görevimin yanı sıra ev ziyaretlerinde bulunurken engelli bir kardeşimizi ziyarete gittiğimde Kur’an öğrenme talebiyle karşılaştım. Camimizde engellilere erişim o yıllarda yoktu. Caminin bahçesinde engelli kardeşlerimizle Kur’an eğitimine başladık. Kısa sürede camimize engelli asansörü, rampa tedarik ederek engelli kardeşlerimizle camide buluştuk. Kur’an eğitimi ve dinî bilgilerle engelli kardeşlerimizin taleplerine yardımcı olmaya çalıştık. Bu kardeşlerimizden ilahi korosu kurarak Antalya’mızın muhtelif yerlerinde programlar icra etmeye başladık. 2009 yılında başlamış olduğumuz bu hizmetleri genişletmek için Antalya Müftülüğümüz tarafından engelli koordinatörü olarak görevlendirildikten sonra kamu yararına çalışan engelli dernek ve vakıflarla iş birliği yaparak birçok engelli kardeşimize ulaşmaya başladık. İlçelerden engelli koordinatörü seçerek oradakilere de ulaşmayı planladık.
Engelli koordinatörlüğüne görevlendirildikten sonra Antalya Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, rehberlik ve araştırma merkezleri, özel eğitim okulları ile istişarelerde bulunarak özel eğitim okullarında ve rehabilitasyon merkezlerinde düzenli olarak haftanın belirli günlerinde manevi rehberlik hizmetinde bulunmaya başladım. Aile ziyaretleri, seminerler, gezi turlarıyla birçok engelli birey ve aileleriyle görüştüm. Bunun yanında Müdürlüğümüz huzurevlerinde görev verdi. Gönüllük esasına dayalı olarak huzurevlerinde Kur’an eğitimi, din bilgisi dersleri vermeye başladım. Özel eğitim okulları ile huzurevlerini çeşitli etkinlik ve programlar ile bir araya getirdim. 2009 yılında resmî olarak başlamış olduğum engellilere ve huzurevi sakinlerine yönelik manevi rehberlik ve din eğitimlerine düzenli bir şekilde devam etmekteyim.
Engelli ve hasta kişilerin diyet ve tedavi amaçlı kullandıkları glütensiz ekmek yapma fikri nasıl oluştu ve bunu nasıl hayata geçirdiniz?
Engellilerimize yapmış olduğumuz hizmetlerde soru ve sorunlarıyla ilgilendim. Otizm özel eğitim okulunda bir annenin glütensiz diyet yapması gereken çocuğuna bu diyetin çok pahalı olması sebebiyle glütensiz ekmeği alamadığı için çocuğunun sık sık krizlere girdiğini öğrendim. Araştırmalarıma göre glütensiz ekmeğe özellikle çölyak, down sendromlu, zihinsel engelli, gelişimi yavaş ilerleyen çocuklar gibi birçok hastamızın ihtiyacı olduğunu öğrendim. Bu eylem ve planımı Antalya Müftülüğümüze sundum. Glütensiz un temini ve yapımıyla ilgili hassasiyetleri Tarım İl Müdürlüğünden öğrendim. Antalya halinde bulunan laboratuvarda analiz ve tahlilleri yaptırdım. 0 glüten tahlil sonuçlarıyla üreteceğimiz ekmeğe ekşi maya oluşturdum. AFİYET ismini verdiğimiz glütensiz ekmeğimizi ailelere ücretsiz bir şekilde ulaştırdık. 1 yılda 3,5 ton ücretsiz ulaştırdığımız ekmeğimizin birçok engelli kardeşimizin tedavisine de yardımcı olduğu tespit edildi. İlk önce her ayın son perşembe ve cuma günleri dağıtmaya başladığımız ekmeği, önemine binaen 7/24 olocak şekilde erişime açtık.
Engellilere ve cemaatinize yönelik bu hizmetleriniz insanlar nezdinde nasıl bir karşılık buldu?
Gönüllülük esasına dayalı, hiçbir karşılık beklemeden yapmış olduğum bu hizmetler sivil toplum kuruluşlarını ve kurumları birleştirdi. Yaptığımız programlarda engelli kardeşlerimize vermiş olduğumuz özel görevler toplumumuzda engellilere bakış açısını değiştirdi. Toplumda bir farkındalık ve hassasiyet oluşturdu. Sürdürülebilir gönüllülük esasına dayalı hizmetlerimiz ile engelli kardeşlerimiz ve ailelerinde güven tesis edildi. Bu durum, hem engelli kardeşlerimizin hem de engelli ailelerinin yalnız olmadıkları ve onlara yardımcı olmaya çalışan kimselerin bulunduğu inancını güçlendirdi.
Çalışmalarınız, hizmetleriniz arasında unutamadığınız bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?
Bu hizmetleri yaparken unutulmayacak birçok anım oldu. Bunlardan birisini paylaşmak istiyorum. 2018 yılı Miraç Kandili’ni idrak edeceğimiz gün camimizin bahçesinde düzenlemiş olduğumuz engellilerin de aktif görev aldığı programımızda bir aile yanlarında 6-7 yaşlarında kız çocuğu ile özel bir durumlarını paylaşacaklarını bildirdi. Aile, yanındaki kız çocuğunu biraz uzaklaştırıyor ama kız çocuğu yine yanımıza geliyordu. Anne ve baba 6 aylık bir çocuklarının olduğunu, gittikleri doğum kontrollerinde bu çocuğun engelli doğacağını, tıbben de engelli doğacağı için kürtaj yoluyla çocuğun alınabileceğini öğrenmişler. Bu durumu yakınlarıyla paylaştıklarında birçok yakını, “Dünyaya bir engelli çocuk getireceksin, öyle olmaktansa çocuğu aldırın.” demiş. Anne ve babanın şefkat ve merhameti buna razı olmazken meseleyi bir de benimle görüşmek istemişler. Duruma vâkıf olunca hemen gülümseyerek bundan sonra maddi ve manevi olarak yanlarında olacağımı bildirdim. Dinen de bunun kesinlikle uygun olmadığını paylaştım. Miraç Gecesi’nde de bu durumu cemaatimle paylaşacağımı ve kendileri için özel dua yapacağımı söyledim. Bu moral ile anne baba duymasını istemedikleri kız çocuğuna sarıldırlar. Aileye gösterdiğimiz ilgi ve alakamız kısa sürede onlarda motivasyon oluşturdu. Çocuk sağlıklı bir şekilde dünyaya geldi. O güzel çocuk şu anda bir yaşında. Çocuklar ölmesin… Bir can kurtaran bütün dünyayı kurtarmış gibidir. Bir cana kıyan da bütün dünyayı katletmiş gibidir.
Kazanmış olduğunuz tecrübelerinizden hareketle sizin gibi din hizmetinde bulunan görevlilerimize yönelik neler söylemek istersiniz?
Peygamber Efendimizin fakire, yetime, ihtiyaç sahiplerine yönelik hassasiyetini unutmamalıyız. Öncelikle bizim bu mirasa sahip çıkmamız gerekiyor. Bu sahada çalışacak olan kardeşlerimiz bağlı oldukları kurum ve amirleri ile sıkı bir iletişim ve bağ kurmalı. Yapılacak olan hizmetler gönüllülük esasına dayalı aslî görevimizi hiç aksatmadan yapılmalı. Hiçbir engel ve sorundan şikâyetçi olunmamalı. Zira çalıştığımız alan engel ve sorunlarla hayatını idame ettiren kardeşlerimizin alanıdır. Yapılacak olan hizmetler sürdürülebilir olmalı. Programlar aksatılmamalı, herhangi bir işten dolayı gidilemeyecek ise mutlaka bizleri bekleyen kardeşlerimize haber verilmeli.