Söyleşi: Mahir KILINÇ
Kışın yolda kalan insanlara “Ben karşı köyün imamıyım.” diyerek onların gönüllerini ısıttınız. Böyle bir düşünce nereden aklınıza geldi ve insanlar bunu nasıl karşıladı?
Görev yaptığım köy, Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesine bağlı Demirbel köyüdür. Köyümüz hemen ana yolun kenarında yer almaktadır. Bana ait görüntülerin kayda alındığı gün, aşırı derecede kar ve tipi vardı. Kar yağışından ötürü göz gözü görmüyordu desek yeridir. İkindi namazından çıkınca yolda araçların uzun kuyruklar oluşturduğunu gördüm. Şehirlerarası ana yol kapanmış, insanlar araçlarının içerisinde yolun açılmasını bekliyorlardı. Camiden eve gelince eşime yolun kapandığından bahsettim. Şimdi araçların içinde çoluk çocuk, hasta ve yaşlılar vardır diye düşündük. Eşim hemen bir çay yaptı, ben de bakkaldan bisküvi almaya gittim. Yolda mahsur kalmış ve üşümüş insanların bir nebze ısınabilmesi adına Allah rızası için ikramda bulunduk. Böyle bir davranış karşısında insanlar, önce şaşırdılar; sonrasında çok sevindiler ve mutlu oldular. Çoğu kişi çayın para karşılığında olduğunu zannedip borcunun ne kadar olduğunu sordu. Ben de “Para için değil Allah rızası için dağıtıyorum, bu bizim ikramımız.” deyince insanlar çok duygulandı hatta bir tır şoförü “Ya, Allah razı olsun bu karda kışta bizim içimizi ısıttın!”, bir başkası da “Hocam gel arabada otur, üşüme.” dedi. O akşam başka bir tır şoförünün şu sözünü unutamam: “Hocam, sen deli misin divane misin? Ne işin var bu soğukta donup kalacaksın, buradan git evine, otur.” dedi. Ben de ona, “Abi bizim görevimiz bu. Yolda ve darda kalana el uzatmak, yardım etmek.” dedim. O akşam çok şükür bütün araçları gezdim ve herkese çay, bisküvi dağıttım. O soğuk gecede insanların gönülden yaptığı dualara çok mutlu oldum.
Görev yaptığınız yerde insanların hayatlarına dokunan faaliyetlerinizden bahsedebilir misiniz?
Köyümüzde hiç genç olmadığı için köyün hemen hemen bütün işlerine ben koşturuyorum. Âdeta köyün bir evladı gibi oldum. Köydeki yaşlıların maaşlarını çekerim, onlardan hasta olanları hastaneye götürürüm, ilacı bitenin ilacını alırım, odunu kırılacak kişilerin odununu kırıp kömürünü ayarlarım, kimisinin aylık alışverişini yaparım. Az önce de söylediğim gibi köyün en genci olduğum için köylüye elimden geldiğince yardım ederim. Köy yerinin makûs talihidir usta bulamamak. İmkânsızlıklar kişiyi bazı işleri yapmaya mecbur kılar. Dolayısıyla biz de köyde bazı işleri yapmaya alıştık. Kimin televizyonu, buzdolabı bozulmuşsa onların tamirlerini elimden geldiğince yaparım. Kendim köy çocuğu olduğum için köy işlerinden anlarım. Traktörle tarlaya gidip yardım ederim. Kısacası çiftçiliğe dair neye ihtiyaçları varsa elimden geldiğince her türlü yardımı yaparım.
Yapmış olduğunuz faaliyetler, çalışmalar insanlar nezdinde nasıl karşılanıyor ve bunlar görev noktasında sizi nasıl geliştiriyor?
Bütün yaşlılar, dedeler, nineler hep şunu söylüyor: “Sen gidersen biz ne yaparız?” Hatta geçen kendisine elimden geldiğince yardım etmeye çalıştığım bir yaşlı teyzemiz bana: “Sen gidersen ben çok ağlarım.” diyor. Bana din görevlisi olmamın yanı sıra sanki onların çocuklarıymışım gibi davranıyorlar. Gelen giden misafirlere beni anlatıyorlar. Burada onlardan edindiğim tecrübeler ve dinlediğim nasihatler bana yepyeni ufuklar açıyor. Görev mahallimin bir köy olması ve şehrin zamanı yutarcasına hızlı akmasından uzak kalması da kendimi ilmî ve mesleki açıdan geliştirmeme olanak sağlıyor. Kendi kendime daha çok çalışmam, okumam lazım diyerek gayretlerimi her geçen gün daha da artırıyorum.
Köyde görev yapıyor olsanız dahi sosyal medya üzerinden de birtakım etkinlikler yapıyorsunuz. Bunları ve bunların insanlara yönelik etkilerini anlatır mısınız?
Ben dört beş senedir sosyal medya kullanmıyordum hatta evimde televizyon dahi yoktu. Böyle şeylerden uzak durup kendimi kitap okumaya adamıştım. Bir saatlik cuma vaazları hazırlayıp camide bu vaazları anlatırdım. Kendi kendime “Bu kadar emek veriyorum bari sosyal medya açayım da bunları oradan paylaşayım.” dedim. Bu vaazlarda çok şükür ki Kur’an ve sünneti anlatmaya çalışıyorum, insanlar da çok faydalı bulduklarını söylüyorlar. Sosyal medyadan bana mesajlar gönderiyorlar. “Hocam senin görev yaptığın cami nerede?” diye soranlar ve gelip sohbeti canlı bir şekilde dinlemek isteyenler oluyor. Sosyal medya üzerinden çok soru geliyor ve öyle sorularla karşılaşıyorum ki bazıları karşısında gözyaşlarımı tutamıyorum. Sadece sorular da olmuyor tabii ki kimisi derdini anlatıyor ve onlarla dertleşiyoruz. Bu iletişim sayesinde hamdolsun ki namaza başlayanlar ve kötü alışkanlıkları bırakanlar oluyor. Bunları yaşadıktan sonra da şu karara vardım: Çağın getirdiklerini de Allah rızası uğruna ve bu yolda kullanmak da mümkün ve bundan ötürü de çağın getirdiklerine, yeniliklerine karşı ön yargılı olmak yerine onları öğrenip hayra dönük kullanmam gerekiyor.
Öz Geçmiş
Âdem Eser, 20 Ocak 1997 tarihinde Erzurum’un Narman ilçesine bağlı Sütpınar köyünde doğdu. İlkokulu köyünde bitirdikten sonra orta ve lise eğitimini İstanbul da tamamladı. 2012-2015 yıllarında Beykoz Elmalı Kur’an Kursunda hafızlık yaptı. Hafızlık eğitimini tamamladıktan sonra Arapça eğitimi aldı ve 2017 yılında İstanbul Sarıyer’de hafızlık hocalığı yaptı. 2019 yılında İmam Hatip olarak Afyonkarahisar ilinin Şuhut ilçesine bağlı Demirbel köyünde göreve başladı. Evli ve 2 çocuk babası olan Âdem Eser, hâlen burada görevini sürdürmektedir.