Research article
ÖZ
İslâm hukukunun usul ve füru disiplinlerinde temelleri atılan kaideler, kavâid edebiyatı ile birlikte gelişmesini tamamlayarak müstakil bir yazım türüne dönüşmüş ve soyut hukukun temel prensiplerini oluşturmuştur. 19. yüzyılda başlayan kanunlaştırma hareketinin etkisiyle Osmanlı devletinde çeşitli hukukî alanlarda yürürlüğe giren kanunlarda kavâid-i külliyelerin etkisini gözlemlemek mümkündür. Mecelle’nin 2-100. küllî kaideleri çalışmamızın odak noktasını teşkil etmektedir. Mecelle mazbatasında ifade edilen kaynaklar bağlamında küllî kaidelerin kaynaklarının tespiti araştırmamızın ana çerçevesini oluşturmaktadır. Araştırma sürecimiz bu kaynakların tespitine ilişkin üç aşamalı bir yöntem izlemektedir: İlk adımda, Mecelle’deki maddelerin hangi kaynaklardan alıntılandığı tespit edilmiştir. İkinci adımda, bu kaynaklarda hangi Mecelle maddelerinin yer aldığı saptanmıştır. Üçüncü adımda, tespit edilen alıntılar kronolojik sıraya göre sıralanmıştır. Bu çalışma, kavâid-i külliyelerin gelişimini ve Mecelle’nin nasıl oluşturulduğunu anlamak için oldukça önemlidir. İbn Nüceym, Nâzırzâde, Hâdimî gibi İslâm hukukçularının ve fıkıh kitaplarının Mecelle üzerindeki etkisi ele alınmıştır. Bu araştırma, Mecelle’nin kaynakları ve kavâid edebiyatının kanun metnine dönüşümü konularında önemli bir katkı sunmayı amaçlamaktadır.
Anahtar Kelimeler: İslâm Hukuku, Kavâid-i külliye, Mecelle, İbn Nüceym, Nâzırzâde, Hâdimî.
ABSTRACT
The principles, the foundations of which were laid in the usūl and furū disciplines of Islamic law, completed their development with the qawāid literature and turned into an independent branch of science and formed the basic principles of abstract law. In the 19th century, with the effect of the legalization movement that started in the Ottoman state, it is possible to observe the influence of the universal principles in the laws enacted in various fields. Majalla (2-100) constitute the focus of our study. The determination of the sources of the universal principles in the context of the sources expressed in the mazbata of Majalla constitutes the framework of our research. Our research follows a three-step sequential method: In the first step, the sources from which the articles in the Majalla are cited are identified. In the second step, it is determined which Majalla articles are included in these sources. In the third step, the identified citations are listed in chronological order. This study contributes to the understanding of the development of universal principles and how the Majalla was created. It is important to understand how Islamic jurists and fiqh books such as Ibn Nujaym, Nāzirzāda, al-Khādimī, etc.
Keywords: Islamic Law, Universal Principles, Majalla, Ibn Nujaym, Nāzirzāda, Khādimī.
SUMMARY
Islamic law has developed rapidly since the time of the Prophet in parallel with the expansion of the Islamic world and the emergence of various new issues. In the process of the formation of different schools of fiqh, various works were written that contained the fiqh opinions and solutions of these schools. Through these works, the science of fiqh dealt with fiqh issues in a systematic manner under main and sub-headings. These works not only compiled the views of a sect, but also examined the jurisprudence of the mujtahids of the sect and later jurists. This stands out as an effort to understand the evidence on which fiqh rulings are based and their purpose. The fact that these works contain general principles of law and general principles applicable to the entire body of law emerged at a time when the schools of fiqh had completed their doctrinal maturation.
The universal principles emerged after the classical development of Islamic law and developed as Islamic fiqh completed its doctrinal and codification aspects. This was a period in which the schools of fiqh developed their basic teachings and practices, and the science of fiqh became more systematic and deeper. Universal principles have the function of expressing the solutions of different issues in different areas of Islamic law in a common explanation. They reflect the basic principles of jurisprudence accumulated over a long period of time and systematize the practices of different schools of jurisprudence. They also aim to explain rulings on various issues in different areas of fiqh. Therefore, the universal principles usually cover different issues and provide an overview from different perspectives. However, it should be noted that each different issue requires a unique situation and evidence. Therefore, when seeking a solution to a particular issue, it is necessary to rely on the specific evidence related to that issue rather than directly resorting to universal principles. Relying on universal principles risks destabilizing the stability and objectivity of the law. Therefore, principles cannot be used as a direct source of judgment when issuing fatwas (legal opinions) and kadās (court decisions).
In the 19th century Ottoman state, under the influence of the legalization movement, it is possible to observe the influence of universal principles in the laws enacted in various fields such as commercial, constitutional, civil and family law. As a matter of fact, the universal principles in articles 2-100 of the Majalla, which collects the basic principles of law, constitute an example of this. The present article deals with an important research area as it aims to identify the sources of the universal principles of the Majalla within the framework of the “the mazbata of asbâb al-mūciba of the Majalla”. Determining the sources of the Majalla, which has a great importance in terms of Islamic law and the science of the universal principles, will contribute to the studies in this field.
Our research process follows a three-step sequential method for identifying these sources: The first step identifies the sources from which the articles in the Majalla were quoted, in order to determine which legal texts influenced the Majalla. The second step determines which Majalla articles were included in these sources. In the third step, the identified quotations have been listed chronologically. Accordingly, some of the principles of the Majalla were taken directly from the sources. Since these principles taken from sources such as Ibn Nujaym, Nāzirzāda and Khādimī are included in the Majalla keeping the original wording, there is no need for textual comparison. Certain other Majalla principles are quoted either indirectly or with slight additions/reductions or change of place of words or expressions. Some of these principles are quoted with expressions similar to the sources. This reflects the Majalla’s effort to express the concepts from the sources in a unique language structure. Some of the principles of the Majalla were transferred with additions or deletions while taken from the sources. This reflects the Majalla’s aim to transfer the concepts from the sources while preserving its original style of expression and language structure. So the Majalla committee not only copied the sources but also adapted the text to its own context. Some principles were propelled or postponed in the Majalla due to differences in the order or arrangement in the sources.
This shows that the Majalla committee placed the concepts from the sources in accordance with the logic and organization of the Majalla. While quoting from the sources, the Majalla made changes in some words and expression. This is important for the comprehensibility and ease of use of the Majalla.
GİRİŞ
|
F |
ıkıh ilmi, Hz. Peygamber döneminden itibaren İslâm dünyasının genişlemesi ve çeşitli yeni meselelerin ortaya çıkmasına paralel olarak hızla gelişmiştir. Farklı fıkıh ekollerinin oluşumu sürecinde, bu ekollere ait fıkhî görüşleri ve çözüm önerilerini içeren eserler yazılmıştır. Fıkıh ilmi, bu eserler aracılığıyla fıkhî konuları ana ve alt başlıklar altında sistematik bir şekilde ele almış ve bu eserlerde sadece bir mezhebin görüşleri derlenmekle kalmamış, aynı zamanda mezhep müctehidlerinin ve sonraki fakihlerin ictihadları da incelemiştir. Bu, fıkhî hükümlerin dayandığı delilleri ve amaçlarını anlamaya yönelik bir çaba olarak öne çıkmaktadır. Bu eserlerin genel hukuk ilkelerini ve hukukun bütününde uygulanabilir genel kaideleri içermesi, fıkıh ekollerinin doktriner olarak olgunlaşmasını tamamladıkları dönemde ortaya çıkmıştır.
Kavâid ilmi, İslâm hukukunun klasik gelişiminin ardından ortaya çıkmış, fıkhın doktrin ve tedvin yönünü tamamlamasıyla birlikte gelişmiştir. Bu dönem, fıkıh ekollerinin temel öğretilerini ve uygulamalarını geliştirdikleri, fıkıh ilminin daha sistemli hale geldiği ve derinleştiği bir dönemdir.[1] Bu ilim, genel olarak Müslümanların günlük yaşamlarını düzenleyen hukukî kuralları ve düşünceleri içerir. Küllî kaideler, İslâm hukukunda farklı alanlardaki fer’î meselelere getirilen çözümleri ortak bir açıklamayla ifade etme işlevine sahiptir. Bu kaideler, uzun bir zaman diliminde oluşan fıkhî birikimin ana ilkelerini yansıtır ve farklı fıkıh ekollerinin uygulamalarını sistemleştirir.[2] Ayrıca bu kaideler, fıkıh ilminin farklı alanlarında çeşitli konularda verilen hükümleri açıklamayı amaçlar. Bu nedenle küllî kaideler, genellikle fer’î meseleleri kapsar, farklı açılardan genel bir bakış sunar.[3] Bununla birlikte her fer’î meselenin kendine has özel bir durumu ve delili bulunması gerekmektedir. Bu nedenle, fer’î bir meselede çözüm aranırken doğrudan küllî kaidelere başvurmak yerine o meseleye ilişkin özel delillere dayanılması gerekmektedir.[4]
Küllî kaidelere dayalı bir hüküm vermek, hukukta istikrarın bozulma riskini taşır. Bu nedenle kaideler, fetva (hukukî görüş) ve kazâ (mahkeme kararı) verirken doğrudan hükmün kaynağı olarak kullanılamazlar. Fetva ve kazâda verilecek hüküm, dolaylı olarak küllî kaide ve istisnalarından istifade edilse de nasların açık hükmü ve dinin temel ilkeleri ile uyumlu olmalıdır.[5] Netice itibariyla bu kaideler, İslâm hukukunun evrensel ve genel ilkelerini yansıtarak, fer’î meselelerin daha iyi anlaşılmasına hizmet eder ve İslâm toplumlarının hukukî düşünce yapısına önemli katkıda bulunurlar.
19. yüzyılda başlayan kanunlaştırma hareketinin etkisiyle Osmanlı devletinde ticaret, anayasa, medenî ve aile hukuku gibi çeşitli alanlarda yürürlüğe giren kanunlarda kavâid-i külliyenin etkisini gözlemlemek mümkündür. Nitekim hukukun temel prensiplerini cem eden Mecelle’nin 2-100. maddelerindeki küllî kaideler buna örnek teşkil etmektedir.
Bu makale Mecelle’nin küllî kaidelerinin kaynaklarının belirlenmesinde “Mecelle Esbâb-ı Mûcibe Mazbatası”nda “(…) buyurulur ki mukaddimenin ikinci makalesi İbni Nüceym ile anın mesleğine sâlik olan fukahânın cem‘ eyledikleri kavâid-i fıkhiyye olup (…)”[6] doğrudan yer alan İbn Nüceym (ö. 970/1563) ve “anın mesleğine sâlik olan fukahâ” ifadesi ile de dolaylı yer aldığını düşündüğümüz Nâzırzâde (ö. 1061/1654 sonrası) ve Hâdimî’yi (ö. 1176/1762) esas almaktadır. Her ne kadar mazbatada Nâzırzâde ve Hâdimî isimleri doğrudan yer almıyor ise de “anın mesleğine sâlik olan fukahânın cem’ eyledikleri kavâid-i fıkhiyye” ifadesi, bir taraftan İbn Nüceym sonrası kavâid alanında eser telif eden fakihlere işaret ederken diğer taraftan “fukaha” lafzı ile bu fakihlerin birden fazla olduğuna vurgu yapmaktadır. Bu bağlamda, “anın mesleğine sâlik olan fukahâ” ifadesinde yer alan İbn Nüceym’in yolundan giden fakihlerin kimler olduğunu belirlemek önemlidir. İbn Nüceym’den sonra gelen Hanefî fakihlerin, özellikle kavâid alanında nasıl çalışmalar yaptıkları ve hangi eserleri ürettikleri incelenmelidir. Hanefî mezhebinde İbn Nüceym’den sonra gelen fakihler genelde İbn Nüceym’in eserine şerh ve haşiyeler yazmayı tercih etmişlerdir.[7] Bununla birlikte Nâzırzâde’nin Tertîbü’l-leâlî[8] ile Hâdimî’nin Mecâmi’ü’l-hakâyık’ı[9] kavâid alanında telif edilen eserler olup alana katkıda bulunmuşlardır. Özellikle Hâdimî’nin eseri İslâm coğrafyasında hukukçuların başvurduğu bir kaynak haline gelmiş ve üzerine birçok şerh ve tercüme yapılmıştır. Ancak Nâzırzâde’nin eseri son çeyrek asra kadar kütüphanelerde yazma halinde bulunmasından dolayı daha az ilgi görmüştür.
Tespitlerimize göre İbn Nüceym sonrası kavâid alanında eser kaleme alan Hanefî fakihleri Nâzırzâde ve Hâdimî’dir. Bu sebeple mazbatada açıkça yer alan İbn Nüceym, küllî kaidelerin tespitinde kaynak olarak başlangıç noktasını oluşturacaktır. Sonrasında ise bu yolu devam ettiren Nâzırzâde ve Hâdimî gelecektir. Küllî kâidelerin kaynakları kitap, sünnet ve ilk dönemde yazılan fıkhî eserler olmasına rağmen Mecelle’nin küllî kaidelerini bu kaynaklardan tespiti meselesi, bu çalışmanın dışında olup müstakil olarak daha detaylı bir çalışmayı gerektirmektedir.
Yine, “(…) el-Hâsıl bu Mecelle’de mezheb-i Hanefî’nin haricine çıkılmayıp mevâd-ı mündericesinin ekseri el-hâleti hâzihi fetvâhanede muteber ve mâmulun bih olduğu cihetle bunlar hakkında bahse lüzum görülmez. (…)” şeklinde mazbatada yer alan diğer bir ifadede, Mecelle’nin küllî kaidelerinin oluşturulmasında Hanefî mezhebi sınırları içinde kalındığı belirtilmekte, diğer fıkıh mezheplerin görüşlerine yer verilmediği ifade edilmektedir. Ayrıca, fetvahanede yer alan fıkıh (fürû, usul) ve fetva kitaplarının Mecelle’nin kaynakları arasında sayıldığı bilgisi, Mecelle’nin oluşturulmasında kullanılan kaynakların çeşitliliğine ve bu kaynakların fetva ve hukukî görüşlerin de derinlemesine incelendiğine dayandığını göstermektedir.
Mecelle, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üzerine pek çok şerh, tercüme, manzume gibi çalışmaların yapıldığı, Osmanlı hukuk geleneğinin önemli bir parçasıdır. Bu çalışmaların temel amacı, Mecelle’nin anlaşılması, yorumlanması ve derinlemesine incelenmesidir. Bu bağlamda, Mecelle’nin maddelerinin açıklanması ve kaynaklarının tespiti üzerine bir dizi çalışma gerçekleştirilmiştir.[10] Mecelle’nin yorumlanması ve kaynaklarının belirlenmesi amacıyla yapılan çalışmaların birçoğu, Mecelle’nin tamamını (1-1851 md.) kapsamakta iken bazıları sadece küllî kaidelerinin açıklamasına odaklanmıştır (2-100 md.). Bu çalışmaların hepsi Mecelle’nin anlaşılmasına katkı sağlamış ve hukukî bir metin olarak değerini artırmıştır. Taknîn ürünü eserlerin kaynaklarının tespiti ile ilgili çalışmalarda “Mir’ât” adı verilen yazımlara sıkça rastlanmaktadır. Mirât-ı Mecelle[11], Mecelle maddelerinin kaynaklarının tespitinin yanı sıra açıklamaları da içerdiğinden, bu yönüyle bir açıdan şerh kategorisinde değerlendirilebilir. Bu yazımlarda kitap, sünnet, icma, fıkıh, kavâid ve fetva kitapları kaynak olarak kullanıldığından, Mecelle’nin maddelerinin kaynakları daha genel bir çerçevede tespit edilmeye çalışılmaktadır. Son dönemde yapılan akademik çalışmalarda ise Kur’an ve hadis bağlamında küllî kaidelerin kaynaklarının tespiti öne çıkmaktadır. Ancak, Kur’an ve hadislerden birebir alıntı yapmanın zorlukları nedeniyle, bu çalışmalarda kaidelerin anlam çerçevesi bağlamında kaynakları tespit edilmektedir.[12]
Bu makale bir yandan Mecelle mazbatasında belirtilen kaynaklar bağlamında kronolojik ve analitik tespitler yaparken diğer yandan Mecelle heyetinin küllî kaideleri belirlerken hangi eserleri kaynak olarak kullandıklarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bununla birlikte tespit edilen eserlerden hangi usule göre kaideleri tercih ettiklerini de analiz etmektedir. Yine, Mecelle’nin küllî kaidelerinin kaynaklarının belirlenmesine katkı sağlayacak ve bu alandaki çalışmalara yeni bir perspektif sunacaktır. Ayrıca, Mecelle’nin küllî kaidelerinin kökenlerini anlamak, bu hukukî metni daha iyi anlamamıza ve yorumlamamıza yardımcı olacaktır.
Araştırma sürecimiz, bu kaynakların tespitine ilişkin üç aşamalı sıralı bir yöntem izleyecektir: İlk adımda, mazbataya göre Mecelle’nin küllî kaidelerinin hangi hukuk metinlerinden etkilendiğini belirlemek amacıyla “kaynak tespiti” yapılacaktır. İkinci adımda, tespiti gerçekleştirilen bu kaynaklarda hangi Mecelle maddelerinin “yer aldığı” saptanacaktır. Üçüncü adımda, eserlerde yer aldığı tespit edilen bu kaideler “kronolojik” olarak sıralanacaktır. Bunlarla birlikte her bir aşama, ayrıca kendi içerisinde bir metot ile ilerleyecek ve böylece Mecelle maddelerinin kaynaklarının tespiti analitik bir yöntem ile tamamlanacaktır. Bu aşamalarda takip edilen yöntemleri şöyle ifade edebiliriz:
Birinci aşamada, Mecelle mazbatasında ifade edildiği üzere, kavâid edebiyatı alanında eser telif eden İbn Nüceym (el-Eşbâh ve’n-nezâir) ilk sırada ele alınacak, sonrasında “onun yolundan giden fakihler” olarak Nâzırzâde (Tertîbü’l-leâlî) ve Hâdimî (Mecâmi’) incelenecektir. Bu kaynaklarda tespiti yapılamayan kaideler olduğunda fetvahanede muteber olan Hanefî fıkıh ve fetva kitaplarına müracaat edilecektir.
İkinci aşamada, birinci aşamada yer alan eserlerde Mecelle maddelerinin yer alma biçimleri tasnif edilecektir. Bu aşamada Mecelle maddelerinin kaynaklarda yer alması doğrudan ve dolaylı olarak ele alınacaktır. Doğrudan yer alma ile Mecelle maddelerinin kaynağında birebir, yani aynı lafızlarla yer almış olması kastedilmektedir. Dolaylı yer alma ile bazı kelimelerin a) benzer lafızlarla ifade edilmesi, b) bir veya birkaç kelimenin ilave edilmesi veya eksiltilmesi, c) kelimelerin yerlerinin değiştirilmesi, yani takdim tehir edilmesi kastedilmektedir. Yine burada doğrudan ve dolaylı yer alma başlık ve alt başlıklarında birinci aşamadaki eser sıralamasına göre Mecelle maddeleri tasnif edilecektir. Dolaylı yer alma başlıkları altında Mecelle maddeleri ile kaynaklardaki kaideler bir tablo içerisinde birlikte zikredilecek ve farklılıklara işaret edilecektir. Doğrudan yer alma başlığında ise Mecelle maddesi ile kaide aynı lafızlarla zikredildiğinden sadece madde rakamları ile iktifa edilecektir.
Üçüncü aşamada, Mecelle maddeleri başlık ve alt başlıklar altında kronolojik sıraya göre (İbn Nüceym → Nâzırzâde → Hâdimî → Fıkıh ve Fetva kitapları) bir filtrelemeye tabi tutulacak, mükerrer olan maddeler diğer eserlerden çıkarılacaktır. Bunun için takip edilecek adımlar şunlardır: 1) İbn Nüceym’in eserinde doğrudan yer alan maddelerin yazılması. 2) Nâzırzâde’nin eserinde doğrudan yer alan maddelerin yazılması. 3) Nâzırzâde ve İbn Nüceym’de doğrudan yer alan maddelerin Nâzırzâde’nin maddelerinden çıkarılması. 4) Hâdimî’nin eserinde doğrudan yer alan maddeler. 5) Hâdimî ve İbn Nüceym’de doğrudan yer alan maddelerin Hâdimî’nin maddelerinden çıkarılması. 6) Hâdimî ve Nâzırzâde’de doğrudan yer alan maddelerin Hâdimî’nin maddelerinden çıkarılması. 7) Bu eserlerde yer almayan maddelerin fıkıh ve fetva kitaplarına müracaat edilerek kaynaklarının doğrudan tespit edilmesi. 8) Aynı işlemlerin sırasıyla dolaylı yer alma başlığı ile alt başlıklarında da devam ettirilerek Mecelle maddelerinin alıntılandığı kaynakların tespitinin tamamlanması.
1. Mecelle Maddelerinin Kaynaklarının Kullanılması (Birinci Aşama)
Mecelle maddeleri ile İbn Nüceym’in el-Eşbâh’ındaki kaidelerin karşılaştırması yapılırken el-Eşbâh’ın birinci bölümünde yer alan müstakil kaideler ile sınırlı kalınmamış, diğer bölümlerle birlikte kaidelerin açıklamaları da bu çalışma alanına dahil edilmiştir. Bu sebeple her ne kadar el-Eşbâh’ta 25 kaide fürû fıkıh açısından ele alınıp incelenmiş ise de bu kaidelerin açıklamalarında alt kaide olarak pek çok kaideye daha yer verilmiştir. Yine Nâzırzâde’nin Tertîbü’l-leâlî’de şerhini yaptığı 260 kaide ile birlikte, açıklamalarında yer verdiği alt kaidelerde de Mecelle maddelerinin karşılaştırmasına yer verilmektedir. Hâdimî’nin Mecâmi’inde yer verdiği 154 kaide ile birlikte usul konularının açıklamalarında yer verdiği alt kaideler de bu kapsamda ele alınmaktadır. Bu kaynaklarda tespit edilemeyen diğer kaideler ise Hanefî fıkıh ve fetva kitaplarından araştırılarak tespite çalışılmıştır.
2. Mecelle Maddelerinin Kaynaklarda Yer Alması (İkinci Aşama)
2.1. Mecelle Maddelerinin Kaynaklarda Doğrudan Yer Alması
Tablo 1’e göre, Mecelle’nin 99 kaidesi İbn Nüceym’in el-Eşbâh’ı ile karşılaştırıldığında 37 kaide doğrudan (aynı lafızlarla) İbn Nüceym’in kaideleriyle örtüşmektedir. Benzer şekilde, Mecelle Nâzırzâde’nin eseri ile karşılaştırıldığında 39 kaide doğrudan Nâzırzâde’nin eserinde yer almaktadır. Hâdimî’nin eseri ile karşılaştırıldığında ise 48 kaide doğrudan Hâdimî’nin eserinde bulunmaktadır. Ayrıca, fıkıh ve fetva kitaplarından 3 kaidenin Mecelle’nin kaideleriyle doğrudan örtüştüğü görülmektedir.
|
Tablo 1: Mecelle Maddelerinin Kaynaklarda Doğrudan Yer Alması |
|||
|
İbn Nüceym (37 madde) |
Nâzırzâde (39 madde) |
Hâdimî (48 madde) |
Fıkıh ve Fetva Kitapları (3 madde) |
|
2, 4, 5, 8, 11, 12, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 25, 28, 30, 34, 35, 36, 40, 41, 47, 48, 51, 52, 54, 56, 59, 60, 63, 66, 69, 72, 85, 90, 92, 99, 100. |
4, 5, 6, 8, 11, 14, 15, 16, 20, 21, 25, 28, 30, 33, 34, 36, 38, 40, 46, 48, 49, 51, 52, 56, 60, 63, 65, 66, 72, 75, 83, 85, 86, 90, 91, 92, 95, 98, 100. |
2. 5, 6, 8, 11, 13, 14, 20, 21, 23, 24, 30, 33, 34, 36, 37, 38, 39, 40, 42, 43, 48, 49, 51, 52, 53, 56, 60, 63, 64, 68, 72, 73, 75, 79, 81, 82, 83, 86, 87, 90, 91, 92, 94, 95, 96, 97, 98. |
|
2.2. Mecelle Maddelerinin Kaynaklarda Dolaylı Yer Alması
2.2.1. Mecelle Maddelerinin Kaynaklarda “Benzer Lafızlarla” Dolaylı Yer Alması
Mecelle’nin küllî kaideleri İbn Nüceym’in kaideleri ile karşılaştırıldığında 5 kaide, Nâzırzâde’nin kaideleriyle karşılaştırıldığında 7 kaide, Hâdimî’nin kaideleriyle karşılaştırıldığında ise 6 kaidenin örtüştüğü görülmektedir. Ayrıca, fıkıh ve fetva kitaplarından 1 kaidenin Mecelle’nin kaideleriyle benzer olduğu anlaşılmaktadır. Bu tespitler, hangi kaidelerin Mecelle’nin yazımı sırasında yeni bir şekilde ifade edildiğini anlamamıza yardımcı olmaktadır.
|
Tablo 2: Mecelle Maddelerinin Kaynaklarda “Benzer Lafızlarla” Dolaylı Yer Alması |
|||
|
İbn Nüceym |
Nâzırzâde |
Hâdimî |
Fıkıh ve Fetva Kitapları |
|
(5 md.) |
(7 md.) |
(6 md.) |
(1 md.) |
|
16, 29, 43, 55, 81. |
2, 3, 31, 53, 55, 59, 81. |
15, 16, 25, 28, 31, 59. |
74 |
Tablo 2, kaynaklardan alıntı yapılırken bazı kelimelerin ve ifadelerin farklı şekilde yazıldığını ortaya koymaktadır. Bu tespit, alıntı yapılırken dilin farklı özelliklerini veya ifade biçimlerini kullanma eğilimini göstermektedir. Bu durum, Mecelle’nin yazımında bazı kelime tercihlerinin veya dilin farklı dilbilgisi yapılarına uygun şekilde bazı uyarlamaların yapılması ve böylece kaynaklardan gelen ifadelerin Mecelle’nin dil yapısına veya ifade tarzına uyarlanması şeklinde izah edilebilir. Tablo 3, Mecelle’nin farklı kaynaklardan gelen fıkhî kavramları kendi dil yapısı içinde nasıl ifade ettiğini anlamamıza yardımcı olmaktadır.
|
Tablo 3: Mecelle Maddelerinin Kaynaklarda “Benzer Lafızlarla” Dolaylı Yer Alması -Karşılaştırmalı- |
|||||
|
Md |
Mecelle |
İbn Nüceym (4 md.) |
Nâzırzâde (7 md.) |
Hâdimî (6 md.) |
|
|
2 |
الْأُمُورُ بِمَقَاصِدِهَا |
|
الأيمان بمقاصدها |
|
|
|
3 |
الْعِبْرَةُ فِي الْعُقُودِ لِلْمَقَاصِدِ وَالْمَعَانِي لَا لِلْأَلْفَاظِ وَالْمَبَانِي |
|
الاعتبار للمقاصد والمعاني لا الألفاظ والمباني |
|
|
|
15 |
مَا ثَبَتَ عَلَى خِلَافِ الْقِيَاسِ فَغَيْرُهُ لَا يُقَاسُ عَلَيْهِ |
|
|
ما ثبت على غير القياس فغيره لايقاس عليه |
|
|
16 |
الِاجْتِهَادُ لَا يُنْقَضُ بِمِثْلِهِ |
|
|
الاجتهاد لا ينقض بالاجتهاد |
|
|
25 |
الضَّرَرُ لَا يُزَالُ بِمِثْلِهِ |
|
|
الضرر لا يزال بالضرر |
|
|
28 |
إذَا تَعَارَضَ مَفْسَدَتَانِ رُوعِي أعْظَمُهُمَا ضَرَرًا بِارْتِكَابِ أَخَفِّهِمَا |
|
|
إذا تعارض مفسدتان روعي أقلهما ضررا بارتكاب أخفهما |
|
|
29 |
يُخْتَارُ أَهْوَنُ الشَّرَّيْنِ |
يختار أهونهما |
|
|
|
|
31 |
الضَّرَرُ يُدْفَعُ بِقَدْرِ الْإِمْكَانِ |
|
الضرر مدفوع بقدر الإمكان |
الضرر مدفوع بقدر الإمكان |
|
|
43 |
الْمَعْرُوفُ عُرْفًا كَالْمَشْرُوطِ شَرْطًا |
المعروف عرفا كالمشروط شرعا |
|
|
|
|
53 |
إذَا بَطَلَ الْأَصْلُ يُصَارُ إلَى الْبَدَلِ |
|
إذا تعذر الأصل يصار إلى البدل |
|
|
|
55 |
يُغْتَفَرُ فِي الْبَقَاءِ مَا لَا يُغْتَفَرُ فِي الِابْتِدَاءِ |
يغتفر في الدوام ما لا يغتفر في الابتداء |
يغتفر في الدوام ما لا يغتفر في الابتداء |
|
|
|
59 |
الْوِلَايَةُ الْخَاصَّةُ أَقْوَى مِنْ الْوِلَايَةِ الْعَامَّةِ |
|
الولاية الخاصة أولى من الولاية العامة |
الولاية الخاصة أولى من الولاية العامة |
|
|
81 |
قَدْ يَثْبُتُ الْفَرْعُ مَعَ عَدَمِ ثُبُوتِ الْأَصْلِ |
قد يثبت الفرع وإن لم يثبت الأصل |
قد يثبت الفرع وإن لم يثبت الأصل |
|
|
|
|
لَا عِبْرَةَ لِلتَّوَهُّمِ |
Fıkıh ve Fetva Kitapları (1 md.) |
|||
|
74 |
لا اعتبار بما يتوهم |
el-Mebsût[16] |
|||
|
|
والنادر: لا حكم له ولا اعتبار لتوهم |
Keşfü’l-esrâr[17] |
|||
2.2.2. Mecelle Maddelerinin Kaynaklarda “İlave/Eksiltme” Yoluyla Dolaylı Yer Alması:
Mecelle’nin kaideleri İbn Nüceym’in kaideleri ile karşılaştırıldığında 16 kaide, Nâzırzâde’nin eseri ile karşılaştırıldığında 13 kaide, Hâdimî’nin eseri ile karşılaştırıldığında ise 11 kaidenin ilave ya da eksiltme yapılarak alıntılandığı Tablo 4’te görülmektedir. Ayrıca, fıkıh ve fetva kitaplarından 3 kaidenin Mecelle’nin kaideleriyle ilave ya da eksiltme yapılarak örtüştüğü anlaşılmaktadır.
|
Tablo 4: Mecelle Maddelerinin Kaynaklarda “İlave/Eksiltme” Yoluyla Doğrudan Yer Alması |
|||
|
İbn Nüceym (16 md.) |
Nâzırzâde (13 md.) |
Hâdimî (11 md.) |
Fıkıh ve Fetva Kitapları (3 md.) |
|
9, 22, 26, 27, 32, 42, 46, 58, 61, 62, 67, 70, 71, 78, 89, 93. |
10, 19, 22, 26, 27, 32, 58, 62, 69, 70, 77, 89, 93. |
3, 4, 10, 22, 27, 58, 61, 65, 77, 89, 93.
|
7, 44, 80.
|
Tablo 5’teki veriler, Mecelle’nin küllî kaidelerinin kaynaklardan alıntı yapılırken bazı kelime ve ifade değişikliklerine uğradığını ve bu değişikliklerin dil ve belagat açısından kaynakların özgün ifadelerinden farklı olduğunu göstermektedir. Bu değişiklikler, Mecelle’nin özgün dil yapısı ve ifade tarzıyla uyumlu olacak şekilde bir müdahalenin gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, Mecelle’nin kaynaklardan gelen ifadeleri, kendi dil yapısı içinde nasıl daha iyi ifade edebileceğine dair bir çaba olduğuna bir işarettir. Aynı zamanda bu değişiklikler, Mecelle’nin anlaşılabilirliği ve kullanım kolaylığı açısından önemlidir.
|
Tablo 5: Mecelle Maddelerinin Kaynaklarda “İlave/Eksiltme” Yoluyla Doğrudan Yer Alması -Karşılaştırmalı- |
|||||||
|
Md |
Mecelle |
İbn Nüceym (16 md.) |
Nâzırzâde (13 md.) |
Hâdimî (11 md.) |
|||
|
3 |
الْعِبْرَةُ فِي الْعُقُودِ لِلْمَقَاصِدِ وَالْمَعَانِي لَا لِلْأَلْفَاظِ وَالْمَبَانِي |
|
|
الاعتبار بالمقاصد لا بلألفاظ |
|||
|
4 |
الْيَقِينُ لَا يَزُولُ بِالشَّكِّ |
|
إذا ثبت أصلى -في الحل أو الحرمة أو الطهارة أو النجاسة- فلا يزال إلا باليقين |
||||
|
9 |
الْأَصْلُ فِي الصِّفَاتِ الْعَارِضَةِ الْعَدَمُ |
ليس الأصل العدم مطلقًا وإنما هو في الصفات العارضة |
|
|
|||
|
10 |
مَا ثَبَتَ بِزَمَانٍ يُحْكَمُ بِبَقَائِهِ مَا لَمْ يُوجَدْ دَلِيْلٌ عَلَى خِلَافِهِ |
|
ما ثبت في زمان يحكم ببقائه ما لم يوجد المزيل |
ماثبت بزمان يحكم ببقائه |
|||
|
19 |
لَا ضَرَرَ وَلَا ضِرَارَ |
|
لا ضرر ولا ضرار في الدين |
|
|||
|
22 |
الضَّرُورَاتُ تُقَدَّرُ بِقَدْرِهَا |
ما أبيح للضرورة يقدر بقدرها |
ما أبيح للضرورة يقدر بقدرها |
ما أبيح للضرورة يتقدر بقدرها |
|||
|
26 |
يُتَحَمَّلُ الضَّرَرُ الْخَاصُّ لِدَفْعِ ضَرَرٍ عَامٍّ |
يتحمل الضرر الخاص لأجل دفع ضرر العام |
|
|
|||
|
26 |
يُتَحَمَّلُ الضَّرَرُ الْخَاصُّ لِدَفْعِ ضَرَرٍ عَامٍّ |
|
يتحمل الضرر الخاص لأجل دفع ضرر العام |
|
|||
|
27 |
الضَّرَرُ الْأَشَدُّ يُزَالُ بِالضَّرَرِ الْأَخَفِّ |
لو كان أحدهما أعظم ضررًا فإن الأشد يزال بالأخف |
لو كان أحدهما أعظم ضررًا فإن الأشد يزال بالأخف |
الضرر الأشد يزال بالأخف |
|||
|
32 |
الْحَاجَةُ تُنَزَّلُ مَنْزِلَةَ الضَّرُورَةِ عَامَّةً أَوْ خَاصَّةً |
الحاجة تنزل منزلة الضرورة عامة كانت أو خاصة |
الحاجة تنزل منزلة الضرورة عامة كانت أو خاصة |
|
|||
|
42 |
الْعِبْرَةُ لِلْغَالِبِ الشَّائِعِ لَا لِلنَّادِرِ |
العبرة للغالب |
|
|
|||
|
46 |
إذَا تَعَارَضَ الْمَانِعُ وَالْمُقْتَضِي يُقَدَّمُ الْمَانِعُ |
إذا تعارض المانع والمقتضي فإنه يقدم المانع |
|
|
|||
|
58 |
التَّصَرُّفُ عَلَى الرَّغْبَةِ مَنُوطٌ بِالْمَصْلَحَةِ |
تصرف الإمام على الرعية منوط بالمصلحة |
تصرف الإمام على الرعية منوط بالمصلحة |
تصرف الامام علي الرعية منوط بمصلحة |
|||
|
61 |
إذَا تَعَذَّرَتِ الْحَقِيقَةُ يُصَارَ إلَى الْمَجَازِ |
أن الحقيقة إذا كانت متعذّرة فإنه يصار إلى المجاز |
|
لا يصار إلى المجاز إلا عند تعذر الحقيقة |
|||
|
62 |
إذَا تَعَذَّرَ إعْمَالُ الْكَلَامِ يُهْمَلُ |
وإن تعذّرت الحقيقة والمجاز أو كان اللفظ مشتركًا بلا مرجّح أهمل |
وإن تعذّرت الحقيقة والمجاز أو كان اللفظ مشتركًا بلا مرجّح أهمل |
|
|||
|
65 |
الْوَصْفُ فِي الْحَاضِرِ لَغْوٌ وَفِي الْغَائِبِ مُعْتَبَرٌ |
|
|
الوصف في الحاضر لغو |
|||
|
67 |
لَا يُنْسَبُ إلَى سَاكِتٍ قَوْلٌ لَكِنَّ السُّكُوتَ فِي مَعْرِضِ الْحَاجَةِ بَيَانٌ |
لا ينسب إلى ساكت قول |
|
|
|||
|
69 |
الْكِتَابُ كَالْخِطَابِ |
|
الكتاب من الغالب كالخطاب من الحاضر |
|
|||
|
70 |
الْإِشَارَاتُ الْمَعْهُودَةُ لِلْأَخْرَسِ كَالْبَيَانِ بِاللِّسَانِ |
ولا بدّ في إشارة الأخرس من أن تكون معهودة وإلا لم تعتبر |
ولا بدّ في إشارة الأخرس من أن تكون معهودة وإلا لم تعتبر |
|
|||
|
71 |
يُقْبَلُ قَوْلُ الْمُتَرْجِمِ مُطْلَقًا |
يقبل قول المترجم في الحدود كغيرها |
|
|
|||
|
77 |
الْبَيِّنَةُ لِإِثْبَاتِ خِلَافِ الظَّاهِرِ وَالْيَمِينُ لِبَقَاءِ الْأَصْلِ |
|
البينات شُرعت لإثبات خلاف الظاهر واليمين لإبقاء الأصل |
البينات شُرعت لإثبات خلاف الظاهر واليمين لإبقاء الأصل |
|||
|
78 |
الْبَيِّنَةُ حُجَّةٌ مُتَعَدِّيَةٌ وَالْإِقْرَارُ حُجَّةٌ قَاصِرَةٌ |
الإقرار حجة قاصرة |
|
|
|||
|
89 |
يُضَافُ الْفِعْلُ إلَى الْفَاعِلِ لَا الْآمِرِ مَا لَمْ يَكُنْ مُجْبَرًا |
الآمر لا يضمن بالأمر |
الآمر لا يضمن بالأمر |
إذا اجتمع المباشر والمتسبب أضيف الحكم إلى المباشر |
|||
|
93 |
الْمُتَسَبِّبُ لَا يَضْمَنُ إلَّا بِالتَّعَمُّدِ |
والمتسبّب لا إلا إذا كان متعمّدًا |
والمتسبّب لا إلا إذا كان متعمّدًا |
والمتسبب لا إلا بالتعمد |
|||
|
Md |
Mecelle |
Fıkıh ve Fetva Kitapları (3 md.) |
|||||
|
7 |
الضَّرَرُ لَا يَكُونُ قَدِيمًا |
(سئل): (...) ولا فرق بين القديم والحادث حيث كان الضرر بينا؟ (الجواب) : نعم، يمنع من ذلك، ولا فرق بين القديم والحادث حيث كان الضرر بينا |
el-Ukûdu’d-dürriyye fî tenkîhi’l-Fetâvâ’l-Hâmidiyye[18] |
||||
|
44 |
الْمَعْرُوفُ بَيْنَ التُّجَّارِ كَالْمَشْرُوطِ بَيْنَهُمْ |
حتى لو كان معروفاً فيما بين التجار بحيث لا يزاد عليه جاز أيضاً لأن المعروف كالمشروط. |
el-Muhîtü’l-Burhânî[19] |
||||
|
80 |
لَا حُجَّةَ مَعَ التَّنَاقُضِ لَكِنْ لَا يُخْتَلُ مَعَهُ حُكْمُ الْحَاكِمِ |
لأن الحق إنما يثبت بالقضاء والقاضي لا يقضي بكلام متناقض ولا ضمان عليهما (...) "فإن حكم بشهادتهم ثم رجعوا لم يفسخ الحكم"؛ لأن آخر كلامهم يناقض أوله، فلا ينقض الحكم بالتناقض |
el-Hidâye[20] |
||||
2.2.3. Mecelle Maddelerinin Kaynaklarda “Takdim/Tehir” Yoluyla Dolaylı Yer Alması
Mecelle’nin küllî kaideleri İbn Nüceym’in el-Eşbâh ve’n-nezâir’deki kaideleri ile karşılaştırıldığında 2 kaidenin, Nâzırzâde’nin eseri ile karşılaştırıldığında 3 kaidenin, Hâdimî’nin eseri ile karşılaştırıldığında ise 4 kaidenin takdim/tehir yoluyla örtüşecek şekilde söz konusu eserlerde bulunduğu Tablo 6’da görülmektedir.
|
Tablo 6: Mecelle Maddelerinin Kaynaklarda “Takdim/Tehir” Yoluyla Doğrudan Yer Alması |
|||
|
İbn Nüceym (2 md.) |
Nâzırzâde (3 md.) |
Hâdimî (4 md.) |
Fıkıh ve Fetva Kitapları (-) |
|
50, 86. |
9, 50, 57. |
9, 26, 50, 57. |
- |
Tablo 7’de görüldüğü üzere, takdim/tehir yöntemi, asıl cümlenin veya ifadenin sırasının değiştirilmesi veya bir cümlenin farklı bir yapıya dönüştürülmesiyle gerçekleştirilmektedir.
|
Tablo 7: Mecelle Maddelerinin Kaynaklarda “Takdim/Tehir” Yoluyla Doğrudan Yer Alması -Karşılaştırmalı- |
||||
|
Md |
Mecelle |
İbn Nüceym (2 md.) |
Nâzırzâde (3 md.) |
Hâdimî (4 md.) |
|
9 |
الْأَصْلُ فِي الصِّفَاتِ الْعَارِضَةِ الْعَدَمُ |
|
الأصل العدم في الصفات العارضة |
الأصل العدم في الصفات العارضة |
|
26 |
يُتَحَمَّلُ الضَّرَرُ الْخَاصُّ لِدَفْعِ ضَرَرٍ عَامٍّ |
|
|
الضرر الخاص يتحمل لدفع ضرر عام |
|
50 |
إذَا سَقَطَ الْأَصْلُ سَقَطَ الْفَرْعُ |
يسقط الفرع إذا سقط الأصل |
يسقط الفرع إذا سقط الأصل |
يسقط الفرع بسقوط الأصل |
|
57 |
لَا يَتِمُّ التَّبَرُّعُ إلَّا بِقَبْضٍ |
|
التبرع لا يتم إلا بالقبض |
التبرع لا يتم إلا بقبض |
|
86 |
الْأَجْرُ وَالضَّمَانُ لَا يَجْتَمِعَانِ |
الضمان والأجر لا يجتمعان |
|
|
3. Mecelle Maddelerinin Kaynaklardan Alıntılanması (Üçüncü aşama):
Bu aşama, Mecelle’nin her bir maddesinin ilk kaynağının tespiti açısından oldukça önemlidir. İkinci aşamada, İbn Nüceym, Nâzırzâde ve Hâdimî kaynaklarından alıntılanan Mecelle maddelerinin mükerrer olanları tespit edilmiştir. Bu mükerrerler, a) Üç eserde birlikte bulunanlar, b) İkisinde (ikili kombinasyonlu) ortak bulunanlar c) Herbirinde tek bulunanlar şeklinde veriler elimizde bulunmaktadır. Bu veriler, Mecelle’nin hangi maddelerinin hangi kaynaklardan alındığını daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır. Özellikle aynı lafızlarla üç farklı kaynaktan alıntılanan maddeler, Mecelle’nin hangi kaynaklardan derlendiği konusunda önemli bir gösterge sunmaktadır. Sonraki adımda ise üç eserde bulunmayan Mecelle maddelerinin tespiti için fıkıh ve fetva kitaplarına başvurulacaktır. Bu, Mecelle’nin oluşturulmasında kullanılan kaynakların daha da genişletilmesini sağlayacaktır. Bunun için küme yöntemi kullanılarak üç eserin birleşim, kesişim ve fark durumları aşağıdaki Şekil 1’de görüldüğü üzere açıklanacaktır.
3.1. Mecelle Maddelerinin Kaynaklardan Doğrudan Alıntılanması
Şekil 1 ve Tablo 8’de, kronik-filtre uygulanmadan önce, Mecelle’nin 18 maddesinin üç eserde ortak olarak yer aldığı görülmektedir(x). Sadece İbn Nüceym ile Nâzırzâde’de bulunup Hâdimî’de yer almayan Mecelle maddesi 6’dır(y). Sadece İbn Nüceym ile Hâdimî’de bulunup Nâzırzâde’de yer almayan Mecelle maddesi 2’dir(z). Sadece Nâzırzâde ile Hâdimî’de bulunup İbn Nüceym’de yer almayan Mecelle maddesi 11’dir(t). Sadece İbn Nüceym’de bulunup diğerlerinde bulunmayan Mecelle maddesi 11’dir(a). Sadece Nâzırzâde’de bulunup diğerlerinde bulunmayan Mecelle maddesi 4’tür(b). Sadece Hâdimî’de bulunup diğerlerinde bulunmayan Mecelle maddesi ise 17’dir(c).
|
|
|
|
Tablo 8: Kronik Filtreleme Öncesi |
|
Tablo 9: Kronik Filtreleme Sonrası |
||
|
İbn Nüceym = |
x+y+z+a = 18 + 6 + 2 + 11 = 37 |
|
İbn Nüceym = |
x+y+z+a = 18 + 6 + 2 + 11 = 37 |
|
Nâzırzâde = |
x+y+t+b = 18 + 6 + 11 + 4 = 39 |
|
Nâzırzâde = |
|
|
Hâdimî = |
x+z+t+c = 18 + 2 + 11 + 17 = 48 |
|
Hâdimî = |
|
|
Toplam = |
124 kaide |
|
Toplam = |
69 kaide |
Tablo 9’da kronik-filtre uygulandıktan sonra, Mecelle maddelerinin İbn Nüceym’in kaideleri ile karşılaştırıldığında 37 kaidenin doğrudan İbn Nüceym’in kaideleriyle örtüştüğü görülmektedir. Benzer şekilde, Nâzırzâde’nin eseri ile karşılaştırıldığında 15 kaidenin doğrudan Nâzırzâde’nin eserinden alıntılandığı görülmektedir. Hâdimî’nin eseri ile karşılaştırıldığında ise 17 kaidenin doğrudan Hâdimî’nin eserinden alıntılandığı görülmektedir. Ayrıca, fıkıh ve fetva kitaplarından 3 kaidenin alıntılanarak Mecelle’de yer aldığı Tablo 10’da görülmektedir.
|
Tablo 10: Mecelle Maddelerinin Kaynaklardan Doğrudan Alıntılanması (Aynı lafızlarla) |
||
|
Kronik-Filtre Uygulanmadan Önceki Durum |
||
|
1) İbn Nüceym (37 md.) |
2) Nâzırzâde (39 md.) |
3) Hâdimî (48 md.) |
|
2, 4, 5, 8, 11, 12, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 25, 28, 30, 34, 35, 36, 40, 41, 47, 48, 51, 52, 54, 56, 59, 60, 63, 66, 69, 72, 85, 90, 92, 99, 100. |
4, 5, 6, 8, 11, 14, 15, 16, 20, 21, 25, 28, 30, 33, 34, 36, 38, 40, 46, 48, 49, 51, 52, 56, 60, 63, 65, 66, 72, 75, 83, 85, 86, 90, 91, 92, 95, 98, 100. |
2. 5, 6, 8, 11, 13, 14, 20, 21, 23, 24, 30, 33, 34, 36, 37, 38, 39, 40, 42, 43, 48, 49, 51, 52, 53, 56, 60, 63, 64, 68, 72, 73, 75, 79, 81, 82, 83, 86, 87, 90, 91, 92, 94, 95, 96, 97, 98. |
|
Kronik-Filtre Uygulandıktan Sonraki Durum |
||
|
1a) İbn Nüceym (37 md.) |
2a) Nâzırzâde (15 md.) |
3a) Hâdimî (17 md.) |
|
2, 4, 5, 8, 11, 12, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 25, 28, 30, 34, 35, 36, 40, 41, 47, 48, 51, 52, 54, 56, 59, 60, 63, 66, 69, 72, 85, 90, 92, 99, 100. |
6, 14, 15, 16, 33, 38, 46, 49, 65, 75, 83, 86, 91, 95, 98. |
13, 24, 37, 39, 42, 43, 53, 64, 68, 73, 79, 81, 82, 87, 94, 96, 97. |
|
4) Fıkıh ve Fetva kitapları (3 md): 45, 76, 84. |
||
|
TOPLAM: İbn Nüceym + Nâzırzâde + Hâdimî + fıkıh-fetva= 37 + 15 + 17 + 3 = 72 madde |
||
3.2. Mecelle Maddelerinin Kaynaklardan Dolaylı Alıntılanması
3.2.1. Mecelle Maddelerinin Kaynaklardan “Benzer Lafızlarla” Alıntılanması
İbn Nüceym, Nâzırzâde ve Hâdimî’nin eserlerinde Mecelle’nin bazı maddeleri benzer ifadelerle bulunsa da bu maddeler daha önce bahsedilen “doğrudan alıntılar” kapsamına girmiş ise, ayrıca burada zikredilmeyecektir. Bu nedenle, kronik-filtre uygulaması sonrası, bazı Mecelle maddelerinin İbn Nüceym, Nâzırzâde ve Hâdimî’nin eserlerinde “doğrudan alıntılar” olarak yer aldığı görülmektedir. Örneğin, İbn Nüceym’de 16. madde, Nâzırzâde’de 43. madde ve 81. madde, kronik-filtre uygulamasından sonra “doğrudan alıntı” içinde bulunmaktadır. Bu nedenle, bu filtreden sonra birçok Mecelle maddesinin yerinin değiştiği görülmektedir.
|
Tablo 11: Kronik-Filtreleme Öncesi |
|
Tablo 12: Kronik-Filtreleme Sonrası |
||
|
İbn Nüceym = |
x+y+z+a = 0 + 2 + 1 + 2 = 5 |
|
İbn Nüceym = |
x+y+z+a = 0 + 1 + 0+ 1 = 2 |
|
Nâzırzâde = |
x+y+t+b = 0 + 2 + 2 + 3 = 7 |
|
Nâzırzâde = |
|
|
Hâdimî = |
x+z+t+c = 0 + 1 + 2 + 3 = 6 |
|
Hâdimî = |
|
|
Toplam = |
18 kaide |
|
Toplam = |
4 kaide |
Netice itibariyle, Tablo 11 ve 12’de görüldüğü üzere kronik-filtre uygulandıktan sonra, Mecelle maddelerinden 2’sinin İbn Nüceym’den, 2’sinin Nâzırzâde’den ve 1’inin de fıkıh ve fetva kitaplarından benzer ifadelerle “dolaylı” alıntı yapıldığı tespit edilmiştir. Bu benzer ifadeler, cümlenin genel yapısını değiştirmediğinden “doğrudan alıntılar” gibi kabul edilebilir. Böylece Mecelle maddelerinin toplamda 5’i (2+2+1) benzer ifadelerle kaynaklardan alıntılanmış oluyor.
|
Tablo 13: Mecelle Maddelerinin Kaynaklardan Dolaylı Alıntılanması (Benzer Lafızlarla) |
||
|
Kronik-Filtre Uygulanmadan Önce |
||
|
1) İbn Nüceym (5 md.) |
2) Nâzırzâde (7 md.) |
3) Hâdimî (6 md.) |
|
16, 29, 43, 55, 81 |
2, 3, 31, 53, 55, 59, 81. |
15, 16, 25, 28, 31, 59. |
|
Kronik-Filtre Uygulandıktan Sonra |
||
|
1a) İbn Nüceym (2 md.) |
2a) Nâzırzâde (2 md.) |
3a) Hâdimî (-) |
|
29, 55. |
3, 31. |
(-) |
|
4) Fıkıh ve Fetva kitapları (1 md): 74. |
||
|
TOPLAM: İbn Nüceym + Nâzırzâde + Hâdimî + fıkıh-fetva= 2 + 2 + 0 + 1 = 5 madde |
||
Tablo 13’te benzer lafızlarla alıntılanan Mecelle maddeleri yer almaktadır. Böylece, doğrudan ve “benzer lafızlarla” dolaylı alıntılanan Mecelle maddelerinin sayısı 72+5=77’ye ulaşmış olmaktadır.
3.2.2. Mecelle Maddelerinin Kaynaklardan “İlave/Eksiltme” Yapılarak Alıntılanması
Bu yöntemle alıntılanan Mecelle maddeleri, madde ile kaide arasında en yakın benzerlik ilişkisine dayanılarak tespit edilmektedir. Daha önce “doğrudan alıntı”, “benzer lafızlarla alıntı” kapsamına dâhil olan maddeler ayrıca burada zikredilmeyecektir. Buna göre, İbn Nüceym’den 11, Nâzırzâde’den 2, Hâdimî’den 2 ve fıkıh ve fetva kitaplarından 3 kaidenin “ilave/eksiltme” yöntemiyle alıntılandığı belirlenmektedir. Toplamda 18 farklı kaide, bu yöntemle Mecelle’ye katkı sağlamıştır. Tablo 14’te “ilave/eksiltme” yapılarak alıntılanan Mecelle maddeleri yer almaktadır.
|
Tablo 14: Mecelle Maddelerinin Kaynaklardan Dolaylı Alıntılanması (İlave/Eksiltme) |
||||||
|
Kaynaklarda Yer Alan Maddeler |
||||||
|
1) İbn Nüceym (16 md.) |
2) Nâzırzâde (13 md.) |
3) Hâdimî (11 md.) |
||||
|
9, 22, 26, 27, 32, 42, 46, 58, 61, 62, 67, 70, 71, 78, 89, 93. |
10, 19, 22, 26, 27, 32, 58, 62, 69, 70, 77, 89, 93. |
3, 4, 10, 22, 27, 58, 61, 65, 77, 89, 93. |
||||
|
Kaynaklardan Alıntı Yapılan Maddeler |
||||||
|
İbn Nüceym (11 md.) |
Nâzırzâde (2 md.) |
Hâdimî (2 md.) |
||||
|
İlave (4 md.) |
Eksiltme (7 md.) |
İlave (1 md.) |
Eksiltme (1 md.) |
İlave (2 md.) |
||
|
67, 70, 78, 89 |
22, 26, 32, 58, 61, 62, 71. |
10 |
77 |
27, 93. |
||
|
4) Fıkıh ve Fetva kitapları (3 md): 7, 44, 80. |
||||||
|
TOPLAM: İbn Nüceym + Nâzırzâde + Hâdimî + fıkıh-fetva= 11 + 2 + 2 + 3 = 18 madde |
||||||
Böylece doğrudan ve dolaylı (benzer+ ilave/eksiltme) alıntılanan Mecelle maddelerinin sayısı 77+18=95’e ulaşmış olmaktadır.
3.2.3. Mecelle Maddelerinin Kaynaklardan “Takdim/Tehir” Yapılarak Alıntılanması
Dolaylı alıntılamada kullanılan son yöntem ise cümle öğelerinin yer değiştirilmesiyle oluşturulan kaideleri içermektedir. Bu, asıl cümle ile yan cümlenin yer değiştirmesi şeklinde olabileceği gibi, fiilli cümlenin isim cümlesine dönüştürülmesi şeklinde de gerçekleşebilmektedir. Buna göre, İbn Nüceym’den 1, Nâzırzâde’den ve Hâdimî’den 1 kaidenin “takdim/tehir” yöntemiyle alıntı yapıldığı belirlenmektedir. Toplamda 3 farklı kaide, bu yöntemle Mecelle’ye katkı sağlamıştır. Tablo 15’te “takdim/tehir” yapılarak alıntılanan Mecelle maddeleri yer almaktadır.
|
Tablo 15: Mecelle Maddelerinin Kaynaklardan Dolaylı Alıntılanması (Takdim/Tehir) |
||
|
Kronik-Filtre Uygulanmadan Önce |
||
|
1) İbn Nüceym (2 md.)
|
2) Nâzırzâde (3 md.) |
3) Hâdimî (4 md.) |
|
50, 86. |
9, 50, 57. |
9, 26, 50, 57. |
|
Kronik-Filtre Uygulandıktan Sonra |
||
|
1a) İbn Nüceym (1 md.)
|
2a) Nâzırzâde (1 md.) |
3a) Hâdimî (1) |
|
50 |
9 |
57 |
|
4) Fıkıh ve Fetva kitapları (-): - |
||
|
TOPLAM: İbn Nüceym + Nâzırzâde + Hâdimî + fıkıh-fetva= 1 + 1 + 1 + 0 = 3 madde |
||
Böylece doğrudan ve dolaylı (benzer+ ilave/eksiltme+takdim/tehir) alıntılanan Mecelle maddelerinin sayısı 95+3=98’e ulaşmaktadır.[21]
SONUÇ
Bu çalışma, Mecelle’nin kaynaklarını “Esbâb-ı Mûcibe Mazbatası” bağlamında tespit etme ve bu kaynakların Mecelle’nin kaidelerine nasıl yansıdığını anlama amacı taşımaktadır. Mecelle maddeleri ile İbn Nüceym’in el-Eşbâh’ı, Nâzırzâde’nin Tertîbü’l-leâlî’i, Hâdimî’nin Mecâmi’i ve bazı fıkıh ve fetva kitapları “yer alma” ve “alıntılanma” açısından karşılaştırılmıştır.
Doğrudan (aynı lafızlarla) karşılaştırma sonucunda Mecelle maddeleri İbn Nüceym’de 37, Nâzırzâde’de 39, Hâdimî’de 48 ve fıkıh ve fetavada 3 yerde “yer aldığı” tespit edilmiştir. Benzer lafızlarla karşılaştırıldığında Mecelle maddeleri İbn Nüceym’de 5, Nâzırzâde’de 7, Hâdimî’de 6 ve fıkıh ve fetavada 1 yerde “yer aldığı”; ilave veya eksiltmeyle karşılaştırıldığında Mecelle maddeleri İbn Nüceym’de 16, Nâzırzâde’de 13, Hâdimî’de 11 ve fıkıh ve fetva kitaplarında 3 yerde “yer aldığı”; takdim veya tehirle karşılaştırıldığında Mecelle maddeleri İbn Nüceym’de 2, Nâzırzâde’de 3, Hâdimî’de 4 yerde “yer aldığı” tespit edilmiştir.
Doğrudan (aynı lafızlarla) karşılaştırma sonucunda Mecelle maddeleri İbn Nüceym’de 37, Nâzırzâde’de 15, Hâdimî’de 17 ve fıkıh ve fetavada 3 yerde “alıntılandığı” tespit edilmiştir. Benzer lafızlarla karşılaştırıldığında Mecelle maddeleri İbn Nüceym’de 2, Nâzırzâde’de 2, fıkıh ve fetavada 1 yerde “alıntılandığı”; ilave veya eksiltmeyle karşılaştırıldığında Mecelle maddeleri İbn Nüceym’de 11, Nâzırzâde’de 2, Hâdimî’de 2 ve fıkıh ve fetavada 3 yerde “alıntılandığı”; takdim veya tehirle karşılaştırıldığında Mecelle maddeleri İbn Nüceym’de 1, Nâzırzâde’de 1, Hâdimî’de 1 yerde “alıntılandığı” tespit edilmiştir. Ayrıca el-Mebsût, Keşfü’l-esrâr, el-Ukûdü’d-dürriyye fî tenkîhi’l-Fetâvâ’l-Hâmidiyye, el-Muhîtü’l-burhânî, el-Hidâye gibi fıkıh ve fetva kitaplarından da doğrudan ve dolaylı olarak “alıntılandığı” görülmektedir.
Mecelle mazbatasına göre bu verilere dayanarak, Mecelle’nin oluşumuna İbn Nüceym’in 51, Nâzırzâde’nin 20, Hâdimî’nin 20, fıkıh-fetva kitaplarının 7 kaide ile doğrudan ve dolaylı olarak kaynaklık ettiklerini söyleyebiliriz. Bununla birlikte sadece Nâzırzâde ile Hâdimî’de ortak olup İbn Nüceym’de yer almayan 17 kaidenin de Mecelle’ye alıntılandığını tespit ettik.
Mecelle’nin 88. maddesi olan “Külfet nimete ve nimet külfete göredir” (النعمة بقدر النقمة والنقمة بقدر النعمة) ifadesi ne doğrudan ne de dolaylı olarak kaynaklarda yer almamaktadır. Ancak bu maddenin anlam çerçevesi, Mecelle’nin 87. maddesi olan “Mazarrat menfaat mukabelesindedir.” (ÇäÚÑå ÈÇäÚæå) ibaresiyle örtüşmektedir. Bu maddenin de sadece Hâdimî’den doğrudan alıntı yapıldığı gözününde bulundurulduğunda Hâdimî’den yapılan alıntıların sayısının 21’e çıktığı görülmektedir. Böylece bu çalışma ile Mecelle’nin farklı kaynaklardan beslendiği, kaynaklardan gelen kavramları özgün bir şekilde ifade etme çabası içinde olduğu ve bu çabası sonucunda dil ve belagat açısından da değişiklikler yaptığı sonucuna ulaşmaktayız. Ayrıca, Mecelle’nin oluşum süreci ve kaynakları hakkında derinlikli bir verinin olduğu ve Mecelle’nin küllî kaidelerinin İslâm hukuku alanındaki farklı kaynaklardan beslenerek oluştuğu sonucuna varıyoruz.
KAYNAKÇA
Abdüssettar Efendi. Teşrîhü’l-kavâ’idi’l-külliye. İstanbul: Mahmud Bey Matbaası, 1301.
Alâuddîn el-Buhârî, Abdulazîz b. Aḥmed b. Muḥammed el-Ḥanefî. Keşfü’l-esrâr şerḥu Uṡûli’l-Pezdevî. 4 Cilt. Dâru’l-Kitâbi’l-İslâmî, ts.
Ali Haydar Efendi, Eminefendizade Küçük. Dürerül-hükkâm şerhu Mecelleti´l-ahkâm. 5 Cilt. İstanbul: Alem Matbaası, 1313.
Azak, Necmettin. “Kavâʿid-i Fıkhıyyede Bir Literatür İncelemesi: İbn Nüceym’in el-Eşbâh ve’n-Nezâir’i ve Üzerine Yapılan Çalışmalar”. Tahkik İslami İlimler Araştırma ve Neşir Dergisi 3/2 (31 Aralık 2020), 547-596. https://doi.org/10.5281/zenodo.4394278
Bâ Hüseyn, Yakûb b. Abdülvehhâb. el-Kavâidu’l-fıkhiyye: el-Mebâdi’, el-mukavvimât, el-mesâdir, ed-delîliyye, et-tatavvur. Riyad: Mektebetü’r-Rüşd, 1418.
Baktır, Mustafa. “İslâm Hukukunun Genel Prensipleri”. Ekev Akademi Dergisi 34 (2008), 203-210.
Bilmen, Ömer Nasuhi. Hukuki İslamiyye ve Istılahatı Fıkhiyye Kamusu. 8 Cilt. İstanbul: BilmenYayınevi, Elif Ofset, 1988.
Çelikan, Serkan. Mecelle’nin Küllî Kaidelerinin Hadislerdeki Dayanakları. Ankara: TDV Yayınları, 2023.
Çolak, Abdullah. Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın Hukukçuluğu (Hak Dini Kur’an Dili Bağlamında). İstanbul: Hikmetevi Yayınları, 2023.
Erdem, Sami. “Türkçede Mecelle Literatürü”. Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi 3/5 (2005), 673-722.
Hâdimî, Ebû Saîd. Mecâmîu’l-hakâik ve’l-kavâid ve cevâmi‘u’r-revâik ve’l-fevâid mine’l-usûl. İstanbul: Matbaa-i Âmire, 1308.
İbn Âbidîn, Muhammed Emin b. Fazlullah b. Muhibbillah. el-Ukûdü’d-dürriyye fî tenkîhi’l-Fetâva’l-Hâmidiyye. Derseâdet: Mahmud Bey Matbaası, 1897.
İbn Mâze, Ebü’l-Meʿâlî Maḥmûd b. Aḥmed b. Abdulaziz b. ʿOmar b. Mâze el-Ḥanefî. el-Muḥîṭu’l-burhânî fi’l-fıḳhi’n-Nuʿmânî. thk. ʿAbdulkerîm Sâmî el-Cundî. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-ʿİlmiyye, 1424.
İbn Nüceym, Zeynüddin b. İbrahim. el-Eşbâh ve’n-nezâir. nşr. Muhammed Mutî’ el-Hâfız. Beyrut: Dârü’l-Fikr, 1983.
İbn Receb el-Hanbelî, Abdurrahman b. Ahmed. Takrîrü’l-kavâʿid ve tahrîr’ü’l-fevâid. nşr. Ebû Ubeyde Meşhûr b. Hasan Âli Selmân. 3 Cilt. Ürdün: Dâru İbn Affân, 2. Basım, 1999.
İbnü’s-Subkî, Tâcuddîn Abdulvahhâb b. Takıyyüddîn. el-Eşbâh ve’n-nezâir. 2 Cilt. Beyrut: Dârü’l-Kütübü’l-İlmiyye, 1411.
Karâfî, Şihâbüddîn Ebü’l-Abbâs Ahmed b. İdris. el-Furûk = Envârü’l-burûk fî envâi’l-furûk. 4 Cilt. Suudi Arabistan, 2010.
Kızılkaya, Necmettin. Hanefî Mezhebi Bağlamında İslam Hukukunda Küllî Kâideler. İstanbul: Litera Yayıncılık, 3. Basım, 2018.
Mardin, Ebü’l-ulâ. Medenî Hukuk Cephesinden Ahmet Cevdet Paşa. Ankara: TDV Yayınları, 1996.
Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye. Dersaâdet: 1322.
Merğînânî, Ebü’l-Ḥasen ʿAlî b. Ebûbekr el-Ferğânî. el-Hidâye fî şerḥi Bidâyeti’l-mubtedî. thk. Ṭallâl Yûsuf. 4 Cilt. Beyrut: Dâru İḥyâʾi’t-Turâŝi’l-ʿArabî, ts.
Mesud Efendi. Mir’ât-ı Mecelle. 8 Cilt. İstanbul: Matbaa-i Osmaniye, 1299.
Nâzırzâde, Muhammed b. Süleyman. Tertîbü’l-leâlî fî silki’l-emâlî. 2 Cilt. Riyad: Mektebetü’r-Rüşd, 2004.
Nedvî, Ali Ahmed. el-Kavâʿidü’l-fıkhıyye: Mefhûmuhâ, neşetuha, tatavvuruhâ, dirâsetü müellefâtihâ, edilletühâ, mühimmetuhâ, tatbikâtuhâ. Dımaşk: Dârü’l-Kalem, 4. Basım, 1418.
Öztürk, Osman. Osmanlı Hukuk Tarihinde Mecelle. İstanbul: İslâmî İlimler Araştırma Vakfı Neşriyatı, 1973.
Reşid Paşa, Hacı. Rûhü’l-Mecelle. 8 Cilt. İstanbul: Matbaa-i Hayriye, 1326.
Seraḫsî, Muḥammed b. Aḥmed b. Ebî Sehl Şemsü’l-ʾEimme. el-Mebsûṭ. 30 Cilt. Beyrut: Dâru’l-Maʿrife, 1414.
Sirâcuddîn İbn Nuceym, Sirâcuddîn ʿOmer b. İbrâhîm b. Muḥammed el-Mıṡrî. en-Nehru’l-fâʾiḳ şerḥu Kenzi’d-deḳâʾiḳ. thk. Ahmet Azv el-İnâye. 3 Cilt. Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-ʿİlmiyye, 1422.
Süyûtî, Ebü’l-Fazl Celaleddin Abdurrahman b. Ebî Bekr. el-Eşbâh ve’n-nezâir fi’n-nahv. nşr. Abdül’âl Salim Mükrim. 8 Cilt. Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 2009.
Şafak, Ali. “Hukukun Temel İlkeleri Açısından Mecelle’ye Bir Bakış”. Ahmed Cevdet Paşa (1823-1895) Sempozyum: 9-11 Haziran 1995. 263-278. Ankara: TDV Yayınları, 1997.
Şeyhîzâde, Abdurraḥmân b. Muḥammed b. Suleymân Dâmâd Efendî. Mecmaʿu’l-enhur fî şerḥi Multeḳa’l-ebḥur. 2 Cilt. Beyrut: Dâru İḥyâi’t-Turâŝi’l-ʿArabî, ts.
Tuzcu, Abdullah. Kur’an-ı Kerim Açısından Mecelle’nin Külli Kaideleri. Atatürk Üniversitesi, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, 2012.
Yaman, Ahmet. “Bir Kavram Olarak ‘Fıkıh Kâideleri’ ya da İslam Hukukunun Genel İlkeleri”. Marife Dini Araştırmalar Dergisi 1 (Mayıs 2001), 49-75.
Yavuz, Hulusi. “Ahmet Cevdet Paşa ve Mecelle’nin Tedvini”. Ahmed Cevdet Paşa (1823-1895) Sempozyum: 9-11 Haziran 1995. 279-284. Ankara: TDV Yayınları, 1997.
Zerkâ, Mustafa Ahmed. el-Medhalu’l-fıkhiyyu’l-‘âmm. 3 Cilt. Dımaşk: Dâru’l-Kalem, 1418.
Zerkeşî, Ebû Abdillâh Bedrüddîn Muhammed. el-Mensûr fi’l-kavâʿidi’l-fıkhıyye nşr. Teysîr Fâik Ahmed Mahmud. 3 Cilt. Kuveyt: Dârü’l-Kuveyt li’s-Sahâfe, 2. Basım, 1985.
Zuhaylî, Muhammed. el-Kavâ‘idü’l-fıkhiyye ‘ale’l-mezhebi’l-Hanefî ve’ş-Şâfi‘î. 2 Cilt. Kuveyt: Meclisü’n-Neşri’l-İlmî, 2014.
EK: Mecelle Maddeleri ve Kaynakları
|
Madde 2: Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir. |
الْأُمُورُ بِمَقَاصِدِهَا |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ilk kısmındaki 2. kâide) |
الأمور بمقاصدها |
|
Nâzırzâde (48. madde) |
الأيمان بمقاصدها |
|
Hâdimî (1. madde) |
الأمور بمقاصدها |
|
Madde 3: Ukûdda itibar, makâsıd ve meâniyedir, elfâz ve mebâniye değildir. |
الْعِبْرَةُ فِي الْعُقُودِ لِلْمَقَاصِدِ وَالْمَعَانِي لَا لِلْأَلْفَاظِ وَالْمَبَانِي |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (34. madde) |
الاعتبار للمقاصد والمعاني لا الألفاظ والمباني |
|
Hâdimî (23. madde) |
الاعتبار بالمقاصد لا بلألفاظ |
|
Madde 4: Şek ile yakîn zail olmaz. |
الْيَقِينُ لَا يَزُولُ بِالشَّكِّ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ilk kısmındaki 3. kâide) |
اليقين لا يزول بالشك |
|
Nâzırzâde (244. maddenin şerhinde) |
من شك هل فعل شيئا أو لا؟ فالأصل أنه لم يفعله |
|
والأصل المشهور فيه: اليقين لا يزول بالشك |
|
|
Hâdimî (29. madde) |
إذا ثبت أصلى -في الحل أو الحرمة أو الطهارة أو النجاسة- فلا يزال إلا باليقين |
|
Madde 5: Bir şeyin bulunduğu hâl üzere kalması asıldır. |
الْأَصْلُ بَقَاءُ مَا كَانَ عَلَى مَا كَانَ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ilk kısmındaki 3. kâidesinin alt kâidesi) |
الأصل بقاء ما كان على ما كان |
|
Nâzırzâde (28. madde) |
الأصل بقاء ما كان على ما كان |
|
Hâdimî (17. madde) |
الأصل إبقاء ماكان على ماكان |
|
Madde 6: Kadîm, kıdemi üzere terk olunur. |
الْقَدِيمُ يُتْرَكُ عَلَى قِدَمِهِ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (176. madde) |
القديم يترك على قدمه |
|
Hâdimî (97. madde) |
القديم يترك على قدمه |
|
Madde 7: Zarar kadîm olmaz. |
الضَّرَرُ لَا يَكُونُ قَدِيمًا |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 8: Berâet-i zimmet asıldır. |
الْأَصْلُ بَرَاءَةُ الذِّمَّةِ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ilk kısmındaki 3. kâidenin alt kâidesi) |
الأصل براءة الذمة |
|
Nâzırzâde (26. madde) |
الأصل براءة الذمة |
|
Hâdimî (19. madde) |
الأصل براءة الذمة |
|
Madde 9: Sıfât-ı ârızada asıl olan ademdir. |
الْأَصْلُ فِي الصِّفَاتِ الْعَارِضَةِ الْعَدَمُ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ilk kısmındaki 3. kâidenin alt kâidesi) |
ليس الأصل العدم مطلقًا وإنما هو في الصفات العارضة |
|
Nâzırzâde (27. madde) |
الأصل العدم في الصفات العارضة |
|
Hâdimî (20. madde) |
الأصل العدم في الصفات العارضة |
|
Madde 10: Bir zamanda sâbit olan şeyin, hilafına delil olmadıkça bekâsıyla hükmolunur. |
مَا ثَبَتَ بِزَمَانٍ يُحْكَمُ بِبَقَائِهِ مَا لَمْ يُوجَدْ دَلِيْلٌ عَلَى خِلَافِهِ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (216. madde) |
ما ثبت في زمان يحكم ببقائه ما لم يوجد المزيل |
|
Hâdimî (125. madde) |
ماثبت بزمان يحكم ببقائه |
|
Madde 11: Bir emr-i hâdisin akreb-i evkâtine izafeti asıldır. |
الْأَصْلُ إضَافَةُ الْحَادِثِ إلَى أَقْرَبِ أَوْقَاتِهِ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ilk kısmındaki 3. kâidenin alt kâidesi) |
الأصل إضافة الحادث إلى أقرب أوقاته |
|
Nâzırzâde (48. madde) |
الأصل إضافة الحادث إلى أقرب أوقاته |
|
Hâdimî (Deliller/Kitab/Lafızlar/Fâsid istidlâller/ Tahkîmü’l-hâl) s. 17. |
إضافة الحادثة إلى أقرب أوقاته |
|
Madde 12: Kelamda asıl olan mânâ-yı hakîkîdir. |
الْأَصْلُ فِي الْكَلَامِ الْحَقِيقَةُ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ilk kısmındaki 3. kâidenin alt kâidesi) |
الأصل في الكلام الحقيقة |
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 13: Tasrîh mukâbelesinde delâlete itibar yoktur. |
لَا عِبْرَةَ لِلدَّلَالَةِ فِي مُقَابَلَةِ التَّصْرِيحِ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (107. madde) |
لا عبرة للدلالة في مقابلة التصريح |
|
Madde 14: Mevrid-i nassda ictihada mesâğ yoktur. |
لَا مَسَاغَ لِلِاجْتِهَادِ فِي مَوْرِدِ النَّصِّ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (209. madde) |
لا مساغ للاجتهاد في مورد النص |
|
Hâdimî (117. madde) |
لا مساغ للاجتهاد في مورد النص |
|
Madde 15: Alâ hilâfi’l-kıyâs sâbit olan şey, sâire makîsün aleyh olmaz. |
مَا ثَبَتَ عَلَى خِلَافِ الْقِيَاسِ فَغَيْرُهُ لَا يُقَاسُ عَلَيْهِ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (221. madde) |
ما ثبت على خلاف القياس فغيره لا يقاس عليه |
|
Hâdimî (128. madde) |
ما ثبت على غير القياس فغيره لايقاس عليه |
|
Madde 16: İctihad ile ictihad nakz olunmaz. |
الِاجْتِهَادُ لَا يُنْقَضُ بِمِثْلِهِ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 1. kâide) |
الاجتهاد لا ينقض بالاجتهاد |
|
Nâzırzâde (6. madde) |
الاجتهاد لا ينقض بمثله |
|
Hâdimî ("İctihad" açıklamasında) s. 43. |
الاجتهاد لا ينقض بالاجتهاد |
|
Madde 17: Meşakkat teysîri celb eder. |
الْمَشَقَّةُ تَجْلِبُ التَّيْسِيرَ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ilk kısmındaki 4. kâide) |
المشقة تجلب التيسير |
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 18: Bir iş dıyk oldukda müttesî’ olur. |
الأمر إذَا ضَاقَ اتَّسَعَ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ilk kısmındaki 4. kâidenin alt kâidesi) |
الأمر إذا ضاق اتسع |
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 19: Zarar ve mukabele bi’z-zarar yoktur. |
لَا ضَرَرَ وَلَا ضِرَارَ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ilk kısmındaki 5. kâidenin alt kâidesi) |
لا ضرر ولا ضرار |
|
Nâzırzâde (155. madde açıklamasında) |
لا ضرر ولا ضرار في الدين |
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 20: Zarar izale olunur. |
الضَّرَرُ يُزَالُ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ilk kısmındaki 5. kâide) |
الضرر يزال |
|
Nâzırzâde (155. madde) |
الضرر يزال |
|
Hâdimî (75. madde) |
الضرر يزال |
|
Madde 21: Zaruretler, memnû’ olan şeyleri mübah kılar. |
الضَّرُورَاتُ تُبِيحُ الْمَحْظُورَاتِ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ilk kısmındaki 5. kâidenin alt kâidesi) |
الضرورات تبيح المحظورات |
|
Nâzırzâde (156. madde) |
الضرورات تبيح المحظورات |
|
Hâdimî (76. madde) |
الضرورات تبيح المحظورات |
|
Madde 22: Zaruretler kendi miktarlarınca takdir olunur. |
الضَّرُورَاتُ تُقَدَّرُ بِقَدْرِهَا |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ilk kısmındaki 5. kâidenin alt kâidesi) |
ما أبيح للضرورة يقدر بقدرها |
|
Nâzırzâde (97. madde) |
الثابت بالضرورة يتقدر بقدر الضرورة |
|
Hâdimî (127. madde) Hâdimî (51. madde) |
ما أبيح للضرورة يتقدر بقدرها الثابت بالضرورة يتقدر بقدرها |
|
Madde 23: Bir özür için caiz olan şey, ol özrün zevaliyle batıl olur. |
مَا جَازَ لِعُذْرٍ بَطَلَ بِزَوَالِهِ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ilk kısmındaki 5. kâidenin alt kâidesi) |
ما جاز لعذر بطل بزواله |
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (123. madde) |
ما جاز لعذر بطل بزواله |
|
Madde 24: Mâni zâil oldukda memnû’ avdet eder. |
إذَا زَالَ الْمَانِعُ عَادَ الْمَمْنُوعُ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (13. madde) |
إذا زال المانع عاد الممنوع |
|
Madde 25: Bir zarar kendi misliyle izale olunamaz. |
الضَّرَرُ لَا يُزَالُ بِمِثْلِهِ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ilk kısmındaki 5. kâidenin alt kâidesi) |
الضرر لا يزال بمثله |
|
Nâzırzâde (157. madde açıklamasında) |
الضرر لا يزال بمثله |
|
Hâdimî (77. madde) |
الضرر لا يزال بالضرر |
|
Madde 26: Zarar-ı âmmı def’ için zarar-ı hâs ihtiyar olunur. |
يُتَحَمَّلُ الضَّرَرُ الْخَاصُّ لِدَفْعِ ضَرَرٍ عَامٍّ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ilk kısmındaki 5. kâidenin alt kâidesi) |
يتحمل الضرر الخاص لأجل دفع ضرر العام |
|
Nâzırzâde (157. madde açıklamasında) |
الضرر الخاص يتحمل لأجل دفع الضرر العام |
|
Hâdimî (79. madde) |
الضرر الخاص يتحمل لدفع ضرر عام |
|
Madde 27: Zarar-ı eşed, zarar-ı ehaf ile izale olunur. |
الضَّرَرُ الْأَشَدُّ يُزَالُ بِالضَّرَرِ الْأَخَفِّ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ilk kısmındaki 5. kâidenin alt kâidesi) |
لو كان أحدهما أعظم ضررًا فإن الأشد يزال بالأخف |
|
Nâzırzâde (157. madde açıklamasında) |
إذا كان أحد الضررين أعظم ضررا فإن الأشد يزال بالأخف |
|
Hâdimî (78. madde) |
الضرر الأشد يزال بالأخف |
|
Madde 28: İki fesâd teâruz ettikde, ehaffı irtikâb ile a’zamının çaresine bakılır. |
إذَا تَعَارَضَ مَفْسَدَتَانِ رُوعِي أَعْظَمُهُمَا ضَرَرًا بِارْتِكَابِ أَخَفِّهِمَا |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ilk kısmındaki 5. kâidenin alt kâidesi) |
إذا تعارض مفسدتان روعي أعظمهما ضررا بارتكاب أخفهما |
|
Nâzırzâde (15.madde) |
إذا تعارض المسدتان روعي أعظمهما ضررا بارتكاب أخفهما |
|
Hâdimî (14. madde) |
إذا تعارض مفسدتان روعي أقلهما ضررا بارتكاب أخفهما |
|
Madde 29: Ehven-i şerreyn ihtiyar olunur. |
يُخْتَارُ أَهْوَنُ الشَّرَّيْنِ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ilk kısmındaki 5. kâidenin alt kâidesi) |
يختار أهونهما |
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 30: Def-i mefâsid, celb-i menâfi’den evlâdır. |
دَرْءُ الْمَفَاسِدِ أَوْلَى مِنْ جَلْبِ الْمَنَافِعِ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ilk kısmındaki 5. kâidenin alt kâidesi) |
درء المفاسد أولى من جلب المصالح |
|
Nâzırzâde (122. madde) |
درء المفاسد أولى من جلب المصالح |
|
Hâdimî (60. madde) |
درء المفاسد أولى من جلب المصالح |
|
Madde 31: Zarar, bi kadri’l-imkân def’ olunur. |
الضَّرَرُ يُدْفَعُ بِقَدْرِ الْإِمْكَانِ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (48. madde) |
الضرر مدفوع بقدر الإمكان |
|
Hâdimî (80. madde) |
الضرر مدفوع بقدر الإمكان |
|
Madde 32: Hâcet, umumî olsun hususî olsun zaruret menzilesine tenzîl olunur. |
الْحَاجَةُ تُنَزَّلُ مَنْزِلَةَ الضَّرُورَةِ عَامَّةً أَوْ خَاصَّةً |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ilk kısmındaki 5. kâidenin alt kâidesi) |
الحاجة تنزل منزلة الضرورة عامة كانت أو خاصة |
|
Nâzırzâde (108. madde) |
الحاجة تنزل منزلة الضرورة عامة كانت أو خاصة |
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 33: Iztırar, gayrın hakkını iptal etmez. |
الِاضْطِرَارُ لَا يُبْطِلُ حَقَّ الْغَيْرِ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (32. madde) |
الاضطرار لايبطل حق غيره |
|
Hâdimî (21. madde) |
الاضطرار لايبطل حق غيره |
|
Madde 34: Alması memnû’ olan şeyin, vermesi dahi memnû’ olur. |
مَا حَرُمَ أَخْذُهُ حَرُمَ إعْطَاؤُهُ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 14. kâide) |
ما حرم أخذه حرم إعطاؤه |
|
Nâzırzâde (218. madde) |
ما حرم أخذه حرم إعطاؤه |
|
Hâdimî (126. madde) |
ما حرم أخذه حرم إعطاؤه |
|
Madde 35: İşlenmesi memnû’ olan şeyin, istenmesi dahi memnû’ olur. |
مَا حَرُمَ فِعْلُهُ حَرُمَ طَلَبُهُ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 14. kâide) |
ما حرم فعله حرم طلبه |
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 36: Âdet muhakkemdir. |
الْعَادَةُ مُحَكَّمَةٌ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ilk kısmındaki 6. kâide) |
العادة محكمة |
|
Nâzırzâde (161. madde) |
العادة محكمة |
|
Hâdimî (83. madde) |
العادة محكمة |
|
Madde 37: Nâsın isti’mâli bir hüccettir ki onunla amel vâcib olur. |
اسْتِعْمَالُ النَّاسِ حُجَّةٌ يَجِبُ الْعَمَلُ بِهَا |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (5. madde) |
استعمال الناس حجة يجب العمل بها |
|
Madde 38: Âdeten mümteni’ olan şey, hakîkaten mümteni’ gibidir. |
الْمُمْتَنِعُ عَادَةً كَالْمُمْتَنِعِ حَقِيقَةً |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (234. madde) |
الممتنع عادة كالممتنع حقيقة |
|
Hâdimî (140. madde) |
الممتنع عادة كالممتنع حقيقة |
|
Madde 39: Ezmânın tegayyüriyle ahkâmın tegayyürü inkâr olunamaz. |
لَا يُنْكَرُ تَغَيُّرُ الْأَحْكَامِ بِتَغَيُّرِ الْأَزْمَانِ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (110. madde) |
لا ينكر تغير الأحكام بتغير الأزمان |
|
Madde 40: Âdetin delâletiyle mânâ-yı hakîkî terk olunur. |
الْحَقِيقَةُ تُتْرَكُ بِدَلَالَةِ الْعَادَةِ |
|
İbn Nüceym (6) açıklamasında |
الحقيقية تترك بدلالة العادة |
|
Nâzırzâde (114. madde) |
الحقيقة تترك بدلالة العادة |
|
Hâdimî (56. madde) |
الحقيقة تترك بدلالة العادة |
|
Madde 41: Âdet ancak muttarid yahut galip oldukda muteber olur. |
إنَّمَا تُعْتَبَرُ الْعَادَةُ إذَا اطَّرَدَتْ أَوْ غَلَبَتْ |
|
İbn Nüceym (6) açıklamasında |
إنما تعتبر العادة إذا اطردت أو غلبت |
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 42: İtibar gâlib-i şâyia olup nâdire değildir. |
الْعِبْرَةُ لِلْغَالِبِ الشَّائِعِ لَا لِلنَّادِرِ |
|
İbn Nüceym (6) açıklamasında |
العبرة للغالب |
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (90. madde) |
العبرة للغالب الشايع لا للنادر |
|
Madde 43: Örfen ma’ruf olan şey, şart kılınmış gibidir. |
الْمَعْرُوفُ عُرْفًا كَالْمَشْرُوطِ شَرْطًا |
|
İbn Nüceym (6) açıklamasında |
المعروف عرفا كالمشروط شرعا |
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî ("Üçüncü Rükün: İcmâ" açıklamasında) s. 29. |
المعروف عرفا كالمشروط شرطا |
|
Madde 44: Beyne’t-tüccar ma’ruf olan şey, beynlerinde meşrût gibidir. |
الْمَعْرُوفُ بَيْنَ التُّجَّارِ كَالْمَشْرُوطِ بَيْنَهُمْ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 45: Örf ile ta’yin, nass ile ta’yin gibidir. |
التَّعْيِينُ بِالْعُرْفِ كَالتَّعْيِينِ بِالنَّصِّ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 46: Mâni’ ve muktezî tearuz ettikde mâni’ takdim olunur. |
إذَا تَعَارَضَ الْمَانِعُ وَالْمُقْتَضِي يُقَدَّمُ الْمَانِعُ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 2. kâidenin alt kâidesi) |
إذا تعارض المانع والمقتضي فإنه يقدم المانع |
|
Nâzırzâde (12. madde) |
إذا تعارض المانع والمقتضي يقدم المانع |
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 47: Vücûdda bir şeye tabi olan, hükümde dahi ona tabi olur. |
التَّابِعُ تَابِعٌ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 4. kâide) |
التابع تابع |
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 48: Tabi olan şeye ayrıca hüküm verilemez. |
التَّابِعُ لَا يُفرَدُ بِالْحُكْمِ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 4. kâidenin alt kâidesi) |
التابع لايفرد بالحكم |
|
Nâzırzâde (63. madde) |
التابع لايفرد بالحكم |
|
Hâdimî (36. madde) |
التابع لايفرد بالحكم |
|
Madde 49: Bir şeye malik olan kimse, ol şeyin zarûriyyâtından olan şeye dahi malik olur. |
مَنْ مَلَكَ شَيْئًا مَلَكَ مَا هُوَ مِنْ ضَرُورَاتِهِ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (241. madde) |
من ملك شيئا يملك ما هو من ضروراته |
|
Hâdimî (136. madde) |
من ملك شيئا ملك ما هو من ضروراته |
|
Madde 50: Asıl sâkıt oldukda, fer’ dahi sâkıt olur. |
إذَا سَقَطَ الْأَصْلُ سَقَطَ الْفَرْعُ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 4. kâidenin alt kâidesi) |
يسقط الفرع إذا سقط الأصل |
|
Nâzırzâde (262. madde) |
يسقط الفرع إذا سقط الأصل |
|
Hâdimî (151. madde) |
يسقط الفرع بسقوط الأصل |
|
Madde 51: Sâkıt olan şey avdet etmez. |
السَّاقِطُ لَا يَعُودُ |
|
İbn Nüceym (Üçüncü fennin "Ahkâmü’n-nükûd" açıklamasında) |
الساقط لا يعود |
|
Nâzırzâde (137. madde) |
الساقط لا يعود |
|
Hâdimî (68. madde) |
الساقط لا يعود |
|
Madde 52: Bir şey bâtıl oldukda ânın zımnındaki şey dahi bâtıl olur. |
إذَا بَطَلَ شَيْءٌ بَطَلَ مَا فِي ضِمْنِهِ |
|
İbn Nüceym (Üçüncü fennin "Fürûk" kısmındaki faidelerde) |
إذا بطل الشيء بطل ما في ضمنه |
|
Nâzırzâde (10. madde) |
إذا بطل الشيء بطل ما في ضمنه |
|
Hâdimî (11. madde) |
إذا بطل الشيء بطل ما في ضمنه |
|
Madde 53: Aslın îfâsı kâbil olmadığı halde bedeli îfâ olunur. |
إذَا بَطَلَ الْأَصْلُ يُصَارُ إلَى الْبَدَلِ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (11. madde) |
إذا تعذر الأصل يصار إلى البدل |
|
Hâdimî (12. madde) |
إذا بطل الأصل يصار الي البدل |
|
Madde 54: Bizzat tecviz olunmayan şey, bi’t-tebe’ tecviz olunabilir. |
يُغْتَفَرُ فِي التَّوَابِعِ مَا لَا يُغْتَفَرُ فِي غَيْرِهَا |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 4. kâidenin alt kâidesi) |
يغتفر في التوابع ما لا يغتفر في غيرها |
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 55: İbtidâen tecviz olunmayan şey bekâen tecviz olunabilir. |
يُغْتَفَرُ فِي الْبَقَاءِ مَا لَا يُغْتَفَرُ فِي الِابْتِدَاءِ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 4. kâidenin alt kâidesi) |
يغتفر في الدوام ما لا يغتفر في الابتداء |
|
Nâzırzâde (263. madde) |
يغتفر في الانتهاء ما لا يغتفر في الابتداء |
|
Hâdimî (152. madde) |
|
|
Madde 56: Bekâ, ibtidâdan esheldir. |
الْبَقَاءُ أَسْهَلُ مِنْ الِابْتِدَاءِ |
|
İbn Nüceym (İkinci fennin "Kitâbü’l-kazâ" açıklamasında) |
البقاء أسهل من الابتداء |
|
Nâzırzâde (54. madde) |
البقاء أسهل من الابتداء |
|
Hâdimî (31. madde) |
البقاء أسهل من الابتداء |
|
Madde 57: Teberru’ ancak kabz ile tamam olur. |
لَا يَتِمُّ التَّبَرُّعُ إلَّا بِقَبْضٍ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (69. madde) |
التبرع لا يتم إلا بالقبض |
|
Hâdimî (40. madde) |
التبرع لا يتم إلا بقبض |
|
Madde 58: Raiyye, yani tebe’a üzerine tasarruf maslahata menûttur. |
التَّصَرُّفُ عَلَى الرَّغْبَةِ مَنُوطٌ بِالْمَصْلَحَةِ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 5. kâide) |
تصرف الإمام على الرعية منوط بالمصلحة |
|
Nâzırzâde (75. madde) |
تصرف الامام علي الرعية منوط بمصلحة |
|
Hâdimî (42. madde) |
تصرف الامام علي الرعية منوط بمصلحة |
|
Madde 59: Velâyet-i hâssa velâyet-i âmmeden akvâdır. |
الْوِلَايَةُ الْخَاصَّةُ أَقْوَى مِنْ الْوِلَايَةِ الْعَامَّةِ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 16. kâide) |
الولاية الخاصة أقوى من الولاية العامة |
|
Nâzırzâde (256. madde) |
الولاية الخاصة أولى من الولاية العامة |
|
Hâdimî (147. madde) |
الولاية الخاصة أولى من الولاية العامة |
|
Madde 60: Kelâmın i’mâli ihmâlinden evladır. |
إعْمَالُ الْكَلَامِ أَوْلَى مِنْ إهْمَالِهِ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 9. kâide) |
إعمال الكلام أولى من إهماله متى أمكن فإن لم يمكن أهمل |
|
Nâzırzâde (33. madde) |
إعمال الكلام أولى من إهماله متى أمكن وإذا لم يمكن أهمل |
|
Hâdimî (22. madde) |
إعمال الكلام أولى من إهماله إلا أن لايمكن |
|
Madde 61: Mânâ-yı hakîkî müteazzir oldukda mecaza gidilir. |
إذَا تَعَذَّرَتِ الْحَقِيقَةُ يُصَارَ إلَى الْمَجَازِ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 9. kâidenin açıklamasında) |
أن الحقيقة إذا كانت متعذّرة فإنه يصار إلى المجاز |
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (Deliller/Kitab/Lafızlar/Kullanıldığı Mana itibariyle Lafız/Mecaz) s. 10. |
لا يصار إلى المجاز إلا عند تعذر الحقيقة |
|
Madde 62: Bir kelamın i’mâli mümkün olmaz ise ihmâl olunur. |
إذَا تَعَذَّرَ إعْمَالُ الْكَلَامِ يُهْمَلُ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 9. kâidenin açıklamasında) |
وإن تعذّرت الحقيقة والمجاز أو كان اللفظ مشتركًا بلا مرجّح أهمل |
|
Nâzırzâde (33. madde açıklamasında) |
إن تعذر الحقيقة والمجاز أهمل |
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 63: Mütecezzî olmayan bir şeyin bazını zikretmek, küllünü zikir gibidir. |
ذِكْرُ بَعْضِ مَا لَا يَتَجَزَّأُ كَذِكْرِ كُلِّهِ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 18. kâide) |
ذكر بعض ما لا يتجزأ كذكر كله |
|
Nâzırzâde (129. madde) |
ذكر بعض ما لا يتجزأ كذكر كله |
|
Hâdimî (66. madde) |
ذكر بعض ما لا يتجزأ كذكر كله |
|
Madde 64: Mutlak, ıtlâkı üzere cârî olur. Eğer nassan yahut delâleten takyîd delili bulunmaz ise. |
الْمُطْلَقُ يَجْرِي عَلَى إطْلَاقِهِ إذَا لَمْ يَقُمْ دَلِيلُ التَّقْيِيدِ نَصًّا أَوْ دَلَالَةً |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (134. madde) |
المطلق إنما يجري علي إطلاقه إذا لم يقم دليل التقييد نصاًّ أو دلالة |
|
Madde 65: Hâzırdaki vasıf lağv ve gâibdeki vasıf muteberdir. |
الْوَصْفُ فِي الْحَاضِرِ لَغْوٌ وَفِي الْغَائِبِ مُعْتَبَرٌ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (253. madde) |
الوصف في الحاضر لغو وفي الغالب معتبر |
|
Hâdimî (146. madde) |
الوصف في الحاضر لغو |
|
Madde 66: Sual cevapta iâde olunmuş addolunur. |
السُّؤَالُ مُعَادٌ فِي الْجَوَابِ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 11. kâide) |
السؤال معاد في الجواب |
|
Nâzırzâde (139. madde) |
السؤال معاد في الجوات |
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 67: Sâkite bir söz isnâd olunmaz. Lâkin ma’rız-ı hâcette sükût beyandır. |
لَا يُنْسَبُ إلَى سَاكِتٍ قَوْلٌ لَكِنَّ السُّكُوتَ فِي مَعْرِضِ الْحَاجَةِ بَيَانٌ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 12. kâide) |
لا ينسب إلى ساكت قول |
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 68: Bir şeyin umûr-ı bâtınada delili, ol şeyin makamına kaim olur. |
دَلِيلُ الشَّيْءِ فِي الْأُمُورِ الْبَاطِنَةِ يَقُومُ مَقَامَهُ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (64. madde) |
دليل الشيء في الأمور الباطنة يقوم مقامه |
|
Madde 69: Mükâtebe muhâtaba gibidir. |
الْكِتَابُ كَالْخِطَابِ |
|
İbn Nüceym (Üçüncü fennin "Ahkâmü’l-kitâbet" açıklamasında) |
الكتاب كالخطاب |
|
Nâzırzâde (184. madde) |
الكتاب من الغالب كالخطاب من الحاضر |
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 70: Dilsizin işâret-i ma’hûdesi lisan ile beyan gibidir. |
الْإِشَارَاتُ الْمَعْهُودَةُ لِلْأَخْرَسِ كَالْبَيَانِ بِاللِّسَانِ |
|
İbn Nüceym (Üçüncü fennin "Ahkâmü’l-işâret" açıklamasında) |
ولا بدّ في إشارة الأخرس من أن تكون معهودة وإلا لم تعتبر |
|
الإشارة من الأخرس معتبرة وقائمة مقام العبارة |
|
|
Nâzırzâde (23. madde) |
الإشارة إنما تقوم مقام العبارة إذا كانت معهودة |
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 71: Tercümanın kavli her hususta kabul olunur. |
يُقْبَلُ قَوْلُ الْمُتَرْجِمِ مُطْلَقًا |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 6. kâidenin açıklamasında) |
يقبل قول المترجم في الحدود كغيرها |
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 72: Hatası zâhir olan zanna itibar yoktur. |
لَا عِبْرَةَ بِالظَّنِّ الْبَيِّنِ خَطَؤُهُ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 17. kâide) |
لا عبرة بالظن البين خطؤه |
|
Nâzırzâde (200. madde) |
لا عبرة بالظن البين خطاؤه |
|
Hâdimî (108. madde) |
لا عبرة بالظن البين خطاؤه |
|
Madde 73: Senede müstenid olan ihtimal ile hüccet yoktur. |
لَا حُجَّةَ مَعَ الِاحْتِمَالِ النَّاشِئِ عَنْ دَلِيلِ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (115. madde) |
لا حجة مع الاحتمال الناشئ عن دليل |
|
Madde 74: Tevehhüme itibar yoktur. |
لَا عِبْرَةَ لِلتَّوَهُّمِ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 75: Burhan ile sabit olan şey, iyânen sabit gibidir. |
الثَّابِتُ بِالْبُرْهَانِ كَالثَّابِتِ بِالْعَيَانِ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (94. madde) |
الثابت بالبرهان كالثابت بالعيان |
|
Hâdimî (49. madde) |
الثابت بالبرهان كالثابت بالعيان |
|
Madde 76: Beyyine müddeî için ve yemin münkir üzerinedir. |
الْبَيِّنَةُ لِلْمُدَّعِي وَالْيَمِينُ عَلَى مَنْ أَنْكَرَ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 77: Beyyine hilâf-ı zâhiri ispat için ve yemin aslı ibkâ içindir. |
الْبَيِّنَةُ لِإِثْبَاتِ خِلَافِ الظَّاهِرِ وَالْيَمِينُ لِبَقَاءِ الْأَصْلِ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (61. madde) |
البينات شُرعت لإثبات خلاف الظاهر واليمين لإبقاء الأصل |
|
Hâdimî (35. madde) |
البينات شُرعت لإثبات خلاف الظاهر واليمين لإبقاء الأصل |
|
Madde 78: Beyyine hüccet-i müteaddiye ve ikrar hüccet-i kâsıradır. |
الْبَيِّنَةُ حُجَّةٌ مُتَعَدِّيَةٌ وَالْإِقْرَارُ حُجَّةٌ قَاصِرَةٌ |
|
İbn Nüceym (Üçüncü fennin "Kitâbü’l-ikrâr" açıklamasında) |
الإقرار حجة قاصرة |
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 79: Kişi ikrarıyla muâheze olunur. |
الْمَرْءُ مُؤَاخَذٌ بِإِقْرَارِهِ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (132. madde) |
المرأ مؤاخذ بإقراره |
|
Madde 80: Tenâkuz ile hüccet kalmaz. Lâkin mütenâkızın aleyhine olan hükme halel gelmez. |
لَا حُجَّةَ مَعَ التَّنَاقُضِ لَكِنْ لَا يخل بما حكم على نفس المتناقض |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 81: Asıl sabit olmadığı hâlde fer’in sabit olduğu vardır. |
قَدْ يَثْبُتُ الْفَرْعُ مَعَ عَدَمِ ثُبُوتِ الْأَصْلِ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 4. kâidenin alt kâidesi) |
قد يثبت الفرع وإن لم يثبت الأصل |
|
Nâzırzâde (177. madde) |
قد يثبت الفرع وإن لم يثبت الأصل |
|
Hâdimî (98. madde) |
قد يثبت الفرع مع عدم ثبوت الأصل |
|
Madde 82: Şartın sübûtu indinde ona muallak olan şeyin sübûtu lâzım olur. |
الْمُعَلَّقُ بِالشَّرْطِ يَجِبُ ثُبُوتُهُ عِنْدَ ثُبُوتِ الشَّرْطِ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (138. madde) |
المعلق بالشرط يجب ثبوته عند ثبوته ومعدوم قبل ثبوت شرطه |
|
Madde 83: Bi kadri’l-imkân şarta murâat olunmak lazım gelir. |
يَلْزَمُ مُرَاعَاةُ الشَّرْطِ بِقَدْرِ الْإِمْكَانِ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (264. madde) |
يلزم مراعاة الشرط بقدر الإمكان |
|
Hâdimî (153. madde) |
يلزم مراعاة الشرط بقدر الإمكان |
|
Madde 84: Va’dler sûret-i ta’lîki iktısâ ile lâzım olur. |
الْمَوَاعِيدُ بِاكْتِسَاءِ صُوَرِ التَّعَالِيقِ تَكُونُ لَازِمَةً |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 85: Bir şeyin nef’i damânı mukabelesindedir. |
الْخَرَاجُ بِالضَّمَانِ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 10. kâide) |
الخراج بالضمان |
|
Nâzırzâde (120. madde) |
الخراج بالضمان |
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 86: Ücret ile damân müctemi’ olmaz. |
الْأَجْرُ وَالضَّمَانُ لَا يَجْتَمِعَانِ |
|
İbn Nüceym (Üçüncü fennin "Ahkâmü’l-işârât" açıklamasında) |
الضمان والأجر لا يجتمعان |
|
Nâzırzâde (7. madde) |
الأجر و الضمان لا يجتمعان |
|
Hâdimî (9. madde) |
الأجر و الضمان لا يجتمعان |
|
Madde 87: Mazarrat menfaat mukabelesindedir. |
الْغُرْمُ بِالْغُنْمِ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (94. madde) |
الغرم بالغنم |
|
Madde 88: Külfet ni’mete ve ni’met külfete göredir. |
النِّعْمَةُ بِقَدْرِ النِّقْمَةِ وَالنِّقْمَةُ بِقَدْرِ النِّعْمَةِ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 89: Bir fiilin hükmü fâiline muzâf kılınır ve mücbir olmadıkça âmirine muzâf kılınmaz. |
يُضَافُ الْفِعْلُ إلَى الْفَاعِلِ لَا الْآمِرِ مَا لَمْ يَكُنْ مُجْبَرًا |
|
İbn Nüceym (İkinci fennin "Kitâbü’l-gasb" açıklamasında) |
الآمر لا يضمن بالأمر |
|
Nâzırzâde (1. madde) |
الآمر لايضمن بالأمر |
|
Hâdimî (6. madde) |
الآمر لايضمن بالأمر |
|
Madde 90: Mübâşir, yani bizzat fâil ile mütesebbib müctemi’ oldukda hüküm ol fâile muzâf kılınır. |
إذَا اجْتَمَعَ الْمُبَاشِرُ وَالْمُتَسَبِّبُ يُضَافُ الْحُكْمُ إلَى الْمُبَاشِرِ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 19. kâide) |
إذا اجتمع المباشر والمتسبب أضيف الحكم إلى المباشر |
|
Nâzırzâde (14. madde) |
إذا اجتمع المباشر والمتسبب أضيف الحكم إلى المباشر |
|
Hâdimî (4. madde) |
إذا اجتمع المباشر والمتسبب أضيف الحكم إلى المباشر |
|
Madde 91: Cevâz-ı şer’î damâna münâfî olur. |
الْجَوَازُ الشَّرْعِيُّ يُنَافِي الضَّمَانَ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (103. madde) |
جواز الشرع ينافي الضمان |
|
Hâdimî (53. madde) |
جواز الشرع ينافي الضمان |
|
Madde 92: Mübâşir, müte’ammid olmasa da dâmin olur. |
الْمُبَاشِرُ ضَامِنٌ وَإِنْ لَمْ يَتَعَمَّدْ |
|
İbn Nüceym (İkinci fennin "Kitâbü’l-gasb" açıklamasında) |
المباشر ضامن وإن لم يتعمّد |
|
Nâzırzâde (225. madde) |
المباشر ضامن وإن لم يتعمد |
|
Hâdimî (130. madde) |
المباشر ضامن وإن لم يتعمد |
|
Madde 93: Mütesebbib, müte’ammid olmadıkça dâmin olmaz. |
الْمُتَسَبِّبُ لَا يَضْمَنُ إلَّا بِالتَّعَمُّدِ |
|
İbn Nüceym (İkinci fennin "Kitâbü’l-gasb" açıklamasında) |
والمتسبّب لا إلا إذا كان متعمّدًا |
|
Nâzırzâde (225. madde) |
والمسبب لا إلا إذا كان متعمدا |
|
Hâdimî (131. madde) |
والمتسبب لا إلا بالتعمد |
|
Madde 94: Hayvanatın kendiliğinden olarak cinayet ve mazarratı hederdir. |
جِنَايَةُ الْعَجْمَاءِ جُبَارٌ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (52. madde) |
جناية العجماء جبار |
|
Madde 95: Gayrın mülkünde tasarrufla emretmek bâtıldır. |
الْأَمْرُ بِالتَّصَرُّفِ فِي مِلْكِ الْغَيْرِ بَاطِلٌ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (46. madde) |
الأمر بالتصرف في ملك الغير باطل |
|
Hâdimî (28. madde) |
الأمر بالتصرف في ملك الغير باطل |
|
Madde 96: Bir kimsenin mülkünde ânın izni olmaksızın âhar bir kimsenin tasarruf etmesi caiz değildir. |
لَا يَجُوزُ لِأَحَدٍ أَنْ يَتَصَرَّفَ فِي مِلْكِ الْغَيْرِ بِلَا إذْنِهِ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (119. madde) |
لا يجوز لأحد أن يتصرف في ملك الغير بلا إذنه |
|
Madde 97: Bilâ sebeb-i meşrû’ birinin malını bir kimsenin ahz eylemesi caiz olmaz. |
لَا يَجُوزُ لِأَحَدٍ أَنْ يَأْخُذَ مَالَ أَحَدٍ بِلَا سَبَبٍ شَرْعِيٍّ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (118. madde) |
لا يجوز لأحد أن يأخذ مال أحد بلاسبب شرعي |
|
Madde 98: Bir şeyde sebeb-i temellükün tebeddülü ol şeyin tebeddülü makamına kâimdir. |
تَبَدُّلُ سَبَبِ الْمِلْكِ قَائِمٌ مَقَامَ تَبَدُّلِ الذَّاتِ |
|
İbn Nüceym (-) |
|
|
Nâzırzâde (68. madde) |
تبدل سبب الملك قائم مقام تبدل الذات |
|
Hâdimî (39. madde) |
تبدل سبب الملك قائم مقام تبدل الذات |
|
Madde 99: Kim ki bir şeyi vaktinden evvel isti’câl eyler ise mahrumiyetle muâteb olur. |
مَنْ اسْتَعْجَلَ الشَّيْءَ قَبْلَ أَوَانِهِ عُوقِبَ بِحِرْمَانِهِ |
|
İbn Nüceym (Birinci fennin ikinci kısmındaki 15. kâide) |
من استعجل الشيء قبل أوانه عوقب بحرمانه |
|
Nâzırzâde (-) |
|
|
Hâdimî (-) |
|
|
Madde 100: Her kim ki kendi tarafından tamam olan şeyi nakz etmeğe sa’y eder ise sa’yi merdûddür. |
مَنْ سَعَى فِي نَقْضِ مَا تَمَّ مِنْ جِهَتِهِ فَسَعْيُهُ مَرْدُودٌ عَلَيْهِ |
|
İbn Nüceym (İkinci fennin "Kitâbü’l-kazâ" açıklamasında) |
مَن سعى في نقض ما تمّ من جهته فسعيُه مردودٌ عليه |
|
Nâzırzâde (235. madde) |
من سعى في نقض ما تم من جهته فسعيه مردود عليه |
|
Hâdimî (-) |
|
[1] Kavâid lieratürünün gelişimi hakkıında pekçok kitap ve makale telif edilmiştir. Bu eserlerden bazıları için bk. Ali Ahmed Nedvî, el-Kavâʿidü’l-fıkhıyye: Mefhûmuhâ, neşetuha, tatavvuruhâ, dirâsetü müellefâtihâ, edilletühâ, mühimmetuhâ, tatbikâtuhâ (Dımaşk: Dârü’l-Kalem, 1418); Yakûb b. Abdülvehhâb Bâ Hüseyn, el-Kavâidu’l-fıkhiyye: el-Mebâdi’, el-mukavvimât, el-mesâdir, ed-delîliyye, et-tatavvur (Riyad: Mektebetü’r-Rüşd, 1418); Mustafa Ahmed Zerkâ, el-Medhalu’l-fıkhiyyu’l-‘âmm (Dımaşk: Dâru’l-Kalem, 1418), 3/965-1094; Muhammed Zuhaylî, el-Kavâ‘idü’l-fıkhiyye ‘ale’l-mezhebi’l-Hanefî ve’ş-Şâfi‘î (Kuveyt: Meclisü’n-Neşri’l-İlmî, 2014); Ömer Nasuhi Bilmen, Hukuki İslamiyye ve Istılahatı Fıkhiyye Kamusu (İstanbul: BilmenYayınevi, 1988), 1/254; Mustafa Baktır, “İslâm Hukukunun Genel Prensipleri”, Ekev Akademi Dergisi 34 (2008), 203-210; Ahmet Yaman, “Bir Kavram Olarak ‘Fıkıh Kâideleri’ ya da İslam Hukukunun Genel İlkeleri”, Marife Dini Araştırmalar Dergisi 1 (Mayıs 2001), 49-75; Necmettin Kızılkaya, Hanefî Mezhebi Bağlamında İslam Hukukunda Küllî Kâideler (İstanbul: Litera Yayıncılık, 2018).
[2] Hükümleri genel esaslara bağlama çabasının ilk örneklerine, Hanefîlerin kurucu imamlarının eserlerinde çokça rastlamak mümkündür. Bununla birlikte “kaide” terimine ilişkin kavramsal tanımlamalar daha geç bir dönemde gerçekleşmiştir. Kerhî (ö. 340/952) ve Debûsî (ö. 430/1039) gibi Hanefî fakihleri tarafından hukukî kâidelerin müstakil olarak ele alındığı eserlerde kâide yerine “asıl” terimi kullanılmış, bununla ilke ve genel kural kastedilmiştir. İzz b. Abdisselâm (ö. 660/1262) ve Karâfî (ö. 684/1285) ile “kavâid” ve “furûk” adıyla bu türe ait eserler telif edilmeye başlanmış, süreç içerisinde gelişerek Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelîlerin katkılarıyla zengin bir literatür oluşmuştur. Bk. Yaman, “Bir Kavram Olarak ‘Fıkıh Kâideleri’ ya da İslam Hukukunun Genel İlkeleri”, 53; Baktır, “İslâm Hukukunun Genel Prensipleri”, 206; Kızılkaya, Hanefî Mezhebi Bağlamında İslam Hukukunda Küllî Kâideler, 136-142; Abdullah Çolak, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın Hukukçuluğu (Hak Dini Kur’an Dili Bağlamında) (İstanbul: Hikmetevi Yayınları, 2023), 131-132. Kavâid edebiyatının gelişmesiyle birlikte fıkhî kâideler kapsam alanı açısından en genişten (küllî kâide) en dara (dâbıt) doğru bir sınıflandırmaya tabi tutularak bir araya getirilmiş; benzerlik açısından bir araya getirilen fer‘î meseler, hüküm noktasında birbirinden ayrıştırılmıştır (furûk). Asıl, kâide, dâbıt, furûk gibi türleri olan kavâid edebiyatını bir üst başlık altında bir araya getirme düşüncesi ise eşbâh ve nezâirin oluşumunun zeminini hazırlamıştır. Bk. Necmettin Azak, “Kavâʿid-i Fıkhıyyede Bir Literatür İncelemesi: İbn Nüceym’in el-Eşbâh ve’n-Nezâir’i ve Üzerine Yapılan Çalışmalar”, Tahkik İslami İlimler Araştırma ve Neşir Dergisi 3/2 (31 Aralık 2020), 548-549. Ayrıca bu kuralların kazandırdığı hukuk formasyonu da hukukçuya olayları doğru ve ince bir değerlendirmeye tabi tutma yeteneği kazandırdığından, bu konular İslâm hukuku metodolojisi (Usûlü’l-fıkh) kitaplarında değil, İslâm hukuku (fıkıh) kitaplarında ve özellikle de doğrudan fetvâ veren müftüye ve yargıda bulunan kadıya/hâkime hitap eden kitaplarda yer almıştır. Hanefîlerden Alaaddin et-Tarablusî’nin (ö. 844/1440) yazdığı Mu‘înü’l-hükkâm, Şafiîlerden Maverdî’nin (ö. 450/1058) telif ettiği Edebü’l-kâdî ve Mâlikîlerden İbn Ferhun’un (ö. 799/1397) ele aldığı Tabsıratü’l-hükkâm bu tür kitapların başlıca örnekleri arasında yer almaktadır. Geniş bilgi için bk. Çolak, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın Hukukçuluğu (Hak Dini Kur’an Dili Bağlamında), 132-135.
[3] Kavâid-i külliyeyi öğrenmenin faydaları şöyle özetlenebilir: a) Bu ilmi öğrenenler, fıkhî yeteneklerini geliştirebilir, hatta ictihad seviyesine ulaşabilirler. b) Mezheplerin temel esaslarını anlayabilir ve kaynaklarına inebilirler. c) Fıkhın özünü ve inceliklerini anlayabilirler. d) Sonsuz sayıdaki fıkhî meseleyi ezberlemek yerine, kâide temelli okuyarak daha etkili bir şekilde öğrenme gerçekleştirebilirler. e) Dağınık fıkhî meseleleri bir araya getirebilirler. f) Benzerlikler arasındaki ince ayrıntılara dikkat ederek hükümleri farklılaştırabilirler. g) Yeni fıkhî meselelere çözüm bulmak için benzer unsurları ayrıntılı şekilde inceleyerek kıyas yoluyla hüküm verebilecek bir yöntem geliştirilebilirler. h) Benzer fıkhî meseleleri genel kâide ya da belli konulardaki benzerlikleri dâbıt altında gruplandırılabilirler. i) Hükümleri görünüşte benzer olsa bile belli durumlardan kaynaklı olarak farklı olanları ayırt edilebilirler. Bk. Şihâbüddîn Ebü’l-Abbâs Ahmed b. İdris el-Karâfî, el-Furûk = Envarü’l-burûk fi envâi’l-furûk (Suudi Arabistan, 2010), 3; Tâcuddîn Abdulvahhâb b. Takıyyüddîn İbnü’s-Subkî, el-Eşbâh ve’n-nezâir (Beyrut: Dârü’l-Kütübü’l-İlmiyye, 1411), 10; Ebû Abdillâh Bedrüddîn Muhammed ez-Zerkeşî, el-Mensûr fi’l-kavâʿidi’l-fıkhıyye, nşr. Teysîr Fâik Ahmed Mahmud (Kuveyt: Dârü’l-Kuveyt li’s-Sahâfe, 1985), 66-67, 69, 71; Abdurrahman b. Ahmed İbn Receb el-Hanbelî, Takrîrü’l-kavâʿid ve tahrîr’ü’l-fevâid, nşr. Ebû Ubeyde Meşhûr b. Hasan Âli Selmân (Ürdün: Dâru İbn Affân, 1999), 4; Ebü’l-Fazl Celaleddin Abdurrahman b. Ebî Bekr Suyûtî, el-Eşbâh ve’n-nezâir fi’n-nahv, nşr. Abdül’âl Salim Mükrim (Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 2009), 4; Zeynüddin b. İbrahim İbn Nüceym, el-Eşbâh ve’n-nezâir, nşr. Muhammed Mutî’ el-Hâfız (Beyrut: Dârü’l-Fikr, 1983), 10-11; Bilmen, Hukuki İslamiyye ve Istılahatı Fıkhiyye Kamusu, 1/254; Yaman, “Bir Kavram Olarak ‘Fıkıh Kâideleri’ ya da İslam Hukukunun Genel İlkeleri”, 208-210.
[4] Tatbikata bakıldığında İslâm hukukçularının küllî kaideleri hükmün delili olarak değil, verilen hükmün illet ve hikmetini açıklama maksadıyla kullandıkları görülür. Bk. Çolak, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın Hukukçuluğu (Hak Dini Kur’an Dili Bağlamında), 131. Nitekim Osmanlı mahkemelerinde bir kanun maddesi gösterilmeden yalnız Mecelle’nin küllî kâidelerine dayanılarak verilen hükümlerin temyizde bozulduğu kaydedilmektedir. Bk. Baktır, “İslâm Hukukunun Genel Prensipleri”, 210. Mecelle’nin “Esbab-ı Mucibe mazbatasında” “Hükkâm-ı şer’ bir nakl-i sarih bulunmadıkça yalnız bunlarla hükmedemez”, mezhepte muteber kabul edilen kitaplardan konu ile ilgili bir nakil olmadığı sürece “külli kaidelere” dayanarak hüküm verilemeyeceği söylenmiştir. Bk. Eminefendizade Küçük Ali Haydar Efendi, Dürerül-hükkâm şerhu Mecelleti´l-ahkâm (İstanbul: Alem Matbaası, 1313), 1/23; Hacı Reşid Paşa, Rûhü’l-Mecelle (İstanbul: Matbaa-i Hayriye, 1326), 22; Çolak, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın Hukukçuluğu (Hak Dini Kur’an Dili Bağlamında), 132.
[5] İslâm hukuku genel kuralları İslâm hukukçularını, hukukî olaylar arasındaki benzerlik ve farklılıkları tespit etmeye yöneltmiş ve benzer olaylara benzer hükümler, farklı olaylara da farklı hükümler vermelerini sağlayarak onlara hukuk nosyonunu (fıkhî melekeyi) kazandırmıştır. Bk. Bilmen, Hukuki İslamiyye ve Istılahatı Fıkhiyye Kamusu, 1/254. Bilmen’in ifadesi ile küllî kaideler; insanda hukuk fikrinin inkişafına hizmet eder, birçok hadisenin hükmünü tayine yardım ederek erbâb-ı hukûka birer rehber mesabesindedir
[6] Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye (Dersaâdet, 1322), 8.
[7] İbn Nüceym’in el-Eşbâh ve’n-nezâir’i üzerine yapılan çalışmalar için bk. Azak, “Kavâʿid-i Fıkhıyyede Bir Literatür İncelemesi”.
[8] Muhammed b. Süleyman Nâzırzâde, Tertîbü’l-leâlî fî silki’l-emâlî (Riyad: Mektebetü’r-Rüşd, 2004).
[9] Ebû Saîd Hâdimî, Mecâmîu’l-hakâik ve’l-kavâid ve cevâmi‘u’r-revâik ve’l-fevâid mine’l-usûl (İstanbul: Matbaa-i Âmire, 1308).
[10] Mecelle literatürü için bk. Sami Erdem, “Türkçede Mecelle Literatürü”, Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi 3/5 (2005), 673-722. Mecelle sonrası kavâid edebiyatı tarihi yazıcıları, Hanefî mezhebi fakihlerinden Kerhî ile bu kavâid literatürünü başlatıp İbn Nüceym’e kadar ulaştırmaktadırlar. Bu süreci İbn Nüceym’in eserine yapılan çeşitli çalışmalar ile sürdürüp Hâdimî ile birlikte Mecelle’ye kadar getirmektedirler. Ancak İbn Nüceym ile Hâdimî arasında yer alan kavâid yazarlarından Nâzırzâde’nin ismine yer vermezler. Nâzırzâde’nin isminin literatürde yer almaması dikkat çekici bir eksiklik olarak görülmektedir. Bu, Nâzırzâde’nin katkılarının gerektiği kadar değerlendirilmemiş veya üzerine yeterince çalışma yapılmamış olabileceğini düşündürmektedir. Nâzırzâde’nin katkılarının araştırılması, Mecelle’nin kaynakları ve oluşumu hakkında daha fazla bilgi sunacaktır. Mecelle sonrası dönemde ise kavâid yazıcılığı yerine genelde Mecelle’nin küllî kaideleri üzerine yapılan çalışmalar tercih edilmiştir. Bu tür çalışmalar, Mecelle’nin temel prensiplerinin daha iyi anlaşılmasının ve yorumlanmasının amaçlandığını göstermektedir. Mecelle’nin küllî kaidelerinin kaynaklarının oluşumunda daha çok İbn Nüceym ile Hâdimî’nin adının birlikte zikredildiği görülmektedir. Bunun için bk. Ebü’l-ulâ Mardin, Medenî Hukuk Cephesinden Ahmet Cevdet Paşa (Ankara: TDV Yayınları, 1996), 179-186; Abdüssettar Efendi, Teşrîhü’l-kavâ’idi’l-külliye (İstanbul: Mahmud Bey Matbaası, 1301), 5; Bilmen, Hukuki İslamiyye ve Istılahatı Fıkhiyye Kamusu, 1/254-289; Osman Öztürk, Osmanlı Hukuk Tarihinde Mecelle (İstanbul: İslâmî İlimler Araştırma Vakfı Neşriyatı, 1973), 122; Ali Şafak, “Hukukun Temel İlkeleri Açısından Mecelle’ye Bir Bakış”, Ahmed Cevdet Paşa (1823-1895) Sempozyum: 9-11 Haziran 1995 (Ankara: TDV Yayınları, 1997), 266; Hulusi Yavuz, “Ahmet Cevdet Paşa ve Mecelle’nin Tedvini”, Ahmed Cevdet Paşa (1823-1895) Sempozyum: 9-11 Haziran 1995 (Ankara: TDV Yayınları, 1997), 279.
[11] Mesud Efendi, Mir’ât-ı Mecelle (İstanbul: Matbaa-i Osmaniye, 1299), 1/10-45.
[12] Mecelle üzerine makale, yüksek lisans ve doktora tezi düzeyinde birçok akademik çalışma yapılmış olsa da küllî kaideleri bağlamında kaynaklarını ortaya çıkaran az sayıda ilmî çalışmanın yapıldığı görülmektedir. Bunların bir kısmı küllî kaidelerin kaynaklarını Kur’an perspektifinden ele alırken bir kısmı da hadisler ışığında ele almaktadır. Bununla birlikte kavâid, fıkıh ve fetva kitapları bağlamında Mecelle’nin küllî kaidelerinin kaynaklarını açığa çıkaran doğrudan bir çalışmanın olmadığı görülmektedir. Bazı çalışmalarda Mecelle’nin kaynaklarına yer verilmiş olsa da müstakil olarak ele alınarak incelenmemiştir. Mecelle’nin küllî kaidelerinin kaynakları hakkında yapılan çalışmalardan bazıları için bk. Abdullah Tuzcu, Kur’an-ı Kerim Açısından Mecelle’nin Külli Kaideleri (Atatürk Üniversitesi, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, 2012); Serkan Çelikan, Mecelle’nin Külli Kaidelerinin Hadislerdeki Dayanakları (Ankara: TDV Yayınları, 2023).
[13] Abdurraḥmân b. Muḥammed b. Suleymân Dâmâd Efendî Şeyhîzâde, Mecmaʿu’l-enhur fî şerḥi Multeḳa’l-ebḥur (Beyrut: Dâru İḥyâi’t-Turâŝi’l-ʿArabî, ts.), 3/293.
[14] Şeyhîzâde, Mecmaʿu’l-enhur, 3/293.
[15] Sirâcuddîn ʿOmer b. İbrâhîm b. Muḥammed el-Mıṡrî Sirâcuddîn İbn Nüceym, en-Nehru’l-fâʾiḳ şerḥu Kenzi’d-deḳâʾiḳ, thk. Ahmet Azv el-İnâye (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-ʿİlmiyye, 1422), 2/368.
[16] Muḥammed b. Aḥmed b. Ebî Sehl Şemsü’l-ʾEimme es-Seraḫsî, el-Mebsûṭ (Beyrut: Dâru’l-Maʿrife, 1414), 7/94.
[17] Abdulazîz b. Aḥmed b. Muḥammed el-Ḥanefî Alâuddîn el-Buhârî, Keşfü’l-esrâr şerḥu Uṡûli’l-Pezdevî (Dâru’l-Kitâbi’l-İslâmî, ts.), 3/80.
[18] Muhammed Emin b. Fazlullah b. Muhibbillah İbn Âbidîn, el-Ukûdü’d-dürriyye fî tenkîhi’l-Fetâva’l-Hâmidiyye (Derseâdet: Mahmud Bey Matbaası, 1897), 2/266.
[19] Ebü’l-Meʿâlî Maḥmûd b. Aḥmed b. Abdulaziz b. ʿOmar b. Mâze el-Ḥanefî İbn Mâze, el-Muḥîṭu’l-Burhânî fi’l-fıḳhi’n-Nuʿmânî, thk. ʿAbdulkerîm Sâmî el-Cundî (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-ʿİlmiyye, 1424), 9/7/630.
[20] Ebü’l-Ḥasen ʿAlî b. Ebûbekr el-Ferğânî el-Merğînânî, el-Hidâye fî şerḥi Bidâyeti’l-mubtedî, thk. Ṭallâl Yûsuf (Beyrut: Dâru İḥyâʾi’t-Turâŝi’l-ʿArabî, ts.), 3/132.
[21] Kaynakçadan sonra EK olarak Mecelle’nin 99 maddesinin Türkçe ve Arapça metinleri, sırasıyla İbn Nüceym, Nâzırzâde ve Hâdimî’nin metinleriyle aynı tabloda birlikte verilerek, aralarındaki lafız farklılıklarına kırmızı renkler kullanılarak işaret edilmiştir. Ayrıca Mecelle maddelerinin el-Eşbâh, Mecâmi‘ ve Tertîbü’l-leâlî’de geçen kaynakları kaide rakamları esas alınarak tespit edilip gösterilmiştir.
Şekil 1: Kesişim, Birleşim, Fark