Söyleşi: Mahir KILINÇ
Medyada “Motosikletli İmam” olarak gündeme geldiniz. Motosiklet kullanmaya ne zaman başladınız ve motosiklet sizde nasıl tutkuya dönüştü?
Yalova İmam Hatip Lisesinden mezun olduktan sonra Yalova Adalı Hafız Ahmet Hızal Kur’an Kursu’nda Mahmut Ekşi Hocamızda hafızlık eğitimi aldım. Diyanet İşleri Başkanlığımızın düzenlediği hafızlık yarışmasında Türkiye birinciliği nasip oldu. Elhamdülillah. Bu derecenin vesilesi ile başkanlığımızın takdim ettiği hediyeyi kullanarak kendime küçük bir motosiklet aldım. Bu motosiklet de benim ilk motosikletim oldu. Başkanlığımızda imam hatip olarak göreve başladıktan sonra klasik usul Arapça dersi aldım. Ancak ders aldığım yer, görev yerime 40 kilometre mesafedeydi. Dolayısıyla derslerime gidip gelirken motosikleti kullanıyordum. Motosiklet kullanma macerası böyle başladı diyebilirim.
Her sene 15 Temmuz’da şehitlerimiz için motosiklet üzerinde Türkiye’yi dolaşarak hatim okuyorsunuz. Bu proje nasıl ortaya çıktı ve ne şekilde gelişti? Projenizin detaylarından söz eder misiniz?
Motosiklet kullanmak, gerçekten çok keyiflidir. Ancak motosiklet sürüşünde Kur’an-ı Kerim tilavet ettiğimde çok daha anlamlı hâle geldiğini, güzel manevi duygular yaşattığını tecrübe ettim. 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ terör örgütünün devletimize karşı kalkıştığı hain darbe girişimine yönelik Sn. Cumhurbaşkanımızın önderliğinde kahraman milletimizin hep birden kenetlenip bizzat bu kalkışmayı engelleyerek destan yazdığı bu aziz günü unutturmamak için “Şehitlerimize Hatim ile Türkiye Motosiklet Turu” projesini bir farkındalık projesi olarak hazırladım. Motosiklet üzerinde, ülke sınırlarımız boyunca Kur’an-ı Kerim okumaya karar verdim. Hatimleri, görev başındaki emniyet ve güvenlik güçlerimize manevi bir güç olması niyetiyle okudum.
Bu projeyi her yıl temmuz ayının ilk iki haftasında gerçekleştiriyorum. 2017 ve 2018 yıllarında bireysel olarak; 2020, 2021 ve 2022 yıllarında İstanbul Müftülüğü himayesinde ve İstanbul Valiliğinin destekleriyle gerçekleştirdim. Bir hatim ortalama 2 bin 500 kilometrelik bir rotada tamamlanıyor. Hatim turunu her yıl 15 Temmuz günü sabah vaktinde Niğde’de medfun şehit Ömer Halisdemir’in kabrinde nihayete erdiriyorum ve hatim duasını orada yapıyorum.
Bu yıl “Malazgirt’ten Bu Yana Manevi Muhafaza” başlığı ile Muş’un Malazgirt Meydanı’ndan tilavete başlayıp Hakkâri’ye devam ettim. Oradan tüm güney kara sınır hattımız boyunca giderek Niğde’de hatmi tamamladım. Hatim turunu bitirdikten sonra Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Ali Erbaş Hocamız tarafından makamlarında kabul edildim.
Motosikletinizle hatim okuyarak Türkiye’nin her yerini dolaşıyorsunuz. Bu zamana kadar unutamadığınız bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?
2018 yılında düzenlediğim hatim turunda hem şehitlerimizin kabirlerini ziyaret etmiştim hem de güney kara sınır hattımız boyunca hatim okumuştum. Bu sebeple ilk defa Hakkâri’nin sınır bölgesi olan Derecik ilçesine gittim. Oradaki arkadaşlarımız beni sınırın sıfır noktasında bir hudut karakolunun önüne götürdüler. Kapıda nöbet tutan yiğit askerimiz misafir olduğumu anlayınca “Nereden geliyorsun?” diye sordu. “İstanbul’dan.” diye cevap verdiğimde durakladı, gözleri doldu ve “Ben de memleketim İstanbul’dan buraya görevim için geldim. Uzun zamandır burada vazifedeyim, memleketimi ve ailemi çok özledim, bizi ziyaret etmen çok duygulandırdı, çok sevindim, Allah razı olsun.” deyince ben de çok etkilendim. Orada anladım ki şehitlerimizin kabirlerini ziyaret edip onları yâd etmek tabii ki çok önemli ama bugün aziz vatanımızda devletimizin himayesinde güvenle ve rahatça yaşayabiliyorsak bu, vazifesi başında bulunan tüm güvenlik güçlerimiz sayesindedir. Bu yüzden vazifedeki güvenlik güçlerimizi ziyaret etmenin de şehitlerimizi ziyaret etmek kadar kıymetli olduğunu fark ettim ve sonrasındaki tüm hatim turlarında hudut karakollarımızı, üs bölgelerimizi, özel harekât karakollarımızı ziyaret ettim. Bu yıl düzenlediğim tur tarihleri Kurban Bayramı’nı kapsıyordu. Dolayısıyla bayramı “biz bayram yapabilelim diye bayramından vazgeçen kahraman yiğitlerimizle” birlikte Güneydoğu’daki karakollarda geçirdim.
Öz Geçmiş
Abdullah Özkan, 1989’da Yalova’da doğdu. 2007 yılında Yalova İmam Hatip Lisesini bitirdikten sonra Yalova Adalı Hafız Ahmet Hızal Kur’an Kursu’nda hafızlığını tamamladı. 2010 yılında Kuveyt’te, 2019 yılında Çeçenistan’da düzenlenen Dünya Hafızlık Yarışmalarına katıldı. 2010 yılında Diyanet İşleri Başkanlığında imam hatip olarak göreve başladı. 2014-2018 yıllarında İstanbul Süleymaniye Camii’nde Şeyhulkurra Mehmet Sevinç Hoca’da aşere-takrib-tayyibe eğitimini alarak kendisinden icazet aldı. Aynı esnada ilahiyat fakültesini tamamladı. Ardından İstanbul Haseki Reisülkurra Abdurrahman Gürses Dini İhtisas Merkezinde dinî musiki bölümündeki eğitimini tamamladı. Bursa, Kocaeli ve İstanbul’da çeşitli görevlerin akabinde Dolmabahçe Bezm-i Âlem Valide Sultan Camii’nde 5 yılı aşkın süre müezzin kayyım olarak vazifede bulundu. Sonrasında yapımı tamamlanarak yeni açılan Taksim Camii’ne imam hatip olarak atanan Özkan, yaklaşık bir yıl burada vazifede bulunduktan sonra İstanbul Haseki Reisülkurra Abdurrahman Gürses Dini İhtisas Merkezine eğitim görevlisi olarak atandı ve buradaki görevine devam ediyor.