İstanbul İMÇ Blokları Mescidi İmam Hatibi
Nevzat BAKIR:
“Bizler, din görevlisi olarak öğrenme ve okuma merakını hayatımızda hep canlı tutmalıyız.”
Söyleşi: Mahir KILINÇ
Değerli Hocam, 60 yaşında hafız oldunuz. Nasıl başladı hikâyeniz, hafız olma yolundaki serüveninizden bahsedebilir misiniz?
Rahmetli dedem, babamız genç yaşında vefat edince bizleri himayesine almıştı. Dedemin de çok sevdiği Sapanca Yeni Cami imam hatibi merhum Nevzat Zengin hocamız vardı. Babaannemin naklettiği üzere imamı her gördüğünde torunum olursa adını Nevzat koyacağım ve onu da senin gibi hafız yapacağım, dermiş. Bundan dolayı, hafızlık nimetinin dedem İsmail Bakır Efendi’nin duası olduğunu düşünüyorum.
Askerden dönünceye kadar ilimle ve Kur’an’la uğraşmamıştım. Sapancadaki değerli büyüklerim sürekli bana sesimin çok güzel olduğunu ve bu sesi Kur’an’la süslemem gerektiğini söylediler hiç usanmadan. Gel zaman git zaman ben Kur’an-ı Kerim okumamı ilerlettim ve bazı aşr-ı şerifleri ezberleyip camide okudum. İnsanlar okumamı çok beğendi ve bu durum da benim hoşuma gitti. Rabbim kalbimi Kur’an’a günden güne ısındırdı ve her geçen gün onunla daha çok haşir neşir olmaya başladım. Ezberlerime kısım kısım yeni ezberler ekledim. Çeşitli programlarda Kur’an-ı Kerim okuyordum ama düzenli bir şekilde hafızlığa başlamamıştım. Diyanet İşleri Başkanlığımızda 2010’da imam hatip olarak başladıktan sonra Kur’an-ı Kerim’le olan meşgalem daha da arttı ve 2021 yılında hafız olmaya karar verdim. İmamlık yaptığım mescidin yakınlarındaki bir Kur’an kursunda hocalık yapan Yahya Hoca’ya her gün ezber dinletmeye başladım ve iki senede bitirdim. Hafızlığımı tamamladıktan sonra da belgesini almak için hafızlık tespit sınavına hazırlandım. Sınav günü çok heyecanlandım ama elhamdülillah imtihana girdim ve kazandım.
Belirli bir yaştan sonra ezberlemek çok zor Kur’an-ı Kerim’i. Ezberlediğini çok çabuk unutuveriyorsun ama sınavı kazandıktan sonra da Allah’a her gün en az 5 cüz okuyacağım diye söz verdim ve her gün bu program dâhilinde okuyorum.
İlerlemiş yaşınıza rağmen hafız olmanız ve hafızlık tespit sınavını kazanmanız çevreniz ve cemaatiniz tarafından nasıl karşılandı?
Evvela ailem çok sevindi. Çünkü onlar benim hafız olmayı ne kadar istediğimin birinci şahitleriydi. Evde beni sürekli Kur’an okurken görüyorlardı. Hatta imamlık yaptığım mescide namaz kılmak için gelip giden cemaatim de Kur’an okuduğuma şahit oluyorlardı. Hafız olup da sınavı da kazanınca başta müftümüz ve camideki cemaatim bu azmimi ve gayretimi tebrik ve takdir ettiler. Benim Kur’an’a yönelik bu çalışmalarım ve bağlılığım etrafımdaki pek çok insanın da Kur’an-ı Kerim’e daha fazla zaman ayırmaya başlamasına vesile oldu. Esasen bu benim değil Kur’an-ı Kerim’in ve onu okumanın bir güzelliği olarak tezahür etti. Bakınız ki şu röportajı dahi o yüce Kitap’tan ötürü yapıyoruz. Allah bizleri ondan ve onu okumaktan, yaşamaktan alıkoymasın.
Hafızlık nimetini bilinçli, bir şekilde sonradan kazanmış biri olarak bu yüce kelama dair düşünceleriniz nelerdir?
Hafız olmak gerçekten nasip ve gayret işi. Hamdolsun ki bu yüce nimet bize de nasip oldu. Bu mübarek kitap Rabbimizin kelam sıfatı olması hasebiyle O’nunla konuşmak için birinci sıradaki kaynağımız ve hayatımızı tanzim eden rahmet-i ilahidir. Bedenimiz ve ruhumuza dünya ve ahiretimize en faydalı şifa kaynağıdır. Rabbim dünya ve ahirette bizleri şefaatine nail eylesin.
Bizim bu yüce Kitap’la ilişkimizi hiç kesmememiz gerekiyor. Çünkü Kur’an-ı Kerim kendisini terk etmeyeni asla terk etmez. Zira fert ve toplumların yükselmesi bu Kur’an’a sarılmakla mümkündür. Zelil olmaları da bu mübarek Kitab’ı terk etmeleriyledir. Rabbim gerçek manada bildiğiyle amel etmeyi, bilmediklerimizi öğrenme gayretinde olmayı bizlere nasip eylesin.
İstanbul’un İMÇ bloklarındaki mescitte görev yapıyorsunuz. Buradaki cemaate yönelik yapmış olduğunuz çalışmalardan bahsedebilir misiniz?
Burada imamlığın dışında 800’e yakın esnafın da manevi danışmanı gibi çalışıyorum. Mescitteki odamın kapısı sürekli açıktır. Bazen dağ yürümezse abdal yürür, diyorum ve onları ziyarete gidiyorum. Dükkân dükkân esnafı geziyorum. Onlarla özel olarak hasbihâl ediyorum. Ticarethanelerinin bereketinin namazdan ve duadan geçtiği telkininde bulunuyorum. Bazen buranın çay ocağında esnafla buluşuyoruz ve çok güzel bir kaynaşma oluyor. Dinî gün ve geceleri vesile kılıp hem o gün ve geceleri anlatmak hem de tebrik etmek için onları ziyaret ediyorum. Yine bunları vesile kılarak gayrimüslim vatandaşlarımıza da ikramlarda bulunuyorum.
Bunların yanı sıra özellikle cuma namazlarımızı şenlendiren yavrularımız oluyor. Onlara hem camiye hem de müezzinlik ve imamlığa teşvik için küçük hediyeler ve harçlıklar hazırlıyorum. Cuma günleri bu küçük mescit onların cıvıltılarıyla daha da şenlensin istiyorum.
Diyanet işleri Başkanlığına kadar çeşitli Kur’an kurslarında görev almış ve askerlikten sonraki hayatını ilme ve Kur’an-ı Kerim’e adamış birisiniz. Hâlihazırdaki imam-hatip görevinizden ve yaşadıklarınızdan yola çıkarak din görevlilerine yönelik ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Din görevlileri peygamberlerin günümüzdeki vârisleridir. Dolayısıyla evvela bu yüce makamın ne kadar önem ve ağır bir sorumluluk taşıdığını unutmamamız gerekiyor. Her hâlimizin, hareketimizin ve sözlerimizin bu makama yakışır ve yaraşır bilincinde olmak bizlerin en önemli vazifelerinden biri olmalı. Ayrıca din görevlisi olarak öğrenme ve okuma merakını hayatımızda hep canlı tutmalıyız. İnsanlar ilim sahibi, vakur bir din görevlisini daha çok benimsiyor ve ona daha çok saygı gösteriyor. Son olarak din görevlileri olarak bizler din adına edindiğimiz bilgileri doğru bir üslupla, yanlış anlaşılmaya mahal vermeden ve yüzümüzden tebessümü eksik etmeden anlatmalıyız ki hiçbir insanın İslam’dan, Kur’an’dan, namazdan soğumasına sebep olmayalım ve her yeni gün cemaatimizin arasına bir kişiyi daha katabilelim.
Öz Geçmiş
Nevzat Bakır, 1963 yılında Sapanca’da dünyaya geldi. Ortaokulda okurken babasının da vefat etmesi üzerine tahsil hayatını devam ettiremedi. Baba mesleği olan kereste ve mobilya işlerini sürdürdü. Küçük yaşlardan itibaren başladığı tekvandoda kara kuşak sahibi olan Bakır, 1983 yılında askere gidip geldikten sonra ilim öğrenmeye ve Kur’an-ı Kerim okumaya yöneldi. İstanbul ve Rize’de farklı hocalardan dersler aldı. 2010 yılında imam hatip olarak Zonguldak’a bağlı Osmanlı köyüne atandı. Buradaki görevinin akabinde İstanbul İMÇ Blokları Mescidi’nde görev yapmaya başlayan ve hâlâ burada görevini sürdüren Bakır evli ve dört çocuk babasıdır.