ABLAY, R. “Diyarbakır Ziya Gökalp Yazma Eser Kütüphanesi’nde Bulunan Kırâate Dair Arapça El Yazma Eserlerin Tespit ve Değerlendirmesi” Diyanet İlmî Dergi 58 (2022): 99 -125

Araştırma makalesi /
Research article

DİYARBAKIR ZİYA GÖKALP YAZMA ESER KÜTÜPHANESİ’NDE BULUNAN KIRÂATE DAİR ARAPÇA EL YAZMA ESERLERİN TESPİT VE DEĞERLENDİRMESİ

DETECTION AND EVALUATION OF THE ARABIC MANUSCRIPTS ON QIRAAT IN DİYARBAKIR ZİYA GÖKALP LIBRARY OF MANUSCRIPTS

Geliş Tarihi: 04.03.2021 Kabul Tarihi: 01.03.2022

RIFAT ABLAY
DR. ÖĞR. ÜYESİ
DİCLE ÜNİVERSİTESİ
İLAHİYAT FAKÜLTESİ
orcid.org/0000-0002-5948-9221
rifat.ablay@dicle.edu.tr

ÖZ

Diyarbakır Ziya Gökalp Yazma Eser Kütüphanesi bünyesinde, yazı dili Arapça olan 115 adet kırâat ve tecvid ilimlerine dair yazma eser bulunmaktadır. Çalışmamızda; bu kütüphanede bulunan kırâat ilmiyle ilgili kaleme alınmış eserler tespit edilip haklarında bilgi verilmiş, demirbaş kayıtlarındaki hatalı telif isimleri düzeltilmiştir. Ayrıca müellif bilgisi bulunmayan eserlerin müelliflerine yer verilmiş ve bunların içinde yer alıp da demirbaş listesinde adı geçmeyen bazı risâlelerin tespiti yapılmıştır. Bu sayede kütüphane kataloğunda yer almayan veya katalogda yer aldığı hâlde eksik bilgiler içeren eserlere dikkat çekilerek kırâat alanında çalışacak olan akademisyen ve araştırmacılara katkı sağlanması hedeflenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Kırâat, Tecvid, Bibliyografya, Yazma Eser, Diyarbakır Ziya Gökalp Yazma Eser Kütüphanesi.

ABSTRACT

In Diyarbakır Ziya Gökalp Library of Manuscripts, there are 115 manuscripts in Arabic on qiraat (recitation of the Holy Quran) and tajweed (the style in which Quran is recited) studies. In the current study, all the 115 works were identified, with brief and succinct information supplied for every one of them. Not only were the erroneous names previously been given to some of the works contained in the accession record were corrected but also those which lacked information about their authors were provided with vital information. Furthermore, the treatises contained in some of these volumes but not included in the inventory list were also found and identified. Taking all these into account, the present study intends to contribute to the work of academicians and researchers by drawing particular attention to the books and treatises not available in the library catalog, as well as those available in this catalog with only inadequate information about them.

Keywords: Qiraat, Tajweed, Bibliography, Manuscripts, Diyarbakır Ziya Gökalp Library of Manuscripts.

SUMMARY

Since the early times of Islam, the scholarly heritage has been systematic, resulting in the publication of a countless number of books to promote the spreading of Islamic scholarship and the preservation of Islamic principles. The first of them were the Quran’s chapters, followed by the sacred book itself. We may presume that Muslims were introduced to writing during the early years of Islam not only because Prophet Muhammad (pbuh) appointed several scribes during the Meccan period, but also because narrations indicate that hand-written pages of the Qur’an were also used during this period.

The entire Quran was brought together following the demise of the Prophet Muhammad (pbuh) and reproduced to be sent to Islamic lands. Lesson circles were formed to understand the Qur’an and make it possible to be recited by large masses. Meanwhile, the students of the companions of the Prophet (pbuh) (Tābʿīn) and those who followed the Tābʿīn, known as Tābiʿū al-Tābʿīn, recorded the Islamic sciences they learned from the companions through writing. In this regard, the study of qiraat, which started to take shape from the 2nd century of the hijra, gained momentum in the 3rd and 4th centuries and many different works have been produced in this field ever since. These works have managed to spread across a wide geography thanks to scholars and their students.

So many private and state libraries have been established in different towns to acquire knowledge or to preserve the knowledge inherited from previous generations. Certain works that could be defined as bedside books have been handed down from one generation to another. Today, these works are brought to light and introduced to the world of science through analysis, investigations, or translation work, making it possible for modern people to access and benefit from this inheritance. However, despite all these efforts, there are still many manuscripts waiting to be explored. In fact, many manuscripts by Muslim scholars or by people living in Islamic geography are still waiting to be unearthed in various libraries across the world. In the present study, we aimed to unearth and introduce the Arabic hand-written works published on the science of qiraat and registered in the Ziya Gökalp Library of Manuscripts in Mesudiye Madrasah located in the courtyard of the Great Mosque in Diyarbakır.

There are approximately 3250 manuscripts in 1984 volumes written in Arabic and registered in this library. While some of these works are contained inside a single volume, others comprise many treatises. As a result of analyzing these treatises, this study detected 115 Arabic manuscripts here in this library, including the copies of the same work copied by different scholars in different periods, which were written on either qira’at al-sab’ (seven qiraat), qirā’āt al-’ashar (ten qiraat), or tajweed (the rightful articulation of Quranic verses).

In this study into the works available on qiraat, a few problems were identified in the library records of these works. First, the title of some works is either missing or incorrect. Second, some works lack total information about their authors while others either give incomplete or incorrect information about them. Third, since the works in the library are cataloged in different periods, there are significant differences between the page numbers in the existing folders and the numbers registered in the system. Fourth, there are some works whose names do not even appear on the catalog despite constituting a chapter in the same volume. Fifth, no catalog study has been done on the works of the qiraat available in the library, nor a registration process has been conducted as regards the section of work type. Sixth, some of the works have been named based on their content unlike how it is done in the literature. Finally, the death date of the author of some books has not been mentioned where his name is written.

In this study, some improvements made to the works of qiraat available in the Diyarbakır Ziya Gökalp Library of Manuscripts are presented. To begin with, the names of the works were compared with the names used commonly in the literature to provide their correct forms besides mentioning the books published with more than one name. Identification of the author of unspecified works was carried out by considering the content of the work or by reviewing the literature. Hence, researchers further studies into this field will not only have access to the correct titles but will also have an idea about the content of these works.

GİRİŞ

İ

slâmîyet’in erken dönemlerinden itibaren kayıt altına alınan ilmî miras zamanla sistematikleşmiş; bu bağlamda İslâmî ilimlerin gelişip yayılması ve bu müktesebatın korunması adına çok sayıda güzide eser yazılmıştır. Bunların başında Mushaf sayfaları ve daha sonrasında da bir araya getirilen Mushaf’ın[1] kendisi olmuştur. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Mekke döneminde kâtipler edinmesinin yanı sıra[2] Kur’ân’a ait yazılı sayfaların yine bu dönemde kullanıldığını gösteren birtakım rivâyetlerin[3] varlığı, Müslümanların İslâmiyet’in erken dönemlerinde yazıyla tanıştığının göstergesidir.

Kur’ân’ın tamamı, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) vefatından sonra bir araya getirilmiş ve İslâm beldelerine gönderilmek üzere çoğaltılmış;[4] yine Kur’ân’ın anlaşılması ve kırâatinin geniş kitlelere ulaşması için ders halkaları oluşturulmuştur. Bu esnada sahâbenin ders halkasına katılan tâbiîn ve tebeî tâbiîn, sahâbeden öğrendiği ilimleri yazı yoluyla kaydetmiştir. Bu bağlamda hicrî ikinci asırdan itibaren şekillenmeye başlayan kırâat ilmi, üçüncü ve dördüncü asırlarda ivme kazanmış ve bu alanda birçok farklı eser kaleme alınmıştır. Ortaya konulan bu telifler ise âlimler ve onların yetiştirdiği talebeler aracılığıyla geniş ve muhtelif coğrafyalara yayılmıştır.

İlim elde etmek veya önceki nesillerden kalan ilmî birikimi muhafaza etmek amacıyla farklı beldelerde şahsî veya devlete ait çok sayıda kütüphane kurulmuştur. Başucu kitapları olarak niteleyebileceğimiz belli başlı eserler asırlarca nesilden nesile aktarılmış, bu sayede İslâmî ilimlerin günümüze kadar aktarımı sağlanmıştır. Günümüzde bu eserler; tahkik edilmek, bilimsel çalışmalara konu olmak veya çevirisi yapılmak suretiyle ilim dünyasına kazandırılmaktadır. Böylelikle bize miras kalan bu eserler, günümüz insanının istifadesine sunulmaktadır. Ancak bunca gayrete rağmen kütüphane raflarında hâlâ incelenmeyi bekleyen pek çok el yazma eser bulunmaktadır. Dahası Müslüman âlimlere veya İslâm coğrafyasında yaşamış farklı şahsiyetlere ait çok sayıda el yazma eser, dünyanın farklı kütüphanelerinde hâlen gün yüzüne çıkarılmayı beklemektedir. Bu çalışmada, biz de Diyarbakır Ulu Camii avlusunda bulunan Mesudiye Medresesi’ndeki Ziya Gökalp Yazma Eser Kütüphanesi’nde kayıtlı olan ve Arapça[5] yazılan kırâat ile ilgili yazma eserleri gün yüzüne çıkararak tanıtmayı hedefledik.

Söz konusu kütüphanede kayıtlı 1984 cilt eserin içinde yaklaşık 3250 adet Arapça yazma risâle bulunmaktadır. Burada bulunan 1984 cilt eserden kimi tek bir kitaptan kimi de birden fazla risâleden oluşmaktadır. Bu risâlelerin incelenmesi neticesinde aynı eserin farklı tarihler ve farklı müstensihler tarafından istinsâh edilen nüshalarıyla beraber toplamda 115 adet Arapça yazma kırâat eserinin tespiti tarafımızca yapılmıştır.

Kıraat eserleriyle ilgili yapılan bu çalışmada, söz konusu eserlere dair kütüphane kayıtlarında aşağıdaki sorunlar tespit edilmiştir:

Bazı eser isimleri eksik veya yanlış yazılmıştır.

Bazı eserlerde müellife dair bilgiler ya eksik ve hatalı bir şekilde verilmiş ya da hiç verilmemiştir

Kütüphanedeki eserler farklı dönemlerde kataloglandırıldığı için mevcut klasörlerdeki varak numaraları ile sistemde kayıtlı olan numaralar arasında önemli farklar bulunmaktadır.

Aynı cilt içerisinde olduğu hâlde kütüphane kataloğunda adı geçmeyen bazı eserlere rastlanmıştır.

Kütüphanede kırâat eserlerine özgü bir katalog çalışması yapılmadığı gibi eser türü kısmında da kırâat alanına dair bir kayıt işlemi gerçekleştirilmemiştir.

Bazı eserlere isim verme işlemi, literatürde yapılandan farklı olarak eserin içeriği baz alınmak suretiyle yapılmıştır.

Müellifin adının kaydedildiği bazı eserlerde müellifin ölüm tarihine dair bilgi verilmemiştir.

Bu çalışmada kütüphane bünyesinde bulunan kırâat ilmine dair eserlerle ilgili aşağıdaki hususlarda birtakım iyileştirmelere yer verilmiştir:

Bu çalışmada kütüphane bünyesinde bulunan kırâat ilmine dair eserlerle ilgili aşağıdaki hususlarda birtakım iyileştirmelere yer verilmiştir:

Eserlerin isimlerinin literatürdeki yaygın adları karşılaştırılarak doğru hâlleri verilmiş; ayrıca birden fazla isimle anılanları belirtilmiştir.

Müellifi belirtilmemiş teliflerin müellif tespiti, eser içeriği gözetilerek veya literatür taraması yapılarak gerçekleştirilmiştir.

Varak numarası sisteme yanlış girilmiş eserlerin doğru varak numarası tespit edilmiştir.

Bir cildin içinde ismi geçtiği halde kütüphane demirbaş listesinde bulunmayan eserler, müellifleriyle birlikte tespit edilmiştir.

Müellife dair eksik bilgi içeren eserlerin künyelerine tarafımızca tespit edilen bazı bilgiler ilave edilmiştir.

Çalışmada sadece eser isimlerine değil, eserlerin içeriğine de kısaca değinilmiştir. Böylelikle bu alanda çalışacak araştırmacılar yalnızca doğru eser isimlerine erişmekle kalmayacak aynı zamanda eser içeriğine dair fikir sahibi de olabileceklerdir.

Çalışmamızda ele alınan eserler aşağıda verilen yöntem doğrultusunda incelenmiştir:

Öncelikle eserin ismi, müellifin künyesi, müstensihin adı, istinsâh tarihi/yeri, demirbaş numarası, varak bilgisi ve yazı türü verilmiş, daha sonra söz konusu eserle ilgili kısa bir bilgilendirme ve değerlendirme yapılmıştır. Eserler alfabetik sıraya göre verilmiştir. Aynı eserin farklı nüshaları varsa istinsâh tarihi daha erken olanına öncelik verilmiştir.

Diyarbakır Ziya Gökalp Yazma Eser Kütüphanesi’nde kayıtlı bulunan kırâat ilmine dair Arapça yazma eserler şunlardır:

1. ʿAkîletü etrâbi’l-kasâid fî esnâ’l-makâsıd fî mersûmi’l-mesâhif, Ebû Muhammed el-Kāsım b. Fîrruh eş-Şâtıbî (ö. 590/1194), D. No: 21 Hk 700/2, vr. 43a-60a, yz. harekeli nesih. Bu eser Ebû Amr ed-Dânî’nin resm-i mushafa dair yazdığı el-Müknî‘ adlı eserinin manzum hâli olup 298 beyitten oluşmakta, Şatibiyyetü’s-Süğra, Kasidetü’r-Râiyye[6] ve er-Râiyye isimleriyle de anılmaktadır.

2. ʿAkîletü etrâbi’l-kasâid fî esnâ’l-makâsıd fî mersûmi’l-mesâhif, Şâtıbî, D. No: 21 Hk 915/1, vr. 1a-9a, yz. kırma nesih. Eser, kütüphane demirbaşında Manzûme fi’l-Kırâât olarak kayıtlara işlendiyse de esasında İmâm Şâtıbî’nin ismini başlıkta belirttiğimiz manzum eseridir.

3. Beyânü’l-müşkilât ʿale’l-mübtediîn min ciheti’t-tecvîd, Muhammed b. Ömer (ö. ?), D. No: 21 Hk, vr. 44b-87a yz. nesih. Kütüphane demirbaşında kayıt altına alınmamış olan bu eserde tecvide dair birçok konuya değinilmektedir.

4. Büğyetü’l-müstefîd fî ʿilmi’t-tecvîd, Muhammed b. Bedruddîn b. Abdülhak b. Belbân el-Hazrecî el-Be‘lî ed-Dimeşkî el-Hanbelî (ö. 1083/1672), D. No: 21 Hk 266/5, vr. 45b-55b, yz. nesih. Kütüphane kataloğunda müellif ismi belirtilmemiştir. Bu eser Âsım kırâatine göre tecvid konularını etraflıca ele almaktadır.

5. Câmiʿu’l-kelâm fî resmi Mushafî’l-İmâm, Şeyhülislâm Ebû Abdillâh Muhammed b. Ahmed (ö. ?), müstensih Ahmed b. Muhammed el-Kayserî el-Ürkübî istinsâh tar. 1214 (1798) D. No: 21 Hk 356/8, vr. 155b-166a, yz. nesih. Asıl ait olduğu varaklar 182b-202b’dir. Resm-i Mushaf-ı Osmânî’ye dair yazılmış bir eserdir.

6. Cevâhiru’l-mükellele fi’l-kirââti’l-ʿaşri’l-müdellele, Muhammed b. Ahmed el-Avfî (ö. 1049/1639), müstensih İsâ et-Tâğıstânî eş-Şirvânî (Âmid), istinsâh tar. 1231 (1815), D. No: 21 Hk 908/1, vr. II+1b-86b, yz. nesih. Eserin matbu adı el-Cevâhiru’l-mükellele limen râme’t-türûki’l-mükemmele[7] şeklindedir. Eserin ön sayfasında “Bu kitap el-Pâluvîzâde diye bilinen meşhur Kârî Hacı Hâfız Muhammed Efendi’nin eseridir. Ulu Cami’nin içindeki kütüphaneye Fâdıl el-Âmidî tarafından bırakılmıştır.” ifadesi bulunmaktadır. Müellif, bu eserin Ciddü’l-meʿanî ve kenzü’s-seb’i’l-mesânî adlı eserinin kısaltılmış hâli olduğunu belirtmektedir. Eserde kırâat imâmlarının râvilerine kırâat tarîklerine, kırâat usûllerine ve ferşü’l-hurûfa yer verilmektedir. Bu eser, aynı zamanda meşhur Zübedtülʿirfân adlı eserin kırâat kaynakları arasında yer almaktadır.[8]

7. Cevâhiru’l-mükellele fi’l-kirââti’l-ʿaşri’l-müdellele, Muhammed b. Ahmed el-Avfî (ö. 1049/1639), müstensih Muhammed b. Hüseyin, istinsâh tar. 1129 (1716), D. No: 21 Hk 773, vr. 1b-146a, yz. nesih. Asıl istinsâh tarihi 1229’dur.

8. Cevâhiru’l-mükellele fi’l-kirââti’l-ʿaşri’l-müdellele, Muhammed b. Ahmed el-Avfî (ö. 1049/1639), müstensih Mikâilzâde Hâfız Hasan el-Âmidî, istinsâh tar. 1236 (1819), D. No: 21 Hk 1716/1, vr. II+1b+77a, yz. kırma nesih. Asıl ait olduğu varaklar II+3b-78a’dır.

9. Dürrü’l-yetîm, Muhammed Birgivî (ö. 981-1573), müstensih Ahmed b. Muhammed, istinsâh tar. 1177 (1764), D. No: 21 Hk 356, vr. 213b-216b. yz. nesih. Bu eser, kütüphane kayıtlarında yer almamakla beraber 356 numaralı klasörün son risâlesidir. Eserde tecvid konularından harflerin sıfatlarının yanı sıra, idğâm, med, vakf, sekte ve tilavet çeşitlerine; ayrıca sayfa kenarlarında içeriği açıklar mahiyetteki hâşiyelere de yer verilmiştir.

10. ed-Dürretü’l-mudiyye fi’l-kırââti’l-eimmeti’s-selâseti’l-marzîye, Ebü’l-Hayr Şemsüddîn Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Alî b. Yûsuf el-Cezerî (ö. 833/1429), müstensih İsâ Dağistanî[9] eş-Şirvânî, istinsâh tar. 1231 (1815), istinsâh yeri Mesudiye Medresesi Âmid, D. No: 21 Hk 908/2, vr. 87b-96a, yz. harekeli nesih. Asıl ait olduğu varaklar 89b-97a’dır. Bu eser İbnü’l-Cezerî’nin daha önce sayıları on olup yaygınlık kazanmamış yedi kırâate, üç kırâat daha eklenerek kırâatlerin ona çıkarıldığı manzum eseridir. İmâm Şâtıbî’nin yedi kırâate dair olan eş-Şâtıbiyye’sinin devamı niteliğindedir ve 240 beyitten oluşmaktadır. Eserde kırâatin hem usûl hem de ferşü’l-hurûf konularına yer verilmektedir.

11. ed-Dürretü’l-mudiyye fi’l-kırââti’l-eimmeti’s-selâseti’l-marzîye, Ebü’l-Hayr Şemsüddîn Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Alî b. Yûsuf el-Cezerî (ö. 833/1429), müstensih İbrahim el Hamdi, istinsâh tar. 1239 (1822), D. No: 21 Hk 606/2, vr. 39b-48a, yz. nesih. Eserin asıl ait olduğu varaklar 39b-47a’dır.

12. ed-Dürretü’l-mudiyye fi’l-kırââti’l-eimmeti’s-selâseti’l-marzîye, Ebü’l-Hayr Şemsüddîn Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Alî b. Yûsuf el-Cezerî (ö. 833/1429), D. No: 21 Hk 762/4, vr. 138b-146b, yz. nesih. Eserin asıl ait olduğu varaklar 145b-153b’dir.

13. ed-Dürretü’l-mudiyye fi’l-kırââti’l-eimmeti’s-selâseti’l-marzîye, Ebü’l-Hayr Şemsüddîn Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Alî b. Yûsuf el-Cezerî (ö. 833/1429), D. No: 21 Hk 700/3, vr. 61b-76a, yz. harekeli nesih.

14. el-Elifü’l-me’lûf fî keşfî’l-hurûf, Ebü’l-Feth b. Sadaka b. Mansûr el-Halebî es-Sermînî (ö. 741/1340), D. No: 21 Hk 870/1, vr. 1a-53a, yz. nesih. Eserin asıl ait olduğu varaklar 1a-54a’dır. Yedi kırâatin ferşü’l-hurûfu işlenen bu eserin giriş sayfasının bulunmadığı görülmüştür.

15. el-Havâşi’l-müfehhime fî Şerhi’l-Mukaddime, Ebû Bekr Ahmed İbnü’l-Cezerî (ö. 835/1432), istinsâh tar. 802 (1399), 21 Hk 93/1, vr. 1b-51b, yz. nesih. Eserin adı katalogda “Havasu’l-müfehhime” şeklinde yazılmış olsa da asıl ismi başlıkta yazdığımız isimdir. Yazarı İbnü’l-Cezerî’nin oğludur.[10] İki yıl arayla vefat ettikleri için yazar ve baba İbnü’l-Cezerî birbiriyle karıştırılmamalıdır. Eserin ön sayfasında “Ahmet Efendi vakfıdır.” ibaresi bulunmaktadır. Müellif eserin girişinde insanların uğraşması gereken ilimlerin en başında Allah kelamı geldiğini, okumaya başlamadan önce kişinin Kur’ân harflerini tecvidine uygun okuması ve kırâatini tashih etmesi gerektiğini söylemekte ve bu alanda yazılan en faydalı eserlerden birisinin babası İbnü’l-Cezerî’ye ait olan Mukaddime adlı eseri olduğunu dile getirmektedir. O, devamında talebelerinin isteği üzerine babasının Mukaddime’sine bir şerh yazdığını ve adını da “el-Havâşi’l-müfehhime fî Şerhi’l-Mukaddime” koyduğunu belirtmektedir.

16. el-Havâşi’l-Müfehhime fî Şerhi’l-Mukaddime, Ebû Bekr Ahmed İbnü’l-Cezerî (ö. 835/1432), D. No: 21 Hk 1153/3, vr. 59a-79a, yz. kırma nesih. Eserin ismi kütüphane kayıtlarında sehven “el-Havassü’l- müfehhime” olarak yazılmıştır.

17. el-Î’tilâf fî vücuhi’l-ihtilâf, Yûsufefendizâde Abdullâh Hilmî b. Mehmed el-Âmâsî (ö. 1167/1754), müstensih Mikâîlzâde Hâfız Hasan el-Âmidî, istinsâh tar. 1236 (1819), D. No: 21 Hk 1716/3, vr. 111b-119b, yz. kırma nesih. Asıl ait olduğu varaklar 109b-117b’dir. Müstensih, eserin ismiyle ilgili “Hâzâ Kitâbu i’tilaf ʿala kırââti’s-seb‘a” şeklinde bir not düşmüştür.

18. el-Kâfî fî ʿileli’l-kırââti’s-sebʿa, Ebû Abdillâh Muhammed b. Şüreyh er-Ruaynî el-İşbîlî el-Endelüsî (ö. 476/1084), D. No: 21 Hk 1143/2, vr. 58b-109b, yz. kırma nesih. Eser, yedi kırâate dair yazılmıştır. İçerisinde yedi kırâat İmâmının 14 râvisinin kırâat rivâyetlerine, kırâat silsilelerine, kırâatlerinin usûlüne, ferşü’l-hurûfa ve müellifin kırâat silsilesine yer verilmektedir. Eser, hacim itibariyle küçük olsa da içeriğinde yedi kırâat ihtilafının olduğu sûrelere yer verilmektedir.

19. el-Kavâidü’l-mukarrere ve’l-fevâidü’l-muharrere, Muhammed b. Kāsım b. İsmâîl el-Bakarî el-Ezherî (ö. 1111/1699), müstensih Ahmed b. Hasan b. Ali, istinsâh tar. 1130 (1717), D. No: 21 Hk 790/2, vr. 40b-53a, yz. kırma ta’lîk. Eserde kırâat ilminde infirâd tarîki diye bilinen metoda göre her kırâat İmâmının kırâat usûlü bağımsız bir şekilde ele alınmaktadır. Bu eser, muhtasar bir çalışma olup müellifin hocası Abdurrahman el-Yemenî’nin (ö. 1050/ 1640) derslerinden derlediği bir çalışmadır. Eserin adı Metnü’l-Bakariyye olarak da geçmektedir. Sultân b. Nâsır el-Cübûrî (ö. 1137/1725) tarafından bu eser üzerine el-Ukûdü’l-mücevhere ve’l-leâliyi’l-mütebekkire adıyla bilinen bir şerh yazılmıştır.

20. el-Mukaddime fi’l-kırâât, D. No: 21 Hk 334/8, vr. 205b-213b, yz. nesih. Tam ismi “Hâzihi Mukaddimetü ʿala Mezhebi’l-İmâm Hafs” şeklinde olan eser, İmâm Hafs kırâatinin bir mukaddimesidir. Eserin ilk iki sayfasında bulunan yazılar silik olması nedeniyle okunamamaktadır.

21. el-ʿUkûdü’l-mücevhere ve’l-leâliyi’l-mütebekkire, Sultân b. Nâsır el-Cübûrî (ö. 1137/17725), D. No: 21 Hk 762, vr. 154b-213b, yz. nesih. İstinsâh tarihi 1114(1702)’tür. Bağdat Mercâniyye Medresesi’nde istinsâh edildiği bilgisine yer verilmektedir. Eserin adı kütüphane kataloğunda yer almamasına rağmen kütüphanede 21 Hk 762/4 D. No’lu ed-Dürretü’l-mudiyye adlı eserden sonra gelmektedir. Müellif eserin, Muhammed b. Kāsım b. İsmail el-Bakarî’nin el-Kavâidü’l-mükarrere ve’l-fevâyidü’l-müharrere (el-Bakariyye) adlı eserinin şerhi olduğunu ifade etmektedir. Eser, Şerhu kavâidi’l-Bakarî olarak da bilinmektedir.

22. en-Neşr fi’l-kırââti’l-ʿaşr, Ebü’l-Hayr Şemsüddîn Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Alî b. Yûsuf el-Cezerî (ö. 833/1429), müstensih Sadaka b. Ahmed ed-Dimeşkî, istinsâh tar. 803 (1400), D. No: 21 Hk 1485, vr. 126, bozuk nesih. İstinsâh tarihinden anlaşıldığı kadarıyla bu nüshanın en-Neşr’in telif tarihine (799/1396)[11] çok yakın bir dönemde yazıldığı anlaşılmaktadır. Sahih kabul edilen on kırâatin rivâyet ve tarîkleri İbnü’l-Cezerî’nin bu meşhur telifinde birleşmektedir. Bu eser, ondan sonraki kırâat âlimlerinin başucu kitabı hâline gelmiştir. Kırâat-ı aşere, bu eser ve İbnü’l-Cezerî sayesinde yaygınlık kazanıp günümüze kadar ulaşmıştır. Nitekim İbnü’l-Cezerî’den sonra yaşamış muteber âlimlerin kahir ekseriyetinin kırâat silsilesi bu âlime dayanmaktadır. Bu eserin el yazmalarına neredeyse İslâm coğrafyasındaki tüm kütüphanelerde rastlamak mümkündür. Eser, on kırâatin usûl ve ferşü’l-hurûfuna dair çok faydalı bilgiler içermektedir. Metot olarak her bir İmâmın iki râvisine, her râvinin iki tarîkine, her tarîkin de yine iki tarîkine yer verilmektedir. Seçilen bu tarîklerin Doğu-Batı, Mısır-Irak tarîkleri olmasına özen gösterilmiştir.[12] Bu yolla toplamda 80 kırâat tarîkine yer verilmektedir.[13] Müellif kırâat ilmine dair olan bu birikimini 61 müellifin kitabını şifâhî olarak hocalarından edâ etmenin yanı sıra kitâbet silsilesiyle de kayda almış ve bu şekilde elde ettiği kırâat birikimini en-Neşr adlı eserine yansıtmıştır.[14]

23. en-Neşr fi’l-kırââti’l-ʿaşr, Ebü’l-Hayr Şemsüddîn Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Alî b. Yûsuf el-Cezerî (ö. 833/1429), müstensih Ahmed b. Nâsır b. Muhammed b. Ali b. Abdi’l-Bâsit, istinsâh tar. 1006 (1597), D. No: 21 Hk 1131, vr. 276, yz. nesih.

24. en-Neşr fi’l-kırââti’l-ʿaşr, Ebü’l-Hayr Şemsüddîn Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Alî b. Yûsuf el-Cezerî (ö. 833/1429), müstensih Seyyid Hâfız Mustafa b. Ahmed b. Hıdır el-Âmidî, istinsâh tar. 1185 (1770), 21 Hk 1160, D. No: 21 Hk 915/4, vr. 362, yz. nesih.

25. es-Secâvendî, ʿİlelü’l-vükûf, Muhammed b. Tayfûr el-Gaznevî es-Secâvendî (ö. 560/1165), D. No: 21 Hk 1143/1, vr. 57b, yz. kırma nesih. Asıl ait olduğu varaklar 1b-57b’dir. Kitabın giriş kısmında, “Hâfız Ali Efendi vakfıdır” ifadesi bulunmaktadır ve müellif bilgisi verilmeden “Vükufû’l-Kur’ân-ı Kerîm” şeklinde bir kayıt düşülmüştür. Eserde Kur’ân’daki vakf çeşitlerine, vakf örneklerine ve neden bu vakflara ihtiyaç duyulduğuna dair vakf illetlerine rumuzlar yoluyla yer verilmektedir. Bu telif, kaynaklarda Kitâbü’l-Vakf ve’l-ibtidâi’l-kebîr, Kitâbü’l-Vakf ve’l-ibtidâ ve el-İzâh fi’l-vakf ve’l-ibtidâ isimleriyle anılmaktadır.[15] Ancak müellifin, el-İzâh fi’l-vakf ve’l-ibtidâ adında illet belirtilmeden vakf işaretlerini Kur’ân’ın başından sonuna kadar yer verdiği farklı bir eseri olduğunu düşünüyoruz.

26. es-Secâvendî, el-İzâh fi’l-vakf ve’l-ibtidâ, Muhammed b. Tayfûr el-Gaznevî es-Secâvendî (ö. 560/1165), D. No: 21 Hk 252/7, vr. 141b-166b, yz. Ta‘lik. Asıl ait olduğu varaklar 136b-161b’dir. Secâvendî’nin vakf ve ibtidâ ilmine dair yazdığı eserdir. Giriş kısmında, Kur’ân’da durulması veya durulmaması gereken yerler birtakım sembollerle özellikle belirtilmiştir. Eserde vakf ve ibtidâya dair bilgiler Fatiha’dan Nâs Sûresine kadar sembol harflerle izah ve sebep belirtilmeden ele alınmıştır. Sayfa kenarlarında söz konusu sûrenin geçtiği cüz bilgisi yer almaktadır. Eserin girişinde “Hâza Kitâb Vükûf Secâvend” yazılmaktadır. Çeşitli kaynaklarda bu eser Vükûfü’l-Kur’ân, Risâletü’l-vakfi’l-lazimi fi’l-Kur’ân, Vükûfü’l-Kur’ân li İbni’t-Tayfûr es-Secâvendî,[16] el-Vakfü ve’l-ibtidâü’s-sağîr[17] gibi isimlerle anılmaktadır.

27. et-Tebsıra fi’l-kırââti’s-Sebʿ, Ebû Muhammed Mekkî b. Ebî Tâlib Hammûş b. Muhammed el-Kaysî (ö. 437/1045) müstensih İbrahim b. Ali, istinsâh. tar. 966 (1558), D. No: 21 Hk 265, vr. 98, yz. nesih. Eserin ismi kütüphane kayıtlarında et-Tefsîr fi’l-kıraââti’s-Sebʿ şeklinde yanlış olarak yazılmıştır. Bu eser, kırâat imâmlarının râvilerini iki ile sınırlandıran ilk eserler arasında yer almaktadır.[18] Eserde yedi kırâat imâmının ve râvilerinin hayatlarına, kırâat silsilelerine, kırâat usûllerine, ferşü’l-hurûfa ve müellifin kırâat silsilesinin yedi imâma olan intisabına yer verilmektedir.

28. et-Teysîr fi’l-kırââti’s-Sebʿ, Ebû Amr Osmân b. Saîd b. Osmân ed-Dânî (ö. 444/1053), D. No: 21 Hk 1153/1, vr. 1b-56a, yz. kırma nesih. Kitabın dış kapağında Hâfız Ali el-Âmidî’nin ismi geçmektedir. Kendisinin istinsâhı olmasa da eserin 1140’tan önce istinsâh edilmiş olabileceğini söylemek mümkündür. Bu eser, Dânî’nin yedi kırâat imâmı ve ikişer râvilerinin hayatına ve kırâatlerine yer verdiği meşhur kitabıdır. Ayrıca ana metnin etrafında yer yer hâşiyeler bulunmaktadır.

29. et-Teysîr fi’l-kırââti’s-sebʿ, Ebû Amr Osmân b. Saîd b. Osmân ed-Dânî (ö. 444/1053), D. No: 21 Hk 149, vr. 58, yz. nesih. Bu nüshanın son kısımları eksik olmakla birlikte eser, farklı bir tecvide ait üç varak esere iliştirilmiştir.

30. et-Teysîr fi’l-kırââti’s-sebʿ, Ebû Amr Osmân b. Saîd b. Osmân ed-Dânî (ö. 444/1053), istinsâh tar. 615 (1218), D. No: 21 Hk 915/2, vr. 14b-76b, yz. kırma nesih. Asıl ait olduğu varaklar 15b-77b’dir. Birkaç sayfası silik olan bu eserin istinsâh tarihinin 615 olarak verilmesinin gerçeği yansıtmadığını düşünmekteyiz. Kitaptaki başka bir risalede Muhammed Mar’aşı Saçaklızade’nin (ö. 1145/1732) dâd (ض ) harfiyle ilgili görüşüne yer verilmektedir.

31. Günyetü’t-tâlibîn ve münyetü’r-râğibîn, Muhammed b. Kāsım b. İsmâîl el-Bakarî el-Ezherî (ö. 1111/1699), D. No: 21 Hk 700/4, vr. 77b-102b, yz. kırma nesih. Eser tecvid ilmine dair yazılmış olup 15 bâb ve bir hatimeden oluşmaktadır. Sondaki iki bâbda Mushaf yazım emrinin kim tarafından verildiğine, emrin kim tarafından yerine getirildiğine ve yazılan mushafların adedine değinilmektedir.

32. Hırzü’l-emânî ve vechü’t-tehânî, Ebû Muhammed el-Kāsım b. Fîrruh eş-Şâtıbî (ö. 590/1194), müstensih, Bahtiyar b. Yûsuf, istinsâh tar. 1024 (1614), D. No: 21 Hk 1850, vr. 49, yz. harekeli nesih. Sayfa kenarlarında hâşiyeler bulunan bu eser, Şâtıbî’nin meşhur eş-Şâtıbiyye adlı manzum kâsidesi olup ayrıca Ebû Amr ed-Dânî’nin et-Teysîr adlı eserinin de manzum hâlidir. Eserin nazım olarak yazılmış olması ilim talebelerinin daha rahat ezberlemelerini sağlamış ve bu yönüyle kırâat alanında başvurulan en yaygın eserlerden biri olmuştur. Eser üzerine çok sayıda hâşiye, şerh ve ta‘lik yazılmıştır. Ayrıca katalog çalışması yürüttüğümüz kütüphanede farklı tarihlerde farklı kişilerce istinsâh edilmiş dokuz adet Hırzü’l-emânî bulunması, eserin haklı şöhretini ortaya koymaktadır.

33. Hırzü’l-emânî ve vechü’t-tehânî, Ebû Muhammed el-Kāsım b. Fîrruh eş-Şâtıbî, müstensih Ali b. Muhammed, istinsâh tar. 1116 (1703) D. No: 21 Hk 700/1, vr. 1a-42a, yz. harekeli nesih. Asıl ait olduğu varak 1a-43b’dir.

34. Hırzü’l-emânî ve vechü’t-tehânî, Ebû Muhammed el-Kāsım b. Fîrruh eş-Şâtıbî, müstensih Abdulğafûr b. Ali el-Âmidî, istinsâh tar. 1173 (1758), D. No: 21 Hk 321, vr. 46, yz. harekeli nesih. Asıl olarak 91 varaktır.

35. Hırzü’l-emânî ve vechü’t-tehânî, Ebû Muhammed el-Kāsım b. Fîrruh eş-Şâtıbî, müstensih İbrahim el-Hâfız, istinsâh tar. 1222 (1806), D. No: 21 Hk 671, vr. 52, yz. nesih.

36. Hırzü’l-emânî ve vechü’t-tehânî, Ebû Muhammed el-Kāsım b. Fîrruh eş-Şâtıbî, müstensih Muhammed Mesʿûd el-Latîfî el-Âmidî, istinsâh tar. 1237 (1820), D. No: 21 Hk 606/1, vr. 1b-38b, yz. nesih. Asıl istinsâh tarihi 1232’dir.

37. Hırzü’l-emânî ve vechü’t-tehânî, Ebû Muhammed el-Kāsım b. Fîrruh eş-Şâtıbî, D. No: 21 Hk 151/1, vr. 1b-50b, yz. nesih.

38. Hırzü’l-emânî ve vechü’t-tehânî, Ebû Muhammed el-Kāsım b. Fîrruh eş-Şâtıbî, D. No: 21 Hk 496, vr. 70, yz. nesih. Asıl olarak 71 varaktan teşekkül etmektedir. Kitabın sahibi Seyyid Muhammed b. Sâbit olarak kaydedilmiştir. Eserin 1235 yılında Melik Ali b. Mahmud’a geçtiği belirtilmektedir.

39. Hırzü’l-emânî ve vechü’t-tehânî, Ebû Muhammed el-Kāsım b. Fîrruh eş-Şâtıbî, D. No: 21 Hk 365/2, vr. 102b-166a, yz. nesih. Asıl ait olduğu varaklar 98b-159b’dir. Nüshadaki kırmızı yazılar okunaklı bir şekilde dururken siyah yazıların büyük bir kısmı siliktir.

40. Hırzü’l-emânî ve vechü’t-tehânî, Ebû Muhammed el-Kāsım b. Fîrruh eş-Şâtıbî, D. No: 21 Hk 294/9, vr. 114b-132b, yz. kırma ta‘lîk.

41. Hırzü’l-emânî ve vechü’t-tehânî, Ebû Muhammed el-Kāsım b. Fîrruh eş-Şâtıbî, müstensih Hâfız Ali b. Fâdıl b. Ömer el-Âmidî, D. No: 21 Hk 294/1, vr. 1a-24a, yz. kırma ta‘lîk. Eser, vr. 24a’da bitmeyip 27a’ya kadar devam etmektedir. Ancak kitabın sonunda yer alan bazı sayfaların içeriği zamanla silinmiştir. Söz konusu eser, kütüphane kayıtlarına Manzûme fi’l-kırâât adıyla geçmiş olmasına rağmen metnin içeriğinden yola çıkarak bu eserin İmâm Şâtıbî’nin Metnü’ş-Şâtibiyye olarak da bilinen Hırzü’l-emânî adlı manzum telifi olduğu tarafımızca tespit edilmiştir. Ancak bu çalışmada sayfa kenarlarındaki hâşiyelerin kime ait olduğuna dair bir tespit yapılamamıştır.

42. Hülâsatu’t-tecrîd, Ahmed b. Şaʿbân (ö. ?), D. No: 21 Hk 25/1, vr. 1b-15b, yz. nesih. vr. 1b-14b’dir. Eserin ilk iki sayfasında silik ifadeler bulunmaktadır. Eserde tecvid konuları kısa bir şekilde ele alınmaktadır.

43. İcâzetnâme, Muhammed b. Hasan b. Osmân el-Amidî (ö. ?), istinsâh tar. 1231 (1815), D. No: 21 Hk 294/8, vr. 100a-105b, yz. kırma nesih. Hâfız Ali b. Fadıl b. Ömer el-Âmidî’nin kırâat ilmindeki silsilesini belirten icâzetnâme türünden bir eserdir.

44. İdğâmü’l-mütekâribeyn, D. No: 21 Hk 334/5, vr. 159b-171b, yz. bozuk nesih. Asıl ait olduğu varaklar 171b-184a’dır. Her ne kadar bu eser İdğâmü’l-mütekâribeyn şeklinde kayıt altına alınmış olsa da içeriğinde idğâm-ı kebîr ve izâfet yâ’larının Ebû Amr’ın Sûsî rivâyetindeki konumu ele alınmaktadır.

45. İhtiyârât min kırââti Ebî Hanîfe,[19] Ebü’l-Fazl el-Huzâî (ö. 408/1017), D. No: 21 Hk 487/3, vr. 54b-56b, yz. ta‘lîk. Bu risâle, İmâm Ebû Hanîfe’ye dayandırılan kırâatlere dairdir. Eserde Ebû Hanîfe’ye nispet edilen kırâat tercihlerinin sayısının 51 olduğu belirtilmektedir.

46. Kenzü’l-meʿânî fî şerhi Hırzi’l-emânî, Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed Şu‘le Şemsüddîn el-Mevsılî (ö. 656/1258), müstensih Mustafa b. Ahmed b. Hıdır, istinsâh tar. 1185 (1770), D. No: 21 Hk 1090/1, vr. XIV+1b-183a+III, yz. nesih. Asıl ait olduğu varaklar III+4b-185a’dır. Şâtıbî’nin Hırzi’l-emânî adlı eserine dair bir şerhtir. Aynı isimle Şâtıbî’nin Hırzi’l-emânî adlı eserine Muhammed Şu‘le’den bir asır sonra yaşamış olan Ca‘berî (ö. 732/1332) de ayrı bir şerh yazmıştır.

47. Kenzü’l-meʿânî fî şerhi Hırzi’l-emânî, Burhânüddîn Ebû İshâk İbrâhîm b. Ömer b. İbrâhîm b. Halîl el-Ca‘berî (ö. 732/1332), müstensih Ebu Bekir b. Ali, istinsâh tar. 1154 (1740), D. No: 21 Hk 1060, vr. 293, yz. kırma nesih.

48. Kitâb fî beyâni rümûzi’l-kırâât, istinsâh tar. 1163 (1749), D. No: 21 Hk 31, vr. 209, yz. Bu eser, vakf ve ibtidâ ilmine dair yazılmış kapsamlı bir çalışmadır.

49. İzâhü’l-vakf ve’l-ibtidâ, Ebû Bekr Muhammed b. el-Kāsım b. Muhammed el-Enbârî (ö. 328/940), D. No: 21 Hk 32, vr. 166, yz. Asya nesihi. Eser, Kitâbü usûli’l-kırâât olarak kaydedilmiştir. Eserin içeriğinden yola çıkılarak, Enbârî’ye ait vakf ve ibtidâ ilmine dair İzâhü’l-vakf ve’l-ibtidâ adlı eseri olduğu anlaşılmaktadır.

50. Kurretü’l-ʿayn fi’l-feth ve’l-imâle beyne’l-lafzeyn, Ebû’l-Bekâ Nûruddîn Alî b. Osmân el-Uzrî İbnü’l-Kāsıh (ö. 801/1399), müstensih İsmail b. Mustafa, istinsâh tar. 1214 (1798), D. No: 21 Hk 356/5, vr. 125a-140b yz. ta‘lîk. Asıl ait olduğu varaklar 150b-166a’dır. Giriş kısmında adı “Kurretü’l-ʿayn” olarak ifade edilen bu eser, yedi kırâat usûlünden feth, imâle ve beyne üzerine yazılmıştır.

51. Kurretü’l-ʿayn fi’l-feth ve’l-imâle beyne’l-lafzeyn, Ebû’l-Bekâ Nûruddîn Alî b. Osmân el-Uzrî İbnü’l-Kāsıh (ö. 801/1399), müstensih Mikâîlzâde Hâfız Hasan el-Âmidî, istinsâh tar. 1235 (1818), D. No: 21 Hk 1716/4, vr. 121b-139a, yz. kırma nesih. Asıl ait olduğu varaklar 118b-135a’dır. Giriş sayfasında Risâletü’l-imale adıyla istinsâh edilmiş olan bu eserin sonunda şöyle bir not düşülmüştür: “Kurretü’l-ʿayn fi’l-feth ve’l-imâle beyne’l-lafzeyn adlı eserin istinsâhı bitmiştir.” Dolayısıyla eserin ismi başlıkta da verildiği gibidir.

52. Kurretü’l-ʿayn fi’l-feth ve’l-imâle beyne’l-lafzeyn, Ebû’l-Bekâ Nûruddîn Alî b. Osmân el-Uzrî İbnü’l-Kāsıh (ö. 801/1399), D. No: 21 Hk 762/2, vr. 108b-129b, yz. nesih. Asıl ait olduğu varaklar 108b-136b’dir.

53. Kurretü’l-ʿayn fi’l-feth ve’l-imâle beyne’l-lafzeyn, Ebû’l-Bekâ Nûruddîn Alî b. Osmân el-Uzrî İbnü’l-Kāsıh (ö. 801/1399), müstensih Ahmed b. Hasan b. Ali, D. No: 21 Hk 790/1, vr. 1b-39b yz. ta‘lîk.

54. Manzûme fî ʿilmi’t-tecvîd, D. No: 21 Hk 915/3, vr. 79a-86b, yz. kırma nesih. Eserde, tecvid konuları kısa bir şekilde ele alınmaktadır. Eksik sayfalar içerdiği tespit edilen söz konusu eser, mensur olarak kaleme alınmıştır.

55. Mecmaʿu’s-sürûr ve’l-hübûr ve matlaʿu’ş-şümûs ve’l-büdûr, Ebû Abdillâh Şemsüddîn Muhammed b. Halîl b. Ebî Bekr el-Halebî İbnü’l-Kabâkıbî (ö. 849/1445), D. No: 21 Hk 334/1, vr. XXII,1b-53a, yz. nesih. Eserin ön yüzünde “Hâzâ Kitâbü Metni’l-Kabâkıbî fî ‘ilmi’l-‘kırââti’l-‘erbe‘ati ‘aşer” yazmaktadır. Eser, nazım şeklinde kaleme alınmış olup 14 kırâatin özelliklerini, imâmlarını ve râvilerini ele almaktadır. Ayrıca bu eser, 10 sahih kırâatin yanında 14’lü kırâat tasnifindeki dört şâz kırâat hakkında da önemli bilgiler vermektedir. Müellifin manzum olan bu eserine dair bizzat kendisinin kaleme aldığı Îzâhu’r-rumûz ve miftâhü’l-künûz adlı bir şerhi de bulunmaktadır.

56. Mukaddimetü’l-Cezerîye, Ebü’l-Hayr Şemsüddîn Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Alî b. Yûsuf el-Cezerî (ö. 833/1429), D. No: 21 Hk 252/4, vr. 110b-114b, yz. harekeli nesih. Asıl ait olduğu varaklar 106b-110b’dir. Eserin devamında tecvid ile ilgili başka bir risâle mevcut olup kütüphanenin kataloğunda ikisi bir eser gibi kaydedilmiştir. Eser, 109 beyitten oluşmakta ve tecvid ilminin birçok konusunu ele almaktadır. Söz konusu eser üzerine farklı zamanlarda muhtelif şerhler yazılması ve ilim talebeleri tarafından ezberlenen meşhur kitaplar arasında olması vs. hususlar, eserin şöhretini haklı çıkarmaktadır. Bu eserin el yazma nüshalarına birçok kütüphanede erişmek mümkün olduğu gibi, farklı yayınevleri tarafından basılmış matbu nüshalarına da rastlamak mümkündür.

57. Mukaddimetü’l-Cezerîye, Ebü’l-Hayr Şemsüddîn Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Alî b. Yûsuf el-Cezerî (ö. 833/1429), 21 Hk 559/2, vr. 92b-96b, yz. ta‘lîk. Asıl ait olduğu varaklar 91b-95a’dır.

58. Neylü’l-merâm bî Vakfi Hamza ve Hişâm, Ebû Salâh Alî b. Muhsin es-Saidî eş-Şazilî el-Vefâî er-Remilî el-Mâlikî. (ö. 1130/1718) istinsâh tar. 1130 (1718), D. No: 21 Hk 334/9, vr. 213b-243b, yz. kırma nesih. Asıl ait olduğu varaklar 214b-245b’dir. Eser, Vakfü Hamza ve Hişâm adlı eserin şerhidir.

59. Risâle beyâni vücûhi kırâât evveli’l-Fâtihâ ʿinde İbn Kesîr, D. No: 21 Hk 294/3, vr. 45b-53a, yz. kırma nesih. Asıl ait olduğu varaklar 41b-48a’dır. Her ne kadar eserin ismi başlıktaki gibi yazılmışsa da bu esere Risâle beyâni vücûhi kırâât isminin verilmesinin daha uygun olacağı kanaatindeyiz. Nitekim eserde sadece İbn Kesîr kırâati ele alınmamakta, yedi kırâat imâmının kırâat özelliklerinden medler, idğâm, sıla vb. konulara da yer verilmektedir. Söz konusu telif, ağırlıklı olarak Arapça yazılmış olmakla birlikte Osmanlıca yazılmış bölümleri de ihtiva etmektedir.

60. Risâle fî ahkâmi’t-tecvîd, müstensih Hâfız Ali b. Fadıl b. Ömer el-Âmidî, D. No: 21 Hk 294/4, vr. 63b-66b, yz. kırma nesih. Eserde tecvid ve kırâat konuları birlikte ele alınmıştır.

61. Risâle fî beyâni ahkâmi’l-vasl ve’l-imâle ve’l-kasr, İbrâhîm b. Süleymân b. İbrâhîm Kütahyavî (ö. ?), müstensih Ahmed b. Veli, istinsâh tar. 1205 (1789), D. No. 21 Hk 356/7 vr. 151b-154b yz. kırma ta‘lik. Asıl ait olduğu varaklar 178b-181b’dir. Eser, adından da anlaşılacağı üzere vasl, imale, med-kasr vb. konularına dairdir.

62. Risâle fî beyâni envâi’l-hatai fi’l-kırâât, Ebû Hafs Necmüddîn Ömer b. Muhammed b. Ahmed en-Nesefî es-Semerkandî (ö. 537/1142), D. No: 21 Hk 252/3, vr. 106b-109a, yz. ta‘lik. Asıl ait olduğu varaklar 102b-104a’dır. Eserin asıl isminin Zelletü’l-Kâri olduğu belirtilmektedir.[20] Kur’ân kırâatinde yapılan yaygın hatalar ele alınmaktadır. Söz konusu hataların görülebileceği yerler olarak âyet, kelime, harf ve iʿrab gösterilmiştir. Ayrıca kelimenin eksik okunmasına da hata gözüyle bakılmasının yanı sıra vakf ve ibtidâ konularında da hatalar yapılabileceği bilgisi yer almaktadır. Ayrıca bu hataların doğurduğu hükümlere de yer verilmekle birlikte eserde adı geçen bu maddelerin izahları yapılmaktadır.

63. Risâle fî beyâni envâi’l-hatai fi’l-kırâât, Ebû Hafs Necmüddîn Ömer b. Muhammed b. Ahmed en-Nesefî es-Semerkandî (ö. 537/1142), D. No: 21 Hk 487/1, vr. 1b-6b, yz. kırma nesih. Eser gayet düzgün ve okunaklıdır. Yukarıda da belirtildiği üzere Zelletü’l-Kârî olarak meşhur olmuştur.

64. Risâle fî beyâni merâtibi’l-meddât, Yûsufefendizâde Abdullâh Hilmî b. Mehmed el-Âmâsî, müstensih Ahmed b. Muhammed Efendi Saʿlebî, D. No: 21 Hk 356/9, vr.176b-181b yz. nesih. Asıl ait olduğu varaklar 203a-208b’dir. Eserin asıl isminin Risâle fî beyâni merâtibi’l-meddi fî kırââti’l-eimmeti’l-ʿaşere olduğu kanaatindeyiz. Eserde med konuları on kırâat usûlüne göre işlenmektedir.

65. Risâle fî beyâni’d-dâdi ve’z-zâi, D. No: 21 Hk 915/4, vr. 87a-95b, yz. kırma nesih. Eserin girişinde her ne kadar dâd (ض) harfiyle ilgili bilgilere yer verilmişse de genel hatlarıyla harflerin sıfatları ve bazı tecvid konuları işlenmektedir.

66. Risâle fî Beyâni’l-kavâidi’t-tecvîd, müstensih Ahmed ed-Dagıstanî, istinsâh tar. 1214 (1798), D. No: 21 Hk 356/3 vr. 108b-118b, yz. ta‘lîk. Asıl ait olduğu varaklar 133b-144b’dir. Eser tecvid ilmine dairdir ve kısmen Arapça kısmen de Osmanlıca olarak kaleme alınmıştır.

67. Risâle fî beyâni’l-kırâât, müstensih Ahmed b. Hasen b. Ali, D. No: 21 Hk 790/3 vr. 53b-61b, yz. ta‘lîk. Yedi kırâat usûlüne dair kaleme alınan bu eserin son üç sayfası siliktir.

68. Risâle fî ʿilmi’t-tecvîd, D. No: 21 Hk 25/2, vr. 17b-32a, yz. nesih. Asıl ait olduğu varaklar 15b-29a’dır. Eser, İmâm Hafs kırâatindeki tecvid kuralları üzerine yazılmıştır.

69. Risâle fî keyfîyeti’l-kırâeti bi cemîiʿl-vücûh min Tarîki’ş-Şâtıbiyye, İbrâhîm b. Süleymân b. İbrâhîm Kütahyavî (ö. ?) , müstensih Ahmed b. Muhammed Efendi Kayserî, istinsâh tar. 1214 (1798), D. No: 21 Hk 356/6, vr. 141b-150b, yz. ta‘lîk. Asıl ait olduğu varaklar 168a-177b’dir. Şâtıbiyye tarîkindeki kırâatlerin cem‘ tarîkiyle okunuşunu konu edinmektedir.

70. Risâle fî tertîbi’t-tekbîr ʿinde’l-kırâe, Sa‘dî Çelebî Sa‘dullâh b. İsâ Kastamônî (ö. 945/1538), müstensih Ahmed b. Muhammed Efendi el-Ürkübî, istinsâh tar. 1214 (1798), D. No: 21 Hk 356/10, vr. 182a-184a, yz. nesih. Asıl ait olduğu varaklar 209b-211b’dir. Sûre geçişlerinde okunan tekbirlerin hükmüne dair yazılmış bir eserdir.

71. Risâle fi’l-ihtilâfî beyne Hafs ve Ebî Bekr fi’l-kırâât, müstensih Ali b. Muhammed el-Musallî, D. No: 21 Hk 334/7, D. No:191b-204b, yz. nesih. Eserin bünyesinde iki risâle bulunmaktadır. Birincisinde farklı İmâmların kırâatlerinde medlerin hükmü, imâle, nakl, ibdâl vb. konular işlenirken; ikincisinde ise isminden de anlaşılacağı üzere Hafs ve Ebû Bekir râvilerinin kırâat özelliklerine ve bu iki rivâyette bulunan sûre bazındaki ferşî farklıklara yer verilmektedir.

72. Risâle fi’l-kırâât, D. No: 21 Hk 870/2, vr. 54a-14b, yz. nesih. Asıl ait olduğu varaklar 55a-143b’dir. Eserin konusu, yedi kırâat usûlüdür.

73. Risâle fi’l-vükûfi’l-lâzimeti fi’l-Kur’ân, D. No: 21 Hk 1153/2, vr. 56b-58b, yz. kırma nesih. Asıl ait olduğu varaklar 57b-59b’dir. Vakf-ı lâzıma dair yazılmış kısa bir risâledir. Bu risâlede, Kur’ân’da bulunan vakf-ı lâzım türlerinin örnekleri dilsel açıdan tahlil edilmekte ve anlama olan etkileri işlenmektedir.

74. Risâletün yeteʿalleku bî’t-tecvîd, Muhammed b. Bedruddîn b. Abdülhak b. Belbân el-Hazrecî el-Be‘lî ed-Dimeşkî el-Hanbelî (ö. 1083/1672), müstensih Abdürrahim b. Abdülmukîm, istinsâh tar. 1305 (1886), D. No: 21 Hk 266/4, vr. 37b-45a, yz. nesih. Asıl ait olduğu varaklar 39b-46a’dır. Eser ismi kütüphane demirbaşında Risâle fî’t-tecvîd şeklinde kaydedilmişse de eserin ismi girişte, başlıkta belirtilen hâliyle geçmektedir. Yine eserin giriş kısmında bazı tecvid konularına kısaca değinildikten sonra, asıl omurgayı teşkil eden, kırâat imâmlarına göre idğâm ve uygulamasına dair görüşler nazara verilmektedir.

75. Risâle teteʿallaku bi tecvîd’l-Kur’ân, D. No: 21 Hk 25/3, vr. 33a-46a, yz. nesih. Asıl ait olduğu varaklar 30a-43a’dır. Tecvid konularını işleyen kısa bir risâledir.

76. Risâletü’l-kırâe, Ömer Efendîzâde, müstensih Mikâîlzâde Hâfız Hasan el-Âmidî, istinsâh tar. 1236 (1819), D. No: 21 Hk 1716/2, vr. 81b-110a, yz. kırma nesih. Asıl ait olduğu varaklar 80b-108a’dır. Eser, kırâât-ı ʿaşereye dairdir. Giriş bölümünde müellif şu ifadelere yer vermektedir: “Ben kırâat dersini hocam Hamid (Pâluvî) Efendi’den, o da Şeyhü’l-Kürrâ Mehmed Emîn Efendi et-Tokâdî’den almıştır. Hocam Hamid’den kırâat eğitimi alırken Secâvendî’nin vakıf rumuzlarını esas alarak İmâm Nafi’nin Kalun rivâyetini, Hafs kırâatine muvafık olsun veya olmasın, kaydettim. Söz konusu kırâat eğitimim bir yıl kadar sürdü. Söz konusu eğitimimi 1184 (1771) yılında aldım.”

77. Risâletü’r-reddiye fi’dâd, Yûsufefendizâde Abdullâh Hilmî b. Mehmed el-Âmâsî, müstensih İsâ et-Tâğıstânî, istinsâh tar. 1231, (1816), D. No: 21 Hk 908, vr. 86a-88b, yz. nesih. Bu eser, kütüphanenin demirbaş listesinde yer almadığı halde aynı klasör içinde bulunan Cevâhiru’l-mükellele adlı eser ile ed-Durretü’l-mudıyye arasında yer almaktadır. Eser, Muhammed Saçaklızâde’nin (ö. 1145/1732) dâd (ض) harfinin edasıyla ilgili kaleme almış olduğu Risâle fî keyfiyyeti edâi’ḍ-ḍâd adlı risâlesine bir reddiye olarak yazılmıştır.

78. Risâletü’t-tecvîd, D. No: 21 Hk 252/4 vr. 110b-113a, yz. nesih. Bu risâle, kütüphane kataloğunda 21 Hk 252/4 nolu (Mukaddimetü’l-Cezerîye) eserin içerisinde yer almaktadır. Ancak söz konusu katalogda münferit bir eser olarak kayda geçmemiştir.

79. Risâletü’t-tecvîd, müstensih Muhammed b. Mahmûd, istinsâh tar. 1153 (1739), D. No: 21 Hk 574/1, vr. 1a-11a, yz. nesih. Tecvid konuları bu risâlede muhtasar bir şekilde işlenmektedir.

80. Risâletün teteʿallaku bi’t-tecvîd, müstensih Ali, istinsâh tar. 1165 (1751) D. No: 21 Hk 17/8, vr. 149b-152b, yz. kırma nesih. İstinsâh tarihi 1165 değil, 1144’tür. Nitekim aynı klasörde yer alan ve aynı müstensih tarafından istinsâh edilen Şerhu Mukaddimeti’l-Cezeriye adlı eserin istinsâh tarihi de bir yıl sonrasına denk gelmektedir (1145). Bu eserde tecvid konularına kısaca değinilmektedir.

81. Sirâcü’l-kârii’l-mübtedî ve tezkiratü’l-mukrii’l-müntehî, Ebü’l-Bekâ Nûruddîn Alî b. Osmân el-Uzrî İbnü’l-Kāsıh (ö. 801/1399), müstensih Ahmed b. Hasan b. Ali, istinsâh tar. 1134 (1721), D. No: 21 Hk 790/4, vr. 63b-203a, yz. ta‘lîk. Asıl ait olduğu varaklar 63b-266a’dır. Bu eser, Şâtıbî’nin Hirzü’l-emânî adlı manzum eserinin genişçe bir şerhidir. Eserin bulunduğu kitabın giriş kısmında bu eserin el-Hâc Abdurrahman Paşa tarafından Ulu Cami Kütüphanesi’ne vakfedildiği belirtilmektedir.

82. Sirâcü’l-kârii’l-mübtedî ve tezkiratü’l-mukrii’l-müntehî, Ebü’l-Bekâ Nûruddîn Ali b. Osmân el-Uzrî İbnü’l-Kāsıh (ö. 801/1399), telif tar. 1052 (1641), müstensih Hâfız Mustafa b. Muhammed b. Zülkifl el-Âmidî, istinsâh tar. 1135 (1722), D. No: 21 Hk 986/1, vr. 1b-161a, yz. kırma nesih. Eserin telif tarihi kütüphane demirbaşında 1052 olarak kaydedilmiştir. Ancak bu kayıt hatalıdır.

83. Şerhu Dürrü’l-Yetîm, Ahmed Rûmî Akhisârî Sârûhânî (ö. 1041/1631), müstensih Ömer el-Âmidî, istinsâh tar. 1196 (1781) D. No: 21 Hk 252/5, vr. 119b-138b, yz. ta‘lîk. Asıl ait olduğu varaklar 115b-135b’dir. İstinsâh tarihi nüshanın kendi içinde 1136 olarak yanlış kaydedilmiştir. Bu eser, yine sehven Dürrü’l-Yetîm olarak kaydedilmiş ama eserin asıl adı Şerhu Dürrü’l-Yetîm’dir.

84. Şerhu Mukaddimeti’l-Cezeriyye/el-Havâşi’l-Ezherîyye fî halli elfâzi’l-Mukaddimeti’l-Cezerîyye, Ebü’l-Velîd Zeynüddîn Hâlid b. Abdillâh b. Ebî Bekr el-Vakkâd el-Ezherî (ö. 905/1499), müstensih Muhammed b. Yunus b. İbrahim el-Hamevî el-Halebî, istinsâh tar. 1015 (1605), D. No: 21 Hk 67, vr. 35, yz. nesih.

85. Şerhu Mukaddimeti’l-Cezeriyye/el-Havâşi’l-Ezherîyye fî halli elfâzi’l-Mukaddimeti’l-Cezerîyye, Ebü’l-Velîd Zeynüddîn Hâlid b. Abdillâh b. Ebî Bekr el-Vakkâd el-Ezherî (ö. 905/1499), telif tar. 867 (1462), istinsâh tar. 1080 (1668). D. No: 21 Hk 93/2, vr. 52b-87a, yz. nesih. Eserin adı katalogda Havassu’l-Ezherîye şeklinde yazılmış olsa da asıl adı başlıkta yazdığımız gibidir. Müellif, eserin giriş kısmında bu hâşiyeyi İbnü’l-Cezerî’nin Mukaddime’si üzerine yazdığını ve kendisinin de Mukaddime’yi bizzat İbnü’l-Cezerî’den okuyan Abdü’d-Dâyim el-Ezherî’den ders aldığını ifade etmektedir.

86. Şerhu Mukaddimeti’l-Cezeriyy/el-Fevâ’idü’s-Sehruriye, Ebü’l-Hasen Nûruddîn Alî b. Abdillâh b. Ahmed b. Alî el-Hasenî es-Semhûdî (ö. 911/1506), müstensih Yusuf b. Muhammed el-Beybinî, istinsâh tar. 931 (1524), D. No: 21 Hk 118, vr.34, yz. kırma nesih.

87. Şerhu Mukaddimeti’l-Cezeriyye, Taşköprizâde Ahmed Efendî (ö. 968/1561), müstensih Mustafa b. Ahmed b. Hıdır, istinsâh tar. 1185 (1770), D. No: 21 Hk 1090/2, vr. 187b-220a, yz. kırma nesih. Asıl ait olduğu varaklar 186b-218a’dır.

88. Şerhu Mukaddimeti’l-Cezeriyye, Taşköprizâde Ahmed Efendî, istinsâh tar. 1161 (1747), D. No: 21 Hk 453/2, vr. 41b-67a, yz. kırma nesih.

89. Şerhu Mukaddimeti’l-Cezeriyye/el-Minehu’l-fikriyye bi Şerhi’l-Mukaddimeti’l-Cezeriyye, Ebü’l-Hasen Nûruddîn Alî b. Sultân Muhammed el-Kârî el-Herevî (ö. 1014/1605), D. No: 21 Hk 252/1, vr. 1b-82b, yz. kırma ta‘lîk. Ali el-Kârî nüshası olup bu eserin müstensih ve istinsâh tarihlerine ulaşılamamaktadır.

90. Şerhu Mukaddimeti’l-Cezeriyye/el-Minehu’l-fikriyye bi Şerhi’l-Mukaddimeti’l-Cezeriyye, Ebü’l-Hasen Nûruddîn Alî b. Sultân Muhammed el-Kârî el-Herevî, müstensih İsmail b. Muhammed, istinsâh tar. 1135 (1722), D. No: 21 Hk 719, vr. 62, yz. ta‘lîk kırması. Eser üzerinde “Zinciriye Medresesi müderrisi İsmail b. Muhammed el-İzmirî’nin vakfıdır” kaydı bulunmaktadır. Eserin bazı sayfaları sudan dolayı hasar görmüştür.

91. Şerhu Mukaddimeti’l-Cezeriyye/el-Minehu’l-fikriyye bi Şerhi’l-Mukaddimeti’l-Cezeriyye, Ebü’l-Hasen Nûruddîn Alî b. Sultân Muhammed el-Kârî el-Herevî, D. No: 21 Hk 49/4, vr. 83b-104b, yz. kırma nesih. Asıl bulunduğu varaklar 83b-106b’dir. Müellif, giriş kısmında İbnü’l-Cezerî’nin Mukaddime’si üzerine orta boyutta bir şerh yazmayı amaçladığını ifade etmektedir.

92. Şerhu Mukaddimeti’l-Cezeriyye, Alâüddîn Ali b. Muhammed b. Ahmed b. İbrahim et-Trablusî (ö. 1032/1623), müstensih Abdullah D. No: 21 Hk 1711, vr. 25, yz. bozuk nesih.

93. Şerhu Mukaddimeti’l-Cezeriyye, Alâüddîn Ali b. Muhammed b. Ahmed b. İbrahim et-Trablusî, D. No: 21 Hk 1662/1, vr. 1b-34a, yz. bozuk nesih.

94. Şerhu Mukaddimeti’l-Cezeriyye, Alâüddîn Ali b. Muhammed b. Ahmed b. İbrahim et-Trablusî, müstensih İdris b. Nasuh, D. No: 21 Hk 919/5, vr. 48b-78a, yz. nesih.

95. Şerhu Mukaddimeti’l-Cezeriyye, Alâüddîn Ali b. Muhammed b. Ahmed b. İbrahim et-Trablusî, müstensih Ali, istinsâh tar. 1145 (1731), D. No: 21 Hk 17/9, vr. 153a-183b, yz. kırma nesih. Asıl ait olduğu varaklar 152a-184b’dir. Eserde şerhin yanı sıra sayfa kenarlarında hâşiyeler de bulunmaktadır.

96. Şerhu Mukaddimeti’l-Cezeriyye, Alâüddîn Ali b. Muhammed b. Ahmed b. İbrahim et-Trablusî (ö. 1032/1623), D. No: 21 Hk 252/2, vr. 86b-100b, yz. ta‘lîk. İbnü’l-Cezerî’nin Mukaddime’si üzerine yazılan bu şerhte verilen açıklamalar Ali el-Kârî’nin yazdığı şerhe göre kısa kalmaktadır.

97. Şerhu Mukaddimeti’l-Cezeriyye, istinsâh Tr. 1064, D. No: 21 Hk 559/1, vr. 1b-90a, yz. nesih.

98. Şerhu Mukaddimeti’l-Cezeriye, müstensih Hasan b. Ömer, D. No: 21 Hk 437/1, vr. 1b-21a, yz. ta‘lîk.

99. Şerhu Tayyibeti’n-neşr fi’l-kırââti’l-ʿaşr, Ebû’l-Kāsım Muhibbüddîn Muhammed b. Muhammed en-Nuveyrî (ö. 857/1453), D. No: 21 Hk 1615, vr. 209, yz. kırma nesih. Eserin alt kısmı sudan dolayı hasar görmüştür. Bu eser, İbnü’l-Cezerî’nin Tayyibetü’n-neşr adlı eseri üzerine yazılmış en kapsamlı şerhtir. Nuveyrî, İbnü’l-Cezerî ile 828/1424 yılında Mekke’de karşılaşmış ve ondan kırâat üzerine icazet almıştır. Müellif, bu şerhin yazımına 830/1426 yılında Kudüs’teyken başlamış ve 832/1428 yılında bitirmiştir.[21] Eserin şerhine geçmeden önce müellif, İbnü’l-Cezerî’nin şahsî ve ilmî hayatına dair birtakım bilgiler vermektedir. Keza o, kırâat ilmini okuyan veya okutan kişilerde bulunması gereken özelliklerin yanı sıra Tayyibetü’n-neşr kasidesinin iʿrab ve şiirsel özelliklerine de yer vermektedir.

100. Şerhu’d-Dürrati’l-Mudiyye, Ebû Bekr Ahmed b. İbn el-Cezerî (ö. 835/1432), D. No: 21 Hk 334/2, vr. 55b-104a, yz. kırma nesih. Asıl ait olduğu varaklar 68b-117b’dir. İbnü’l-Cezerî’ye ait aşere tasnifinde yer alan yedi kırâatten sonraki üç kırâati ele alan ed-Dürre adlı eserin şerhidir. Bu eser, baba Cezerî’ye değil oğlu Ebû Bekr Ahmed’e aittir.

101. Şerhu’d-Dürreti’l-Mudiyye, Afîfüddîn Ebî Bekr Osmân b. Ömer b. ez-Zebidî (ö. 848/1445), istinsâh tar. 1152 (1738), D. No:21 Hk 334/3, vr. 106b-135a, yz. kırma nesih. Asıl ait olduğu varaklar 118b-147b’dir. Eser Zebîdî’nin ed-Dürretü’l-mudiyye’ye yazmış olduğu bir şerhtir. Eserin diğer bir ismi el-Îzâh Şerhu’l-İmâm
ez-Zebîdî ʿala Metni’d-Dürre’
dir.

102. Şifâü’l-hâim fî tahlîsi Kırâeti Âsım, Köprülüzâde Abdullah Paşa b. Mustafa Paşa (ö. 1148/1735), müstensih Mehdi Şebisteri, istinsâh tar. 1138 (1724), D. No: 21 Hk 316, vr. 75, yz. nesih. Eserde İmâm Âsım’ın hayatı, kırâat silsilesi, kırâatinin usûlü ve ferşü’l-hurûf hususunda diğer kırâat imâmlarına muhalif okuduğu yerler işlenmektedir.

103. Tahbirü’t-Teysîr fi’l-kırââti’l-ʿaşr, Ebü’l-Hayr Şemsüddîn Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Alî b. Yûsuf el-Cezerî (ö. 833/1429), D. No: 21 Hk 762/1, vr. 1b-107b, yz. nesih. Eser, İbnü’l-Cezerî’nin, Ebû Amr ed-Dânî’nin yedi kırâat ile ilgili et-Teysîr adlı eserine üç kırâat daha ilave edilmiş hâlidir. Ana metne bağlı kalmak suretiyle Dânî’nin eserine bazı ilave ve açıklamalar yapılmıştır.[22]

104. Tahbirü’t-Teysîr fi’l-kırââti’l-ʿaşr, Ebü’l-Hayr Şemsüddîn Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Alî b. Yûsuf el-Cezerî, D. No: 21 Hk 1820, vr. IV+91, yz. kırma nesih. Eser başka herhangi bir risâle barındırmamaktadır. İlk üç varak eserin fihristine dair yazılmışken geri kalan varaklar ise içeriğe dairdir.

105. Tehzîbü’l-kırâât, Saçaklızâde Muhammed b. Ebî Bekr el-Mar‘aşî (ö. 1145/1732), D. No: 21 Hk 1773, vr. 189, yz. nesih. Eserin fihrist vb. kısımları sudan etkilendiği hâlde ana kısımları düzgün ve okunaklıdır. Eserin son sayfası ise silinmiştir. Müellif, eserin girişinde kırâat alanında yazılmış önemli eserleri zikrettikten sonra söz konusu eserlerin okuyucu için zaman zaman kapalı ifadeler içerdiğini, 10 kırâate dair yazmış olduğu bu eserle okuyucuyu bıktıracak gereksiz tekrarların önüne geçmeyi istediğini ve kırâat ile ilgili muhtasar bilgiyi sunmayı amaçladığını belirtmektedir.

106. Teshîlü’l-fahs ʿan Rivâyeti’l-İmâmi’l-Hafs, Kemâlüddîn Muhammed b. Ebi’l-Vefâ (ö. 970/1562), D. No: 21 Hk 334/4, vr. 135b-157b, yz. bozuk nesih. Asıl ait olduğu varaklar 148b-170b’dir. Eser, Hafs rivâyetinin kırâat usûlüne dair telif edilmiştir. Eserin ilk kısımları okunaklı olmakla beraber sonlara doğru ciddi silikler mevcuttur. Eser, müellif hattı esas alınarak istinsâh edilmiştir ancak kim tarafından ve ne zaman istinsâh edildiği belli değildir.

107. Vakfü Hamza ve Hişâm, Ebü’l-Bekâ Nûruddîn Alî b. Osmân el-Uzrî İbnü’l-Kāsıh (ö. 801/1398) müstensih İsmail Dâgıstânî, istinsâh tar. 1214 (1798), D. No: 21 Hk 356/4, vr. 119b-124b. yz. ta‘lîk. Asıl ait olduğu varaklar 145b-149b’dir. Eserde Hamza ve Hişâm’ın hemze üzerinde vakfetmeleri hâlinde meydana gelecek kırâat kuralları ele alınmaktadır. Eser, Fatiha sûresiyle başlamakta ve muhtelif bazı sûrelerdeki kırâat usûlüne dair uygulamalara yer vermektedir. Eserin asıl adı Tuhfetü’l-enâm fi’l-vaḳfi ʿale’l-hemze li-Ḥamza ve Hişâm[23] olsa da yaygın olan ismi başlıkta ifade edildiği gibidir.

108. Vakfü Hamza ve Hişâm, Ebü’l-Bekâ Nûruddîn Alî b. Osmân el-Uzrî İbnü’l-Kāsıh (ö. 801/1398), D. No: 21 Hk 1596/1, vr. 1b-11b, yz. nesih.

109. Vakfü Hamza ve Hişâm, Ebü’l-Bekâ Nûruddîn Alî b. Osmân el-Uzrî İbnü’l-Kāsıh (ö. 801/1398) Ebü’l-Bekâ Nûruddîn Alî b. Osmân İbn el-Kâsih (ö. 801/1398), D. No: 21 Hk 334/6, vr. 172a-178a, yz. bozuk nesih. Asıl ait olduğu varaklar 184b-204b’dir. Ali b. Muhammed’in yazdığı nüsha esas alınarak istinsâh edildiği bilgisine yer verilmektedir.

110. Vakfü Hamza ve Hişâm, Ebü’l-Bekâ Nûruddîn Alî b. Osmân el-Uzrî İbnü’l-Kāsıh (ö. 801/1398) Ebü’l-Bekâ Nûruddîn Alî b. Osmân İbn el-Kâsih (ö. 801/1398), 21 Hk 908/3, vr. 97a-102b, yz. nesih. Asıl ait olduğu varaklar 98a-104b’dir.

111. Vakfü Hamza ve Hişâm, Ebü’l-Bekâ Nûruddîn Alî b. Osmân el-Uzrî İbnü’l-Kāsıh (ö. 801/1398) Ebü’l-Bekâ Nûruddîn Alî b. Osmân İbn el-Kâsih (ö. 801/1398), D. No: 21 Hk 606/3, vr. 48b-54b, yz. nesih.

112. Vakfü Hamza ve Hişâm, Ebü’l-Bekâ Nûruddîn Alî b. Osmân el-Uzrî İbnü’l-Kāsıh (ö. 801/1398), D. No: 21 Hk 762/3, vr. 130b-137b, yz. nesih. Asıl ait olduğu varaklar 137b-144b’dir.

113. Vakfü Hamza ve Hişâm, Ebü’l-Bekâ Nûruddîn Alî b. Osmân el-Uzrî İbnü’l-Kāsıh (ö. 801/1398), müstensih Mustafa b. Mehmed b. Zülkifl el-Âmidî, D. No: 21 Hk 986/2, vr. 163b-166b, yz. kırma nesih.

114. Zübdetü’l-ʿirfân fî vucûhi’l-Kur’ân, Hâmid b. Abdi’l-Fettâh el-Pâluvî (ö. 1173/1759’dan sonra), müstensih Ahmed b. Muhammed, istinsâh tar. 1181 (1766), D. No:21 Hk 787, vr. 93, yz. kaba nesih. Toplamda 100 varaktır. Secâvendî’nin vakıf usûlü esas alınarak İmâm Şâtıbî’nin Şâtibiyye ve İbnü’l-Cezerî’nin ed-Dürre tarîklerine göre yedi ve on kırâatin usûl ve ferşü’l-hurûfu Kur’ân sûreleri tertibine göre ele alınmaktadır.

115. Zübdetü’l-ʿirfân fî vucûhi’l-Kur’ân, Hâmid b. Abdi’l-Fettâh el-Pâluvî, D. No: 21 Hk 1167, vr. 60, yz. kırma nesih. Bu nüshada İsrâ Sûresinden sonrası eksiktir. Nüsha 63 varaktır.

SONUÇ

Yazma eserler, matbu eserlerden birçok açıdan farklılık arz etmektedir. Bir matbu eserin hiçbir kopyası bir diğerinden farklı olmazken yazma eserler için aynı durum söz konusu değildir. Zira aynı müellifin kendi eliyle yazdığı veya farklı müstensihler tarafından istinsâh edilen nüshalar arasında bariz farklar olabilmektedir. El yazma bir eser, araştırmacıya sadece içeriğine dair bilgi vermekle kalmaz; kullanılan kâğıt türü, hat çeşidi, ciltleme biçimi ve süsleme şekli gibi eserin istinsâh edildiği döneme dair pek çok veri de sunmaktadır. Yazmaların bu türden özellikleri sebebiyle aynı esere ait olsalar bile her bir nüshası ayrı bir öneme sahiptir ve onların gün yüzüne çıkartılması, ilim camiası için büyük bir katkıdır.

İslâmî kaynakların ilk yazma eserleri, farklı malzemelere yazılan Mushaf sahifeleridir. Zira İslâm ilim geleneği içerisinde kayıt altına alınan veya tasnifi yapılan ilk ilimler, Kur’ân’ı korumaya veya onu anlamaya matuf ilimlerdir. Bu ilimlerin başında Kur’ân edâsını yani tilâvetini hatadan korumayı amaç edinen kırâat ilmi gelmektedir. Bu ilim, Hz. Peygamber’den (s.a.s.) itibaren günümüze kadar hem yazı hem de edâ silsilesi çerçevesinde bizlere ulaşmıştır ve bu alanda birçok müellif tarafından pek çok eser telif edilmiştir.

Kırâat ilmine dair çalışma yürüttüğümüz kütüphanedeki eserler, kırâat-i seb‘a, kırâat-i ‘aşere ve tecvid gibi konular üzerine telif edilmiştir. Kırâat-ı seb‘a ile ilgili eserlerde Ebû Amr ed-Dânî’nin etkisi Şâtıbî’ye göre daha azdır. Zira Şâtıbî’nin Hırzü’l-emânî adlı eserinin ve şerhlerinin yoğun bir şekilde okutulduğu anlaşılmaktadır. Kırâat-ı ʿaşere alanında ise İbnü’l-Cezerî’ye ait birçok eserin farklı nüshaları bulunmaktadır. Kırâat ilmi alanında bir umde hâline gelen İbnü’l-Cezerî’nin bu alanda çok sayıda eser telif etmesi, onun bu coğrafya üzerinde ne derece etkili olduğunu göstermektedir.

Çalışmada eser müelliflerinin vefat tarihi baz alınarak kronolojik sıraya göre verilen birkaç eserin şunlar olduğu tespit edilmiştir:

Muhammed el-Enbârî, Îzâhü’l-vakf ve’l-ibtidâ.

Ebü’l-Fadl el-Huzaî, İhtiyârât min kırââti Ebî Hanîfe.

Mekkî b. Ebî Tâlib, et-Tebsıra fi’l-kıraââti’s-seb‘.

Ebû Amr ed-Dânî, et-Teysîr fi’l-kırââti’s-seb‘.

Muhammed b. Şüreyh er-Ruaynî, el-Kâfî fî ‘ileli’l-kırââti’s-seb‘a.

İkiden fazla eseri olan müellif ve eserleri şunlardır:

İbnü’l-Cezerî; en-Neşr, Tayyibetü’n-neşr, Tahbîru’t-Teysîr, ed-Dürretü’l-mudiyye ve Mukaddimetü’l-cezerîye.

İbnü’l-Kāsıh; Kurretü’l-âyn, Sirâcü’l-kârîi’l-mübtedî ve Vakfü Hamza ve Hişâm.

Yûsufefendizâde; el-Î’tilâf fî vücûhi’l-ihtilâf, Risâle fî beyâni merâtibi’l-meddât ve Risaletü’r-reddiye fi’d-dâd.

Aynı eserin en çok bulunan nüshaları şunlardır:

Şâtıbî; Hırzü’l-emânî, on ayrı nüsha.

İbnü’l-Kāsıh; Vakfü Hamza ve Hişâm, yedi ayrı nüsha.

Farklı isimler ve farklı müellifler tarafından şerh edilmiş olsa da en çok şerhi yapılan eser, İbnü’l-Cezerî’nin Mukaddime adlı eseridir. Bu eserin on beş şerh nüshası bulunmaktadır.

Eserlerden istinsâh tarihi açısında en eskileri şunlardır:

Ebû Bekr Ahmed İbnü’l-Cezerî, el-Havâşi’l-müfehhime fî şerhi’l-Mukaddime, istinsâh tar. 802 (1399).

İbnü’l-Cezerî; en-Neşr fi’l-kırââti’l-‘aşr, istinsâh tar. 803 (1400).

İstinsâh tarihi açısından en yakın tarihli olanı şu eserdir:

Muhammed b. Belbân, Risâletün yete‘allegu bî’t-tecvîd, istinsâh tar. 1305 (1886).

Yapılan bu tespitlerin yanı sıra birkaç istisnası bulunmakla beraber istinsâh tarihi açısından değerlendirildiğinde, kütüphane kayıtlarındaki eserlerin büyük bir çoğunluğunun 1000 (1592) ile 1200’lü (1786) yılları arasında istinsâh edildiği görülmüştür. Bu tarih aralığındaki birkaç eserin ön kapaklarında Ulu Cami Kütüphanesi’ne bağışlandığı bilgisi bulunmaktadır. Bu bilgiden yola çıkarak Diyarbakır Ziya Gökalp Yazma Eser Kütüphanesi’nde bulunan birçok eserin yakın bir döneme kadar faal olan Ulu Cami Kütüphanesi’nden buraya getirtilen eserler olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca eserlerin büyük bir kısmının belli ve yakın bir zaman aralığında istinsâh edilmiş olması, tarihin her devrinde bir ilim merkezi olan Diyarbakır’daki birçok eserin günümüze kadar ulaşamadığını veya başka bölgelere taşındığını düşündürmektedir.

Bu çalışmada Diyarbakır Ziya Gökalp Yazma Eser Kütüphanesi’nde kayıtlı bulunan yazma kırâat eserlerinin tespit ve tasnifi yapılarak farklı müelliflerce farklı devirlerde kaleme alınan bu teliflerin ilim camiası tarafından tanınması amaçlanmıştır. Böylelikle bu alanda araştırma yapacak bilim insanlarının dikkatleri bu eserlere çekilecek; yine onlara daha doğru bilgilerle ve kolaylıkla erişebilmeleri sağlanacaktır. Zira bu kütüphanedeki eserler, uzun süredir dijital ortama aktarılmış olmalarına rağmen henüz açık erişimde değildir.

KAYNAKÇA

Ablay, Rıfat. Endülüs Tefsir Geleneğinde Kırâat İbn Atıyye Örneği. İstanbul: Siyer Yayınları, 2020.

Akdemir, Mustafa Atilla. “Harput Ulemasından Hâmid b. Abdülfettâh el-Pâluvî ve Zübdetü’l-İrfân Adlı Eseri”. Uluslararası Harput’a Değer Katan Şahsiyetler Sempozyumu. Elazığ: Fırat Üniversitesi Harput Uygulama ve Araştırma Merkezi, 2015.

Altıkulaç, Tayyar. “Mekkî b. Ebî Tâlib”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. 28/575-576. Ankara: TDV Yayınları, 2003.

Aslantürk, Ayşe Hümeyra. “Nesefî, Necmeddin”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. 32/571-573. İstanbul: TDV Yayınları, 2006.

Avfî, Muhammed b. Ahmed. el-Cevâhiru’l-mükellele limen râme’t-türûkı’l-mükemmele. Riyad: Mektebetü’r-Rüşd, 2014.

Buhârî, Ebû Abdillâh Muhammed b. İsmail b. İbrâhim Cuʿfî. el-Câmiu’s-sahîh. Beyrût: Dârû Tavki’n-Necâh, 2001.

Çetin, Abdurrahman. “Şâtıbî”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. 38/376-377. İstanbul: TDV Yayınları, 2010.

Hanay, Necattin. “Ebü’l-Fazl el-Huzâî ve ‘İhtiyârâtü Min Kırââti Ebî Hanîfe’ Risâlesi”. Mütefekkir 3/5 (30 Haziran 2016), 101-127.

Haymî, Salâh Muhammed. Fehâris ʿulûmi’l-Kur’âni’l-Kerîm li mahtûtât dâri’l-kütûbi’z-Zâhiriyye. 3 Cilt. Şam: Mecmaü’l-Lüğati’l-ʿArabiyye, 1983.

İbn Hişâm, Ebû Muhammed Cemâlüddîn Abdülmelik b. Eyyûb el-Himyerî el-Meʿâfirî el-Basrî el-Mısrî. es-Sîretü’n-nebeviyye li’bni Hişâm. Mısır: Matbaatu el-Bâbî, 1955.

İbnü’l-Cezerî, Ebü’l-Hayr Şemsüddîn Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Ali b. Yusuf. en-Neşr fi’l-kırââti’l-ʿaşr. 2 Cilt. Beyrût: Dâru’l-Kütubi’l-İlmiyye, ts.

İbnü’l-Cezerî, Ebü’l-Hayr Şemsüddîn Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Ali b. Yusuf. Tahbirü’t-Teysîr fi’l-kıraâti’l-ʿaşr. Amman: Dâru’l-Furkân, 2000.

İbnü’l-Cezerî, Ebü’l-Hayr Şemsüddîn Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Alî b. Yûsuf. Gâyetü’n-nihâye fî tabakâti’l-kurrâ. 3 Cilt. b.y.: Mektebetü İbn Teymiyye, 1983.

Mekkî, Ebû Muhammed b. Hammûş b. Muhammed b. Ebî Tâlib. et-Tebsıra fi’l-kırâât.

Bombay: ed-Dârû’s-Selefiyye, 1982.

Nüveyrî, Ebû’l-Kāsım Muhammed b. Muhammed b. Muhammed. Şerhu tayyibeti’n-neşr fi’l-kırââti’l-ʿaşr. Beyrût: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 2003.

Sarı, Mehmet Ali. “İbnü’l-Kāsıh”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. 21/102-103. İstanbul: TDV Yayınları, 2000.

Secâvendî, Muhammed b. Tayfûr el-Gaznevî. ʿİlelü’l-vükûf. Riyad: Mektebetü’r-Rüşd, 2006.

Ziriklî, Hayreddin. el-Aʿlâm kamûsu terâcimi li eşheri’r-ricâl ve’n-nisâ mine’l-ʿArabi’l-müstaʿribîn ve’l-müsteşrikîn. 8 Cilt. Beyrût: Dâru’l-ʿİlm li’l-Melâyîn, 2002.



[1] Ebû Abdillâh Muhammed b. İsmâîl b. İbrâhîm el-Cuʿfî el-Buhârî, el-Câmiu’s-sahîh (Beyrût: Dârû Tavki’n-Necâh, 2001), “Fezâilü’l-Kur’an”, 4986.

[2] Rıfat Ablay, Endülüs Tefsir Geleneğinde Kırâat İbn Atıyye Örneği (İstanbul: Siyer Yayınları, 2020), 80.

[3] Rivayete göre Hz. Ömer, kız kardeşi ve damadının Müslüman olduğu haberini almıştır. Durumu öğrenmek için evlerine gidince Habbâb b. Eret’in Tâhâ Sûresinden bazı âyetleri (1-20) onlara okuduğunu duyar. İçeri girince okunanların ne olduğunu merak edip kendisine getirilmesini ister. Hz. Ömer temizlendikten sonra söz konusu Kur’ân sahifesi kendisine getirilir ve o bu olay üzerine Müslüman olur. Detaylı bilgi için bk. Ebû Muhammed Cemâlüddîn Abdülmelik b. Eyyûb el-Himyerî el-Meʿâfirî el-Basrî el-Mısrî İbn Hişâm, es-Sîretü’n-nebeviyye li’bni Hişâm (Mısır: Matbaatu el-Bâbî, 1955), 1/343.

[4] Ebû Muhammed b. Hammûş b. Muhammed b. Ebû Tâlib Mekkî, el-İbâne ʿan meʿâni’l-kırâât (Kahire: Dâru Nehdati Mısr, ts.), 49.

[5] Bu kütüphane bünyesinde kırâat ve tecvit ilimlerine dair yazı dili Osmanlıca eserler de bulunmaktadır.

[6] Abdurrahman Çetin, “Şâtıbî”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (İstanbul: TDV Yayınları, 2010), 38/377.

[7] Muhammed b. Ahmed el-Avfî, el-Cevâhiru’l-mükellele limen râme’t-türûki’l-mükemmele (Riyad: Mektebetü’r-Rüşd, 2014).

[8] Mustafa Atilla Akdemir, “Harput Ulemasından Hâmid b. Abdülfettâh el-Paluvî ve Zübdetü’l-İrfân Adlı Eseri”, Uluslararası Harput’a Değer Katan Şahsiyetler Sempozyumu (Elazığ: Fırat Üniversitesi Harput Uygulama ve Araştırma Merkezi, 2015), 445.

[9] Dâğıstânî künyesi bazı eserlerde Tâğıstânî şeklinde tâ (ط) harfi ile yazılmıştır.

[10] Hayreddin ez-Ziriklî, el-Aʿlâm kamusu terâcimi li eşheri’r-ricâl ve’n-nisâ mine’l-ʿArabi’l-müstaʿribîn ve’l-müsteşrikîn (Beyrût: Dâru’l-ʿİlm li’l-Melâyîn, 2002), 1/227.

[11] Ebü’l-Hayr Şemsüddin Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Ali b. Yusuf İbnü’l-Cezerî, en-Neşr fi’l-kırââti’l-ʿaşr (Beyrût: Dârû’l-Kütubi’l-İlmiyye, ts.), 2/469.

[12] İbnü’l-Cezerî, Neşr, 1/54.

[13] İbnü’l-Cezerî, Neşr, 1/57.

[14] İbnü’l-Cezerî, Neşr, 1/58-98.

[15] Ebü’l-Hayr Şemsüddîn Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Alî b. Yûsuf İbnü’l-Cezerî, Gāyetü’n-nihâye fî tabakâti’l-kurrâ (Mektebetü İbn Teymiyye, 1983), 2/157; Muhammed b. Tayfûr el-Gaznevî es-Secâvendî, ʿİlelü’l-vükûf (Riyad: Mektebetü’r-Rüşd, 2006), 55.

[16] İbnü’l-Cezerî, Gāyetü’n-nihâye, 2/157; es-Secâvendî, İlelü’l-vükûf, 35-36.

[17] Secâvendî, ʿİlelü’l-vükûf, 52.

[18] Ablay, Endülüs Tefsir Geleneği, 13; Tayyar Altıkulaç, “Mekkî b. Ebî Tâlib”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (Ankara: TDV Yayınları, 2003), 28/576; Ebû Muhammed b. Hammûş b. Muhammed b. Ebî Tâlib Mekkî, et-Tebsıra fi’l-kırâât (Bombay: ed-Dârû’s-Selefiyye, 1982), 172.

[19] Ebü’l-Fazl el-Huzâî’nin Ebû Hanîfe’ye nispet ettiği kırâatlerle ilgi farklı görüşler vardır. Söz konusu eserin detaylı incelenmesi için bk. Necattin Hanay, “Ebü’l-Fazl el-Huzâî ve ‘İhtiyârâtü Min Kırââti Ebî Hanîfe’ Risalesi”, Mütefekkir 3/5 (30 Haziran 2016), 101-127.

[20] Salâh Muhammed el-Haymî, Fehâris ʿulûmi’l-Kur’âni’l-Kerîm li mahtûtât dâri’l-Kütûbi’z-Zâhiriyye (Şam: Mecmaʿu’l-Lüğati’l-ʿArabiyye, 1983), 2/170; Ayşe Hümeyra Aslantürk, “Nesefî, Necmeddin”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (İstanbul: TDV Yayınları, 2006), 32/572.

[21] Ebü’l-Kāsım Muhammed b. Muhammed b. Muhammed en-Nüveyrî, Şerhu Tayyibeti’n-neşr fi’l-kırââti’l-ʿaşr (Beyrût: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 2003), 28-32.

[22] Ebû’l-Hayr Şemsüddîn Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Ali b. Yusuf İbnü’l-Cezerî, Tahbirü’t-Teysîr fi’l-kırââti’l-ʿaşr (Amman: Dâru’l-Furkân, 2000), 93.

[23] Mehmet Ali Sarı, “İbnü’l-Kāsıh”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (İstanbul: TDV Yayınları, 2000), 21/102.