Söyleşi: Mahir KILINÇ
Camiyi merkeze alarak pek çok sosyal etkinlik gerçekleştiriyorsunuz. Bu etkinliklerden ve bunların dinî görevinize tesirlerinden söz eder misiniz?
Yaşadığımız dönemde insanları camilere bağlamak, bir gönül bağı oluşturmak elbette biraz zor. Bu yüzden dediğiniz gibi camiyi merkeze alarak çeşitli faaliyetler, aktiviteler ve başka organizasyonlar düzenlemeye gayret gösteriyorum. Mesela şaban ayında, cemaatimizi yirmi yaş altı, yirmi ile yirmi beş yaş arası, yirmi beş yaş üstü ve kırk beş yaş üstü diye gruplara ayırdık. Bu gruplarımız ile önce sohbetlerde bir araya geldik. Her bir sohbetin ardından daha cazip hâle gelmesi ve muhabbetin artması için yemek ikramında bulunduk. Daha sonra her yaş grubuna kendi yaş grubu içerisinde futbol turnuvası düzenledik. Şampiyonları da süper kupa adı altında birbirlerine karşı mücadele ettirdik. Çok güzel bir hava oluştu. On beş yaşından yetmiş yaşına kadar olan kardeşlerimiz ile böylelikle sohbetlerde ve faaliyetlerde buluşmuş olduk. Ama bizim için en önemlisi aramızda çok güzel bir bağın oluşması oldu. Hatta normalde camiye sıklıkla gelemeyen kardeşlerimize bile böylelikle ulaşmış olduk. Bunun gibi faaliyetleri çokça yapmaya gayret gösteriyoruz. Bu sohbet gruplarının sayesinde birçok gencimizin namaza başladığına ve cami ile bağının kuvvetlendiğine şahit olduk ve bundan ötürü de çok mutluyuz.
İnsanların Müslüman olmasına vesile oluyorsunuz. Müslüman olmayan kimselere nasıl ulaşıyorsunuz ve onlara dair özel çalışmalarınızı anlatabilir misiniz?
Bildiğiniz üzere Diyanet İşleri Başkanlığının başlatmış olduğu UİP (Uluslararası İlahiyat Programı) projesi var. Ben bu projenin ilk mezunlarındanım. Bu projedeki asıl gaye gençlerin doğup büyüdüğü yerlere Türkiye’den aldığı ilahiyat eğitimi ile geri dönüp hizmet sunması idi. Çünkü buralarda yani Avrupa’da doğan gençlerimiz buranın kültürünü ve dilini bilen kişiler olacaktı. Ben âcizane bu projenin ne kadar doğru bir karar olduğunun bir örneği olduğumu düşünüyorum. Bugüne kadar yurt dışındaki din hizmetlerimizde camia olarak İslam’ı tebliğ hususunda arzu edilen görevi gerçek manada ifa edemiyorduk. Ama bugün UİP mezunu olan bizler buranın diline hâkim olduğumuz için dersler, seminerler ve çevrim içi başka girişimlerde bulunuyoruz.
Niyetin önemi hepimizce malum, ben evden çıkarken Allah’ım bugün de birine güzel dinimizi anlatabileyim niyeti ile çıkıyorum. Bunun yanı sıra yerel gazete ve gayrimüslimlerin olduğu sitelerde ve sosyal medya hesaplarında İslam hakkında kısa ve öz bilgiler sunmaya çalışıyorum. Devamında camimize davet ediyor ve onlara İslam’ı anlatıyorum. Anlattıklarıma ilgi duyanlara kitaplar hediye ediyor ve onlarla başka bir tarihe randevu oluşturuyorum. İlgilerine göre camimizde mühtedilere özel yaptığımız derslere onları davet ediyorum. Böylelikle kendileri gibi olan diğer insanlarla da tanışıyor ve camide bir ortam oluşuyor. Bu ortamı çok önemsiyorum ve çok da faydasını görüyorum.
Ayrıca cemaatimize ve özelinde gençlerimize etrafındaki insanları camiye getirmelerini tavsiye ediyorum. Böylelikle İslam’ı güzel bir şekilde tebliğ etme fırsatı doğuyor. Aynı şekilde gençlerimizin öğretmenleriyle konuşup sınıflarını hatta okuldaki diğer sınıfları camiye davet ediyorum.
Bunların dışında özellikle sosyal medya hesaplarımı bu alanda çok dikkatli kullanmaya çalışıyorum. Buradan gelen birçok soru neticesinde yine irtibata geçtiğimiz kardeşlerimiz oluyor.
İnsanlar İslam’ı seçip önünüzde kelime-i şehadet getirirken o insanlarda gördükleriniz neler ve siz neler hissediyorsunuz?
Kesinlikle tarif edilmez bir duygu içerisinde oluyorum ve bu duyguyu Müslüman olan her insanda aynı şekilde hissediyorum. Bunu bazen daha yoğun yaşıyorum. Sonuçta bir insanın hayatını değiştirecek çok önemli adım attığına tanıklık ediyor ve aynı zamanda bu duygu yüklü olayı yönetmeye çalışıyoruz. Ağlamaktan şehadetini getiremeyenler, arkadaşlarıyla gelip birlikte şehadet getirenler… Hayatımın en özel ve güzel anılarını biriktiriyorum, elhamdülillah!
Bir defasında bir hanım kardeşimiz şehadet getirdikten sonra öyle bir ağladı ki odada bulunan herkesin gözleri yaşardı. Sebebini sorduğumda “Ben bir senedir bu an için yaşıyordum ama sizin sayenizde bu adımı o kadar kolay attım ki hâlen inanamıyorum.” dedi.
Şunu belirtmeden geçmek istemiyorum; şehadet getirdikten sonra karşımızdaki insanın gerçekten bizim din kardeşimiz olduğunu Rabbim kalplerimize yansıtıyor. Bunu kesinlikle hissediyoruz!
İnsanlara gerek yaşamlarının içerisinden gerek sosyal medyadan ulaşmaya çalışıyorsunuz. Bu gayretleriniz cami cemaatinizde ve çevrenizde nasıl bir karşılık buluyor?
Bizler din gönüllüleri olarak insanlara ulaşmak istiyorsak o günün teknolojisine hâkim olmalıyız diye düşünüyorum. Bu açıdan baktığımız zaman artık herkes sosyal medyada. Yani biz de bu alanı iyi doldurmalıyız. Görev yaptığım her yerde öncelikle birebir görüşmeler sonucunda oluşturduğum WhatsApp gruplarına daha sonra da sosyal medya hesapları ile aslında bir defans oyuncusunun forveti markaja aldığı gibi cemaatimi markaja almaya çalışıyorum. Çünkü bunu ben yapmadığım zaman başkaları veya başka gruplar yapacak, biliyorum. O yüzden her defasında bir yenilikle gönül bağımızı taze tutmaya çalışıyorum. Bu çabalarım da cemaatimizde çok güzel karşılık buluyor ve beni kendilerine daha yakın görüyorlar. Onlarla her an iletişimde olmam onların çok hoşlarına gidiyor.