Okuyup etkisinde kaldığınız, yaşamınıza dokunan, kararlarınıza etki eden, uzun yıllar aklınızdan çıkaramadığınız o roman kahramanı kimdi?

Roger Garaudy

Benim üstadım Don Kişot’tur. Yirmi yaşından itibaren kendime rehber edindim onu. İdealin gerçekten daha doğru olduğuna inanan Don Kişot’u. Hiçbir fırtınanın baş eğdiremediği o kahramanı…

Haklı bir davaya inanmışsanız, bedeli ne olursa olsun, onun uğrunda sonuna kadar mücadele etmelisiniz. Bu arada her eyleminizin karşınıza çıkardığı her yeni durumu da göğüsleyebilmelisiniz. Öylesi durumlarda ne cesaretsizliğe yer vardır artık ne de mesele üzerinde yeniden düşünmeye.

Benim açımdan dünyanın en büyük günahı, umutsuzluğa kapılmaktır. İman sahibi olmak ise fırtına ve kasırgalara rağmen sabaha ereceğinize ve günle buluşacağınıza inanmak demektir.

Gerçi, itiraf edeyim, şuan her şey aleyhimize işliyor. Yine de mücadeleyi sürdürmek lâzım. Kaliteli sadece onlarca adam bulsam, bu beni, yüz binlerce (tabirimi mazur görün) ahmağın etrafımda toplanmasından çok daha fazla teselli eder.

Zaman olur, insan bütün haz ve lezzetlerini, gücünü ve daha nelerini kaybeder. İşte o zaman kollarını bir kurtarıcıya açar, yani mistik bir hayata yönelir. Ama ben bu açışın, bu yönelişin mistik bir hayatın içinde insanı pasifleştireceğine ve kaybolup gitmesine yol açacağına inanmadım.

(…)

Don Kişot, tarihteki sahte gerçekten daha doğrudur. Gerçek, hayata bir anlam kazandırır, yeni bir hayatın temelini atar. O yüzden Don Kişot, Jül Sezar’dan daha fazla gerçektir. Jül Sezar benim için nedir? Sadece tarih adı verilen kitaplarda var olan biri. Don Kişot ise sanki sahte gerçeğe meydan okurcasına hep yaşar ve her an yeniden doğar.

Prof. Dr. Mustafa Kurt

Tarih boyunca yazarlarından daha iyi tanıdığımız, onlarca belki de yüzlerce roman kahramanı dolaşıyor aramızda. Benim de okuyabildiklerim arasında sevdiğim ve kendime yakın bulduğum pek çok roman kahramanı var. Belki de onların bazı özelliklerini, davranışlarını ve hayata bakış açılarını sevmişimdir. Hepsinden yeni bir roman kahramanı inşa etmek de mümkün olabilir ama insan böyle bir şey değil, roman kahramanları da öyle. “İnsan” dedim çünkü onlarca roman kahramanı çoğumuzdan daha derin izler bıraktı bu dünyaya. Zihnimi yokladığımda, Behçet Necatigil’in Türkçemize çevirdiği İspanyol yazar Unamuno’nun “Sis” adlı romanındaki “Augusto Perez” geliyor aklıma. Hani, kendisini hayalî bir varlık olarak kurguladığını söyleyen yazarının karşısına çıkıp: “Gerçekte var olmayan, ne ölü ne diri bir hayal yaratığı ben değilim de sizsiniz belki. Sizin sadece hikâyemi insanların bilincine ulaştırmak için bir vesile olmadığınız ne malûm? … Ben kendim olmak istiyorum, kendim. Yaşamak istiyorum.” diyerek yazgısına yazarından çok sahip çıkan o ilginç karakter. Var olma bilincinin var olmaktan daha önemli olduğunu fark eden bu roman kahramanı beni her zaman çok etkilemiştir. Onun yazarıyla gerçekleştirdiği o uzun ve çetin konuşma, edebiyat tarihinin en dokunaklı sayfaları arasında yer alır kanaatimce. Aynı çerçevede Tatar Çölü’nün kahramanının kaderini kabullenişi de beni derinden etkilemiştir.