Söyleşi: Mahir KILINÇ
Aile, İslam toplumunun temel dinamiklerinden biridir hiç kuşkusuz. Siz de “Biz Evleniyoruz” adlı projenizle bu değerli müesseseye güzel bir katkı sağlıyorsunuz. Bize bu projenizden kısaca bahseder misiniz?
Öncelikle bize bu fırsatı sunduğunuz için çok teşekkür ederim. Aile ve dinî rehberlik büroları, toplumu aile konusunda Kur’an ve sünnet kaynaklı doğru bilgi ile aydınlatmak üzere yola çıktı. Biz de bu perspektiften hareketle müftülerimize nikâh kıyma yetkisi verildiği andan itibaren, evlenecek olan çiftler ve ailelerine yönelik Giresun’da “Biz Evleniyoruz” projesini uygulamaya koyduk. Yöremizde daha çok ihtiyaç olduğunu hissettiğimiz üç konu başlığı belirledik: “Aile Olmak, Aile Kalmak”, “Ailede Hak ve Sorumluluklar”, “Mihir ve Boşanma”. Müftülüğümüzde nikâhı kıyılacak olan çiftler ve aile büyüklerine, nikâh günü hemen nikâh öncesinde belirlemiş olduğumuz bu konularda bilgilendirmeler yapıyoruz. Aile büyüklerinin de eğitimlere katılmasını çok önemsiyoruz. Projemizin bir diğer ayağı da nikâhını kıymış olduğumuz çiftlerin evine yaptığımız ziyaretlerdir. Çiftlerimize nikâh eğitimleri esnasında bir yıl içerisinde ziyaretlerine geleceğimizi ifade ediyoruz. Müftümüzün de katılımıyla, küçük hediyelerimizle bu ziyaretlerimizi gerçekleştiriyoruz. Bu ziyaretlerden maksadımız evlilikleri boyunca manevi destekçileri olduğumuzu ailelerimize hissettirmek. Bu ziyaretlerimizden bazılarında nikâhını kıydığımız çiftlerin bebeklerinin dünyaya geldiğine şahit olmak bizi ayrıca mutlu ediyor. Bugüne kadar yaklaşık yüz seksen çiftimize bu hizmeti sunduk.
Sizin başlattığınız, Başkanlığımızın da desteklediği bu proje, toplum nezdinde nasıl bir karşılık buldu ve ne gibi eksiklikleri giderdi?
Din, herkesin hakkında bilgi sahibi olduğunu düşündüğü, bir şeyler konuştuğu ve kültürden en çok etkilenen, dolayısıyla da bilgi kirliliğinin en çok olduğu alandır. Biz özellikle bu projemizi uygularken bu durumu daha yakından gözlemledik. Bazı dinî konuların toplumumuz tarafından bilinmediğini, eksik veya yanlış bilinip uygulandığını fark ettik. Mihir konusu bunlardan biriydi. Boşanma konusundaki bilgi eksikliklerinin ise aileyi yıkacak boyutta olduğunu fark ettik. Biz bu eksiklikleri gördüğümüzde, en azından bize gelen çiftlerimizi bu konularda bilgilendirmek istedik. Projemizle alakalı çok güzel geri dönüşler aldık. “Siz daha önce neden bu eğitimleri yapmadınız? Biz birçok şeyi bilmeden evlenmişiz.” diyen büyüklerimizle karşılaşınca bu konuda isabet ettiğimizi anladık.
“Biz Evleniyoruz” adlı projeniz dışında insan hayatına dokunan başka projeleriniz var mı? Varsa bunları ve amaçlarını anlatabilir misiniz?
Tabii, bu proje dışında pek çok proje daha gerçekleştirdik. Toplumsal bir yara olan şiddet konusunda, Halk Eğitim Müdürlüğü ile ortaklaşa “Bilgim Var, Şiddete Karşı Gücüm Var” projesini uyguladık. Halk eğitim kursiyerleri ve hocalarına yönelik “Şiddeti Önlemede Dinî Referanslar” konulu eğitimler yaptık. Üniversite gençliğine yönelik projelerimiz, kampüste açılan Aile ve Dinî Rehberlik Bürosu Kampüs Ofis’te atölye çalışmalarımız oldu ve hâlen devam ediyor. En çok önemsediğimiz projelerimizden biri de Başkanlığımızın yayınlarını tanıtmak üzere hazırladığımız “Diyanet Dergileriyle Yediden Yetmişe” projemiz. Biz bu proje kapsamında kurum personelimizle Diyanet Dergisi, personel eşleriyle Aile Dergisi, gençlerimizle de Geçerken Dergisi’ni ayda bir yaptığımız toplantılarda okuduk. Gençler, derginin bir konusunu hazırlayarak sunum yaptılar. Kadınlarımız, “Hocam, sayenizde kitap okuma alışkanlığı edindik.” şeklinde memnuniyetlerini ifade ettiler.
İnsanların hayatına dokunurken elbette pek çok hatıranız olmuştur. Bunlardan gönlünüzde çok ayrı bir yer tutan hatıranızı bizimle paylaşır mısınız?
İfade ettiğiniz gibi pek çok hatıramız var. Ancak bir sosyal hizmet kurumunda görev yaparken yaşadığım ve beni en çok etkileyen bir hatıramı paylaşmak isterim. Kuruma yeni görevlendirilmiştim. Tanışma aşamasını geçtikten sonra gençlerimizle aramızda bir samimiyet oluştu. Özellikle bazılarıyla çok rahat konuşabiliyorduk. Bir gencimiz yaşadığı olayların da etkisiyle, dinî değerleri çok sorguluyordu. “Allah, peygamber, kitap... Benim için bir anlam ifade etmiyor.” demişti. “Artık dua da etmiyorum, Allah beni hiçbir zaman duymadı.” Bu ifadeleri duyduğumda yardım çığlıkları atan bir genci karşımda gördüğümü anlamıştım. Onunla özel ilgilendim. Zaman sonra, kızımız yurttan ayrıldığında namaza başlamış, Kur’an okumayı öğrenmiş ve devlet memuru olmuştu. Ramazanımı tebrik etmek için aradığında “Hocam, iyi ki Rabbim karşıma sizi çıkardı. Her daim duacınızım.” dedi. Bu sözleri duymak, bizim için dua eden birileri olduğunu bilmek, dünyanın en güzel hediyesi. Hamdolsun, bizi bu görevde istihdam eden Rabbimize.
Din hizmeti görevinizi sürdürürken ve bu göreviniz dışındaki faaliyetleri yürütürken edinmiş olduğunuz tecrübelerden yola çıkarak sizin gibi din hizmetinde bulunan kimselere ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Kıymetli meslektaşlarıma hiçbir zaman ümitsizliğe düşmemelerini, bıkkınlık göstermemelerini tavsiye ederim. Din hizmetinde bulunmak sabır ister. Emeklerimizin sonucunu belki yıllar sonra, belki ahirette ama muhakkak alırız. Çabalarımızın bir karşılığı olduğunu unutmamalıyız. Güler yüzlü, tatlı dilli olduğumuz müddetçe açamayacağımız kapı yoktur. İnsanların kalbine dokunabilmenin en güzel yolu tatlı dil, güler yüz ve nezaketten geçer. Son söz olarak meslektaşlarıma çok kitap okumamız gerektiğini, yeniliklerden ve çevremizden haberdar olmanın bizi bir adım ileri taşıyacağını unutmamalarını hatırlatmak isterim. Biz Diyanet İşleri Başkanlığı ailesinin fertleri olarak sorumluluğumuzun bilinciyle hareket etmek zorundayız. Allah yâr ve yardımcımız olsun.
Öz Geçmiş
Gülay Ayar, 1978 yılında Giresun’da doğdu. İmam hatip lisesini bitirdikten sonra kazandığı Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesini 2000 yılında bitirdi. İlahiyat mezuniyetinin ardından 2004 yılında Van il Müftülüğüne merkez vaizi olarak atandı. Buradaki görevinin ardından 2012 yılında atandığı Giresun Müftülüğünde uzman vaiz olarak görevini sürdürmekte olan Ayar, evli iki çocuk annesidir.