İnsanın bu tecelliden nasibini alabilmesi, hayat yolculuğunu sorumluluk bilinciyle sürdürmesine ve istikametini Yaratıcı’nın teklif ettiği doğrultuda muhafaza etmesine bağlıdır. Bu noktada insana düşen, kullarına en doğru yolu göstererek onları irşad eden (er-Reşîd) Allah’ın davetine uymak, O’na iman etmek, varlığa, hayata ve çevreye dair sorumluluklarını gerçekleştirme hususunda gayret göstermektir. Vahyin ve risaletin en temel hedefi budur. İlk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem’in dünyaya gönderildiği andan bugüne Allah’ın bütün elçileri, bu ideali gerçekleştirmek için hayatlarını ortaya koymuş, insanlığın irşadı için var güçleriyle mücadele etmişlerdir. Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani her şeye galip ve övgüye lâyık olan Allah’ın yoluna çıkarması (İbrahim, 14/1) için Son Peygamber Hz. Muhammed Mustafa (sas) ile gönderilen Kur’an-ı Kerim ise bu anlamda insanlık için eşsiz bir hidayet rehberi ve kurtuluş reçetesi olmuştur.