ZAFER HAFTASI
Serkan ÜSTÜNER
Milletlerin tarih sahnesindeki varlıkları ve bu varlıklarını devam ettirmeleri, tarihin kendilerine yüklediği sorumluluklar ve devleti yöneten hükümdar ya da devlet başkanı ile kaimdir. Bir de elbette devlete işlerlik kazandıran kurumları ve bu kurumları yöneten kişilerin liyakat ve kabiliyetlerinin bir araya gelmesi etkilidir.
Türklerin tarih sahnesine çıkışından kurdukları son devlet Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar olan sürece baktığımız zaman, milletimizin karakterinin, bağımsızlık ve özgürlük üzerine inşa edildiğini görürüz. Aziz milletimiz hiçbir iradenin tahakkümünü kabul etmemiş ve bayrağını hep gökte tutmuştur. “Ordu Millet” tanımını dünyaya kazandıran Türklerde, zor zamanlarda her kişi vatanın bekası için er olarak kayda geçer.
Türklerin mefkûresi, Hun Devleti’nden Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne kadar aslında çok değişmemiştir. Zaman içinde kurdukları iki büyük imparatorluk ile de zirveye çıkmıştır. Elbette ki Osmanlı Devleti bunun her manada tepe noktasıdır.
Türk milleti yurdunu, bağımsızlığını, özgürlüğünü tüm değerlerin üstünde tutmuş, bu uğurda verdiği onurlu savaşımıyla başka uluslara da yol gösterici olmuştur.
Milletimiz, tarih boyunca ülkenin bölünmez bütünlüğüne yönelen tehditlere kararlılıkla karşı koymuş, kahraman ordumuzla kenetlenerek gururla andığımız unutulmaz zaferler kazanmıştır.
Geçmişi parlak zaferlerle dolu olan ordumuzun kahramanlığı ve cesareti, tarih boyunca milletimize güven vermiş ve varlığımızı güçlendirmiştir.
Zafer Haftası, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesindeki kararlılığını ve azmini simgeleyen önemli bir dönemdir. 26 Ağustos’tan itibaren başlayan etkinlikler, 30 Ağustos Zafer Bayramı ile doruk noktasına ulaşır. Bu hafta boyunca düzenlenen törenler, kutlamalar ve anma etkinlikleri, Türk milletinin geçmişte kazandığı zaferleri ve bu zaferler sayesinde elde edilen bağımsızlığı anımsatır.
Anadolu’nun sonsuza kadar Türk yurdu olmasında, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında Ağustos ayı içinde kazanılan zaferlerin büyük önemi vardır.
Malazgirt Zaferi (1071)
Malazgirt Zaferi, Türklerin Anadolu’ya girişini ve burada kalıcı bir yurt edinmelerini sağlayan en önemli zaferidir. 26 Ağustos 1071 tarihinde, Selçuklu Sultanı Alparslan komutasındaki Türk ordusu, Bizans İmparatoru IV. Romanos Diogenes’in ordusunu büyük bir bozguna uğratmıştır. Bu zafer, Anadolu’nun kapılarının Türklere açılmasını sağlamış ve Türklerin Anadolu’ya yerleşmesinin başlangıcını oluşturmuştur. Malazgirt Zaferi, Türklerin Anadolu’daki varlığının temellerini atan ve gelecekte kurulacak olan Türk devletlerinin yolunu açan tarihî bir dönüm noktasıdır.
26 Ağustos 1071 Malazgirt Savaşı tarihî süreç içerisinde birçok millete, ırka, dine ev sahipliği yapan Anadolu tarihinin akışını Türklere miras bırakmıştır. Özellikle 11. asırda vukua gelen bu savaş, tarihî gelişmelerin farklı sebepleri olduğunu gösterir nitelikteydi. Nitekim dönem itibarıyla bir yanda mezhepsel tartışmalarla yorgun düşmüş bir Bizans var iken diğer yanda siyasi birliğini tamamlayıp batıya yelken açan Selçuklular vardı. Durum böyle iken savaşın 11. asra isabet etmesini uygun bir zamanlama olarak algılayabiliriz. Aynı zamanda bu önemli olay Türk ve dünya tarihini derinden etkilemiştir. Bu savaştan sonra Türkler Anadolu’yu mesken edinmiş, Batı ise Türk muhaceretini önlemek için fikirler üretmeye başlamıştır. Nitekim Türklerin bu fütuhat politikası Fatih’e kadar sürecek, Fatih’ten sonra Türkler daimi olarak bu topraklarda kalacaktır.
Otlukbeli Savaşı (1473)
Ağustos ayındaki bir diğer önemli zafer ise Otlukbeli Savaşı’dır. 11 Ağustos 1473 tarihinde Osmanlı Padişahı II. Mehmed (Fatih Sultan Mehmed) ile Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan arasında gerçekleşen bu savaş, Osmanlı İmparatorluğunun Anadolu’daki hâkimiyetini pekiştirmiştir. Osmanlı ordusu, üstün stratejisi ve askerî gücü sayesinde Akkoyunlu kuvvetlerini mağlup etmiş ve Anadolu’daki siyasi birliği sağlamlaştırmıştır.
Otlukbeli Savaşı’nda elde edilen zafer, Timur mağlûbiyetinden sonra doğudan gelecek tehlike korkusu taşıyan Osmanlılara büyük bir moral kazandırdı. Bu muharebe klasik Türkmen ordularının Osmanlıların ateşli silahlarla mücehhez düzenli birlikleriyle artık baş edemeyeceğini ortaya koydu. Böylece Osmanlıların Doğu Anadolu’ya ve ticaret güzergâhına hâkim olmalarının yolu açılırken Akkoyunlular bu yenilginin ardından kendilerini bir daha toparlayamadılar ve kısa bir süre sonra tarih sahnesinden çekildiler.
Mohaç Meydan Muharebesi (1526)
29 Ağustos 1526 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu ile Macar Krallığı arasında gerçekleşen Mohaç Meydan Muharebesi, Osmanlıların Avrupa’daki genişlemesinin önemli bir aşamasıdır. Kanuni Sultan Süleyman’ın komutasındaki Osmanlı ordusu, Macar ordusunu büyük bir bozguna uğratarak Budin’i (Budapeşte) fethetmiş ve Orta Avrupa’da Osmanlı hâkimiyetini sağlamlaştırmıştır. Bu zafer, Osmanlı İmparatorluğu’nun en parlak dönemlerinden birini başlatmış ve Avrupa’nın siyasi haritasını değiştirmiştir.
Savaş sonucunda Macar Krallığı son buldu. Osmanlı, Budin merkezli olmak üzere Zapolya’nın krallığını kendi bağlı olmak kaydıyla tayin etti. V. Charles’ın kız kardeşi II. Lajos öldükten sonra Arşidük Ferdinand’ın kral olması yönünde taraftar toplamaya başladı. Ve Macaristan’ın bir bölümünde hâkimiyet kurmayı başardı. Macar toprakları üç bölüme ayrıldı ve bu tarihten itibaren Habsburglular ile Osmanlı arasında mücadeleler başladı.
Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi (1922)
Türk Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktalarından biri olan Büyük Taarruz, 26 Ağustos 1922 tarihinde başlamış ve 30 Ağustos 1922’de zaferle sonuçlanmıştır. Bu süreçte Türk ordusu, Gazi Mustafa Kemal’in önderliğinde Yunan işgaline karşı büyük bir taarruz başlatmış ve düşman kuvvetlerini Anadolu’dan tamamen temizlemiştir.
Dumlupınar’da gerçekleşen Başkomutanlık Meydan Muharebesi, Türk ordusunun üstün bir zafer kazanarak Yunan ordusunu büyük ölçüde imha ettiği ve Türk topraklarının işgalden kurtulduğu son büyük muharebe olmuştur. Bu zafer, aynı zamanda Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin de zaferle sonuçlandığını müjdelemiştir.
Kurtuluş Savaşı’nda yurdunu parçalamak isteyenlere kahramanca direnen, Türk Bayrağının gönderden indirilemeyeceğini gösteren milletimiz, 30 Ağustos Zaferi ile onurlu savaşını taçlandırmıştır.
Bağımsızlık Savaşı’nın sonucunu dünyaya duyuran 30 Ağustos Zaferi, yeni Türk devletinin doğuşunu da müjdelemiştir. 30 Ağustos Zaferi, bağımsızlık inancının, özverinin zaferi; ulusal birliğin doruğa çıktığı tarihsel bir dönüm noktası olmuştur.
Zaferler bir milletin kimliğinin oluşmasında, geleceğe dair tasavvurunda önemli etkenlerdendir. Tarihî hafızanın oluşmasında, tarihî bilincin gelişmesinde, devletin teşekkülünde önemli bir yer alır. Bu yüzden ağustos ayı ve Zafer Haftası, Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinde kazandığı büyük zaferlerin anıldığı, bu zaferler vasıtasıyla tarih bilincinin yeni nesillere aktarıldığı önemli bir dönemdir.
Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin zaferle sonuçlanması, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinde kazandığı en büyük zaferlerden biridir. Ağustos ayı, aynı zamanda Malazgirt Zaferi, Otlukbeli Savaşı ve Mohaç Meydan Muharebesi gibi diğer önemli zaferlerin de yaşandığı bir dönemdir. Bu zaferler, Türk milletinin tarih boyunca gösterdiği kahramanlıkların ve askerî başarıların birer simgesidir.