YAPAY ZEKÂ
Alparslan AKÇA
Telgraftı, telefondu, bilgisayardı, internetti derken teknolojinin büyük bir hızla gelişmesi ve ilerlemesiyle kendimizi dijital bir dünyanın içerisinde buluverdik. İletişim araçlarıyla hayatımıza giren teknoloji, artık iletişimin çok ötesinde, hayatımızın tam merkezinde yer alıyor. İnsan zihninin araştırmak, öğrenmek, hesaplamak ve analiz etmek gibi işlevlerini taklit ederek geliştirilen son dijital sisteme de insan zekâsına atfen verilen isim: Yapay zekâ…
İş dünyasında kullanılan bilgisayar sistemlerinden evlerde kullanılan elektrikli süpürgelere, araçlarda güzergâhları belirleyen navigasyondan mobil uygulamalara, e-ticaret platformlarından sanatsal ve edebî faaliyetlere, eğitim ve öğretimden bilimsel ve kültürel etkinliklere varıncaya kadar günlük hayatın her alanında pek çok ihtiyacın karşılanması için yapay zekâ uygulamalarından faydalanılıyor.
Hemen her disiplinde kendisine yaşam alanı bulan yapay zekânın felsefi temellerini ve ilk somut adımlarını 17. yüzyıla kadar dayandıranlar var. Nitekim o dönemden itibaren insan ve hayvan davranışlarını taklit eden otomatlar oluşturuluyordu.
Bu durum, dönemin felsefi bakış açısına da yansımıştı. Descartes’in (1596-1650), insanı saat benzeri bir düzenekle çalışan makinelere benzetmesi gibi… Ya da Charles Babbage’in (1792- 1871), insana ait zihinsel özellikleri taklit ederek geliştirdiği ve “fark motoru” adını verdiği tarihin ilk hesap makinesi…
Zira Charles’ın bu icadı, basit matematiksel işlemlerin yanı sıra ara işlem sonuçlarını saklayabildiği bir hafızaya, satranç ve dama oyunlarını oynayabilme özelliklerine de sahipti. Yapay zekâ çalışmalarının başlangıcı olarak Cezeri’nin (1136-1206) robot çizimlerini gösterenler, işi oraya dayandıranlar da var yapay zekânın miladını İkinci Dünya Savaşı ve sonrası olarak belirleyenler de… Genel anlamda yapay zekânın hayatımıza girişi ve her alana sirayet edişinin 21. yüzyılda gerçekleştiği ve modern dünyanın bütün disiplinlerinin vazgeçilmezi olduğu muhakkak. Bu saatten sonra yapay zekânın karşısında durmak, faydasız bir uğraş olacaktır. Yapay zekânın zararları ve tehlikeleri, faydaları ve kolaylıklarıyla birlikte iyi analiz edilirse bu sistem, doğru amaçlar doğrultusunda ve insanlığın olumlu dönüşümlerine hizmet edecek şekilde kullanılabilir.
Şu bir gerçek ki yapay zekâ uygulamaları, dünya tarihinde önemli bir kırılma noktası olarak karşımızda durmakta; bundan sonraki sürecin ise menfi ya da müspet olarak seyri de bütün insanlığın sorumluluğundadır.