YAPAY TERAPİ
EMPATİYİ KODLAMAK

Meryem KILIÇ

Başkalarının duygularını anlama ve paylaşma yeteneği olan empati, insanın benzersiz özellikleri arasındadır. İnsan, kişisel geçmişi ve sosyal deneyimleri sayesinde empati yeteneğini şekillendirir. Peki, insan ilişkilerini güvenli kılan ve sağlıklı kararlar almada önemli rol oynayan bu insani yetenek, yapay olarak taklit edilebilir mi? Son yıllarda yapay zekânın analiz etme ve taklit yeteneğinin hızla geliştiği görülüyor. Yapay zekâ sistemleri, empatiyi simüle etmek üzere eğitilebilirler fakat duyguları hissedemez ve deneyimleyemezler. ChatGPT, Gemini ve Copilot gibi sohbet robotları, insan dilini taklit ederek bizimle iletişim kurmak için tanıdık sözcük ve ifade kalıplarını kullanırlar. Bu şekilde büyük miktarda veriyi işleme yeteneğinden yararlanarak anlayışlı ve duygusal olarak zeki görünen şekillerde yanıt verebilirler. Ayrıca tutarlı sohbetler yapabilir, mizah ve empatiye benzer durumlar sergileyebilirler. Örneğin, bir yapay zekâ asistanına stresli hissettiğinizi söylerseniz size bazı nefes egzersizleri önerebilir, rahatlatıcı sözler söyleyebilir ve destekleyici önerilerde bulunabilir. Özellikle bu sohbet robotları, sizinle kişisel bir şekilde konuşarak sohbette aktif bir rol oynadığınızı hissetmenizi amaçlar. “Harika soru!”, “Elbette!” gibi ifadelerle yalnızca kullanıcının isteği hakkında olumlu bir izlenim vermekle kalmaz, aynı zamanda onları sohbete katılmaya teşvik eder. Fakat bütün bunların bir empati yanılsaması olduğunu unutmamak gerekir. Yapay zekânın gerçekten hiçbir şey hissetmediğini fark etmek önemlidir. Sadece verileri işleyerek, istatistiksel en alakalı yanıtları üretir.
Yapay zekânın duyguları algılama ve onlara yanıt verme yeteneği, manipülasyon konusunda etik endişeler ortaya çıkarmaktadır. Şirketler, kullanıcıların tüketici davranışlarını, siyasi görüşlerini veya sosyal kararlarını etkilemek için yapay zekâyı kullanabilirler. Yapay zekânın empatiyi taklit etme yeteneği bu yönüyle hem bir risk hem de bir fırsattır. Bu açıdan, ruh sağlığı ve duygusal zekâ yönünden destek aracı olmanın yanında manipülasyon için bir araç hâline gelebilir. Yapay zekâ tarafından yönlendirilen empatinin, kurumsal çıkarlara değil insan ihtiyaçlarına hizmet ettiğinden emin olmak gerekmektedir. Tüm bunlara ek olarak hızla gelişen bu teknoloji sayesinde birçok insan yapay zekâyı hayatına dâhil etmeye başladı. Günümüzde, yapay zekânın terapi ve psikolojik destek alanlarında alternatif bir araç olarak kullanılması tartışma konusudur. Sohbet robotlarının duygusal destek sağlamak için bu şekilde kullanımı; iletişim, ilişkiler ve kimlik algımızı değiştirebilir. Gelişmiş algoritmalar aracılığıyla yapay zekânın konuşma kalıplarını, yüz ifadelerini ve hatta metni analiz ederek erken aşamada ruh sağlığı sorunlarının belirtilerini tespit edebileceği düşünülmektedir. Bu erken müdahale, tedaviye zamanında erişim sağlayarak hastalar için sonuçları önemli ölçüde iyileştirebilir.
Yapay zekânın psikolojik danışmanlık süreçlerine dâhil edilmesi, teknolojik gelişmelerin ötesinde etik, duygusal ve insani sınırların yeniden değerlendirilmesini de ortaya çıkarıyor. Örneğin, insan etkileşimleri duygular, yanlış anlamalar ve karmaşıklıklarla doludur. Yapay zekânın bu karmaşık muhakeme ve değer yargılarını analiz edebilme yeteneği ise henüz tartışma konusudur. Gizlilik ve veri güvenliği de endişe duyulan temel alanlar arasındadır. Psikolojik danışmanlık açısından yapay zekânın kullanımı, hassas kişisel verilerin toplanması ve analizine dayanır. Bu verilerin gizliliğini ve güvenliğini sağlamak çok önemlidir. Aksi takdirde, bu tür hassas bilgilerin tehlikeye atılması veya kötüye kullanılması; gizlilik ihlallerine ve zihinsel sağlık sorunları yaşayan bireylere yönelik ayrımcılığa neden olabilir. Ayrıca uzun vadede, sohbet robotlarıyla tekrarlanan etkileşimler, çatışmayla başa çıkma ve kişiler arası etkileşimlerdeki doğal kusurları kabul etme yeteneğimizi de azaltabilir. Kişilerin duygusal deneyimlerden uzaklaşmasına ve kopmasına sebep olabilir. Bu kopukluk, başkalarıyla ilişkiler geliştirmesini önleyebilir veya kişisel gelişimine zarar verebilir. Yapay zekâ ile artan etkileşim, insan ilişkilerine dair beklentilerimizi de değiştirebilir. Hızlı, kusursuz ve çatışmasız etkileşimlere ve ilişkilere alıştıkça gerçek insanlarla olan ilişkilerimizde daha fazla hayal kırıklığına uğrayabiliriz.
Giderek dijitalleşen bir dünyada, yapay zekâ başkalarıyla nasıl etkileşim kurduğumuzu ve bağlantı kurduğumuzu devrim niteliğinde değiştiriyor. Birçok durumda yapay zekâ hayatlarımızı iyileştirebilir ve inanılmaz derecede faydalı olabilir; ancak iletişimde özgünlük ve empati gibi insani unsurlar konusunda hâlâ belirgin sınırlılıkları vardır. Kısaca, yapay zekânın her alandaki geleceği ve sınırları, insan duygularına saygı duyan araçlar tasarlamakla ilgili olmalıdır. Yapay zekânın giderek hayatımıza entegre olduğu ve insanların sanal bir yalnızlığa itildiği bir çağda, gerçek insan etkileşiminin zarar görmesiyle oluşabilecek potansiyel risklere dikkat etmemiz gerekmektedir.