YAKIN İLİŞKİLERDE

GÜVEN VE

GÜVENLİK DUYGUSUNUN

ÖNEMİ


Cihan ULUÇ

Psikolog


Güven duygusu ve güvenlik içinde olma hissi, insan olarak varoluşumuzun en önemli yanlarından biridir. Güven ve güvenlik duygusu zedelendiğinde hayatı sağlıklı ve itidalli bir biçimde sürdürmemiz zorlaşır. Amerikalı psikolog Abraham Maslow’un geliştirdiği ihtiyaçlar hiyerarşisi kuramında ilk sırada yeme, içme, barınma, uyuma, nefes alma gibi fiziksel ihtiyaçlar yer alırken bu hayati ihtiyaçların hemen ardından güven ve güvenlik ihtiyacı gelir. Eğer bu basamaktaki ihtiyaç istikrarlı bir biçimde karşılanmazsa diğer gelişim basamakları olan aidiyet, sevgi dolu bağlar kurma, saygı ve kendi potansiyelini gerçekleştirme gibi aşamalara geçilemez.

Güven duygusu, dış dünyaya karşı açılan bir köprüdür. Bu köprü, ilişki şeklimizi, hayattan doyumumuzu, kıymetli ve anlamlı ilişkiler kurmamızı sağlar. Kişi, dünyanın dolayısıyla ilişkilerin güvenli, istikrarlı ve dostça olduğuna dair bir inanç geliştirirse merak duyar, öğrenir, ilişki kurar ve gelişir. Aksi hâlde, dünyayı tekinsiz ve tehlikeli bir yol olarak algılar; kaygıya kapılır, sürekli tedirgin hisseder, üretmekten ziyade içe kapanmayı ve kendini korumayı önceler. Yine güvenlik duygusu sayesinde yeni bağlar kurar, bunları sürdürebiliriz. Yaşamımızda stresli durumlar meydana geldiğinde daha toleranslı olup, akıntıya kapılıp gitmeyiz. Psikolojik olarak daha dirayetli oluruz. Kendimize dair daha sağlıklı bir öz değer algısı ve gerçekçi bir perspektif geliştirebiliriz. Güvenliğin olmadığı durumlarda her şey birbirine karışır, kakofoni oluşur ve hiyerarşik düşünme bozulur.

Yakın İlişkilerde Güvenlik Neyimiz Olur?

Evlilik, dostluk, akrabalık, arkadaşlık gibi ilişki biçimlerinin olmazsa olmazı, hiç şüphesiz güven ve güvenlik duygusudur. Olumsuz bir yöne evrilen ve bozulmuş yakın ilişkiler incelendiğinde en önemli şikâyetlerden birinin güven kırıklığı ve güvenmekte zorlanma olduğu görülür. Güven ve güvenlik zedelendiğinde ilişkinin geri kalan boyutları sıfırlanır, anlamsızlaşır.

Yakın İlişkilerde Kaç Farklı Güvenlik Boyutu Vardır?

Yakın ilişkilerde güvenlik; fiziksel, duygusal, psikolojik, sosyal, mahrem, ekonomik güvenlik gibi alt boyutlardan oluşur ve her birinde asgari düzeyde bir istikrarın olması beklenir. Şimdi bu boyutları teker teker inceleyelim.

Fiziksel Güvenlik

“Önce can, sonra canan” diyen atalarımızdan mülhem, ilk boyut fiziksel güvenliktir. Kişinin beden bütünlüğünün korunduğu, bedensel sınırlarına saygı duyulduğu, hiçbir fiziksel tehdit ve zarar görme endişesi, korku, şiddet ve zorlayıcı davranışın olmadığı ilişki boyutunu ifade eder. İlişkide emin olma, bir asayiş ve dirlik duygusu oluşmasına yardımcı olur. Fiziksel güvenlik zedelendiğinde, geri kalan güvenlik alanları da anlamını yitirmeye başlar. Fiziksel olarak güvenli bir ilişkide temkinli olmamızı gerektirecek bir durum yoktur. Bedenen bir tehdit hissetmeyiz veya karşımızdaki kişinin kontrolden çıkıp bize zarar vereceği endişesi yaşamayız. Bedenimize saygı duyulduğunu biliriz.

Duygusal Güvenlik

Fiziksel güvenlik daha somut alandadır gözle görülebilir, çerçevesi çizilebilir ve etiketlenebilir. Bir şiddet davranışı kolayca fark edilebilir, diğer davranışlardan ayırt edilebilir. Fakat duygusal güvenlik kısmı daha soyut ve manevi alanda teşekkül eder. Dolayısıyla duygusal güvenliğimiz sarsıldığında bunu ayırt etmek, adını koymak nispeten daha zor olabilir. Duygusal güvenlik; ilişkideki bireylerin, birbirlerinin duygularını, düşüncelerini, zayıf yanlarını, kırgınlıklarını ifade ettiklerinde bunun yargılanmadan, küçük görülmeden ve alaya alınmadan kabul edilebilmesini içerir. “Ne zaman duygularımı söylesem, bu durumda üzülecek, kırılacak ne var diyor.”, “Üzüldüğümde benimle alay ediyor.”, “Beni öfkelendiren şeyleri ya da hassasiyetlerimi anlattığımda bunları küçük görüyor.” gibi ifadeler, duygusal güvenliğin zedelendiğine dair işaretlerdir. Duygusal güvenlik sağlandığında ilişki içerisinde kendisi olarak var hissedebilme, sevilme, saygı duyulma ve ait hissetme gibi duyguları da beraberinde tesis etmeye başlar. Bu güvenlik alanı, bağ kurma ve yakınlık oluşturmak için önem arz eder.

Psikolojik Güvenlik

Diğer bir güvenlik alanı olan psikolojik güvenlikte ise kişinin, yakın ilişki içerisinde kendisine has düşüncelerinin, tutumlarının ve inançlarının saygı çerçevesinde değerlendirilip kabul edilmesi vardır. Psikolojik güvenliğin sağlandığı ilişkilerde kişiler, “Hangi düşünceyi ortaya koyarsam koyayım, bu ilişki içerisinde var olabilirim; farklı düşünebilirim, kınanmam, hor görülmem, düşüncelerime gereken saygı ve hassasiyet gösterilir.” hissini içselleştirir. Aksi hâlde, yakın ilişkide karşımızdaki kişinin düşüncelerini alaya aldığımızda ya da çok fazla tepkisel davrandığımızda ona, “Düşüncelerinde bir bozukluk var, dolayısıyla sende bir bozukluk var.” mesajını veririz ve istemeden de olsa onda bir savunma dürtüsünü, kendini kanıtlama, inatlaşma gibi dürtüleri harekete geçirebiliriz. Özellikle zaman zaman farklı dünya görüşleri ve değerleri olan çiftlerde asgari saygının sağlanması çok önemlidir. Aksi hâlde ilişkinin zeminini yavaş yavaş oyan bir meseleye dönüşmeye başlar. Yakın ilişkilerin taraflara bahşedebileceği en büyük ödüllerden biri; düşüncelerimizle, duygularımızla, özetle olduğumuz hâlimizle var olabilme potansiyelini barındırmasıdır.

Sosyal Güvenlik

İnsan, sosyal bir varlıktır. Özellikle evlenene kadar kişiliğimize ve koşullara göre arkadaşlıklar ve dostluklar kurarız. Bu ilişkiler bizi çeşitli veçhelerden besler, destekler ve yerine göre hayatta tutar. Fakat evlilikten sonra çeşitli sebeplerden dolayı (kök aile ile ilgili nişan, düğün ve sonraki evrelerde yaşanan problemler, kıskançlık duygusu, kontrolcülük vs.) çiftler birbirini kısıtlamaya başlar. İşte burada sosyal güvenlik zedelenmeye başlar. Her ilişkinin hayatımızda önemli bir yeri vardır. Dostluklarımız, arkadaşlıklarımız, hısım ve akraba ilişkilerimiz, tıpkı evlilik ilişkimiz gibi kıymetli ve önemlidir. Evlendikten sonra –evlilik hayatımızı etkilememesi şartıyla– birini diğerine tercih etmek zorunda değiliz. Fakat bazen çiftler, evliliği diğer tüm ilişkilerini sonlandırması gereken bir süreç olarak telakki eder ve giderek yalnızlaşır. İlişki giderek bir mikro dünya hâline gelir; her türlü ihtiyacın tek bir kanaldan (eşten) karşılanmaya çalışılması evliliğin üzerindeki baskıyı ve beklentiyi artırır.

Mahrem Güvenlik

Evlilik ilişkisinde mahrem hayatın güvenliği; rıza, saygı, bedensel sınırlara saygı gösterilmesine bağlıdır. Burada, çiftlerin birbirinin ihtiyaçlarını gözetmesi, istek ve taleplerini kollaması ve buna uygun bir davranış siyaseti geliştirmesi önemlidir. Mahrem hayat sadece bedensel ve fizyolojik süreçten ibaret olmayıp duygusal paylaşımı, sevme, sevilme, değer gibi hisleri de içerisinde barındırır. Mahrem güvenlik bozulduğunda taraflarda kullanılmışlık hissi doğurabilir; zorunluluk ve görev telakkisi güçlenebilir.

Ekonomik Güvenlik

Para, hayattaki her şey değildir fakat hayatımızı birilerine muhtaç olmadan, mağrur ve başı dik bir biçimde sürdürmek, onurlu bir yaşam sürmek için olmazsa olmazdır. Aile ve çift olmanın bir sacayağı da ekonomik birlikteliktir. Çiftler, sadece hayatı yaşarken ortak değillerdir; aynı zamanda aile ekonomisinin nasıl yönetileceği, harcama kararları, birikim tercihleri, geleceğe dair finansal tedbirler konusunda da ortaktırlar. Ekonomik güvenliğin olduğu yakın ilişkilerde taraflar, kendilerini kullanılmış hissetmezler; maddi konularda birbirlerine şeffaftırlar. Taraflar, kimin ne kazandığını, nereye harcamaya niyetleri olduğunu bilirler. Bu aile gemisinin hangi yöne yol alacağına dair bir mutabakat içerisindedirler. Ekonomik güvenliğin sarsıldığı durumlara bir örnek olarak çiftlerden birinin diğerinden gelirini gizlemesi, yatırımlarından haberdar etmemesi ve şeffaf davranmaması gösterilebilir. Burada zaman zaman, çiftler arasında gücü ve otoriteyi elinde tutma istencinin bir yansımasını görebiliriz. Bu da taraflardan birinin ekonomik olarak geleceği öngörememe, kendini güvende hissedememe, emeklerinin istismar edilmesi gibi bir durumda kalmasına yol açabilir.

Eğer yakın ilişkiler bir bina ise güven ve güvenlik duygusu, o binanın her tuğlasının arasına sızmış ve binayı bir arada tutan harç gibidir. Özellikle evlilik ilişkisinde, yukarıda sayılan tüm güvenlik alt boyutları teker teker ele alınmalıdır. Böylece, asgari güvenlik sağlandığında daha tatminkâr, kişilerin olduğu hâliyle var olabildiği, rahatlayabildiği ve huzur bulabildiği ilişkilere doğru yelken açılabilir.