VAKTİ GELMEDİ Mİ?

Güllü AKSA

Gayemizi, istikametimizi, dünyaya niçin gönderildiğimizi ve dünya hayatımızın ansızın sona erecek olduğunu aklımızda tutmak, daima hatırlamak ve hatırlatmak durumundayız. Allah’ın rızasını kazanmak için insana verilmiş olan vakit azalmakta, her geçen gün hesap günü dünden daha fazla yaklaşmaktadır. “Çok gençti…”, “Vakitsiz öldü.”, “Hiç beklemiyorduk ölümünü.” sözleri sıkça çalınır kulağa. Hâlbuki ölüm beklenmeden gelendir, yaşamak yolunun sonu ölmekten başkasına çıkmayacak ve yaratılmış olan her can, ettiğinden hesaba tutulacaktır.

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Burhan İşliyen tarafından kaleme alınan “Vakti Gelmedi Mi?” adlı eser hayata, kulluğa, insanlığa ve hedeflerine dair yazılmış metinlerden oluşmakta ve adını Hadid suresinin 16. ayetinde geçen “…vakti gelmedi mi?” ifadesinden almaktadır. Bahsi geçen ifadeden hareketle müellif, her hâlimizden ve kalbimizden geçen tüm şeylerden haberdar olan bir Yaradan’ın varlığını biliyor ve iman ediyorken bu bilme davranışlarımıza yansımayıp hesap günü yokmuşçasına yaşama kapıldığımız zamanları hatırlatmaktadır bize. Unutanlardan olmamamız için unutmuş olanların hâllerinden örnekler vermektedir. Allah’ın yarattığı ve vadettiği ebedî yaşamın yanında dünya hayatının kısacık kaldığını, Müslümanlara düşenin yalnız bu kısacık zaman için çabalamaktan ziyade, muhayyilemizin ötesinde bir zaman diliminde yaşanacak olan ahiret hayatına hazırlanmak ve Allah rızasını kazanmaya çalışmak olduğunu ifade etmektedir.

Cenneti ve Rabbin rızasını kazanmak için bir geri sayım, zamana karşı yarış olan ve tekrarı yahut telafisi bulunmayan bu sınavda, tek sermayemiz olan ömrün hızla tükendiğini hatırlatmaktadır okura. Bize verilmiş olan her anı bir fırsat olarak görüp daha iyiyi, daha güzeli hedeflememiz, “Bizi bir daha dünyaya gönder…” diyeceklerden olmamak için bugünün değerini bilenlerden olmamız gerektiği dile getirilmektedir.

Kur’an-ı Kerim, insana akıbetinden haber veren örneklerle, daha önce yaşamış olanların tecrübeleriyle mesajlar vermekte, uyarmakta, tekrar tekrar ikaz etmektedir. Tam da bu durumdan hareketle yazar zaman çarkına kapılıp Allah’ın nimetini unutan, kalpleri katılaşan insanların hâlini hatırlatarak keşke demenin fayda vermeyeceği gün gelmeden evvel, keşke dememek için hazırlık yapmanın, her daim teyakkuz hâlinde olmanın öneminin altını çizmektedir.

Sık sık ayetlerin uyarıcı ifadelerine yer veren müellif, meramını anlatırken hadislerden, sahabe hayatlarından, menkıbelerden alıntılar yapmakta; şiirlerden parçalara yer vermekte, kişisel anı ve tecrübelerinden, şahit olduğu hadiselerden örülmüş bir metin ile hatırlamayı ve hatırlatıcı olmayı gaye edinmektedir.

Eser, ihmal etiğimiz unsurların altını çizerek zaman zaman gözden kaçan istikamet için bir fener görevi üstlenmektedir. Günbegün, anbean mutlak sona yaklaşan insana kurulmuş ve vakti gelmiş bir saat misalince hatırlatma yapmaktadır. Anlamak, hayata geçirmek ve sürdürmek temennisiyle, iyi okumalar…