UZMANINA
SORDUK
Esra OBUZ
Klinik Psikolog
Zaman, idraki en zor nimetlerden biridir. Zaman bilincinin gelişmesi için çocukluk ve ilk gençlik çağından başlayarak neler yapılabilir, önce ebeveynlerimizin rehberliğinde ardından kişisel tutum ve davranışlarımızla zamanla olan ilişkimizi nasıl kurmalıyız?
Zaman, insana verilmiş olan en değerli nimettir. Belirli bir ritimle kontrolsüzce akar gider. Her insan için günde 24 saat, her haftada yedi günü vardır. Bize verilen her nimet gibi zaman da bizim onu nasıl kullandığımızla alakalıdır. Zamanı en iyi şekilde değerlendirmek gerekir.
Zaman bilincinin çocukluk çağında kazandırılması çok önemlidir. Çocuk, soyut kavramları erken yaşta somutlaştıramayabilir, bu yüzden çocuğun zamanı kullanabilmesi için ebeveyn desteği gerekmektedir. Küçük yaştan itibaren ebeveyn tarafından sorumluluk verilerek hedef belirlemesine yardım etmek, plan yapma alışkanlığı kazandırmak, önceliklerini belirlemesini sağlamak çocuğun kişiliğini olumlu etkileyecektir. Çocuklarımızın her istediğini yaparak onları mutlu ettiğimizi düşünüyoruz. Ancak sorumluluk vermeden her şeyi vermek, doyumsuz, mutsuz çocuklar yetiştirmemize neden olmaktadır. Zaman kavramını çocuklara somutlaştırmak için ebeveyn tarafından hazırlanan zaman çizelgesi, hedef tablosu, önceliklerim, boş zamanlarda yapmaktan hoşlandıklarım, sorumluluklarım, hobilerim gibi etkinlik listesi hazırlanabilir.
Gençlik çağlarında ise kimlik gelişimi, ileride sahip olacakları mesleğe hazırlanma, geleceği planlama gibi karmaşık görevleri başarmak için zamanı doğru idrak etmek gereklidir. Tüm bu karmaşık gelişimsel görevler esnasında gençlerin zamanı kullanma ile ilgili alışkanlıklarını fark edebilmeleri, eğer yanlış alışkanlıklar geliştirmişlerse bunları değiştirmeleri önemlidir.
Modern çağ “an”ları ön plana çıkardı fakat bütün bir ömrün vereceği mutluluğu ana indirgeyerek insanı her anını hazza odaklanan bir yaşam sürmeye davet etti. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Modern çağın empoze ettiği bireysel olarak kendi hazlarımıza odaklanmak bencilce bir yaşam sürmemize neden olabilir. Bize verilen duyguları tanımamız ve tanımlamamız gerekmektedir. Duygularımız; neşe, keyif, heyecan, üzüntü, şaşkınlık vb. gelip geçici duygulardır. Tüm bu duygulardan ziyade ömrümüzün nasıl gelip geçtiğini anlamalıyız. Anlık mutluluklara odaklanmak anlam duygumuzu kaybetmemize sebep olabilir. Daha büyük evler, daha lüks arabalar, daha fazla konfor alanı gibi sonu olmayan maddi değerlerden mutlu olmayı bekliyoruz. Oysa emek ederek, zahmet çekerek ve çaba göstererek elde ettiğimiz değerlere ihtiyacımız vardır. İnsan olarak toplumsal sorunlara ve davalara yönelmeliyiz. Teknolojinin getirdiği hazır günlük rahatlatıcı bilgiler ile hareket etmek yerine insan olarak bizi uzun süreli huzura kavuşturan bilgilere ihtiyacımız var. Uzun soluklu ihtiyaçlarımızı karşılayabilmemiz için de duygularımızı zamana yaymamız icap eder. Geçmiş bayramlarımızda yaşadığımız bayram heyecanlarını kazanmamız ve her hâlimize şükretmemiz gerekir.
Zaman dediğimiz şey aslında “an”lardan ibaret ve insanın elinde olan tek şey de “şimdi”dir. Ancak içinde bulunduğu “an”ı sağlıklı bir şekilde yönetemeyen insan ya nostaljinin kapısını çalıyor yahut istendik bir gelecek hayaliyle kendini avutuyor fakat o gelecek için “şimdi”yi hakkıyla değerlendirmiyor. İnsanın geçmiş, gelecek bütün bir hayatı ifade eden şimdi ile ilişkisi nasıl olmalıdır?
İnsan olarak geçmişimizle yüzleşirken bir yandan da gelecek ile ilgili de hayallerimizin tohumlarını da atmamız gerekiyor. O yüzden geçmiş ile gelecek arasında irtibat yaratan Yaratıcımız hiçbir süreci boşuna vermemiştir. Şimdi sözcüğünün anlamı “şu an, içinde bulunduğumuz zaman” olarak tanımlanmaktadır. “An” sözcüğünün anlamı ise “zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası”dır. Geçmişe dönme şansımız yoktur çünkü geçmiş geçmişte kalmıştır. Gelecek ise henüz uzaktadır. Bunun için sadece şimdi yapabileceklerimize odaklanmalıyız. Şimdi ve burada ilkesi, geçmişte edindiğimiz deneyimlerimiz ya da öğretilerimizi unutmak ve onlardan yararlanmamak ya da geleceği yok sayarak, onun için bir şeyler yapmayarak yaşamak değildir. Asıl olan, şimdiki zamanın içinde yaşamayı sağlamaktır. Sağlıklı insan, şimdiki zamandan ayrılmaksızın, gerekli durumlarda geriye ya da ileriye bakarak şimdide yaşar. Gelecekle ilgili kaygı duymak, geçmiş ile ilgili korku yaşamak ise şimdide yaşamamıza engeldir. Anı yaşa felsefesi, sahte ve kısa süreli mutluluktur. İnsanı yalnızlığa itebilir. Yalnızlaşan insan ise mutsuz ve depresif olur. Anı yaşamaktan ziyade bugüne odaklanılmalıdır. İnsan planlarını, yatırımlarını, hayallerini bugüne odaklayarak gerçekleştirmelidir.
Bilhassa gençlerimiz için zaman yönetimi konusunda ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Gençlikte geçirilen zamanın en verimli dilim olduğunu unutmamamız gerekiyor. Genç, kendisi gibi genç olan zamanı güzel görmeyi, zamanı sevmeyi bilmelidir. Zamanın da gençlik gibi geçip gideceğini idrak etmelidir. Tıpkı güneşin ışığını en çok saçtığı saatlerin öğle saatleri olması gibi. Geçecek olan zamanın yatırımını gençlikte yapması gerektiğini unutmamalıdır. Genç, öncelikle kendini tanımalı, hangi saatler içinde kendini zinde, hangi saatler içinde enerjisinin düşük olduğunu fark etmelidir. Yapmaları gereken önemli işleri öncelemelidir. Öncelikler belirlenmezse gereksiz işlerle zaman kaybı olur ve önemli olan işlere zaman ayrılamaz. Yapmaları gereken önemli işleri ertelemek de zaman kaybı oluşturur. Erteleme davranışı zaman yönetiminde en büyük engeldir. Her gencin kendi hayatına dair net ve belirlenmiş hedefleri olmalıdır. Hangi mesleği seçeceği, hangi alanda kendini daha iyi hissettiği, hangi uğraşın ona iyi geldiği gibi... Bu hedeflere zamanı verimli kullanarak ulaşılabilir. Zamanı yönetebilmek için kendi zamanımızı ihlal eden insanlara karşı sınır koymak önemlidir. Arkadaşlarımıza gerektiği zaman sınır koymazsak boş geçen bir zaman dilimi oluştururuz. Teknoloji çağının getirdiği iletişim araçları da iyi kullanılmadığında zaman kaybına neden olacaktır. Gençler zamanlarının çoğunu telefon, bilgisayar ve sosyal medyada geçirmektedirler. Bu durum, zaman tuzağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Gün içerisinde neler yapabileceğimizi bilmek ve planlı hareket etmek önemlidir. Gençlerin sabah uyandıklarında güne başlamadan önce o gün ne yapacaklarını düşünmeleri gerekir. Günlük rutin ve alışkanlıklar geliştirmek daha doyumlu ve başarılı hayat yaşamamızda etkilidir.