TÜRKİSTAN’IN İLK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETİ
KARAHANLILAR
Dr. Mehmet Fatih BECERİK
Yaşam hepsi hepsi üç gündür. Onun da ötesi gece düşüdür.
Yusuf Has Hacib
Maveraünnehir ve Türkistan’ın doğu kısmı arasında 840-1212 yılları arasında hüküm süren ve bölgedeki ilk Türk-İslam devleti olan Karahanlılar, önceleri Türkistan ve Uygur hanları veya kağanları olarak adlandırılmıştır. Hanedan mensuplarının kara han, kara hakan, arslan kara hakan, buğra kara hakan gibi ünvanlarında yükseklik ve yücelik anlamına gelen “kara” kelimesini kullanmaları sebebiyle Rus şarkiyatçısı Grigorev tarafından Karahanlılar adı verilmesinden sonra hanedan ve devlet bu adla anılmıştır. Ancak bu adlandırmanın maksatlı olduğu aşikâr olup tarihî açıdan Türk Hakanlığı ya da Türkistan Hanlığı demek daha doğrudur.
Karahanlılar, siyasi varlıkları sürecinde Abbasiler (750-1258), Samaniler (819-1005), Gazneliler (963-1186), Gurlular (1000-1215), Büyük Selçuklular (1040-1157) ve Harizmşahlar (1097-1231) ile eş zamanlı olarak tarih sahnesinde yer almış ve bunlarla ilişkide bulunmuştur.
Bazı araştırmacılar 766 yılında Aşina ve Karlukların Balasagun, Fergana, Taras ve Kaşgar sahasında Karluk Yabguluğu kurduklarını ifade ederek Karahanlılar’ın kuruluşunu da bu tarihe çekmektedir. Anlaşıldığı kadarıyla 840 yılında ise Ötüken’deki Uygur Devleti’nin Kırgızların baskısıyla yıkılmasının akabinde Uygur hükümdar ailesinden başbuğların kontrolündeki Yağmalar Kâşgar’a gelerek bazı yerleri Karluklardan almış ve bölgeyi ele geçirmişlerdi. Ardından Çû ve İli vadilerini de ele geçirerek hâkimiyet sahalarını genişletmişlerdi. Çû bölgesindeki Balasagun, ilk fetihlerden itibaren Kaşgar’la birlikte devletin önemli merkezleri olarak kalmıştı.
Karahanlı hanedanının bilinen ilk hükümdarı Bilge Kül Kadır Han’dır. Kadır, Türkçede en üst seviyedeki hakan anlamında bir ünvandır. Her ne kadar onun zamanında Taşkent bölgesinin İslamiyeti kabul ettiği ile ilgili bilgiler varsa da dönemine dair detaylı bir bilgi söz konusu değildir. Bilge Kül Kadır Han’ın iki oğlundan Bezîr Arslan Han ve Oğulcak Kadır Han’ın büyük kağan sıfatıyla devletin başına geçip Balasagun’da, Talas’ta ve Kaşgar’da hüküm sürdüğü kaydedilmişse de bu konuda kesin bir bilgi bulunmamaktadır.
Oğulcak Kadır Han zamanında yeğeni Satuk Buğra Kara Han, Karahanlılara sığınmış Ebu Nasr adlı Samani şehzadesi ile âlim ve sufilerle tanışmış ve akabinde İslam’ı benimseyerek Abdulkerim adını almıştır. (920 veya 945) Daha sonra amcasına karşı giriştiği taht mücadelesini kazanarak hâkim olduğu bölgelerde İslamiyeti resmen ilan etmiştir. Satuk Buğra Han Müslüman olmayan Türklerle uzun süre mücadele etmiş, 942 yılında ise kaybedilen Balasagun’u almayı başarmıştır. Satuk Buğra Han’ın İslamiyeti kabulü, Samani-Karahanlı mücadelesini dostluk ve iş birliğine dönüştürmüştür. Onun döneminde devletin tamamına yakın bir bölümü İslam’ı kabul etmiştir. 955 yılında vefat eden Satuk Buğra Han Kaşgar yakınlarındaki Artuç’a defnedildi. Ölümünden sonra yerine oğlu Musa Tonga İlig, daha sonra diğer oğlu Arslan Han Baytaş Süleyman geçti. Süleyman, bütün Karahanlı devletini İslam dairesine katmayı başarmıştır.
Arslan Han Ali’nin dört oğlundan İlig Han Nasr 998 yılına kadar babası adına, bu tarihten sonra da kardeşi Togan Han Ebû Nasr Ahmed adına batıda hüküm sürdü ve Samanilerle mücadele etti. İlig Han Nasr o tarihte Abbasi halifesini tanıyan ilk Karahanlı olarak kaydedilmiştir. İlig Han Nasr Samanilerle mücadeleye devam ederek onların içerisindeki karışıklıklardan yararlanmış, 999 yılında başkent Buhara’yı ele geçirerek hanedan üyelerini hapsetmiştir. Böylece Samaniler’in fiilen sona ermesinin ardından Maveraünnehrin tek hâkimi haline gelmiştir. İlig Han Nasr, Samanileri ortadan kaldırırken iş birliği yaptığı Gaznelilere bıraktığı Horasan’ı almak için fırsat gözlese de gönderdiği orduları Gazneli Mahmud tarafından mağlûp edilince bu başarısızlıklar hanedan arasında çekişmeye sebep olmuştu.
İlig Han Nasr’ın 1012 yılında vefatıyla yerine geçen kardeşi Arslan İlig Han (Mansur b. Ali) kısa zamanda hanedanın en meşhur hükümdarı oldu. Ağabeyi Togan Han Ahmed’e karşı kendini büyük kağan ilan edip Talas, Şâş, Fergana, Özkent, Hucend, Üsruşene ve Buhara’yı eline geçirdi. Diğer kardeşi Muhammed de onun hâkimiyetini tanıdı. Bunun üzerine Togan Han Ahmed, Hoten hâkimi Yusuf Kadır Han ve Ali Tegin ile birlikte kardeşleri Arslan İlig Han Mansur ile Muhammed’e karşı harekete geçti, ancak başarı sağlayamadı.
Bu tarihten sonra iç karışıklıklar devam etmiş, büyük kağan olmak isteyen şehzadeler Gaznelilerle iş birliği yaparak iktidar olmak için çabalarda bulunmuştur. Bu mücadeleler sonunda ise devlet, 1041’de Doğu ve Batı Karahanlılar ya da Türkistan Hanlığı olarak ikiye ayrıldı. Bir taraftan bürokrat ulema ve hakan ailesi arasındaki iktidar kavgaları, diğer taraftan yerleşik ve göçebe çatışmasında Karluk meseleleri nedeniyle zayıflayan devletin doğu kısmı 1211’de, batısı ise 1212’de tarih sahnesinden çekildi. Devletin ikiye ayrılması esnasında batı kısmına bağlı bir kağanlık olan ve 1141 yılında bağımsızlık ilan eden Fergana Hanlığı da 1212 yılında sona ermiştir.
Karahanlılar’da Teşkilat ve İdare
Eski Türk hâkimiyet anlayışını sürdüren Karahanlılar, devleti yönetme yetki ve gücünü ifade eden “kut”u Tanrı kime vermişse ancak onun hükümdar olabileceğine inanıyorlardı. Karahanlı hükümdarları beg, kağan, hakan, han ve ilig ünvanlarını arslan, buğra, tonga, tamgaç, kara, kadır ve kılıç gibi isim ve sıfatlarla birlikte kullanmışlardır. Eski Türk idarî geleneğine uygun olarak ikili teşkilât esasına göre idare edilen devletin doğu kısmı doğrudan büyük hakan, batı tarafı ise ona bağlılığını bildiren bir hânedan mensubu tarafından yönetilirdi.
Saray teşkilâtının başında ulu hâcib, emrinde başka hâcibler ve sadece hükümdara mahsus bir de has hâcib vardı. Ulu hâcib, emrindeki diğer hâciblerle birlikte devlet adamı, kumandan ve halkın şikâyetlerini dinlemek, törenlerde herkesi rütbesine göre yerleştirmek, elçileri karşılayıp her çeşit işlerine bakmakla görevliydi. Saray hizmetlerinin aksatılmadan yürütülmesini sağlamak ve hükümdarın korunmasıyla alakalı tedbirleri almakla yükümlü kapıcıbaşı, hükümdar ve diğer saray mensuplarını koruyan emir-i candar ile silâhdar, alemdar, hânsâlar ve câmedar gibi saray görevlileri de teşkilatın diğer görevlileriydi. Merkez teşkilâtının başında hükümdar adına devlet işlerini yürüten yuğruş denilen vezir bulunurken vezirlerin başkanlık ettiği büyük divanla ilgili bilgi yoktur.
Karahanlı ordusu saray muhafızları, hassa ordusu, hânedan mensuplarıyla vali ve diğer devlet adamlarına bağlı güçler, Çiğil, Karluk gibi devlete tâbi Türk kabilelerine mensup kuvvetlerden oluşmaktaydı. Ayrıca küçük yaşta satın alınarak yetiştirilen ve muhafızlık yapan gulamlar bulunmaktaydı.
Türk-İslam Kültürünün Temel Yapı Taşları: Karahanlılarda Kültür ve Edebiyat
Türk kültür ve geleneksel yapısına göre kurulan Karahanlılar, onuncu yüzyılda İslamiyeti kabulüyle ilk İslami Türk eserleri ortaya çıkardılar. Kullandığı yazı dili Karahanlı ya da Hakaniye Türkçesi olup Doğu Türkçesi de denilen Çağatay Türkçesinin esasını teşkil eder. Karahanlı hükümdarlarının ilme hayranlığı, âlimlere hürmetkarlığı ve hamiliği sonucunda Türkistan ve Maveraünnehr şehirleri birer medeniyet ve kültür havzasına dönüştü. İslamiyetin kabulüne kadar Uygur yazısını kullanan Karahanlılar’da, Müslüman olduktan sonra Uygur yazısıyla birlikte Arap yazısı da kullanılmaya başlanmıştır. Eski Uygurca devresinde dile giren Budizm’le ilgili kelimelerin birçoğu atılmış, bunların yerine Arapça ve Farsça’dan İslamiyetle ilgili kelimeler alınmıştır.
Türk İslam edebiyatının ilk yazılı örneklerine öncülük eden Karahanlılar döneminde İslamın ana kaynağı olan Kur’an’ın tercümelerinin yapıldığı bilinmektedir. Bu dönemde Türk-İslam kültürünün temel yapı taşları olarak görülen Balasagunlu Yusuf Has Hacib Kutadgu Bilig’i, Kaşgarlı Mahmud Dîvân-ı Lugât-it-Türk’ü, Edib Ahmed Yüknekî Atebetü’l-Hakâyık’ı, Hoca Ahmed Yesevi Dîvân-ı Hikmet’i telif etmiştir. Özellikle Dîvân-ı Lugâti’t-Türk, Kutadgu Bilig ve Atebetü’l-Hakâyık’ta bulunan binlerce madde başı sözün bulunması, Karahanlı Türkçesi’nin kelime hazinesinin zenginliğini göstermesi bakımından çok önemlidir. Ayrıca bu dönemde Kur’an tercümeleri de yapılmıştır.
Türklerin şehir hayatının önemli bir evresini de oluşturan Karahanlılar döneminde şehircilik ve mimari gelişmiş; Buhara, Fergana, Merv, Semerkand, Tirmiz, Ürgenç gibi şehirlerde mescit, medrese, cami, türbe, külliye, kervansaray, saray, kale, köprü, hamam gibi pek çok mimari eser inşa edilmiştir.
Kısacası Karahanlılar, kendisinden sonra devam edecek ve günümüze kadar gelecek olan Türk-İslam yönetim, kültür, medeniyet, dinî inanış, yaşayış ve mimarisi üzerinde derin etkiler bırakmış önemli bir Türk İslam devleti olarak tarihteki yerini almıştır.
Tarihte bu ay neler oldu?
Kahramanmaraş merkezli on bir ilde deprem oldu.
(6 Şubat 2023)
Türkiye’de, Resmî Gazete’nin ilk sayısı yayımlandı.
(7 Şubat 1921)
Türk kadını ilk kez genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkını kullandı.
(8 Şubat 1935)
Balkan Antantı imzalandı.
(9 Şubat 1934)