TEMİZ HAVA
SAĞLIKLI YAŞAM

Şule TÜZÜN

Hava kirliliği ilk olarak 18. ve 19. yüzyıllarda endüstrileşme ile fark edilmeye başlandı. 20. yüzyılda ise sanayileşmenin artması şehir nüfusunda artışa neden oldu. İnsanlar kırsal yörelerde geçimini sağlayamadığından, modern hayata özendiğinden ya da kendisi ve çocukları için daha iyi eğitim fırsatları ve daha güvenli bir gelecek istediğinden şehirleri tercih eder hâle geldi. Şehirlerde planlı plansız yapılaşma ile birlikte dikey mimarinin önem kazanması, dar alanlarda çok sayıda insanın yaşamaya çalışması hava kirliliğinin şehirlerde daha yoğun gözlenir hâle gelmesine neden oldu. Özellikle az gelişmiş ülkelerde hava kirliliği ciddi boyutlarda seyrediyor.

Temiz ve kirlenmemiş atmosferde; %78.09 azot, %20.95 oksijen, %0.093 argon, %0.03 karbondioksit bulunur. Aeroseller, ağır metaller, metalik partiküller, duman, kül, egzoz ve fırın gazları ile benzinlerinin atmosferdeki bağıl konsantrasyonları olması gereken sınırları aştığı zaman atmosfer kirlenmesi oluşur. Temiz havada duman, toz tanecikleri, kükürtlü, azotlu gazlar ya bulunmaz ya da eser miktardadır. Endüstrileşmeyle artan enerji ihtiyacının daha çok petrol ve kömür gibi fosil yakıtlarla karşılanması sonucu bu kirlilik yerkürenin rutin düzenini büyük oranda bozdu.

Hava kirliliği, içerde ya da dışarda soluduğumuz havanın, insan ve diğer canlıların sağlığını olumsuz etkileyen kimyasal, fiziksel veya biyolojik maddeler tarafından kirlenmesine denir. İnsan eliyle oluşan hava kirliliği kaynakları evsel, sanayi ve ulaştırma faaliyetleri sonucu ortaya çıkar.

Kısaca özetlemek gerekirse hava kirliliğini iki ana başlık altında açıklayabiliriz. Birincisi hızlı ve çarpık kentleşme, ikincisi tabiatın ekolojik dengesi göz ardı edilerek hızlı endüstrileşmedir. Şehirlerin yanlış yerleşmesi (örn. çukurda yerleşim…), yeşil alanların yetersizliği (insan tahribatı sonucu bu yetersizlik daha çok arttı.), taşıt sayısının gereğinden çok artışı, evsel atıkların ve sanayi atıklarının bilinçsiz bir şekilde doğaya bırakılması ve büyük çöp alanlarının yanlış yerlerde konumlandırılmış olması kirliliğin asıl sebeplerindendir. İnsan eliyle oluşan yapay kirleticiler atmosferin en alt bölümünü ve özellikle şehirler üzerindeki hava tabakasını etkilediği için çok önemlidir.

Hava kirliliği sonucu oluşan asit yağışları toprakta bulunan alüminyumun çözülerek içme sularına karışıp insanların zehirlenmesine, göl ve akarsuların asit dengesinin bozulmasına ve dolayısıyla su ekosisteminin bozulmasına neden oluyor.

Hava Kirliliğinin İnsan Sağlığı Üzerindeki Etkisi

Dünyada her yıl 8 milyon insanın ölümüne yol açan hava kirliliğinin çocuklar üzerindeki olası etkilerinden söz ederek konuya başlarsak durumun ciddiyetini daha iyi anlayabiliriz. 2-4 yaş aralığındaki bir çocuğun temel ihtiyaçlarından biri 5-6 saat temiz hava almasıdır. Eğer bu ihtiyaç karşılanmazsa ilk 6 yaşta yaşanan olumsuz etkiler çocuğun ilerideki yaşamında sağlık durumunu büyük oranda etkiler. Kirli havanın çocuklar üzerindeki direkt etkileri; beslenme ve büyüme bozukluğu, kronik öksürük, alerjik durumlarda artış, çok sık gribe yakalanma, göz kaşınmaları olarak karşımıza çıkıyor. Görüldüğü gibi kirli hava şartları sağlığı bozulmuş nesillerin ortaya çıkmasına sebep oluyor. Bu sağlıksız ortamda yetişen nesiller ileri yaşlarda daha ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalacaktır.

Kirli hava içerisinde bulunan 0-9-0,5 mikron çapındaki tanecikler nefes yolu ile ciğerlerimize kadar inebilirler, 0,5’den daha ufaklar ise kan dolaşımına rahatlıkla karışabilirler. Buradan, kirli havanın insan sağlığı üzerindeki tahribatını rahatlıkla görebiliriz. Her gün ciğerlerimize işleyen kirli hava başta akciğer kanseri olmak üzere bronşit, raşitizm, kalp hastalıkları, nefes darlığı, ciddi hastalıklara neden oluyor.

Hava Kirliliğini Önlemek İçin Neler Yapılabilir?

Şehirsel gelişimi şehir planına göre yapmalı, şehirlerimizi kurmak için doğru yerleşim yerleri seçmeli ve dikey mimariden vazgeçmeliyiz. Yeşil alanlarımızı korumalı ve genişletmeliyiz. Gerek iş yerlerinde gerek evlerde ısınma amaçlı kullandığımız yakıtların kaliteli olmasına ve tekniğine uygun yakılmasına dikkat etmeliyiz. Artan motorlu taşıt kullanımının zararını en aza indirmek için egzoz gazı emisyon ölçümü zamanında yapılmalı, temiz yakıt kullanılmalı, araçların muayeneleri periyodik olarak yapılmalı, araç kapasitelerinin üzerinde yolcu ve yük taşınmamalı, benzinli taşıtlarda katalitik konvertör takılmalı ve ayrıca toplu taşımaya önem vermeli. Sanayi kaynaklı hava kirliliğini önlemek için; kirlilik kaynağında yok edilmeli, temiz yakıt kullanımı artırılmalı, sanayi tesisleri mümkün olduğu kadar yerleşim yerlerinin uzağına kurmalı. Elektrikli araçlar desteklenmeli, kent merkezlerinde araçlardan arındırılmış bölgeler ilan edilmeli; güvenli, sürdürülebilir ve temiz enerji kaynaklarına yapılan yatırımlar artırmalı.

Ekosistem mekanizmasının içindeki bir parametrede oluşan dengesizlik diğer tüm yaşamsal sürece doğrudan olumsuz tesir etmektedir. Bunlardan biri de hava kirliliği.

Kapitalizmin gelişmesiyle birlikte tabiata saygı ve hürmet azalmış yerini tahripçi bir tutuma bırakmıştır. İnsana hizmet eden hemen tüm endüstriyel kaynakların önceliği sadece insan ihtiyacı olmamalıdır. Tüm insanlığın ve diğer canlıların hakkı olan temiz havayı korumak insanlık ödevimiz.