Söyleşi: Esma TÜRKSEVEN
Ülke olarak büyük bir afet yaşadık. 6 Şubat’ta gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli iki büyük depremle 10 şehrimizde büyük bir yıkıma şahit olduk. On binlerce insanımız vefat etti, çok sayıda vatandaşımız da yaralandı. Bu deprem, bölgedeki insanların ve bütün Türkiye’nin belleğinde silinmeyecek bir iz bıraktı. Depremle birlikte milletimiz, tarihte eşine nadir rastlanan bir yardım seferberliği sergiledi. Şehir merkezlerinden dağ köylerine, oradan gönül coğrafyamıza varıncaya kadar geniş bir alanda birçok insanımızın, büyük bir dayanışma ruhu ve özveriyle depremzedelerin yaralarına merhem olmak için çırpındığına şahit olduk. Bu dayanışma karşısında neler söylemek istersiniz?
Öncelikle yaşamış olduğumuz Kahramanmaraş merkezli bu afet nedeniyle milletimize geçmiş olsun diyor, vefat edenler için taziyelerimi iletiyor ve Cenab-ı Hak’tan milletimize bu tür afetleri bir daha göstermemesini niyaz ediyorum.
Rahmet Peygamberi (s.a.s.) bizleri şöyle tarif ediyor: “Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer.” (Müslim, Birr, 66)
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de iyilik ve takvada yardımlaşmamız gerektiğini buyuruyor. “Asrın felaketi” olan bu depremlerin ardından devlet ve millet el ele vererek yaraları sarmak için “Sen, ben değil biz varız.” deyip sahaya indik. Tek yürek olduk. Depremzede kardeşlerimiz açken bizler tok yatamadık. Yardımlaşma ve dayanışma sonucunda yaralar hızla sarılmaya başlandı çok şükür.
Şu an birbirimizin umudu, birbirimizin yaşama sevinci oluyor; depremden etkilenen her bir kardeşimizin yüreğine el ele vererek dokunuyoruz. Bu durum, devletimizin ne kadar güçlü milletimizin ne kadar aziz olduğunun göstergesidir.
Ekmeğini bölüşmeyi bilen bir milletin mensubu olmaktan ne kadar gurur duysak azdır.
AFAD öncülüğünde gerçekleştirilen kurtarma ve yardım seferberliğinde pek çok STK ile birlikte Diyanet İşleri Başkanlığı personeli ve Türkiye Diyanet Vakfı gönüllüleri de sahadaydı. Bu çalışmalar hakkında bize bilgi verir misiniz?
Depremin ilk anından itibaren Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı olarak yollara düştük.
İnsani yardımdan, arama-kurtarmaya, beslenmeden barınmaya, defin işlemlerinden manevi desteğe kadar hemen hemen her alanda deprem bölgelerinde sahada bulunuyoruz.
İnsani yardım çalışmaları kapsamında Türkiye’nin dört bir yanından deprem bölgelerine 1549 tır ve 430 kamyonet insani yardım malzemesi gönderdik. Bu sayı her geçen gün artıyor.
Afetten etkilenen illerimize ulaşan yardım malzemeleri, deprem bölgelerinde kurduğumuz 8 adet depo ve lojistik merkezlerinde tasnif edildikten sonra ihtiyaca binaen depremzede kardeşlerimize ulaştırılıyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı olarak deprem bölgelerinde 17 bini aşkın görevli ve gönüllümüz çalışıyor.
Depremden etkilenmeyen illerde ise lojistik destek sağlayan 55 bini aşkın gönüllümüz bulunmaktadır.
Depremden etkilenmeyen 71 ilimizde yardım toplama merkezleri oluşturduk. Ayni yardımlar buralarda toplanıyor.
Deprem bölgelerinde mobil mutfak, mobil ikram araçları, koordinasyon araçlarından oluşan 515 aracımız milletimizin emrinde.
4 milyon 366 bin 141 depremzede kardeşimize, sahadaki ekiplere çorba, sıcak yemek, kumanya, çay ve su gibi çeşitli ikramlarda bulunduk. İkramlarımız devam ediyor.
300’ü aşkın arama-kurtarma ekibimiz afet bölgelerinde görev yaptı.
Şu ana kadar 400 bine yakın depremzedeyi camilerimizde, Kur’an kurslarımızda, yurtlarımızda, akademi merkezlerimizde ağırladık. 80 bin 986 kişilik barınma malzemesi ulaştırdık.
2.594 çadırı bölgeye gönderdik. Çadır sevkiyatı devam ediyor.
Geçici barınmayı sağlamak için 6 şehrimizde 3.150 eşyalı konteyner evin kurulumunu gerçekleştirdik.
Bölgeden gelen yoğun talep üzerine 25.570 Kur’an-ı Kerim’i kardeşlerimize ulaştırdık.
Din görevlilerimiz ve Kur’an kursu hocalarımız defin, tekfin ve teçhiz işlerini gerçekleştirdi.
Çadır kentlerde geçici olarak kurulan etkinlik çadırlarımızda depremden etkilenen minik kardeşlerimize manevi destek sağlıyoruz.
Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı olarak yaralar tam anlamıyla sarılıncaya kadar deprem bölgelerinde çalışmalarımızı yürüteceğiz.
Türkiye Diyanet Vakfı olarak “Ülkemizde ve Yedi Kıtada İnsanlığın Hizmetindeyiz” vizyonundan hareketle Türkiye’de ve 100’ün üzerinde ülkede, hayırseverlerin emanetlerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyorsunuz. Bu çalışmalarda görev almak isteyen iyilik neferleri adına sormak istiyorum: Nasıl gönüllü olabiliriz?
Vakfımız, yarım asra yakın süredir eğitimden sosyal faaliyetlere, gıdadan barınmaya, acil insani yardımdan sağlık yardımlarına kadar hayata dokunan her alanda projeler geliştirerek başta Türkiye olmak üzere 149 ülkede faaliyet yürütmektedir.
Türkiye Diyanet Vakfı, faaliyet alanları ve ulaştığı ülke sayısı itibarıyla dünyanın en büyük sivil toplum kuruluşlarından birisi hâline gelmiştir. Faaliyetlerimizi görevli ve gönüllülerimiz aracılığıyla gerçekleştiriyoruz. Geldiğimiz noktada 58 bini aşkın gönüllüye ulaştık. Ve bu sayımız her geçen gün artmakta.
Türkiye Diyanet Vakfı gönüllüsü olmak ve çalışmalarda yer almak isteyen vatandaşlarımız, https://gonullu.tdv.org web sitesindeki “Gönüllü Formu”nu doldurabilirler.
Bu yıl ramazan ayını hüzünle terennüm ediyoruz. Deprem bölgesine yönelik yapılan yardımların sürdürülebilir olması malumunuz çok önemli. Bu vesileyle okurlarımıza ramazan, dayanışma ve infak konularında neler söylemek istersiniz?
On bir ayın sultanı ramazan, Kur’an ve oruç ayıdır. Kitabımız Kur’an, ramazan ayında indirilmeye başlanmıştır. Ramazan, oruç ile anlam bulur. Oruçlarımız her şeyden önce bir sabır, irade ve merhamet eğitimidir. Ramazan; ibadettir, berekettir, mağfirettir. Ramazan, hayır ve hasenattır. Ramazan; sabır, şükür, tövbe ayıdır.
Ramazan, bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi’ni içinde saklayan en şerefli aydır. Ramazan; kardeşlik, dayanışma ve paylaşma ayıdır. Ramazan ayında birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularımızı gönülden hissederiz.
İslam dini, toplum düzenini ve toplumsal huzuru önemsemiş ve bunun için gerekli olan tüm ilkeleri bizlere bildirmiştir. Bu ilkelerin başında dayanışma ve yardımlaşma gelir. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de iyilikte ve takvada yardımlaşmamızı emreder.
Birbirimizi düşünmek ve birbirimize maddi ve manevi destekte bulunmak hem dinî hem de insani bir görevdir.
Özellikle bu zor günlerde birlik ve beraberliğe, dayanışma ve yardımlaşmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. Dayanışmayla zorlukların üstesinden gelebiliriz.
İnfak, Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla müminin kendi servetinden gönülden harcama yapması, ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunmasıdır.
Yüce Rabbimiz, ayet-i kerimede şöyle emretmektedir: “Allah’a ve Resulüne iman edin ve sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı maldan, (Allah yolunda) harcayın. İçinizden iman edip de (Allah yolunda) harcayanlar var ya; onlar için büyük bir mükâfat vardır.” (Hadîd, 57/7)
Hz. Peygamber (s.a.s.), infak ve sadakanın karşılıksız kalmayacağını ve mükâfata dönüşeceğini buyurmaktadır.
Ramazan ayı; infak ve dayanışma için eşsiz bir fırsattır. Rabbimize kulluğumuzu farklı amellerle sergilediğimiz Ramazan ayında kardeşlerimizin dertlerine derman olabilir, yaralarını sarabilir, acılarını dindirebiliriz. Ramazan ayında infak, kardeşlik ve paylaşma duygularını daha da geliştirebiliriz. Yüce Rabbimizin rızasını gözeterek yaptığımız infaklar, ahirette en güzel azığımız olacaktır.
Deprem sonrası siz de bölgedeki insani yardım faaliyetlerine refakat ettiniz. Şahit olduğunuz ve unutamadığınız bir olayı bizimle paylaşır mısınız?
Depremde ailesini, tüm yakınlarını kaybeden kardeşlerimizi gördüm; onlarla hâsbihal etme, onları dinleme imkânı buldum. Kardeşlerimizin acılarına rağmen çok metanetli durduklarını ve sahada insani yardım çalışmalarına destek verdiklerine şahitlik ettim. Düşünün ki ailenizden herkesi depremde kaybediyorsunuz, buna rağmen acınızı bir kenara bırakıp “Ben ne yapabilirim?” diyerek insanlara yardımcı olmaya çalışıyorsunuz. Bu, çok erdemli bir davranış.
Unutamadığım bir anı ise deprem bölgelerinde bizim depo ve lojistik merkezlerimiz bulunuyor. Burada Türkiye’nin dört bir yanından gelen insani yardım malzemeleri tasnif edildikten sonra depremzede kardeşlerimize ulaştırılıyor. Ülkemizdeki depremi duyar duymaz Güney Kore’den Dae Jin adlı genç bir kardeşimiz kendi imkânları ile iki gün süren yolculuğun ardından Türkiye’ye geliyor. Hatay’daki lojistik merkezimizde 8 gün boyunca gönüllü olarak çalışıyor ve ne iş verilirse yapıyor. Türkiye’nin 1950 yılında Güney Kore’ye askerî destek vermesinden dolayı ahde vefa örneği göstererek, ülkemize gelen ve vakfımızın gönüllüsü olarak çalışan kardeşimize teşekkürü bir borç bilirim.
(Söyleşideki veriler 15 Mart gününe aittir)
ÖZ GEÇMİŞ
1957 Yılında Erzurum’un Tortum ilçesi, Kaleboynu Köyü’nde dünyaya geldi. İlkokulu bitirdikten sonra İstanbul Bayrampaşa, Yeşil Cami Kur’an Kursunda hafızlığını ikmal edip özel hocalardan Arapça, hadis ve tefsir dersleri aldı.
1976’da Sakarya İmam-Hatip Lisesi orta kısmı, 1980 yılında Tekirdağ İmam-Hatip Lisesinden mezun oldu. 1980 yılında Tekirdağ Marmara Ereğli Cedit Ali Paşa Camii İmam-Hatipliği, 1985-1987 yıllarında Beykoz Çubuklu Şenevler Camii imam hatipliği görevlerini yürüttü. 1987 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesini bitirdi.
1988’de Merzifon vaizliği görevini yerine getirdi. 1990-1996 yılları arasında İsviçre’nin Solothurn şehrinde yurt dışı görevinde bulundu. Sırasıyla Alucra (1996-2001), Hendek (2001) ve Ümraniye ilçe müftülüğü (2008); Ağrı (2010), Bolu (2014) ve Bursa il müftülüğü (2017) görevlerini ifa etti.
İzani Turan, hâlen Türkiye Diyanet Vakfı Genel Müdürü olarak görev yapmaktadır.