TARİH VE KÜLTÜR ŞEHRİ TOKAT: 900 ADIMDA 900 YIL

Seher MERİÇ

"Halk zevk ehlidir, gariplerle dostturlar, kin tutmaz, hile bilmez, derya gönüllü, halim selim insanlardır. Herkese iyi zanda bulunurlar, iyi geçinirler.” demiş Evliya Çelebi Tokat’ı anlatırken Seyahatname’sinde.
Bu kadim kenti anlatırken sözlerime nasıl başlasam diye düşündüğüm anda aklıma önce Evliya Çelebi’nin Tokat’a dair söyledikleri, ardından da Julius Cesar’ın o ünlü sözü geldi: “Geldim, gördüm, yendim.” Cesar, MÖ 47 yılında Pontus kralı ile yaptığı savaştan sonra Roma’ya gönderdiği mesajda “Veni, vidi, vici.” diye yazmış. “Geldim, gördüm, yendim.” anlamına gelen bu söz, tarihin en kısa ve veciz mektubu olarak biliniyor. Ben de bu sözü “Geldim, gördüm, yedim.” olarak değiştiriyorum.
Anadolu’nun bağrında gizli kalmış bu şehrin isminin “Tokat” olması hakkında değişik rivayetler var. Bunlardan ilki; şehrin Togayıt Türkleri tarafından kurulduğu ve ismin de buradan geldiğidir. Diğeri ise “surlu kent” manasına gelen “toh-kat”tan geldiğidir. Evliya Çelebi ise Tokat Kalesi’nin Amalika kavminden efsanevi bir kahraman olan “Dok-Ad”dan geldiğini yazmaktadır.
900 Adımda 900 Sene
Eğer benim gibi önce Tokat merkeze gelecek olursanız yapılacak en güzel ve verimli şey “900 Adımda 900 Sene” isimli tur. Bence her şehirde olması gereken harika bir uygulamaya imza atmışlar. Bir rehbere ihtiyacınız olmadan, kendi kendinize gezebileceğiniz, tüm önemli yerleri kapsayan bir yürüyüş rotası çıkarmışlar. Sizin hiç bir planlama ya da araştırma yapmanıza gerek kalmıyor. Tokat’ın, Roma’dan Bizans’a, Selçuklulardan Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi’ne tanıklık eden köklü tarihine ışık tutan Mevlevihane, Taşhan, tarihî Sulu Sokak, Latifoğlu Konağı, Arastalı Bedesten, Tokat Kültür Evi, Tokat Saat Kulesi, Deveciler Hanı gibi tarihî noktalar birbirine yürüme mesafesinde ve tur hepsini kapsıyor.
Bu haritayı müze, otel gibi her yerden temin edebiliyorsunuz. Tokat’ın içindeki tarihî yerleri gezmek son derece kolay. Çünkü mesafeler birbirine çok yakın.
Taşhan: Anadolu’daki Osmanlı’dan kalma en güzel, en büyük hanlardan biri. 1620’li yıllarda inşa edilmiş olan iki katlı, dikdörtgen planlı, geniş avlulu olan handa dükkânlar hâlâ işlek bir biçimde kullanılıyor. Son derece misafirperver, mütevazı ve hoşsohbet bir esnafı var. Kahve ikram etmeden kahve satmayan kahveciden baharatçı amcaya, hanın üst katında, sadece udun yapımını anlatmakla kalmayan, şevke gelirse size küçük bir konser de veren ut ustasına kadar harika insanlarla tanışabilirsiniz. Anadolu irfanı burada kendisini çok güzel gösteriyor. Özellikle bakır atölyelerinde ve kumaş üzerine taş baskı yapan atölyelerde çok ilginç şeyler görebilirsiniz. Meşhur Tokat yazmalarını da bulabilirsiniz. Mutlaka ve mutlaka kahve molanızı burada verin derim.
Yazmacılar Hanı: Taşhan’dan sonra Tokat’ın meşhur sofra bezi ve el baskısı yazmalarının yapılışını görebileceğiniz, bir 19. yüzyıl sonu Osmanlı yapısı olan ve son dönemde restorasyondan geçen Yazmacılar Hanı’nı da mutlaka görmeli ve tahta baskı rengârenk yazmalardan almalısınız.
Sulu Sokak: Tokat merkezdeki köklü tarihi hissedebileceğiniz ve 900 yıllık tarihin izlerini gözle görebileceğiniz en ideal nokta. Sulu Sokak ve ona bağlanan Halit Sokak, Safranbolu evlerini andıran Tokat evleri ve onu çevreleyen, Roma, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerine ait, cami, han, hamam, medrese, türbe, bedesten, çeşme gibi birbirinden güzel birçok eserle dolu tarihî dokusuyla Tokat’ın eski kent merkezini ve ticaret merkezini oluşturuyor. Bu bölgede gezilecek yerler arasında Sulu Sokak Çarşısı, Tokat Kültür Evi, Yağıbasan Medresesi, Arastalı Bedesten, Deveciler Hanı, Yazmacılar Hanı gibi tarihî noktalar bulunuyor.
Tokat ile ilgili ilginç bir bilgi de, tarihî Sulu Sokak’ta bulunan “Sık Dişini Helası”dır. Burası Osmanlı’dan kalma ilk umumi tuvalettir. 1600’lü yıllardan kalma tuvalet belediye tarafından geçtiğimiz yıllarda restore edilmiş hatta restorasyon sırasında içinden 400 altın sikke çıkmış.
Tokat Mevlevihanesi: 13. yüzyılda Tokat’ta yayılmaya başlayan Mevlevilik, 1600’lere gelindiğinde şehirde Mevlevihane gibi kalıcı yapılar inşa edilecek kadar gelişiyor. Sultan 3. Ahmet döneminde Yeniçeri ağası Sülün Mustafa Paşa tarafından 1638’de yaptırılan Tokat Mevlevihanesi, günümüze bütünüyle kalmamış olsa da 19. yüzyıl Tokat evleri mimarisinde restore edilerek yeniden ziyarete açılmış.
Latifoğlu Konağı: Gazi Osman Paşa Bulvarı üzerinde kalan Latifoğlu Konağı ise, 18. yüzyıl Osmanlı sivil mimarisinin en güzel örneklerinden biri. İçinin barok üsluptaki ahşap ve kalem işi süslemeleri görülmeye değer. 1746 yılında yapılan konak, Kültür ve Turizm Bakanlığınca 1985 yılında satın alınarak bir restorasyondan geçiriliyor ve 1989’da, Tokat’ın geleneksel ev kültürünün yansıtıldığı bir müze ev olarak ziyarete açılıyor. Konağı gezdiğinizde yörenin eşyaları ve kıyafetlerini görebiliyor, günlük konak yaşamını, kına gecesini, misafir kabulünü hamam odası, hamam, mutfak ve yatak odasında cansız mankenler aracılığı ile gözlemleyebiliyorsunuz.
Saat Kulesi: 1902 yılında, 2. Abdülhamid’in tahta çıkmasının 25. yılı şerefine yaptırılan 33 metrelik Saat Kulesi, şehrin her yerinden görülebilecek bir noktada bulunuyor. Kesme taştan yapılma kulenin saati, her yarım saatte bir ve saat başlarında çalıyor. Sesi kentin her yerinden rahatlıkla duyulabiliyor.
Tarihî Hamamlar: Tokat’ta hamam kültürü de çok önemlidir. Çünkü Osmanlı’da sarayda tellaklık görevi önce Arnavutlara sonra Tokatlılara veriliyormuş. Nedeni de hem mahremiyet hassasiyeti hem de önemli görüşmelerin hamamlarda yapılması sebebiyle tellağın güvenilir kişi olması gerektiğinin düşünülmesiymiş. Tokat merkezde, başta en eskisi 1277 yılına tarihlenen bir Selçuklu yapısı olan Pervane Hamamı, Sultan Hamamı, Paşa Hamamı, Çay Hamamı ve Ali Paşa Hamamı gibi tarihî hamamlar bulunuyor. Paşa Hamamı ve Çay Hamamı günümüzde de aktif olarak işletiliyor.
Hıdırlık Köprüsü: Tam bir Osmanlı kenti mimarisine sahip olan şehrin merkezinde, Yeşilırmak üzerindeki Hıdırlık Köprüsü, Selçuklu Dönemi’nden kalmış. Kesme taştan beş kemerli olarak yapılan köprü, yaklaşık 150 metre uzunluğunda ve yedi metre eninde. En güzel tarafı ise köprünün bugün dahi kullanıma açık olması.
Dünya Listesinde Bir Belde: Niksar
UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne “Erken Dönem Anadolu Türk Mirası Danişment Başkenti” olarak giren Niksar da Tokat’a geldiğiniz zaman görülmesi gereken yerlerden biri. Özellikle merkezde Türkiye’nin en büyük ikinci kalesi olan Niksar Kalesi’ni, Türklerin ilk medresesi olan Yağıbasan Medresesini, Fatih Sultan Mehmet’in bir seferinde ramazan ayını geçirdiği tarihî Ulu Cami’yi mutlaka görmelisiniz.
Anadolu’nun en eski üniversitelerinden biri olan, 12’nci yüzyılda Danişment Beyliğinden Nizamettin Yağıbasan’ın yaptırdığı gök bilimi ve tıp eğitimi verilen Yağıbasan Medresesi geçtiğimiz yıllarda Türk, İslam ve Bilim Müzesine dönüştürülmüş. Burayı görmeden dönmeyin derim.
Vaktiniz kalırsa Arasta Çarşısı’nı gezip Adalı Kıraathanesi’nde birer kahve içmeyi de unutmayın.
Niksar, köklü tarihinin yanında, Tokat’ın yayla turizmi ile öne çıkan ilçesi. Özellikle doğa harikası Çamiçi Yaylası’na çıkıp Tokat kebabı yiyebilirsiniz.
Tokat’ın bir diğer bilinen ilçesi olan Zile’de gideceğiniz ilk yer Cesar’ın meşhur sözünü söylediği yer olabilir. Daha sonra lezzetli yemeklerini tadabilirsiniz. Benim önerim; bat, katmer, semaver üçlüsünün keyfini çıkarmak olur. Bat, Mersin’den tanıdığımız domatesli soğuk mercimek çorbasını biraz da kısırı andıran bir yemek. En önemli farkı, marulla değil asma yaprağına sarılarak veya kaşıkla yenilmesi. Fakat Zile’deki bat, kullanılan malzeme ve yapılış tarzı açısından merkez ve diğer ilçelere göre biraz farklı. Bu yüzden Zileli birinin ev salçası ile yapacağı batı asma yaprağı ile birlikte tatmalısınız.
Tokat’ın bir doğal güzelliği de Ballıca Mağarası’dır. Çevre düzenlemesi çalışmaları tamamlanarak Ağustos 2022 tarihinde yeniden ziyarete açılan mağara, Tokat’ın batısındaki Pazar ilçesindeki Deveci Dağları sınırları içinde bulunuyor.
Üç milyon yıl önce oluşumu başlayan mağara sisteminin keşfi hakkında resmî olan bilgilerin yanında resmî olmayan bilgiler de mevcuttur. Örneğin mağara sisteminin 1800’lü yıllarda vatandaşlarca keşfedildiği ve aslında günümüzden 400 veya 500 yıl önce sığınma amaçlı kullanıldığı söyleniyor. Ancak bunları kanıtlayacak bir bilgi mevcut değildir.
Tokat Ballıca mağara sisteminin keşfi ve nasıl bulundu sorusunun resmî cevabına gelirsek eğer bunun daha yakın bir tarihte olduğunu görürüz. Yaklaşık 4 milyon yıldır oluşan Ballıca mağara sistemi ilk olarak 1987 yılında Ankara Mağara Araştırma Derneği tarafından incelenmiş ve daha sonra buranın haritası çıkartılmış.
Koah hastalarının kendilerini iyi hissettiği Ballıca Mağarası’nda 1 santimetreküplük bir oluşum için 75 yıl geçtiğini de söylemek istiyorum. Bazı mağaralarda maalesef ziyaretçilerin özenli davranmadıklarına şahit olduğum için bu bilgiyi de eklemek istedim.
Evliya Çelebi’nin “âlimler ve şairler şehri” diye övdüğü, Mevlana’nın hayatının bir kısmını Tokat’ta geçirmekten bahtiyar olduğu, Şeyhülislam İbn-i Kemal gibi âlimlerin, Gazi Osman Paşa gibi komutanların, Zileli Talibi ve Ceyhuni gibi şairlerin yetiştiği, coğrafi konum itibarıyla eşsiz doğal güzelliklere sahip, tarihle iç içe yaşayan bir şehir olan Tokat’a inşallah en yakın zamanda sizlerin de yolu düşer.