TARİH
MUSAHABELERİ
Zeynep ÇELİK
Tarihini bilmeyen toplumlar bugünü hakkıyla değerlendiremez ve geleceğini inşa edemez. Tarihini kaybeden millet, hafızasını kaybetmiş bir âdemden farksızdır. Nefes alıp verir fakat hakikatte yaşamı idrak edemez. Milletlerin bekası tarihleriyle hemhâl olmaları, geçmişten ders çıkararak yarınlara hazırlık yapmalarıyla mümkündür.
Türk tarihi de kadim dönemlerden itibaren oluşan tarihî tecrübelerimizin, gelenek ve göreneklerimizin yekûnundan müteşekkildir. Sahip olduğumuz medeniyet binlerce yıllık bir birikimin ürünüdür. Kültür ve medeniyet birikimimiz günümüze ışık tutacak güçtedir. Millet olarak sahip olduğumuz medeniyet tasavvuru, dünya görüşümüz çerçevesinde şekillendirdiğimiz ve inşa ettiğimiz müesseselerde kendini göstermiştir.
Türk tarihinin kültür ve medeniyet birikimi şüphesiz büyük bir külliyat oluşturacak seviyededir. Diyanet İşleri Başkanlığı yayınlarından çıkan Tarih Musahabeleri, tarih, kültür ve medeniyet ekseninde bu birikimi gün yüzüne çıkarmaya katkı sağlıyor. Tarihçi Umut Güner’in, Türk tarihinin muhtelif dönemlerinden kültür ve medeniyet alanında çeşitli konuları ele aldığı eserde Nizamiye Medreselerinden Bacıyan-ı Rum’a, Türk havacılık tarihinden Ayasofya’nın tarihî serencamına pek çok konu işleniyor. “Geçmişten Günümüze Türk Ailesi ve Aile Medeniyeti”, “Türk İslam Kültüründe Vakıflar”, “Mukaddes Emanetlerin İstanbul’a Gelişi”, “Ramazan Tembihnâmeleri” kitapta yer alan dikkat çekici başlıklardan sadece birkaçı.
Milletler örf ve âdetleriyle ayakta durur ve her gelenek yeni nesle miras bırakılması gereken eşsiz bir hazinedir. “Payitahttan Harameyn’e Kutsal Yolculuk Surre Alayları” kadim bir geleneği anlatır. Surre-i Hümayun Türk-İslam tarihinde dinî bir gaye ile teşekkül etmiş müesseselerden biridir. İçine değerli eşya konulan kese anlamındaki surre, tarihimizde her yıl devlet eliyle halk destekli yardımların hac mevsiminde Mekke ve Medine’ye gönderilmesini ifade eder. Bir diğer önemli gelenek ise “Bed-i Besmele Töreni veya Âmin Alayları” yazısında aktarılır. “Âmin Alayı” okula başlayacak çocuklar için hayatları boyunca unutamayacakları güzel bir anı olur. Daha evinin önünden küçük bir atla alınan öğrenci dualar ve âminler eşliğinde okuluna getirilir, okul hocasının yardımcıları öğrenciyi atından indirerek okula götürür. Eğitim alanında var olan bir başka gelenek de “Cerre Çıkmak”tır. Üç aylarda medreselerin tatil olmasıyla talebeler üç aylık süre zarfında “irşad ve tecdid” gayesi ile Anadolu’nun dört bir yanına dağılırlar. Dinî ve ilmî konularda dersler vererek Anadolu’da hizmet ederler.