ZAN: HAYRA YA DA ŞERRE ÇIKAN YOL

Dr. Lamia Levent ABUL

Zan, çoğu zaman mesnetsiz bir tahminden ibarettir. O, gücünü burhandan değil, düşüncenin ve hayal gücünün hazzından alır. Kimi zaman gerçeğe yaklaşsa da çoğu zaman ön yargı mesabesinde kalır. Şek ve şüpheyle kalbi ele geçirir, insanı tereddüdün kapısına bırakır. Üstelik zan, hüsnüzan değil suizan şeklinde tezahür ettiğinde zihni beyhude yere meşgul eder, kalbi kuruntu hastalığına düçar bırakır. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de zandan sakınılması gerektiğini vurgulamış, onun yalana meyyal olduğunu dile getirmiştir. Yine Hz. Resûlüllah’ın ifadesiyle o; tecessüs, kibir ve haset gibi kardeşlik hukukunu zedeler (Müslim, Birr, 28). Kur’an-ı Kerim’de de insanların suizanna dayanarak birbirinin hata ve kusurlarını araştırması yasaklanmıştır (Hucurât, 49/12). Bu nedenle insan herhangi bir zanna sahip olsa dahi gerekli bilgi ve delile ulaşmadan bunu dile getirmemeli yahut fiile dökmemeli, suizannın yerine hüsnüzannı koymalıdır.

Diyanet Aile Dergisi olarak bu ay dosyamızda suizannı ele aldık. Doç. Dr. Güldane Gündüzöz “Zan: Kalbe Ekilen Şüphe” yazısıyla dosyamıza katkı sundu. Suizannın, nefsani özelliği ile egoları beslediğine, tecessüse neden olduğuna, dedikodulara ve güvensizlik duygusuna yol açtığına değinen yazar, onun karanlığına karşı hüsnüzannın aydınlığına vurgu yaptı. Hatice Ebrar Akbulut “Murakabe Vasıtası Olarak Zan” yazısıyla dergimizde yer aldı: “Suizan kötü niyettir, kötü ve olumsuz düşüncedir. Kötücül düşünen, güzel eylemde bulunamaz. Kendi kalbini fesada uğratır. Karşısına çıkan iyiliklerin ve güzelliklerin idrakinde olamaz.” Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Mehmet Ekim, Bir Ayet Bir Yorum köşemiz için İsrâ suresi 36. ayet-i kerime ışığında “Kalbin Hastalığı Suizan”nı kaleme aldı.

Hadislerle Aile köşemizde Dr. Rukiye Aydoğdu Demir “Peygamber Mescidi’nde Çocuk Sesleri”ni yazdı. Bizbize köşemizde Döndü Demirci “Şiddetin Bahanesi Olmaz” dedi: “Hiçbir gerekçe, şiddet için asla bahane olamaz. Sebep ne olursa olsun şiddet hiçbir zaman problemlerin çözümü değildir.” Ali Necip Erdoğan Varlık Aynası köşemizdeki yazı dizisine kasım sayımızda “Takva” ile devam ediyor. Takvanın seven birinin sevdiğinin gönlünü incitmekten çekinmesini, Yaradan’a karşı saygı ve sorumluluk duyma hassasiyetini ifade ettiğini dile getiren yazar, onun hem koruma hem de korunma vasıflarına vurgu yaptı.

Bu ayki söyleşimizi “Dr. Ender Saraç ile Sağlıklı Yaşam Üzerine…” gerçekleştirdik. İnsanın maddi ve manevi varlığıyla bir bütün olduğunu vurgulayan Saraç, GETAT çalışmalarını değerlendirdi.

Sizleri dergimizle baş başa bırakırken yakın zamanda yaşadığımız maden faciasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabr-ı cemil diliyoruz. Bir daha böylesi bir felaketi yaşamamayı temenni ediyoruz. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefat yıl dönümünde kendisini ve silah arkadaşlarını da rahmetle anıyoruz.