TAHA SURESİ
Doç. Dr. Faruk GÖRGÜLÜ
Düzce Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Taha Suresi, Kur’an-ı Kerim’deki sıralamada yirminci, iniş sırasına göre ise kırk beşinci sure olup 135 ayetten oluşmaktadır. Meryem suresinden sonra Vakıa suresinden önce Mekke’de nazil olmuştur. Hz. Ömer’in İslamiyet’i kabul edişiyle ilgili rivayette Ömer’in, kız kardeşi ve eniştesinin evine baskın yaptığında işittiği ve çok etkilendiği ayetlerin Taha suresinin ayetleri olduğu ve bu olayın peygamberliğin beşinci yılında cereyan ettiği dikkate alınarak söz konusu surenin genellikle Mekke döneminin ortalarına doğru indiği kabul edilir. (İbn Aşur, et-Tahrir ve’t-Tenvir, Tunus: 1984, 16/180, 181.) Kaynaklarda surenin nüzulüne ilişkin özel bir sebepten söz edilmez. İndiği dönemin şartlarına ve muhtevasına bakıldığında surenin, Hz. Peygamber’e ve müminlere teselli verip onların moralini yükseltmek amacıyla indirilmiş olduğu söylenebilir.
Sure adını birinci ayette yer alan ta ve ha harflerinden almıştır. Bu harflerin, Kur’an’da birçok surenin başında bulunan ve teker teker okunduğu için “huruf-u mukatta” diye isimlendirilen harflerden olduğunu söyleyenlerin yanında, bunların iki ayrı harf değil, anlamı olan bir kelime olduğunu belirten de olmuştur. İkinci görüşü tercih edenler bu kelimenin Arapçanın bazı lehçelerinde “ey insan, ey kişi!” anlamına geldiğini belirtmişlerdir. Ayrıca bu kelimenin Allah’ın isimlerinden biri olduğu ve ilgili ayette o isme yemin edildiği görüşü de ileri sürülmüştür. (Taberi, Cami’u’l-beyan, Kahire: Daru Hicr, 2001, 16/5-8.) Bunun yanında muhtevasının büyük bir bölümü Hz. Musa’nın nübüvvetine, Firavun’la ve kavmiyle mücadelesine dair olduğundan Musa (a.s.) için kullanılan “Kelimullah” nitelemesine işaretle “Suretü’l-Kelim” ve “Suretü Musa” diye de isimlendirilmiştir. (Suyuti, el-İtkan, Mısır: el-Hey’etü’l-Mısrıyye, 1974, 1/194.)
Taha suresinde genel olarak tevhid, nübüvvet, öldükten sonra diriliş gibi konular işlenir. Bunun yanında Hz. Musa’nın Firavun’la mücadelesine ve Allah Teâlâ’nın İsrailoğullarına lütfettiği nimetlere ve onların hatalı tutumlarına geniş bir şekilde yer verilmiş, onun tevhid inancını tebliğ ederken verdiği mücadelesi, bu sırada karşılaştığı zorluklar ve bunları aşarken Allah’ın kendisini birtakım mucizelerle desteklemesi ele alınmıştır. Kıssa anlatılırken Allah’ın kudreti, onun insanlara olan nimeti, insanın yaratılışı, iyilerin mükâfatlandırılıp kötülerin cezalandırılacağı gibi konulara yeri geldikçe değinilmektedir. Hz. Âdem’in yaratılışına, şeytanın onu ve eşini kandırıp cennetten çıkmalarına sebep oluşuna da yer verilen surede, inkârcıların yüzleşeceği kötü akıbete karşılık, iman edip günahlardan sakınanların kurtulacağı vurgulanmaktadır. Bunun yanında surede, Allah’ın peygamberler aracılığıyla insanlara gösterdiği doğru yolun temel gerçeklerine işaret edilmekte, Hz. Musa’nın yaşadıklarından hareketle Hz. Peygamber teselli edilmektedir. Bu bağlamda Musa (a.s.) nasıl zorlukları aşmayı başardıysa Allah Resulü’nün de risalet görevini en güzel şekilde başaracağı müjdelenip kendisine karşı çıkanların uğrayacağı sonuçlar zikredilmektedir. (İbn Aşur, et- Tahrir, 16/181-182.)
Hz. Peygamber’in ve Müslümanların çok zorlu şartlarda olduğu bir dönemde inen Taha suresi, Kur’an’ın yüce bir makamdan geldiğine dikkat çeken, muhataplarına manevi huzur ve tatmin sağlayan, moral gücünü yükselten ifadelerle başlar. Bu bağlamda Kur’an’ın, Allah Resulü’ne onu sıkıntıya düşürmek için değil, Allah’a karşı saygılı olan herkese bir öğüt ve uyarı vesilesi olsun diye indirildiği belirtilir. Akabinde Rahman olan Allah’ın arşı kudretiyle kuşattığı, göklerde, yeryüzünde ve ikisi arasında bulunan her şeyin Allah’a ait olduğu, O’nun en gizli şeyleri dahi bildiği, O’ndan başka hiçbir ilahın bulunmadığı ve en güzel isimlerin O’na ait olduğu beyan edilir. (Taha, 20/1-8.)
Surenin bundan sonraki ayetlerinde Hz. Musa’nın kıssasına geçiş yapılır ve geniş bir biçimde onun hayatından bazı kesitler sunulur. Bu çerçevede ailesiyle beraber Mısır’a giderken Tuva vadisinde ilahi hitaba mazhar kılınıp kendisine peygamberlik ve birtakım mucizeler verildiği belirtilir. Ayrıca Hz. Musa’nın Firavun’a gidip hak dini tebliğ etmek ve çeşitli işkence ve baskılara maruz kalan İsrailoğullarını Mısır’dan çıkarmak üzere serbest bırakmasını istemekle görevlendirildiği, dilindeki düğümün çözülmesi için kardeşi Harun’un kendisine yardımcı olarak verilmesini talep ettiği ve bu talebinin yerine getirildiği ifade edilir. Daha sonra Yüce Allah’ın Hz. Musa’ya bahşettiği önceki lütuf ve ihsanlarından bahsedilir. Bu bağlamda bebek iken Firavun’dan korunması için annesine onu sandığın içine koyarak nehre bırakmasının ilham edilişi ve neticede Firavunun sarayında annesinin gözetiminde büyütüldüğü beyan edilir. (Taha, 20/9-46.) Bu ayetlerde, başta Hz. Peygamber olmak üzere Allah’ın birliği inancına çağrıda bulunacak bütün tebliğ insanlarına, hangi şartlar altında olursa olsun, Allah’a olan güveni bir an bile yitirmemek gerektiği fikri, Hz. Musa’nın hayatından kesitler verilerek telkin edilir. (Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, Ankara: DİB Yayınları, 2020, 3/634.)
Surenin bundan sonraki ayetlerinde Hz. Musa ve kardeşi Harun’un Firavun’u birtakım mucizelerle Allah’ın varlığına iman etmeye çağırmaları, ancak onun bunları yalanlayıp reddettiği ve ayrıca sihir diye nitelendirdiği, onları büyücülükle itham ettiği anlatılır. Bunun yanında büyük bir kalabalığın önünde Hz Musa ile sihirbazlar arasında yaşanan hadiselere ve Hz Musa’nın sihirbazları Allah’ın yardımıyla mağlup edişine ve onların secdeye kapanarak, “Harun’un ve Musa’nın rabbine iman ettik.” dediklerine işaret edilir. Ardından Firavun’un tehditlerine rağmen sihirbazların imanlarından dönmediklerinden ve Hz. Musa’nın İsrailoğullarını gizlice Mısır’dan çıkarmasından, bir mucizesi olarak denizin ikiye yarılması ve onları takip eden Firavun ve ordusunun askerleriyle birlikte denizde boğulmalarından söz edilir. (Taha, 20/47-80.)
Devamındaki ayetlerde Firavun’un zulmünden kurtarılan İsrailoğullarına verilen kudret helvası ve bıldırcın gibi nimetlerden söz edilir. Ayrıca Hz. Musa’nın Tur Dağı’na çıkması ve Allah ile konuşmasından, bu esnada -Hz. Harun’un bütün ikazlarına rağmen- Samiri adlı kişinin yaptığı buzağı şeklindeki puta taptıklarından ve Hz. Musa’nın geri döndüğünde kardeşi Harun ve Samiri’den hesap sormasından ve buzağı heykelini imha etmesinden, putu yapan Samiri’nin kavminden uzaklaştırılmasından bahsedilerek kıssa nihayete erdirilir. (Taha, 20/80-98.)
Bu kıssanın ardından Hz Peygamber’e hitap edilerek kendisine Kur’an’ın verildiği, ondan yüz çevirenlerin kıyamet günü ağır bir günah yüklenecekleri, önceki toplumlara ait haberlerin ibret alınması için nakledildiği, buna rağmen uyarılardan etkilenmeyen kimselerin altından kalkamayacakları büyük bir vebal taşıyacakları belirtilir. Sonraki ayetlerde ise kıyamet ahvalinden bu çerçevede sura üfürülmesinin ardından kıyametin kopmasından itibaren başlayacak olan ahirete ilişkin bazı safhalara temas edilir. Ardından gelen ayetlerde kulların dünyada salih ameller yapması teşvik edilir. Ayrıca ilahi kelam olan ve uyarıcı tebliğler ihtiva eden Kur’an’ın, insanlara sorumluluk bilinci aşılamak ve düşünmeye yöneltmek amacıyla indirildiği anlatılır. Daha sonra Hz. Peygamber’e hitap edilerek Kur’an vahyinin kendisine okunuşu bitmeden acele ile onun kelimelerini telaffuza çalışmaması hususunda uyarılır. Unutma korkusuyla acele etme yerine “Rabbim benim ilmimi artır.” diye dua etmesi istenir (Taha, 20/98-114.) Devamında yer alan ayetlerde Hz. Âdem ile İblis kıssasından bahsedilir, bu çerçevede şeytanın Âdem’le eşini etkilemesiyle Allah’ın yasaklamış olduğu meyveyi yemelerinden ve bu nedenle cennetten yeryüzüne indirildiklerinden söz edilir. (Taha, 20/115-123.)
Surenin son bölümünde yer alan ayetlerde ise Allah’ı anıp O’na bağlanmaktan yüz çevirenlerin dünya ve ahirette sıkıntılı bir hayatlarının olacağı, ayrıca bu kimselerin ahirette kör olarak haşredilecekleri beyan edilir. Devamındaki ayetlerde dünyada akıllarını kullanmayan kimselerin kendilerinden önce yaşamış nesillerin başlarından geçen hadiselerden ibret almadıklarına dikkat çekilir. Bu bağlamda Hz. Peygamber’den müşriklerin söylediklerine karşı sabırlı olması istenir. Ayrıca zorluklara katlanabilmesi için gece ve gündüz namaza, hamd ve tesbihe devam etmesi emredilir. Böylece Allah’ın hoşnutluğunu kazanacağı bildirilir. Kendilerini sınamak için bazı insanlara verilen dünya nimetlerine özenmemesi tavsiye edilir. Zira Allah’ın verdiği nimetler daha hayırlı ve daha kalıcıdır. (Taha, 20/124-134.) Sure “Herkes beklemekte, siz de bekleyin bakalım. Dosdoğru yolda yürüyenler kimmiş ve hidayete erenler kimmiş, yakında anlayacaksınız!” (Taha, 20/135.) mealindeki ayetle sona erer.
Taha suresi hem inanç hürriyeti hem de can ve mal güvenliği açısından Müslümanların büyük acılar çektiği bir süreçte nazil olmuştur. Bu dönemde önceki tarihî olaylardan ibret almak, sabır merhalelerinden geçmek ve Allah’a daha çok bağlanmak gerekiyordu. Nitekim surenin hemen başında ilahi hâkimiyetin, kudret ve merhametin her şeyi kuşattığı, hedefe ulaşma zamanının yaklaştığı belirtilerek Hz. Peygamber’e ve onunla birlikte eziyetlere katlanan ilk Müslümanlara ümit verilmiş, zaferin uzak olmayan bir gelecekte gerçekleşeceğine işaret edilmiştir. (Bekir Topaloğlu, “Taha Suresi”, TDV İslam Ansiklopedisi, 39/380.)