SU ALTI DÜNYASI
Muhammed Kâmil YAYKAN
… Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir?...(Bakara, 2/138)
Geçen ay Dünya’nın su ile olan ilişkisinden ve suyun Dünya için öneminden söz etmiş ve “Su altında ne var?” sorusunu sormuştuk. Güneş ışığının suya nüfuzundan bahsetmiş, ışığın ulaşamadığı kapkaranlık alan olan abisal bölgeye kadar ilerlemiş ve bu bölgeyi “Bu karanlık bölgeye ise “abisal alan”deniyor. Abisal alan dünyamızın içinde bambaşka bir dünya âdeta. Henüz nevini bilemediğimiz balıklar, kendinden ışıklı (biyolüminesans) canlılar ve daha neler neler. Abisal bölgeyi bir başka yazıda daha ayrıntılı inceleyeceğimizi söyleyelim ve sudaki yolcuğumuza devam edelim.” sözleri ile nitelemiş ve bu ayki yazımıza uygun bir zemin hazırlamıştık. Suya dalmaya ama gerçekten tam anlamıyla dalmaya hazırsanız başlıyoruz…
BİLİYOR MUSUNUZ?
• Dünya’daki yaşam hepimizin malumu olduğu üzere Güneş ile doğrudan ilişkili. Güneş ışığı ile bitkiler fotosentez yapıyor, canlılar büyüyor ve besleniyor, gezegenimizdeki yaşam döngüsü sürekli olarak devam ediyor.
• Güneş, tabii ki denizler ve okyanuslar için de elzem. Ama her tarafı için değil desek yanılmış olmayız. Çünkü güneş ışınları denizde belli bir derinliğe kadar inebiliyor. Ve sadece o derinlikteki deniz yaşamını doğrudan etkiliyor. Peki ya sonra?
• Sonrası koyu, simsiyah, kapkaranlık… Sonrası abisal bölge. Genel tanımlamada okyanusların 4000 ila 6000 metre derinlikleri arasında kalan bölge olarak nitelendirilen bu alan, ismini Yunancadaki “dipsiz” anlamına gelen ábussos kelimesinden alıyor.
• Abisal bölgede karanlıktan başka hiçbir şeyin var olmadığı veya olamayacağı düşüncesi galip geliyor. Ama Yüce Yaradan, Hâlık esmasını bir kez daha izhar ediyor bu kapkaranlık alanda.
ABİSAL BÖLGEDE NE VAR?
• Şimdi asıl sorumuzun cevabına geldik. Bugün insanlık Ay’ı hatta Mars’ı abisal bölgeden daha iyi biliyor. Dünya’mızın fersah fersah ötesinde olan bu gök cisimlerine dair ayrıntılı haritalar çıkarabiliyor ancak deniz altının sadece beşte birlik kısmının haritalanabildiğini söylüyor bilim insanları. Doğal olarak bu da abisal bölge hakkındaki merakımızı daha da artırıyor.
• Okyanuslardaki biyolojik çeşitliliğin çok ama çok büyük bir kısmı aslında derin denizlerde yaşıyor. Bu bölge, Dünya’daki yaşam alanın neredeyse yüzde 95’ini oluşturur ve gezegenimizdeki en büyük yaşam alanı olarak kabul edilir.
• Bu bölge, ışığın da olmaması nedeniyle çok düşük sıcaklıkta ve çok yüksek basınçtadır. Bu da inceleme ve araştırma faaliyetlerini bir hayli zorlaştırmaktadır.
• Şöyle ki abisal bölgelerdeki canlılar genellikle termal baca olarak adlandırılan kaynak noktalarında yaşarlar. Termal bacayı magma etkisiyle ısınan sıcak suların kaynayarak fışkırdığı bir nevi gayzere benzetebiliriz. Ancak basınç o kadar yüksektir ki çıkan su kaynar olmasına rağmen en fazla 3-4 derece sıcaklıkta kalır.
BU BÖLGEDE HANGİ CANLILAR YAŞAR?
• Abisal bölgede bu denli düşük sıcaklığa ve yüksek basınca alışık varlıkların yaşadığı bilinmektedir. Su altı solucanları, bazı yengeç türleri ve sert kabuklu deniz canlıları bu bölgenin mukimlerinin başında gelir.
• Bölge tamamen karanlık olduğu için burada yaşayan canlıların neredeyse tamamı biyolüminesans canlılardır. Ayrıca bu canlılar neredeyse tamamen şeffaf yapıdadır.
• Bölgede yaşayan canlılar bizlere âdeta bu dünyadan değilmiş hissi verir. Öyle ki büyüklüğü 10 metreye kadar uzanabilen dev kalamarlar; fıçı gözlü, transparan kafalı balıklar, dumbo ahtapotları ve daha neler neler… Daha fazlasını merak ettiyseniz sizi arama motorlarına davet ediyor ve bu ayki yazımıza son veriyoruz. Gelecek ay görüşebilmek ümidiyle…