SOSYAL MEDYA ÇAĞINDA

HAKTAN AYRILMAMAK


Lokman ARSLAN


Sosyal medya, bireylerin bire bir, bire çok ve çoktan çoğa iletişim kurmasını sağlayan yeni teknoloji, platform ve hizmetleri (İletişim Başkanlığı, SMKK, 28) ifade eder. Dijital dünya özellikle sosyal medya platformları haz, hız, tüketim ve eğlence hırslarını kamçılamaktadır. Sosyal medya mecraları, kullanıcıları pasif birer tüketici gibi görmemekte ve onları hem kaynak hem araç hem de alıcı rolüyle buluşturarak etkileşim süreçlerine dâhil etmektedir. Böylece kullanıcı bağlılığı ve kullanım yoğunluğu bakımından avantaj sağlamakta bir taraftan da sürekli yeni kullanıcılar kazanmaktadır. Yakın zamanlarda yapılan bazı araştırmalara göre, dünya genelindeki sosyal medya kullanıcı sayısı 5,6 milyarı aşmış durumdadır. İnternette zaman geçirme süresi dünya genelinde altı buçuk yedi saat civarındayken ülkemizde bu oran, yedi saati aşmış durumdadır. Üstelik internet ortamındaki zamanın çoğu sosyal medya platformlarında harcanmaktadır. TÜİK’in hane halkı bilişim teknolojileri araştırmaları (https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Hanehalki-Bilisim-Teknolojileri-(BT)-Kullanim-Arastirmasi-2025-53925) internet ve sosyal medya kullanım alışkanlıkları konusundaki küresel ölçekli bulguları desteklemektedir.

Genelde dijital aygıt, ortam ve teknolojilerin, özelde ise sosyal medya platformlarının sağlayacağı fırsatlar kadar riskler de olacaktır. Söz konusu mecraların bazı somut zararlarla birlikte insanların dikkatini çaldığı ehlince vurgulanmaktadır. Müslümanlar açısından buradaki dikkat hırsızlığını “kalp huzurunu” (itminan/sekinet) bozan manevi bir bunalım şeklinde açıklamak mümkündür. Mübarek üç ayların feyzinden de istifadeyle bu noktada kendimizi ve yakın çevremizi dijital ekranların yapay, soğuk fakat cezbedici komplikasyonlarından koruma umuduyla bazı mülahazalar arz edilecektir.

Niyet ve zaman kontrolü

Ameller niyetlere göre değerlendirileceğine (Müslim, İmare, 155; Buhari, Bed’ü’l-vahy, 1) ve genelde dijital teknolojilerle özelde sosyal medyayla meşgul olmak da bir amel olduğuna göre her Müslüman, dijital aygıtlara harcadığı emek, zaman ve imkânlarını; amaç, fayda ve sonuç bakımından kontrol etmek durumundadır. Bu meşguliyet, dünya ve ahiret açısından yeterli yarar sağlamıyorsa durumunu yeniden gözden geçirmeli ve kendini sorgulamalıdır. Niyet, davranış ve sonuçlar birbiriyle uyumlu mu? Evet ise ne ölçüde? Hayır ise neden? Bir başka ifadeyle herhangi bir aygıt veya uygulama niye açılmış ve ne kadar zaman harcamaya vesile olmuştur? Bu süreyi ibadet etmek, aileyle vakit geçirmek, kitap okumak gibi amellere tahsis etmek mümkün müdür? Bahsedilen kontrol, bilinç ve direnç noktalarını korumak için günlük ekran süresi ve sosyal medya kullanma sınırı konulabilir.

Kaynak kontrolü

Bilgi ve haberleri ister günlük hayatla ister ahiretle ilgili olsun, ehil kaynaklardan almak (Nahl, 16/43), şüpheli durumlarda hakikati araştırmak (Hucurat, 49/6), İslami ilkelerdendir. Buna karşılık dijital dünyanın imkânlarını kullanabilen bazı kişiler; arama motorları, geniş dil modelleri (LLM) ile tahkim edilmiş popüler chatbotlar ve yapay zekâ modellerinden elde edilmiş harcıâlem içeriklere güvenebilmektedirler. Onlar için bilginin doğruluğu, derinliği, hikmete ve irfana uygunluğu anlamlı değildir. Uygun ortamı bulduklarında heybelerindeki verileri hevesle sergileyerek muhataplarına veya ilgili platformlara boca ederler. Bu hâlleriyle, malumatfuruş yahut enformasyon obezi diye anılacak kadar trajikomik hâle gelmektedirler. Onların yegâne referansı; takip, beğeni, paylaşım ve etkileşim sağlamaktır.

Dijital mecralar haberciliğin ve gazeteciliğin aktivizmle birleşerek hızlı ve etkili haber yayma aracı hâline gelmiştir. Çevremizdeki pek çok insanın günlük haberleri, yeni/sosyal medyanın “trend topic” başlıklarından takip ettiği sır değil. İyi, hoş ama bu içeriklerin ne kadarı doğru? Yalan, yanlı(ş) ve manipülatif haberler İslam’ın haram kıldığı zan, gıybet ve tecessüs (Hucurat, 49/12) gibi durumların dijital versiyonu değil midir? Müslüman kendisine ulaşan haberin sıhhatini araştırmak zorundadır. Dahası Müslüman; duymayı, görmeyi ve gönlünde idealize etmeyi tercih ettiklerinden mesuldür. (İsra, 17/36) Bu yönüyle sosyal medya kullanıcısı algoritmaların rastlantısal veya bağlantısal esiri olmak yerine; sınır, süre, amaç, kazanım ve sonuç dengesini dikkate alarak kontrol filtrelerini etkinleştirmeyi tercih etmelidir. Böylece dünyevi ve uhrevi yararı olmayan, insani ve İslami açıdan önemsiz ve gereksiz içeriklerden kendisini ve çevresini korur.

Takip, beğeni, yorum ve paylaşım ahlakı

Müslüman bir sosyal medya kullanıcısı, dünya ahiret dengesi ile kul ve kamu hukukunu gözeterek iyi, doğru ve güzel olan şeyleri desteklerken aksini asla beğenmez, takip etmez, paylaşmaz. Yorum ve paylaşım yapması gerektiğinde; herhangi bir kişi veya topluluğa yüz yüze söyleyemeyeceği şeylerle kul hakkına girecek ifadeleri yazmaya, beğenmeye, paylaşmaya kalkışmaz. Her zaman diri olan vicdanı ile hareket ederek adalet, hakkaniyet ve güzel ahlak gibi değerlerden şaşmaz. Diğer alanlarda olduğu gibi dijital sosyalleşme mecralarında da Allah rızasına, kul ve kamu haklarına riayet eder. Anlık heyecan ve öfke patlamalarından kaçınarak (Âl-i İmran, 3/134) her zaman Allah’ın gözetiminde olduğunu bilir.

Gösteriş ve mahremiyeti tüketmek

Muhtemelen insanlık, tarihin hiçbir döneminde bu kadar çok göz, görüntü ve sese maruz kalmamıştır. Dijital dünyada veri, bilgi, beden, aile ve iş gibi alanlara ilişkin mahremiyetlerin

örselendiğine, müstehcen ve teşhirci içeriklere de defalarca tanık olunmuştur. Bu noktada haram olan içeriklere hiçbir şekilde iltifat etmemek ve doğrudan yahut dolaylı olarak beden, ev, aile, akraba, dost ve iş mahremiyetlerini zedeleyecek paylaşımlardan kaçınmak temel kuraldır. İslam, riya (görsünler) ve süm’a (duysunlar) hırsını kesin bir dille yasaklarken dijital mahfiller her bir aktörünü en aşırı eylemleriyle duyurmaya ve göstermeye olabildiğince heveslidir. Sözgelimi, İslami ölçüler bakımından özellikle nafile ibadetlerin gizlisi makbuldür. Dijital dünya ise ses, metin ve görsele dönüştürerek paylaşmadığı iyilik ve güzellikleri âdeta yok sayar. Hâl böyle olunca insanlar ya ibadet mahremiyetlerini korumayı ya da dijital dünyanın beğeni odaklı durumunu tercih edebilmektedir. Bu nevzuhur dindarlık biçiminde etkileşim yoğunluğu önemli bir hedef ve huzur kaynağıdır. İlgi, beğeni ve takipçi toplamak için Kâbe’den selfie ve canlı yayın yapanlara ne diyebiliriz ki… İbadetlerde içkin olan mehabet ve ihlas gibi unsurları zedelemekten kaçınmak gerekir.

Dijital dünyadaki kötülüklerden uzaklaşmak

Allah, insanlığa kötülüklerden uzaklaşmayı emretmiştir. (Müddessir, 74/5; Nahl, 16/90) Gerçek hayatta kötü ve haram olan her şey sosyal medya, profil, hikâye, durum, yorum, beğeni ve paylaşımlarında da kötü ve haramdır. Dolayısıyla bahsi geçen mahfillerdeki kötülüklerden de kaçınmak gerekir. Ramazanın bereketiyle hatırlanan itikâf ibadetinden ilham alarak dijital aygıt ve ortamlarda geçirilen zaman dilimleri, planlı molalarla azaltılabilir. Örneğin, telefon gibi aygıtlar; dost, aile ve misafir meclislerinde, sofrada, uyku ve istirahat zamanlarında sessize alınabilmeli yani ortamın nezaketine gölge düşürülmemelidir. Zira aynı mekânda bulunanların hukuku ile insani ihtiyaçlar teknolojik araç ve ortamlardan önce gelir. Şimdilerde dillendirilen, “20 dakikada bir gözlerinizi ekrandan uzaklaştırın, zaman zaman dijital detoks uygulayın…” gibi tavsiyeler de böylesi bir anlayışı besledikçe yararlı olacaktır. Sabahın ilk ve akşamın yatmadan önceki son saatleri dijital ekranlara değil; ibadet, taat ve tefekküre tahsis edilebilir.

Bazı tavsiyeler

Bir mümin, teknolojinin ve dijital dünyanın kölesi değil efendisi olmalıdır. Yani sosyal medya dâhil her çeşit teknolojik ortamda harcadığı zamanı da oradaki davranış ilke ve ölçülerini de kendi öz iradesiyle belirlemeli ve alternatif davranışlar geliştirebilmelidir. Bu cümleden olmak üzere; cami ve cemaatle namaza devam etmek, yetim, yaşlı, düşkün, hasta ve yoksulları ziyaret etmek ziyadesiyle yararlı olacaktır.

Yapılması gereken önemli işlerden biri de aile, akraba, komşu ve arkadaş çevresiyle kurulacak samimi ve sağlıklı iletişimdir. Zira insani etkileşim ortamları, muhabbet meclislerine ve gönül dünyasını zenginleştirmeye vesile olacaktır.

Öte yandan su, hava, taş, toprak, bitki ve hayvan gibi doğal nesnelerle temas sağlanması da önemli bir husustur. Bunun için aile, akraba, komşu ve arkadaş gibi sosyal kümelerle icra edilecek tarih, kültür ve doğa seyahatleri yararlı olacaktır.

İnsan fıtratı kültür, sanat, zanaat ve spor gibi alanlara meyyaldir. Önemli olan bu fıtri ve somut eğilimleri güzelce yöneterek geliştirmektir. İyi, doğru ve güzel olan her konuda olduğu gibi bu noktada da istikrarlı ve sabırlı olmak mühimdir. Ana başlıklarına işaret edilen dinî ve sosyal davranışlar, daha sahici olacağından suni ve süfli hevesleri tahrik ve istismar etmeye dayalı sosyal medya platformlarının olumsuz etkilerini azaltacaktır.