SOLAKLIK

Muhammed Kâmil YAYKAN

Bilim ve teknoloji bugünlere sorularla geldi. İnsanoğlu önce merak etti sonra soru sordu. Çünkü cevaplanacak pek çok şey vardı ve bu arayışlar neticesinde buluşların, keşiflerin kapısı aralandı. Köşemizin takipçileri bilirler; her ay soruları sorar, cevapları kovalarız. Bu ayki yazımızın serencamı da insanların sol elle nasıl yazdığını merak eden bir çocuğun sorusuyla başladı. Kalemi sağ eliyle tuttuğu için öğretmenin tahtaya soluyla yazması garibine gitmiş yavrumuzun. O hâlde başlayalım, birlikte bulalım cevapları, arayalım solaklığın nedenlerini ve sonuçlarını…
BİLİYOR MUSUNUZ?
• Önce istatistiklerle başlayalım. Ortalama her yüz insanın yaklaşık 90’ı sağ elini kullanırken yine yaklaşık 10’u sol elini tercih ediyor. Her iki elini eşit şekilde kullanabilenlerin sayısı ise yüzde birden bile çok daha az bir düzeyde.
• Peki solaklığın kaynağı ne? Çocuk aileden mi görüyor sol el kullanımını yoksa fizyolojik bir altyapısı var mı? Genel kanı, solaklığın çevresel etkilerden meydana geldiği yönündeydi ama Oxford Üniversitesinde yapılan bir araştırma bu inancı değiştirdi. Nasıl mı? Şöyle ki; hepimizin bildiği üzere vücudumuz hücrelerden müteşekkil. Hücrelerimiz ise organel adı verilen pek çok bileşenden mürekkep. Bunlardan bir tanesi var ki solak olup olmamak üzerine çok etkili. Sitoskeleton adı verilen ve bir görevi de hücreye şekil vermek olan hücre iskeleti normal şartlar altında sağa doğru kıvrılır. Ancak her dört insandan birinde bu yapı sola doğru kıvrılacak biçimde mutasyona uğrar.
• Yapılan araştırma bu mutasyonun kişinin solak olup olamamasını doğrudan etkilediği yönünde bir neticeye sahip. Tam bu noktada bir soru daha doğuyor: Madem her dört insandan biri solaklık potansiyeline sahip, o zaman niçin solaklık oranı onda bir?
PROBLEMLER VE KAYNAKLARI
• “Anormal”lerle olan ilişkilerimiz ne yazık ki çok problemli. Biz aciz kullar en basit farklılıklara bile tahammül edemiyoruz çoğu zaman. Bu da doğal olarak sorunlar yumağının hızla büyümesine yol açıyor.
• Normal şartlar altında yukarıda anlattığımız bilimsel gerçekten ötürü her dört insandan biri solak olmalıydı. Ancak çevresel uyaranlar solaklık potansiyeline sahip nicelerini bastırdı ve sağ uzuvlarını kullanmaları için zorladı.
• Makas, cezve, şişe açacağı, kolçaklı sandalye gibi günlük yaşantıda sıklıkla kullanılan pek çok ürünün sağ ellerini kullananlar için tasarlanmış olması da solakların yaşam kalitelerini hâliyle düşürdü. Bu da anksiyete, uyku bozukluğu, endişe ve utangaçlık gibi rahatsızlıkların solaklarda görülme sıklığının sağ elini kullanan insanlara göre daha fazla olmasını açıklıyor bir bakıma.
PEKİ NE YAPMALI?
• Enseyi karartmamak ve tüm bu olumsuzlukların karşısında bardağın dolu tarafını da görmek lazım. Dünyanın solaklar tarafından dizayn edilmediği bir gerçek ama bu küsmeye mâni değil. Çünkü solaklar, pek çok sebepten hemcinslerine oranla zayıf uzuvlarını da geliştiriyorlar. Bu da beyinlerinin her iki lobunu etkili olarak kullandıklarını ispat ediyor. Dolayısıyla spor ve sanat gibi üç boyutlu düşünmenin daha çok ön plana çıktığı alanlarda solakların gözle görünür oranda başarılı olduğu istatistiklerle de destekleniyor.
• Özellikle sporda çoğunluk sağ elleriyle ya da ayaklarıyla atak, sol el/ayaklarıyla savunma eğiliminde. Bu da solak sporcuların meslektaşlarına üstünlük sağlamasındaki en büyük yardımcıları.
• Tam bu noktada özellikle ebeveynlere naçizane bir tavsiye verelim ve yazımızı nihayete erdirelim. Solak olan çocuğumuzun cevherini lütfen köreltmeyelim. Yeme-içme gibi sağ elini kullanması gereken hususlarda onlara rehberlik edelim. Bunun dışındaki işlerde ise sağ ellerini kullanmaya zorlamayalım.