ŞEYH’ÜL MUHARRİRİN:
AHMET KABAKLI
Gazeteci, yazar ve edebiyat tarihçisi
Ahmet Kabaklı’yı yeğeni Esat Kabaklı’ya sorduk…
Dürüstlüğü en büyük erdem olarak gören gönül insanı, gazeteci Ahmet Kabaklı kimdir desek hayatınızdaki yerinden bahseder misiniz?

Ahmet Kabaklı Hoca benim öz amcamdı. Çocukluğumda evimizde hep adı geçerdi. Hoca İstanbul’da olduğu için ona dair duyulan hasretler dile getirilir, memlekete ne zaman geleceği konuşulurdu. Çok zarif ve kibar bir insandı. Elazığ’a geldiğinde ziyaretine giderdik ve sürekli çalışır hâlde bulurduk kendisini. Herkesi memnun etmeye çalışır, çocuklarla çocuk olurdu. Birlikte olduğumuzda yazdığımız yazıları, şiirleri, eserleri onun beğenisine sunardık. O, evvela bizim ailemizde edebiyat sevgisini ve şuurunu oluşturan kimseydi. Ailemize maddi ve manevi desteği büyüktü. Özellikle manevi yönü bizde ağır basıyordu. Onun açtığı yolda ilerlemeyi kendimize düstur edindik. Ona, onun yüklediği misyona layık olmaya çalıştık ve hâlâ çalışıyoruz.

Millî değerlerine bağlı olduğu gibi ailesine ve memleketine bağlılığı ile de tanıyoruz Kabaklı Hoca’yı. Çocukluğunuzda memlekete geldiğinde nasıl karşılanırdı. Bize biraz o yıllardaki hatıralarınızı anlatır mısınız?

Ahmet Kabaklı Hoca’nın millî, mahallî ve yöresel değerlere çok büyük saygısı ve ilgisi vardı. Elazığ’a geldiğinde bizlerden hep Elazığ havaları söylememizi, Elazığ ağzı ile konuşmamızı ister, kendisi de Elazığ ağzıyla konuşmaya gayret ederdi. Bizimle konuşmak onun için büyük bir zevkti, bunu hemen fark ediyorduk. Çünkü kendisi Elazığ’a, Elazığ’ın diline hasret çeken bir insandı. İstanbul’dan geldiğinde bunu fazlasıyla belli ediyordu. O, Elazığ’a geleceği zaman trenle gelecekse gara, uçakla gelecekse havaalanına ailece onu karşılamaya giderdik. Geldiğinde herkes onu misafir etmek isterdi. Hoca, kimin evine gitmişse herkes o evde toplanırdı. O toplanılan evde âdeta edebiyat akşamı oluverir, şiirler okunur, türküler söylenirdi. O, bizim ailemizin gururu, onuru, şerefiydi.

Henüz iki buçuk yaşında babasını kaybeden Kabaklı Hoca, Annesi Münire Hanım’ın anlattığı masallarla büyüyor. Edebiyata yakın ilgisinin de buradan geldiğini biliyoruz. Kimdir Münire Hanım, size hiç anlatır mıydı annesini?

Münire ninemiz, Ahmet Kabaklı Hoca ve kardeşleri babalarını kaybettiklerinde onlara hem ana hem baba olmuş, göğsü iman dolu mübarek bir kadındı. Kabaklı Hoca annesinin anlattığı masalların, efsanelerin ve türkülerin etkisinin kendisinde çok önemli bir yeri olduğundan bahsederdi. Münire ninemiz, hayatı gerçekten dolu dolu yaşayan bir kültür insanıydı. Harput’un bir evliya yatağı olması, menkıbelerle dolu bir hayatın içinde yer alması sözlü kültürün gelişmesinde çok büyük bir etkendi. Münire ninemiz de kendisini bu sözlü kültürde yetiştirmiş, duyduklarını zihinine ve gönlüne nakşetmişti. Kendisinden biz de çok hikâyeler ve masallar dinlemişizdir. Biz küçükken bizim bağa gelirdi, ona çok hürmet ederdik. Ahmet Kabaklı Hoca’nın edebiyat birikiminde Elazığ’ın mahallî kültürünün, masalların, menkıbelerin ve türkülerinin yeri oldukça kıymetlidir. Burada da ilk hocası hiç kuşkusuz Münire ninemizdi. Anlatmış olduğu masalların, efsanelerin ve türkülerin izleri Kabaklı Hoca’nın belleğinden hiç silinmemişti.

Ahmet Kabaklı için “Her bir makalesi hakkı yenen mazlum bir medeniyetin müdafaası mahiyetindeydi.” diyor Ümit Meriç bir söyleşide. Buradan yola çıkarak hem edebî hem düşünsel anlamda Ahmet Kabaklı’nın duruşundan bahseder misiniz?

Ahmet Kabaklı Hoca, değerlerinden asla taviz vermez, fikir namusunu her şeyin önünde tutardı. Kalemini korkusuzca oynatır, gördüğü haksızlıkların üstüne kesinlikle giderdi. Bütün milliyetçi, mukaddesatçı kesim onu gerçekten çok büyük titizlikle ve dikkatle alır, okur, izlerdi. O da yazılarını, bu halka, bu millete faydalı olmak için yazardı. Türk milletinin kültürel hafızasını eserleriyle insanların istifadesine sunardı. Türk milletinin düşünce dünyasına damgasını vurmuş devirleri, eserleri ve kişileri günümüze taşıyarak bu necip milletin evlatlarına hem edebî hem de fikrî anlamda büyük bir hizmette bulunmuştur.

Makaleleri ile köylünün, şehirlinin iltifatını kazandı ve herkesi kucakladı Kabaklı Hoca. Onun bu kadar geniş kitlelerce sevilmesinin sebebi neydi?

Ahmet Kabaklı Hoca, herkes tarafından çok sevilirdi. Birçok devlet yetkilisiyle bire bir dostluk kurmasının yanı sıra halktan insanlarla da gönül bağı oluşturabilmeyi başarmış biriydi. İlişkilerinde asla tevazuyu elden bırakmamış, insanlara karşı hep vefalı olmuş ve insanların da vefasını görmüş biriydi. Yazılarında her zaman mazlumun, milliyetçi ve mukaddesatçı kesimin yanında oldu. Bu millet onun yazılarında kendini değerlerini, özünü yani kendini buldu. Hoca bu yüzden bu kadar çok teveccüh gördü ve hâlâ da görmeye devam ediyor. Gerçeklerden sapmaması, siyasetten uzak durması ve insanlar arasında ayrım yapmaması onun bir diğer özelliğiydi. Dolayısıyla sevilmesinin sebepleri çoktur.

“Milletime milletimin gençlerine hocalık borcum” diye tarif ettiği ve dönem dönem araştırıp yazdığı Türk Edebiyatı Külliyatı hakkında neler söylemek istersiniz?

Ahmet Kabaklı Hoca, kendini bu millete borçlu addediyordu. Hatta sadece Türk Edebiyatı Külliyatı değil, onun Temellerin Duruşması, Yunus Emre, Kültür Emperyalizmi adlı eserleri de bu millete olan borcunu anlatan kitaplardır. Türk Edebiyatı Külliyatı büyük bir emeğin ürünü olarak ortaya çıkmış bir eserdir. Rahmetli Kabaklı Hoca, Türk edebiyatının Orhun Abideleri’nden günümüze kadarki evrelerini âdeta ilmek ilmek işlemiştir. Kendi tabiriyle Türk edebiyatının karanlık noktalarını aydınlığa kavuşturmak için çabalamıştır. Bununla lise sıralarındaki öğrencilerden üniversitedeki öğrencilere ve hatta edebiyata meraklı insanların kütüphanelerinde Türk edebiyatına dair bir kaynak bulunmasını arzu etmiştir ve nitekim de başarmıştır. Günümüzde dahi Türk edebiyatı okuyan öğrencilerin, edebiyat öğretmenlerinin ve edebiyata merak salmış kimselerin baş ucu kitabı olarak kullanılmakta.

O yıllarda kültür, sanat, edebiyat alanlarındaki eksikliği fark edip bu boşluğu doldurmak için Türk Edebiyatı dergisini kuruyor. Sizce bu dergi hedefine ulaştı mı?

Türk Edebiyatı dergisi kanaatimce çok önemli bir boşluğu doldurarak hedefine ulaşmıştır. Hoca, o dönemde gerçek edebiyatı yansıtan bir dergiye ihtiyaç duyulduğundan bahseder ve 1972 yılında Türk Edebiyatı dergisini çıkarmaya başlar. Türk Edebiyatı dergisi edebî, fikrî bağlamda yazarların ve okurların bir araya geldiği dergiden çok daha ileri giderek âdeta bir okula dönüşür ki derginin ne kadar büyük bir boşluğu doldurduğunu buradan da anlayabiliriz. Kabaklı Hoca, günümüzde adını duyurmuş pek çok şair, romancı, fikir ve bilim adamının yetişmesini sağladı. Ayrıca çıkarıldığı günden bugüne kadar edebiyat meraklısı ve sevdalısı herkes tarafından çok sıkı bir şekilde takip edilmesi ve okunması da Türk Edebiyatı dergisinin ne büyük bir ihtiyaca cevap verdiğinin göstergesidir. Kültürümüze, edebiyatımıza büyük değerler katan ve kazandıran bu dergi hâlen görevine devam ediyor. Ben de Türk Edebiyatı Vakfının çıkarmış olduğu bu dergiyle övünüyorum. Türk Edebiyatı Vakfı başkan yardımcısı olarak Ahmet Kabaklı Hoca’nın bize bıraktığı mirasa sahip çıkmaya çalışıyoruz.

Ahmet Kabaklı Kimdir?

24 Mayıs 1924 tarihinde Elazığ’a bağlı Harput ilçesinin Göllübağ köyünde doğdu. Babası, Harput Sarayhatun (Sâre Hatun) Camii’nde müezzinlik yapan Ömer Efendi, annesi Münire Hanım’dır. Çocukluğu Harput’ta geçti. Üç yaşındayken babasını kaybetti. Elazığ Numune Mektebini ve aynı binada açılan ortaokulu bitirdi. 1944 yılında Elazığ Lisesinden mezun oldu. 1948’de İstanbul Yüksek Öğretmen Okulunu ve Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. İlk görev yeri olan Diyarbakır Lisesindeki çalışmaları ve Karacadağ adlı halkevi dergisindeki faaliyetleriyle yörede tanındı. Askerliğini Manisa’da tamamladıktan sonra Aydın Ticaret Lisesine edebiyat öğretmeni olarak tayin edildi. Maarif Vekâleti tarafından gönderildiği Paris’teki bir yıllık staj sonunda Çapa Eğitim Enstitüsünde ve Yüksek Öğretmen Okulunda öğretim görevine devam etti. Bu arada Ankara Hukuk Fakültesini bitirerek (1955-1960) kısa bir süre avukatlık yaptı. Emekli olduktan (1974) sonra Türk Mûsikisi Devlet Konservatuarında edebiyat dersleri verdi.

Ahmet Kabaklı, edebiyat faaliyetlerini daha çok 1970 yılında kurucuları arasında yer aldığı ve başkanlığını yaptığı Türkiye Edebiyat Cemiyeti bünyesinde yürüttü. Bu cemiyetin yayın organı olarak Ocak 1972’de Türk Edebiyatı dergisini çıkarmaya başladı. 1978 yılında da Türk Edebiyatı Vakfının kurulmasına öncülük etti ve ömrünün sonuna kadar bu vakfın başkanlığında bulundu. Çok sayıda ödül kazanan ve 1996’da gönüllü kuruluşlarca “şeyhülmuharrirîn” ilân edilen Kabaklı Hoca 8 Şubat 2001’de İstanbul’da vefat etti ve Eyüp’te toprağa verildi.