Eşref-i mahlukat olarak yaratılan insana yakışan, bir medeniyet inşa ediliyordu Medine’de. Farklı özellikleriyle birbirini tamamlayan kadın ve erkek, kendi nitelikleri doğrultusunda toplumu şekillendirme görevini de birlikte üstlenmişlerdi bu süreçte. Zira her ikisi de Allah’ın halifesiydi; yeryüzünü iyilikle, güzellikle imar etmekle mükelleftiler. Salih ameller işlemeleri, üretmeleri, bireysel kabiliyetlerini ve donanımlarını toplumun istifadesine sunmaları, kadın-erkek tüm kulların vazifesiydi. Kuşkusuz bu görevi yerine getirmede birbirlerinden yardım ve destek almaları elzemdi. Peygamber Efendimizin, Medine’de inşa ettiği İslam toplumunda bunun nice güzel örneği mevcuttu. Allah Resulü, cinsiyet ayrımı yapmaksızın liyakatlerine, kabiliyetlerine göre fıtratı da gözeterek farklı alanlarda kadına da erkeğe de sorumluluklar vermişti. İşte o kadınlardan biriydi Semra bint Nüheyk. Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından muhtesip (zabıta memuru) olarak görevlendirilen ilk kadındı kendisi.
Semra bint Nüheyk (r.anha), Beni Esed kabilesindendi, Bedir Savaşı’ndan sonra genç yaşta İslam’ı seçmişti. Kaynaklarda ismi, uzun ömür sürmüş (muammerûn) sahabiler arasında zikredilmişti. Hayatına dair detaylı bilgiye sahip olamasak da Asr-ı Saadet’te yaptığı kamu göreviyle adından söz ettirmişti. Çünkü Cahiliye Dönemi de dâhil olmak üzere o zamana kadar hiçbir kadına böyle resmî bir vazife verilmemişti (DİA, “Semra bint Nüheyk” md.).
Allah Resulü, hicretten hemen sonra Medine’de Müslümanlara ait bir çarşı kurdu. Ticari faaliyetlerin hileden arınmış, helal çerçevesinde yapılması için de bu pazara yönelik bazı kurallar koydu. Kendisi pazarı denetlediği gibi teftiş için muhtesipler de seçti. Semra bint Nüheyk, o muhtesiplerden biriydi.
İyiliği emretmek ve kötülüklerden sakındırmak (emr bi’l-maruf ve’n-nehy ani’l münker) gayesiyle kurulan teşkilatın (hisbe teşkilatı) başında bulunan görevliye muhtesip denilirdi. Bu tanım çerçevesinde günümüzde polis veya zabıta memuruna benzer nitelikte olan muhtesibin yetki alanı oldukça genişti. Ölçü, tartı, alet ve birimlerindeki hileler, her türlü iktisadî muameledeki aldatmalar, vaktinde ödenmeyen borçlar, onun öncelikli görevlerindendi. Yine komşuluk hakkı ihlalleri, işçi-işveren anlaşmazlıkları gibi ticari ve toplumsal hayatta sıkça karşılaşılan sorunlar ve kamu düzeninin ihlali sayılan çekişmeleri çözüme kavuşturma da muhtesibin vazifelerindendi. Muhtesipte aranan şartlar ise sorumluluk alanına giren meselelerde meşru olanla olmayanı ayırabilecek seviyede dinî-mesleki bilgiye sahip olması idi. Bunun yanı sıra ölçü tartı, para ayarı ve fiyat denetlemesi yapacak kadar hesap bilmesi gerekirdi. Adalet, güzel ahlak, güvenilirlik gibi erdemler de muhtesipte aranan niteliklerdi (DİA, “Hisbe” md.).
Semra bint Nüheyk, pazarları dolaşarak insanları ticaret ahlakına uygun davranmaya teşvik ederdi. Ticarette gayriahlaki hareket edenleri uyarır, hile ve haksızlık yapanlara karşı da caydırıcı tedbirler uygulardı (Kettânî, Hz. Peygamberin Yönetimi, c.1, 448). Oldukça zor bir görevi üstlenmişti kendisi. Zira kadına dair bakışta cahiliyye zihniyetinden henüz arınmaya çalışan bir toplumda teftiş yapmak hiç de kolay değildi. Ancak o, böylesine ağır ve önemli bir vazifeyi hakkıyla yerine getirdi. Peygamber Efendimizin, Semra bint Nüheyk’e böyle bir görev vermesi, onun bir muhtesipte bulunması gereken özellikleri taşıdığını ve bu görev için yeterli bilgiye sahip olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda kadının sosyal hayatta ve kamusal alanda daha etkin bir rol üstlenebileceği mesajının somut bir örneğidir. Kuşkusuz ki tek örnek bu değildir. Şifa bint Abdullah da hekimlik vazifesinin yanı sıra Asr-ı Saadet’te muhtesip olarak görevlendirilmiştir. Ayrıca Asr-ı Saadet’te; ilimde Hz. Âişe, Ümmü Seleme (r.anha); sağlıkta Rufeyde bint Sad, Esma bint Ümeys; edebiyatta Hansa; ticarette Kayle el Enmâriyye faaliyet gösteren kadın sahabilerdendir. Yine hemşirelik, ebelik, terzilik, dericilik, attarlık, kuaförlük gibi çeşitli meslek dallarında çalışan, üreten kadınlar da zikredilmektedir (Ali Osman Ateş, Hadis Temelli Kalıp Yargılarda Kadın, Beyan Yay. 30).
Hz. Peygamber (s.a.s.), kadınların toplumda yok sayılmamaları için gerekli şartları sağlayarak üretmeleri, hizmet etmeleri noktasında onlara destek olmuş ve yaptıkları hizmetlerin dine uygunluğu konusunda rehberlik etmiştir. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) varlığından güç ve destek alan kadınlar kendi potansiyellerini fark ederek halifelik misyonunun gereğini en güzel şekilde yerine getirmişlerdir. Mücadelelerle dolu Medine Dönemi’nde kadınlar; sosyal hayatın içinde ilimden ticarete, çalışma hayatından yardımlaşma ve dayanışma gibi pek çok alanda toplumun imarına katkıda bulunmuşlardır.
Semra bint Nüheyk (r.anha) de hayırlı, uzun ömründe yeryüzünü imar etme görevini en güzel şekilde yerine getirdi. Üstlendiği görevle liyakatin bariz bir örneğiydi. O dönemde, vahyin öğretileriyle kadına dair değer algısının nereye evrildiğinin ve kadının nasıl konumlandığının somut göstergelerinden yalnızca biriydi.