RAMAZAN İKLİMİNDE YENİDEN DİRİLİŞ


Mehmet AKKUŞ

DİB Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

“...وَرَغِمَ أَنْفُ رَجُلٍ دَخَلَ عَلَيْهِ رَمَضَانُ ثُمَّ انْسَلَخَ قَبْلَ أَنْ يُغْفَرَ لَهُ...”

“Ramazan ayına girip de ramazan çıkmadan önce günahları bağışlanmayan kimsenin burnu yere sürtülsün (yazıklar olsun).”

(Tirmizi, Deavat, 101)

Zaman, bazen kalpleri titreten, ruhu derinlemesine sarsan ve insanı kendi benliğiyle yüzleştiren müstesna duraklar sunar insana. Ramazan ayı, işte bu durakların en bereketlisi, en derin iz bırakanıdır. Onun gelişi gönüllerin uyanışını, niyetlerin tazelenişini ve insanın iç dünyasında sessiz bir devrimi beraberinde getirir.

Ramazan; ruhun arındığı, paylaşma bilincinin hayatın merkezine yerleştiği eşsiz bir zaman dilimidir. İnsan, oruçla nefsini terbiye ederken sabrı öğrenir ve onun değerini kavrar; ibadetle ruhunu beslerken paylaşma ve yardımlaşma ile toplumsal bağlarını kuvvetlendirir. Bu ayda insan, sadece açlık ve susuzlukla sınanmaz; ondan kalbini merhamet, sabır, şükür ve şefkatle doldurması da istenir. Böylece insan, kendi iç dünyasında bir muhasebe yaparken aynı zamanda çevresine karşı daha duyarlı, daha şefkatli ve yardımsever olur. Onda erdemler kökleşir ve manevi değerler yaşam tarzı hâline dönüşür.

Ramazan, bir kültür inşası ve medeniyet tasavvurudur. Sahur, iftar, teravih, mukabele gibi onunla özdeşleşmiş ameller sadece dinî birer ritüel değil bilinçli bir hatırlama, manevi bir eğitim olur. Yoksulun gözetildiği, düşkünün elinden tutulduğu, açın doyurulduğu, kimsesizin hatırlandığı büyük bir merhamet seferberliğidir. Bu ay boyunca evler, birer eğitim yuvasına dönüşür. Günlük hayatın yoğunluğu içinde ihmal edilen ibadetler, dualar ve hayırlı ameller bu ayda yeniden merkeze ve öncelikler arasına alınır.

Resulullah’ın (s.a.s.) “Mübarek ramazan ayı size geldi…” (Nesai, Sıyam, 5) müjdesiyle haber verdiği bu ay; orucun farz kılındığı, Kur’an-ı Kerim’in insanlığa rehber olarak indirilmeye başlandığı, rahmet ve mağfiret kapılarının ardına kadar açıldığı eşsiz bir imkândır. Bu ayda cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır; şeytanların azgınları bağlanır (Müslim, Sıyam, 1) ve müminler için manevi bir arınma fırsatı oluşur.

Ne var ki bu büyük nimeti hakkıyla değerlendirebilmek, tek başına ramazanın gelişiyle değil ona ne ölçüde hazır olunduğuyla yakından ilişkilidir. Ramazan gelmeden önce yapılan her samimi hazırlık, bu ayda atılacak adımların daha sağlam ve kazanımlarının kalıcı olmasına vesile olur. Peygamber Efendimizin (s.a.s.) ramazana kavuşma arzusunu, “Allah’ım! Recep ve şabanı hakkımızda mübarek eyle ve bizi ramazana ulaştır.” (Taberani, el-Mu’cemü’l-evsat, 4/189) şeklindeki niyazından açıkca görmekteyiz.Bu niyaz, ramazanı coşkuyla beklemenin ve ona ruhen hazırlanmanın en güzel örneğini sunmaktadır.

Bu ayı karşılarken Kur’an’la daha sık buluşmak, tefekkür etmek, dua ile Rabb’imize yaklaşmak ihmal edilmemeli ve orucun anlamı yeniden hissedilmeye çalışılmalıdır. Bedenimiz aç ve susuz kalırken ruhumuzun açlığını ve susuzluğunu gidereceği düşünülmeli ve oruç tutarken yaşanan bazı mahrumiyetlerin merhamet duygumuzu yeşerteceği tefekkür edilmelidir. Bu bilinçle tutulan oruçların, ramazanı hayatın her alanına bereket taşıyan bir dirilişe dönüştüreceği unutulmamalıdır.

Ramazana girerken kalbimizi ve dilimizi de arındırmaya niyet etmek büyük bir anlam taşır. Gıybet, dedikodu ve haset gibi kötü alışkanlıklar farkında olmadan kalbimizi daraltır, huzurumuzu alır ve kardeşlik bağlarını zedeler. Başkalarının kusurlarını konuşmak ya da sahip olduklarına içten içe rahatsızlık duymak yerine şükür, kanaat ve güzel niyetle bakmayı öğrenmek ramazanın ruhuna daha uygundur. Bu mübarek aya girerken dilimizi incitici sözlerden, kalbimizi kıskançlıktan korumaya; merhamet ve hoşgörüyü hayatımıza daha fazla katmaya gayret etmeliyiz.

Ramazan ayına manen ve ruhen hazırlanmanın yanı sıra fiziksel ve zihinsel olarak da hazırlanmak gerekir. Bu bağlamda uyku düzenini, ekran kullanımını, sosyal medya alışkanlıklarını ve günlük rutinleri gözden geçirerek gerekli önlemler alınmalıdır. Örneğin, geç saatlere kadar süren ekran başı meşguliyetlerini azaltmak, sahura daha dinç kalkmayı ve gün içinde ibadetlere zihnen daha hazır olmayı kolaylaştıracaktır. Sosyal medya kullanımını bilinçli sınırlara çekmek, zihni gereksiz ve çoğu zaman da zararlı olan bilgi kalabalığından koruyarak Kur’an tilaveti, tefekkür ve dua için daha berrak bir alan açar. Günlük hayatın akışı içinde fark edilmeden evlerin rutini hâline dönüşen televizyon, bilgisayar ve benzeri meşguliyetlerin azaltılması ise ramazanın manevi atmosferine daha hızlı uyum sağlanmasına vesile olur. İbadet hayatımızı olumsuz etkileyen gereksiz meşguliyetler azaldığında, zihnin ve kalbin daha dingin bir hâl alması ve ibadetlerden lezzet alınması çok daha kolay hâle gelir.

Sonuç olarak; ramazan, hayatımıza yön veren, irade ve takva bilinci kazandıran ilahi bir lütuf olarak değerlendirilmeli ve ona bu bilinçle hazırlanılmalıdır. Nitekim Resulullah’ın (s.a.s.) ramazan ayının değerlendirilmeden geçirilmesine yönelik “Burnu yere sürtülsün!” şeklindeki uyarısı, bu ayın ne denli büyük ve eşsiz bir fırsat olduğunu bizlere hatırlatmaktadır. Rabb’imiz tarafından bize sunulan bu fırsatı hakkıyla değerlendirebilmek alışkanlığa dönüşmüş ve farkındalığı azalmış bir tutumla oruca başlamakla değil bilinçli bir hazırlık yapmakla mümkündür. Bu nedenle, kısa dünya hayatının her anı gibi ramazan ayının da hızla akıp gideceğini bilmek, onu karşılamayı ve ona gereği gibi hazırlanmayı daha anlamlı kılar. Sayılı günlerin çabuk tükendiğini idrak eden mümin, bu mübarek misafiri en iyi şekilde değerlendirmek istemelidir. Zira ramazan, kendi değerini bilenlere ve kendisini sıradanlaştırmadan korunması gereken ilahi bir emanet olarak görenlere hakkıyla misafir olur.

Rabb’imiz! Bize ramazanı hakkıyla karşılayabilecek kalpler, temiz niyetler ve samimi dualar nasip eyle. Nefsimizi gafletten, gönlümüzü zulümden uzak tut. Bizi namazla, oruçla, Kur’an ile ruhen dirilen kullarından eyle. Kalplerimizi birbirine yakın kıl, ailelerimizi ve evlerimizi bereketlendir. Bu mübarek ayı, hayatımıza yön veren bir rehber, ruhumuza ferahlık ve huzur getiren bir iklim hâline getir. Allah’ım! Bizi ramazana layık kullar olarak ulaştır ve bayrama çıkarken yüzümüzü affınla aydınlat. (Âmin)