Rahmet Nişaneleri Üç Aylar ve
Kandiller

Elif DEMİRCİ
Uzman Vaiz

Kullara kendilerini muhasebe etme, yenileme, hata ve kusurlarından arınma, kulluğun tadına varma imkânını veren üç aylar, birbiri ardınca gelen recep, şaban ve ramazan aylarından oluşur. Peygamber Efendimizin bu ayların saygınlığından bahseden rivayetleri nedeniyle ecdadımız da üç aylara çok kıymet vermiş, ayların yanına “şerif” ismini ekleyerek “receb-i şerif, şaban-ı şerif, ramazan-ı şerif olarak zikretmişlerdir.
Üç ayların ilki olan recep ayı, Kuran-ı Kerim’de “haram aylar” olarak ifade edilen dört aydan biridir. Haram aylar; zilkade, zilhicce, muharrem ve recep aylarıdır. “Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin...” (Tevbe, 9/36)
Recep ayı girdiğinde Resûlullah (s.a.s.), “Allah’ım! Receb ve şabanı hakkımızda mübarek eyle, bizi ramazana ulaştır.” (Taberani, el-Mucemu’l-evsat, 4, 189) diye dua ederek üç ayları karşılamıştır. Recep ayında Regaip ve Miraç Kandili olarak bilinen iki kandil vardır. Tarihimizde Osmanlı padişahı II. Selim Dönemi’nde (1566-1574) camiler aydınlatılıp minarelerde kandiller yakılarak ihya edildiği için bu gecelere kandil geceleri denilmiştir. (Nebi Bozkurt, TDV İslam Ansiklopedisi, “kandil” mad.) Regaip Kandili, Recep ayının ilk cuma gecesidir. Regaip kelimesi, “herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek” anlamlarına gelir ki Regaip Kandili’nde de kullar, bu geceye meyledip hürmet gösterdiğinden aslında Allah’ın affına rağbet etmiş olurlar. Bu gecede dua etmek, tövbe ve istiğfarda bulunmak, namaz kılıp gündüzünü oruçlu geçirmek Allah katındaki rağbetimizi göstermek adına çok önemlidir.
Recep ayının diğer bir mübarek gecesi de Miraç Kandili’dir. Bu mübarek gece isra ve miraç olarak iki bölümden oluşur. İsra, ıstılahta; “Hz.Peygamber’in (s.a.s.) bir gecede Burak isimli bir binitle Mekke’den Kudüs’teki Beyt-i Makdis’e götürülmesi hadisesidir. Kur’an-ı Kerim’le sabittir ki Yüce Rabb’imiz, “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. ” (İsrâ, 17/1) buyurur.
Miraç ise Arapça bir kelime olarak “merdiven, yukarı çıkmak, yükselmek” anlamlarına gelir ve Peygamber’in (s.a.s.) göğe yükselerek Allah’ın huzuruna çıkarılması mucizesidir. Hiçbir peygambere nasip olmamış bu muhteşem olay, Peygamberimize recep ayında yaşatıldığından bu ayın şereflenmesine neden olmuştur. Miraçta bahşedilen beş vakit namaz, Bakara suresinin son on ayeti ve “Allah’a şirk koşmayanların büyük günahlarının bağışlanabileceği” (Müslim, Îmân, 279) müjdesi recep ayının bereketlerindendir.
Üç ayların ikincisi olan şaban ayı da Peygamberimizin ibadetler açısından değerlendirdiği bir aydır. Recep ayında olduğu gibi şaban ayında da orucunu artırmış fakat ramazan haricinde hiçbir ayı tamamen oruçlu geçirmemiştir. Hz. Aişe’den gelen bir rivayet bu yöndedir. (Nesai, Sıyam, 35.) Peygamberimizin uygulamasından da yola çıkarak bu ayların tamamını oruçlu geçirmek yerine belli aralıklarla oruç tutarak beden ve ruhun ramazana hazırlanması önemsenmelidir. Zeyd b.Üsame (r.a.), şaban ayında oruç tutan Peygamber Efendimize bunun sebebini sorduğunda ondan, “Şaban, receb ile ramazan arasında insanların gafil bulunduğu ve amellerin, âlemlerin Rabb’i olan Allah azze ve celleye yükseldiği aydır. Ben de amelimin (Allah Teâlâ’ya) oruçlu olduğum hâlde yükselmesini seviyorum.” (Nesai, Sıyam,70) cevabını almıştır.
Şaban ayı içerisinde de bizleri mübarek bir gece karşılar ki on beşinci gecesi olan Berat Kandili’dir. Berat, Arapça beraet kelimesinin Türkçeleşmiş hâlidir. Berat, kişinin herhangi bir yükümlülükten kurtulması anlamına gelir ve bu gecede kullar Allah tarafından affedildiğinden geceye Berat Kandili denir. Peygamberimiz bu gecede Allah’a çok ibadet edilmesini, gündüzünde de oruç tutulmasını tavsiye ederdi. Hatta bu gece ile ilgili olarak Allah’ın gün batımından fecre kadar “Bağışlanmak dileyen yok mu, onu bağışlayayım! Rızık isteyen yok mu, ona rızık vereyim! Belaya düçar olan yok mu, ona afiyet vereyim!...” (İbn Mace, İkamet, 191) buyurduğunu müjdeler.
Berat Gecesi, Allah’ın rahmetinin o kadar geniş olduğu bir gecedir ki Allah Resulü, “Şaban ayının yarısına denk gelen bu gece Allah dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının kıllarından daha çok sayıda günahkârı bağışlar.” (Tirmizi, Savm, 39) buyurmuştur. Allah’ın rahmetinin sağanak sağanak indiği, affın bol olduğu bu gecede günahlarımıza tövbe ederek, tüm insanlık için Allah’a dua etmeliyiz.
Üç ayların sonuncusu da belki de kendisine en affedilmiş, en arınmış, en sağlıklı bir biçimde ulaşmayı murat ettiğimiz ramazan-ı şeriftir. Ramazan, bittiği gün tekrar kavuşmak için gün saydığımız bir rahmet ayıdır. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem ateşinden kurtuluştur.
Ramazan kelimesi, yaz sonunda yağıp yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur manasındaki ramda kelimesinden türetilmiştir. Bu yağmurun yeryüzünü temizlediği gibi ramazan da inananların günahlarını öylece temizler. Kur’an-ı Kerim’de adı geçen tek ay ramazandır. Bakara suresi 183-184. ayetlerde orucun farziyetinden bahsedilerek 185. ayette de Kur’an-ı Kerim’in indirildiği ay olduğu açıklanır. “(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği ramazan ayıdır.” buyurulur.
Peygamber Efendimiz, Ramazan ayı girdiğinde cennet kapılarının açılıp cehennem kapılarının kapandığını ve şeytanların bağlandığını (Nesai, Sıyâm, 5) müjdeleyerek kulluk yolunda müminlerin ayaklarına takılan en önemli çelmenin kalktığını haber verir. Ayrıca “Yüce Allah ramazan ayında oruç tutmayı size farz kıldı. Ramazan gecelerini namazla geçirmek de benim sünnetimdir. Kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak ramazan ayında oruç tutup geceleri de namaz (teravih) kılarsa, annesinden doğduğu günkü gibi günahlarından arınmış olur.” (Nesai, Sıyam, 40) buyurarak bu mübarek ayı ibadetlerle ihya etmemizi tavsiye eder.
O nedenledir ki bu ayda Müslümanlar itikâfa girerek Peygamberimizin Hira günlerini yâd ederler, mukabeleler okuyarak Cebrail ve Peygamberimiz arasındaki Kur’an diyaloğunu canlandırırlar, oruçlulara iftar vererek kardeşlik duygularını pekiştirirler, zekât ve sadakalar dağıtarak toplumsal dayanışmayı canlandırıp fakirlerin ihtiyaçlarını görürler.
Ramazan ayının mübarekliği Kadir Gecesi’nin bu ay içinde olmasıdır. Peygamber Efendimiz “…Bu ayda öyle bir gece vardır ki, bin aydan daha hayırlıdır. Bu gecenin hayrından mahrum kalan, bin ayın hayrından mahrum kalmış gibidir.” (Nesai, Sıyam, 5) buyurarak Kadir Gecesi’nin önemini anlatır. Kadir Gecesi’nin bu kadar önemli olması da Kur’an-ı Kerim’in bu gecede indirilmiş olmasındandır. “Şüphesiz biz onu (Kur’an’ı) Kadir Gecesi’nde indirdik. Kadir Gecesi’nin ne olduğu sen nereden bileceksin! Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve ruh ( Cebrail) o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” (Kadir, 97/1-5)
Kadir Gecesi, ramazan ayında gizlenmiş ve Peygamberimiz tarafından son on gününde tekli günlerinde aramamız tavsiye edilmiştir. (Buhari, Ezân, 135) Kadir Gecesi’ni ihya etmenin en güzel yolu da Kur’an’ın indiği bu gecede Kur’an-ı okumak, anlamaya çalışmak ve yaşantımıza katmaktır. Eğer böyle olursa Kur’an’ın bu geceyi yücelttiği gibi, Kur’an’la hemhâl olan mümin de Allah katında yücelecektir. Peygamberimiz (s.a.s.) bu gecede nasıl dua etmemiz gerektiğini soran Hz.Aişe’ye, “Allah’ım! Sen affedicisin, ikram sahibisin, affetmeyi seversin, beni de affet!” (Tirmizi, Deavat, 84) duasını öğretmiştir.
Ramazanla birlikte bağışlanmış, günahlarından arınmış, kardeşlik ruhunu pekiştirmiş bir Müslüman’ın mükâfatı da Ramazan Bayramı’dır.
Sözün özü, Allah’ın kullarına en büyük ikramı olarak verilen zaman, kıymeti bilinmediğinde eriyip giden koskoca bir sermayedir. Cenab-ı Hak, kullarına mübarek ay ve geceler bahşederek onlara verdiği zamanın da ötesinde sevaplar kazanmalarını murat eder. Bu ikramların farkına vararak en güzel biçimde değerlendiren kullara ne mutlu! Üç aylarımız, dünyanın bitip tükenmez hırslarından soyunarak nefis muhasebesini yapmamıza ve Rabb’imizin rızasını kazanmamıza vesile olsun…