PROF. DR. AHMET HAKKI TURABİ İLE MUSİKİ ÜZERİNE...
Söyleşi: Mahir KILINÇ
Musiki için ruhun gıdasıdır, diyoruz. Musiki ruh dünyamıza nasıl tesir eder? Bu konudaki düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?
Öncelikle şunu söyleyeyim ki “Musiki ruhun gıdasıdır.” sözü eksiktir. Orijinali Hz. Mevlana’ya ait bu söz “Musiki, ârif-i billâh olanlar için ruhun gıdasıdır; zira musikide sevgiliye kavuşma ümidi mevcuttur.” şeklindedir.
Sanatlar genellikle kullandıkları malzemeler itibarıyla cismanidir. Mesela görme duyusuyla ilgili hat, tezhip, minyatür, fotoğrafçılık, heykel, resim gibi sanatların malzemesi elle tutulur, gözle görülür; bu sanatların maddi bir malzemesi vardır. Ancak müziğin malzemesi ruhanidir, elle tutulup gözle görülemez. Müziğin cevheri ve malzemesi ruhani olduğu için tesiri de direkt ruha olmaktadır.
Hocam o zaman işitmek görmekten daha etkilidir, demek doğru olur mu?
Elbette, kesinlikle doğru. Hatta bununla ilgili filozofların da tartışmaları var. Filozoflar görmek mi daha önemli işitmek mi diye bir tartışmanın içerisine girmişler. Filozoflardan biri der ki “Bilakis işitme, görmeden daha yücedir. Çünki görme, duyumladığı şeyin arkasından onu kavrayana kadar gider, yani bir köle gibi ona hizmet eder. İşitme ise, duyumladığı şeylerin kendisine doğru taşındığı bir durumdadır, yani krallar gibi kendisine hizmet ettirir.” İşitmenin daha mühim olduğuna dair filozofların ittifakı söz konusudur. Bu anlamda işitme önemlidir.
Tasavvuf dediğimiz şey kalbin tasfiyesi ve nefsin tezkiyesidir. Yere göğe sığmayan, bir müminin kalbine giren Cenab-ı Allah’ın mekânı olan kalbin tasfiyesi nedir ve nasıl olur? Cenab-ı Allah bizlere “Onlar, inananlar, kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d, 13/28) ya da “Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım.” (Bakara, 2/152) diyerek bizlere zikri tavsiye ediyor. Zikir çerçevesinde doğrudan doğruya kalbe nüfuz eden en önemli araç olarak “müzik” kullanılır. Bu, camide de tekkede de kullanılır. Yani hak olsun batıl olsun; semavi olsun gayri semavi olsun; küçük ya da büyük inançla ilgili bütün sistemler, müziğin yani bu sihirli sesin etkileyiciliğini kullanmışlardır. Dolayısıyla müzik, kalbin derinliklerine inen ve kalbe doğrudan doğruya etki eden, önemli ve güçlü bir araçtır. İşte bundan dolayı da Hz. Mevlana, Mesnevi’de müzik “Ârif-i billâh olanlar için ruhun gıdasıdır” diye buyurmuştur. Hasılı her müzik ruhun gıdası olamaz ancak icra edilen müzik kişiyi tevhide, Allah aşkına, Peygamber sevgisine yönlendiriyorsa işte o zaman Allah yolunda olan herkes için müzik ruhun gıdasıdır.
Yahya Kemal; “Çok insan anlayamaz eski musikimizden / Ve ondan anlayamayan bir şey anlamaz bizden.” diyor bir şiirinde. Bizim kültür ve medeniyetimizde musiki ne anlam ifade ediyor?
Konfüçyüs der ki: “Bir medeniyetin ahlaki cihetle nasıl yönetildiğini ve toplumun ahlaklı olup olmadığını anlamak istiyorsanız onların müziklerini dinleyin.” İbn Haldun da “Müzik medeniyetle paralel bir kavramdır. Medeniyetle kültür seviyesi arttıkça müzik kalitesi artar.” Bir medeniyetin ya da devletin kuruluş sürecinde yüksek sanatlar olmaz. Kültür ve medeniyet tarihimize baktığımızda ecdadımızın en güçlü olduğu dönemlerde ilim, kültür ve medeniyet en yüksek seviyeye çıkmış. Buhurizade Itrî ve Mimar Sinan gibi sanatçıların çıktığı dönemler sözümüzü kanıtlar niteliktedir. Musikimiz de zirvesini Osmanlı’nın en güçlü olduğu Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’nde yaşamıştır. Sonraki dönemlerde devletin gücünü kaybetmesiyle toplumun kültür seviyesi düşer ve buna bağlı olarak da müziğimizde yozlaşmalar başlar. Bunu gören Hammamizade Dede Efendi de zaten “Bu işin tadı kaçtı.” der ve hacca gider, orada da Hakk’ın rahmetine kavuşur. Kısaca musiki kültür ve medeniyetin nişanesidir; bizim musikimizi anlayan, bizim dinimizi de kültürümüzü de medeniyetimizi de irfanımızı da anlar. Ama o sadece müziklerde kaldı, o irfan sadece şiirlerde kaldı.
Müzik terapisi günümüzde bazı hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. Esasında ecdadımız musikiyle tedaviyi yüzyıllar öncesinde uygulamış. Musikinin bu yönü hakkında neler söylemek istersiniz?
Müzikle tedavi aslında bizim icat ettiğimiz bir şey değil. Orta Doğu’da, Mısır’da MÖ 5000 yıllarında insanların hem ibadet hem kaplıca suyundan istifade etmek amacıyla gittikleri Mempis Tapınağı’nda müziği tedavi amacıyla kullanmışlar. Kaynaklardan ilk olarak burada kullanıldığı görülmekte. Müzikle tedavi daha sonra insanoğlunun elinde gelişmiş. En çok Selçuklular Dönemi’nde gelişme göstermiş. Selçuklulardan sonra da Osmanlılar bunu Şam, Kayseri, Sivas, Amasya, Edirne, İstanbul, Bursa ve Manisa’da darüşşifa adını verdikleri şifahanelerde kullanmışlar.
Bunun tatbikini yaptınız mı Hoca’m?
Evet, Kocaeli’de bunu uyguladık. Dönemin Kocaeli İl Sağlık Müdürü Dr. Hasan Aydınlık, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. İbrahim Karaosmanoğlu ve Derince Belediye Başkanı Dr. Aziz Alemdar’ın destekleriyle müzikle tedaviyi birçok hasta üzerinde uyguladık. İl sağlık müdürü bize psikolog, psikiyatr, tıbbi cihaz desteği verdi. Büyükşehir belediyesi benim çalıştırdığım sazendelerin istihdamını sağladı. Derince Belediyesi de müzikle tedavilerin yapıldığı bimarhanelere uygun bir şekilde dizayn ettiği bir mekân tahsis etti. Bu mekâna 20 tane televizyon izleme koltuğu olarak bilinen koltuk koyduk. Hastalarımıza dinletilecek makamları geleneksel bilgiler çerçevesinde belirledik. Hastalar belirli zamanlarda geliyor, tespit ettiğimiz makamları sazendeler icra ediyordu. Hasta koltuğa oturduktan hemen sonra tansiyonu ve nabzı ölçülüyordu. Müziğe tamamen kendisini bırakması isteniyordu. Seans bitince de tekrar tansiyon ve nabzı ölçülüyordu. Üç aylık bir projeydi bu. Bu çalışmalar sonrasında gördük ki kendilerine zararlı, devletimize maddi yönden de ciddi bir yük oluşturan ilaçlar kullanan şizofren hastalardan uzun süre ya da hiç ilaç kullanmayan hastalarımız oldu. Bütün bu süreci Dr. Pınar Arslan organize etti.
Özetle söylemek gerekirse müzikle tedavi her şey yerli yerinde olduğu zaman müspet sonuçlar veren bir tedavidir. Lakin müzikle tedavi ile müzik-terapiyi birbirine karıştırmamak gerekir.
Musiki içerisinde dinî musikinin yeri nedir, bu konuya dair neler söylersiniz?
Her müzik türünün muhakkak bir dinî müzik türü de vardır. İslam musikisi, mihrapta şekillenmiştir. Yani Kur’an-ı Kerim’in okunma şekli musikimiz için temeldir. İslam dünyasının da dinî müziği vardır. İslam dünyasındaki en sanatlı, en detaylı, en merasimsel formlar, Türk İslam dünyasında gerçekleşmiştir. Çünkü İslam medeniyeti, Osmanlı’dan başka hiçbir zaman bu kadar fazla kültürün, medeniyetin, ilmin zirvesine çıkmamıştır. Ayrıca Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Aziz Mahmut Hüdayi, Erzurumlu İbrahim Hakkı, Niyazi Mısri gibi mutasavvıfların şiirleri hikmet olup gönül dünyamızda yer bulan ve bizlere yol gösteren dizeler olmuş asırlarca. Musikişinaslar da bu denli etkisi yüksek sözleri musiki ile birleştirip etkisini daha da artırmışlardır. Musikişinaslar musikiye kendilerini dinin gönüllere hitap eden yanını esin kaynağı edinerek insanların gönüllerini tahrip yerine tamiri amaç edinmiş melodiler ortaya koymuşlar ve gönüllerimize sürur veren ilahilerimiz arzıendam etmişlerdir. Musikişinaslar tevhit yolunda olan ilahi aşkı anlatan her türlü malzemeyi kullanmışlardır.
Din hizmetinde bulunan görevlilerimiz, mesleklerini icra ederken musikiden nasıl faydalanabilirler, Musikinin mesleki gelişimlerine katkısından söz eder misiniz?
Din görevlilerinin musikiyle ilgili bilgilere, eğitimlere ulaşmaları son dönemde çokça kolaylaştı. Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı din görevlilerinin mesleki eğitimlerine yönelik canla başla çalışıyor. Bu bağlamda ciddi anlamda mesai harcadığını görüyoruz.
Din görevlileri, görev yaptıkları mahalde musikisi iyi olan birinden mutlaka ders almalı. Kur’an-ı Kerim’i ya mevlid-i şerifi güzel okuyan hocalardan bu işin inceliklerini öğrensinler ve sair zamanlarda da onlarla müzik meşk etsinler. Belli bir müddet sonra seslerinin, sedalarının değiştiklerini, müzikal kabiliyetlerinin daha da arttığını görecekler. Bulundukları yerde bir konservatuar olan kimseler mutlaka oradan bir müzik eğitimi alsınlar. Eğitim almadan ilham yoluyla güzel ve kaidelerine uygun bir şekilde ne Kur’an ne mevlit ne de ilahi okuyabilirsiniz. Bunlardan hiçbirini yapamayacak kadar ücra bir yerdeyseniz de internet üzerinden takip ve istifade edebileceğiniz o kadar isim var ki. Kısaca nerede olursa olsun bir din görevlisi musiki eğitimi mutlaka ama mutlaka bir yerlerden edinebilir ve edinmelidir.