POPÜLER KÜLTÜR
NEYİMİZ OLUR?
Mehmet KAHRAMAN
Hayatımızı yönlendiren, tercihlerimizi belirleyen nedir diye sorduğumuzda hangi cevapları alırız? Söylemeye çekindiğimiz ama bütünüyle bizi kuşatan bir atmosferin içindeyiz. Yaşantımızdan kararlarımıza kadar her şey popüler kültür tarafından şekilleniyor ve bizler de bilinçli bilinçsiz buna uygun hareket etmeye başlıyoruz.
Kültür endüstrisi iletişim araçlarından sanata kadar her alanı kapitalist sistemin çıkarlarına hizmet edecek şekilde dizayn etmiştir. İnsanın psikolojik gerçekliğini göz önüne alarak onlara kendilerini iyi hissettirecek hikâyeler satarak pazar paylarını artırırlar. Televizyon dizileri, sosyal medya, sanat ve edebiyatla kişilerin karar verme süreçleri yönlendirilmektedir. Kullanılan bu yöntemler popüler kültürün taşıyıcısı konumundadır.
Popüler kültürün hayatımıza etkilerini anlayabilmek için öncelikle tanımlara bakmamız lazım. Kültür nedir? Kültür ile popüler kültür nerede birbirinden ayrılır? Tanımlar maruz kalınan gerçeği daha iyi ifade etmektedir.
Kültür, toplumsal gelişim sürecinde oluşturulan bütün maddi ve manevi değerleri sonraki nesillere aktarmada kullanılan, insanın toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü olarak tanımlanır sözlükte. Hayatımızı çevreleyen, yaşam biçimimizi şekillendiren her şey kültürün bir parçasıdır. Balık için su neyse insan için de kültür odur. Farkında olmasak bile bir kültürün içinde var oluruz. Toplumsal kimliği oluşturan unsurlar, onun yansımalarıdır. Bu nedenle her toplumun kendi kültürü vardır; Türk kültürü, Japon kültürü, Avrupa kültürü gibi… Kültürler toplumların ortak değerleridir. Aidiyet oluştururlar ve insanları bir arada tutmaya yararlar. Din, dil, müzik, edebiyat, yemek, kıyafet, kısacası bizi biz yapan ne varsa kültürün dokularıdır. Bunları kaybettiğimizde ortada bizi birbirimize bağlayacak, çimento vazifesi görecek unsurları da kaybetmiş oluruz.
İnsan sosyal bir varlıktır, birbirine ihtiyaç duyar. Varlığını sürdürmesi karakteristik özelliklerine bağlıdır. Kültür ise karakteri inşa eder, özellikle toplumsal karakteri. Gelenekle, miras yoluyla geçmişten aldıklarımızı gelecek nesillere taşırız. Bu taşıma akamete uğradığında başka bir kültürün egemenliği altına girmek kaçınılmazdır. Çünkü kâinat boşluk kabul etmez. Bizim dolduramadığımızı bir başkası doldurur. Ve bu doldurma işlemi öyle sinsi bir şekilde işler ki farkına bile varamayız, onun bize ait değerler olduğunu zannederiz. Oysa kopuşun işaretleridir onlar. Kendi kültüründen uzaklaşırken egemen kültürün etkisi altına girerek başka bir hayatı yaşamaya başlarız. Bu nedenle popüler kültüre karşı dikkatli olmak gerekir.
Peki, popüler kültür nedir?
Popüler kültür, tüketim amacıyla ortaya çıkan, genel beğeniye uygun olarak üretilen ve bir dönem etkisi olan geçici araçlardır. Popüler kültürde amaç insan veya toplum değil, kapitalist sistemin çıkarlarına hizmet eden tüketimdir. Bireye daha fazla tüketmesi için olanaklar sunulur. Gerekli değilse ihtiyaç hissettirilir. Tükettikçe mutlu olacağı izlenimi verilir. Hep fazlası arzu ettirilir. Öyle ki onu elde edebilmesi özgürlükle eşitlenir. “Özgürlük, hiçbir zaman verili değildir.” der Adorno ve ekler: “Her zaman tehdit altındadır. Mutlak belirlilik, her defasında da özgürlük yoksunluğudur.” Kişi tüketemediğinde huzursuzluk hissine kapılır. Yaşama özgürlüğü elinden alınmış gibidir. Tatminsizlik zamanla isyankârlığa evrilir. Sanki varlığı tehlike altındadır. Bu tehlike toplum nezdinde kabul edilmeme, varlığının onaylanmasıyla eş değer görülür. İyi yaşadığını, standartların üstünde bir hayatı olduğunu göstermek ister. Herbert Marcuse bu hususta şöyle söyler: “Düşünce ve anlatım özgürlükleri, var olan işleyiş biçimleriyle bireylerin gereksinimlerini her gün biraz daha karşılar gibi görünen bir toplumda, temel eleştirici işlevlerinden uzaklaşmaktadır. Bireye tanınan özgürlük alanı, yalnızca kendisine verilen seçenekler arasında bir seçim yapma özgürlüğüne indirgenmektedir.”
Modern dünyada bireyin temel motivasyonu gereksinimlerini karşılama üzerine kurulmuştur. Ne kadar çok eşyaya sahip olduğu, neleri yapabildiği ve bunun neticesinde kendini nasıl hissettiği önemli hâle gelmiştir. Oysa insan madde ve mana bütünlüğünde var olabilir. Bu ikilikten birliğe ulaşabilir ancak. Günümüzde sadece maddi ihtiyaçlar ön plana çıkmıştır. Marcuse’n söylediği şekliyle bireye tanınan özgürlük alanı seçenekler arasından tercih yapmaktır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, aslında seçim yapan da kendisi değildir çünkü karar anı bir şekilde manipüle edilmektedir. Kararı kendimiz verdiğimizi zannederiz lakin kullanışlı reklam teknikleriyle düşüncelerimiz değiştirilmiş, bilincimiz engellenmiştir.
Ciddi anlamda sorgulanmadığında basit istekler gibi görünen, canım istedi, nefsime hâkim olamadım şeklinde hafifletici bahanelerle kendimizi haklı çıkarmak mümkündür. Bir defadan bir şey olmaz da diyebiliriz. Veya kaçınılmaz buluyor da olabiliriz. Bunların hiçbiri kültür endüstrisine maruz kaldığımız gerçeğini değiştirmez. Masum addettiğimiz bir tüketim bizi tüketmeye başlar. Geçmişle ve dolayısıyla gelenekle bağımız kopar. Önce kıyafetler yenilenir, sonra yemek alışkanlıkları değişir, ardından dil yozlaşır, sonra değerler sistemi sorgulanır duruma gelir, en sonunda bizi oluşturan ve bize ait ne varsa ötelenmeye başlar. Değerler örselendiğinde refleksler yitirilir, kişi tepkisizleşir.
Popüler kültür bunu nasıl yapar?
Popüler kültürün elindeki en büyük güç iletişim araçlarıdır. Diziler, filmler, karakterler aracılığıyla yeni hayatlar sunarlar. Ahlaki olmayanı meşrulaştırabildiği gibi absürt olanı kabul edilebilir hale getirirler. İlk başta karşı çıksak dahi sürekli maruz kalmanın etkisiyle alışkanlık kesbederek normalleştirilir. Hakeza reklamlar nelerin tüketilmesi gerektiğini empoze eden güçlü aygıttır. Burada reklam yüzleri bile rastgele seçilmemiştir. Toplum nezdinde kabul gören, meşhur olmuş kişiler tercih edilerek özenti sağlanmaktadır. Kültür endüstrisi işini şansa bırakmaz, her şeyi kendince organize eder. Hangi kitapları okuyacağınızı, hangi müzikleri dinleyeceğinizi, hangi yemekleri yiyeceğinizi hatta hangi kıyafetleri giyeceğinizi belirler. Kitap fuarlarında yazar olup olmadıklarına bakılmaksızın ekran yüzü olmuş şöhretli kişileri getirmeleri boşuna değildir. Yazar olarak toplum önüne onlar çıkarılır. İnançla, değerlerle ters düşen kişilerin kanaat önderi gösterilmesi tesadüf olamaz. Bu sayede halk vasata, aşağı olana alıştırılmaktadır. Sonra dinlediğimiz müzikler, okuduğumuz kitaplar vasatın inşasında önemli rol oynar. Anlam dışlanmaktadır. Her şey keyif almak, bir süre oyalanmak ve vakit geçirmek için vardır. Düşünmenizi ve kendinizle başbaşa kalmanızı istemezler. Tüket ve yenisine geç. Tüket… Tüket… Hazmetmeden, sorgulamadan, idrak etmeden yenisine geç. Ne söylediği ne anlattığı mühim değil; nicelik lazım bize.
Popülerlik her dönem olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Herkesin eğitimi, bilgisi, görgüsü, anlayışı, kavrayışı aynı değildir; toplumun bütününden nitelikli olanı, estetik beğeniyi, sanatı öncelemesini bekleyemeyiz. Yaşam içinde vasatı yaşayanlar olacaktır ama vasatın toplum genelini etkiliyor olmasına karşı çıkmak gerekir. Biraz durup düşünmezsek bunlar sıradan, normal olan şeyler gibi gelebilir. Herkes yapıyor, ne var bunda diyebiliriz. Çünkü işimize öyle gelmektedir. Bu, kolay yoldur; diğeri zordur, emek ister, sabır ister, irade ister. Hayat bu değil mi? Zor olan, emek isteyen bizi bir yere taşır. Herkesin yapıyor olması onu meşrulaştırmaz. Bizim amacımız kendimiz olarak kalmak, kendi kimliğimizi yaşamak. “Kim bir kavme benzerse onlardandır.” hadisi ne demek istediğimizi çok iyi ifade etmektedir. Taklit aslı ortadan kaldırır. Alışkanlıklar davranışları değiştirerek yeni değerler üretmeye başlar. Her şey kültür endüstrisinin çıkarlarına hizmet etmeye başlar. Kendimiz olarak kalmak istiyorsak kültürün ve geleneğin kodlarını yaşatmamız gerekir.
Şunu unutmayalım: Popüler kültürün amacında hız ve haz vardır. Oysa kültür çok yavaştır ve haz vadetmez. Popülerlik beğeniye oynar lakin kültürün böyle bir derdi yoktur. Popüler olan geçicidir, her dönem değişkenlik gösterir fakat kültür devamlıdır, aynıdır ama her zaman yeniliğini korur. Popüler kültür sayıya, niceliğe bakarken kültür nitelikten taviz vermez. Popüler kültür küreseldir ve birtakım güçler tarafından yönetilir; kültür yereldir, yerele aittir ama evrenseli inşa eder. Popüler kültür tek tipleştirir, kişiliksizlik hâkimdir; kültürde her şey özeldir, kişilik ve kimlik sahibidir.