PEYGAMBERİMİZ
VE AİLE AHLAKI
Prof. Dr. Ali ERBAŞ
Diyanet İşleri Başkanı
Yüce dinimiz İslam’ın temel hedefi, insanların can, akıl, mal, nesil ve din emniyetini güvence altına alan bir hayat nizamı tesis etmektir. İslam hukukunda “zarurât-ı hamse” terkibiyle ifade edilen söz konusu beş gayeden özellikle neslin emniyeti hususunda ailenin rolü ve önemi izahtan varestedir. Aile, insanın biyolojik ve psikolojik gereksinimlerinin temini, fıtratın ve neslin muhafaza edilmesi noktasında vazgeçilmez bir kurumdur. Nitekim hayat rehberimiz Kur’an-ı Kerim, aileyi insanlığın en köklü sosyal kurumu olarak takdim eder. İlk ailenin Hz. Âdem ve Hz. Havva ile teşekkül ettiğini “Sen ve eşin cennette kalın.” (Araf, 7/19.) ayetiyle haber verir.
Aile, insani ve ahlaki değerlerin öğrenildiği bir eğitim yuvasıdır. Dünyaya gelen her insan, ruhsal, duygusal ve sosyal gelişimini ailede tamamlar. İlk eğitimini aile yuvasında alır; dinî ve ahlaki değerlerini, sevgiyi, saygıyı, adaleti, merhameti, ahde vefayı öncelikle ailede öğrenir. Bütün güzellikleri aile ortamında özümser. İnsanın inanç, fikir, vicdan ve ahlak dünyası, kişilik ve karakter yapısı, içinde doğup büyüdüğü ailenin değerleriyle şekillenir. Bu açıdan aile, hayatı anlamlı kılan değerler ekseninde sosyalleşebilmenin en sağlam zemini olduğu gibi bireysel ve toplumsal huzurun da en temel kaynağıdır. Nitekim Cenab-ı Hak, “Allah, size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı.” (Nahl, 16/80.) buyurmak suretiyle aile yuvasının bir huzur ve esenlik kaynağı olduğuna dikkat çekmektedir.
Mezkûr önemine binaen aile, İslam’ın erdemli insan faziletli toplum idealinin daima odağında yer almıştır. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de ve Peygamber Efendimizin sünnetinde aileye büyük önem atfedilmiş; kuruluş aşamasından işleyişine, hukuki çerçevesinden ahlaki boyutuna, iletişim dilinden muaşeret biçimine kadar aile kurumunun her aşaması ve her alanıyla ilgili hükümler, ilkeler ve ölçüler vazedilerek bu önemli kurum bütün ayrıntılarıyla güvence altına alınmıştır. İhtiva ettiği mesajlarla aileye dair bir bilinç inşa eden Kur’an-ı Kerim’de eşlerin birbirlerine karşı durumu “Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. ” (Bakara, 2/187.) teşbihiyle ifade edilmiştir. Buradaki “örtü” metaforu, aile kurumunun koruyucu, kollayıcı ve hayatı güzelleştirici işlevine dikkat çekmektedir. Böyle bir bilinçle hayat bulan aile kurumu, her türlü insani erdemin neşvünema bulmasını ve bütün ahlaki değerlerin geleceğe taşınmasını sağlayan eşsiz bir imkândır.
Ne var ki bugün aile kurumu ciddi tehditlerle karşı karşıyadır. Küresel iletişim ağlarının etkisiyle dünya genelinde yaşanan hızlı değişim içerisinde, maalesef fıtratı ve aileyi tehdit eden cahiliye âdeti birtakım sapkın anlayış, yaklaşım ve uygulamalar öne çıkartılmaktadır. Bu noktada sosyal etkileşimin küresel boyutta ve çok hızlı bir şekilde gerçekleşmesine yol açan yeni medya unsurlarının rolü asla göz ardı edilmemelidir. Zira söz konusu unsurlar üzerinden sinsice yürütülen algı operasyonlarıyla duygu ve düşünceler kolaylıkla manipüle edilerek insanın selim fıtratına aykırı tutumların propagandası yapılabilmektedir. Salt hazzın merkeze alındığı ve hiçbir sınır tanımaksızın her türlü değerin tüketim aracına dönüştürüldüğü bir hayat tarzı, medya üzerinden âdeta herkese dayatılmaktadır. Buna maruz kalan nesillerin inanç, değer, kültür ve ahlak bakımından ciddi bir zihin erozyonu yaşaması kaçınılmaz olmaktadır. Çağın getirdiği tüm olumsuzluklar doğrudan ya da dolaylı bir şekilde en fazla da aile kurumunu etkilemektedir.
Yaşanan bu dejenerasyon sürecinin olumsuz etkilerini bertaraf etme noktasında bütün unsur ve değerleriyle ailenin korunması ve güçlendirilmesi önem arz etmektedir. Biliyoruz ki aile sağlam ve güçlü olduğunda topluma huzur, iyilik ve güzellikler egemen olurken, ailevi değerler ihmal edildiğinde insan çok yönlü bir karmaşa ortamına sürüklenmektedir. Ailede yaşanan her türlü olumsuzluk zaman içinde toplumun genel problemleri hâline gelerek aile-toplum sarmalında hayatı kuşatmaktadır. Bu sebeple geçmişten bugüne ailevi değerleri örseleyen, aile kurumunu sarsan ve insanların aile kurma isteklerini hedef alan bütün yıkıcı etkenler karşısında güçlü bir duyarlılık ve farkındalık geliştirmek gerekmektedir. Bilhassa teknolojik gelişmelerle birlikte sosyal ilişkilerin farklı mecralara taşındığı günümüzde aileyi ve fıtratı koruma noktasında daha büyük bir hassasiyet ve gayrete ihtiyaç vardır.
Fert ve toplum açısından huzurlu ve güvenli bir geleceğin yolu, aile kurumunun sağlam temeller üzere inşa ve ihyasından geçmektedir. Bu noktada Peygamber Efendimizin örnekliği, insanlık için son derece değerli bir imkândır. Zira Kur’an’ın ahkâm ve ahlakını hayata dönüştüren Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), her alanda olduğu gibi aile konusunda da en güzel örnekliği ortaya koymuştur. Yüce dinimizin bütün güzelliklerini aile hayatına yansıtmış; bizlere, ailede hukukun, ahlakın, iyiliğin, güzelliğin ve nezaketin önemini hayatıyla öğretmiştir. “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım.” (Tirmizi, Menakıb, 63.) hadis-i şerifi, onun insanlığa örnek olan aile hayatına dair önemli bir perspektif sunmaktadır.
Bu anlamda Sevgili Peygamberimizin mümtaz hayatına baktığımızda ailede sorumluluk bilincinin, istişarenin, fedakârlığın, karşılıklı yardımlaşma, dayanışma, saygı, sevgi ve anlayışın en güzel örneklerini görüyoruz. Peygamber Efendimiz, gerek eşlerin birbirine güven duyması ve bağlılık göstermesi; gerek sevinç, keder, yorgunluk ve sıkıntıların paylaşılması; gerekse ortaya çıkan birtakım problemler karşısında sabırlı ve anlayışlı davranılması hususunda bütün insanlık için numune-i imtisal olmuştur. Dolayısıyla onun çağları aşan örnekliğinde hukuki ilkelerle çerçevelenmiş ve ahlaki erdemlerle bezenmiş muhkem bir aile yapısı inşa edilmesi, çağın girift sorunları karşısında aile kurumuna güçlü bir mukavemet imkânı sağlayacak ve insanlığa huzur ve esenliğin yolunu açacaktır.