Zeynep YEŞİLDAL AKTAŞ
Hüsnühat sanatı, en güzeli arama gayretidir. İlk dönemlerinden günümüze kadar devam eden eşsiz bir yolculuktur. Hat sanatında bu yolculuğun rotasını yeni ufuklara taşıyan önemli dehalar yetişmiştir. Hattatların piri ve en büyüğü olarak nitelendirilen Şeyh Hamdullah da böyledir. Dünyaya nam salmış bir kabiliyete ve engin bir sanat zevkine mazhardır.
Hat sanatını Amasya’da Hayreddin Mar’âşî’den meşk ederek “aklâm-ı sitte”den (yani altı yazı çeşidi olan tevkî, rikā, muhakkak, reyhânî, sülüs ve nesih) icazet alır. Ömrünün tamamını hat sanatına adamıştır. Türk, Arap ve Fars edebiyatlarında da oldukça bilgilidir. Bu bilgisini de hat sanatına taşır. Şeyh Hamdullah, II. Bayezid’in Amasya’daki şehzadelik yıllarında onun dostluğunu kazanır. Bayezid, Şeyh Hamdullah’ı kendisine hat hocası tayin eder ve ondan icazet alır. II. Bayezid tahta çıkınca onun daveti üzerine İstanbul’a gider. Bu gidiş hem kendisinin hem de hat sanatının gelişimi açısından çok önemlidir. Zira saraya hat hocası olarak görevlendirilir. Şeyh Hamdullah’a, II. Bayezid saray hazinesinden yedi adet Yâkut Musta’sımî yazısı vererek güzel bir üslup oluşturmasını tavsiye eder. Şeyh Hamdullah bunun üzerine inzivaya çekilir. Allah’ın yardımıyla, Yâkut’un yazılarını günlerce pürdikkat inceler. En iyi harflerini seçer. Bu seçtiği harflerden hat sanatında “Şeyh üslubu” denilen yeni bir tarz ortaya koyarak yeni bir devir başlatır.
Sülüs ve nesih yazı ise Şeyh Hamdullah’la beraber büyük bir zarafet ve arılık kazanmıştır. Öyle ki hakkında, “Şeyh oğlu Hamdi hattı, tâ kim buldu zuhûr, / Âlemde bu muhakkak, nesh oldu hatt-ı Yâkut.” denilmiştir. (Uğur Derman, Ömrümün Bereketi-I, s. 84.)
Bu beyitte kullanılan muhakkak ve nesih, aynı zamanda iki yazı cinsinin de ismidir. Daha sonra zaman içerisinde hat sanatımızda bu ekol hâkim olur. Bu arada yetişen büyük üstatlar sayesinde de daha da mükemmel bir hâle gelir. Bu sebeple kendisine “kıbletü’l-küttâb” yani hattatların kıblesi denmiştir.
Şeyh ayrıca Fatih Sultan Mehmed’in özel kütüphanesi için de bazı eserleri istinsah eder. Bunlardan Kitâbü Ḥuneyn b. İsḥâḳ fi’l-mesâʾil ve ecvibetihâ fi’ṭ-ṭıb ile (TSMK, III. Ahmed, nr. 1996) Meṣâliḥu’l-ebdân ve’l-enfüs (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 3740) adlı eserler günümüze ulaşmıştır. (Meṣâliḥu’l-ebdân, Nail Okuyucu ve Zahit Tiryaki tarafından yapılan Türkçe çevirisi ile birlikte Türkiye Yazma Eserler Kurumu tarafından neşredilmiştir: İstanbul 2012)
Şeyh Hamdullah nesih hattını o kadar duru bir hâle getirmiştir ki mevcut hâliyle güzel olan yazı harikulade bir biçimde beğeni toplamaya başlamıştır. Karmaşıklıktan uzak ve kolayca okunabilen bir yazıya dönüşmüştür. Böylece kitap ve Kur’an yazısı olarak en çok tercih edilen nesih yazı stili olmuştur. Kur’an-ı Kerim’in tamamı nesihle yazılarak akıcılık sağlanmıştır. Bu sayede İslam dünyasında Şeyh Hamdullah’ın geliştirdiği nesih hatla mushaf yazma geleneği hâkim olmuştur.
Hat sanatını en zirveye taşıyan Hamdullah Efendi’nin birçok farklı alanda meziyetleri bulunur. “Şeyh, ibnü’ş-şeyh, kıbletülküttâb, kutbülküttâb, şeyhürrâmiyân” ünvanlarıyla anılan Şeyh Hamdullah’ın son bir ünvanı daha vardır. Bunu da zamanının ünlü kemankeşlerinden olmasına borçludur. Okçulukta da oldukça yeteneklidir. Aslına bakarsanız ok atmak ile kamışla bir nokta yazmak arasında yakın bir ilişki vardır. Bunun sebebi her ikisinde de nefesi tutup tam denge ve sükûnet içinde çalışmayı başarabilmektir. Her ne olursa olsun zihin dağınıklığına müsaade edilmez. İşin sırrı, tüm dikkat hedefe yoğunlaşarak oku atmak veya kâğıda harfi, doğru bir yöntemle çıkarmakta gizlidir. Nitekim sayfa düzeni ve yazı arasındaki koordinasyon onun elinde tamamen ideal ölçülere ulaşmıştır. Öyle ki hat yazısı ve arada kalan boşluklar kendi yörüngesinde muhteşem bir uyum ve ahenk yakalamıştır.
Ayrıca yine kendisinin Üsküdar’dan Sarayburnu’na yüzecek kadar iyi bir yüzücü olduğu nakledilmektedir. Bununla da kalmayan Hamdullah’ın Sultan Bayezid için ek yerleri belli olmayacak şekilde bir kaftan diktiği böylece de terzilikte de büyük bir hüner gösterdiği anlatılır.
Şeyh Hamdullah, 1512’de Sultan II. Bayezid’in tahttan feragat etmesinin ardından inzivaya çekilir. Sultan I. Selim dönemini evinde ibadet ederek geçirir. I. Selim’in ardından 1520’de tahta çıkan Kanuni Sultan Süleyman’ın da Şeyh Hamdullah’ı saraya davet edip hürmet gösterdiği bilinmektedir. Dünyevi sıfatlara, makam ve mevkilere hiçbir zaman iltifat etmeyen Şeyh Hamdullah, mezar taşına dahi isminin yazılmasını istememiştir.
Şeyhülislam Zembilli Ali Efendi tarafından Ayasofya Camii’nde cenaze namazı kılınır. Vasiyeti üzerine Üsküdar Karacaahmet Mezarlığı’nda Ali Sofî’nin yakınına defnedilir. Ona duyulan saygıdan ve hürmetten dolayı birçok meşhur hattat da bu alana defnedilmişlerdir. Bu alan, zamanla “Şeyh Sofası” ve “Hattatlar Sofası” adını almıştır. Daha sonra Sultan II. Mustafa’nın saray hattatı Şâhin Ağa tarafından mezar taşı kitabesi yazılır.
Şeyh Hamdullah Efendi’nin günümüze ulaşan çok sayıda eseri mevcuttur. Kendisine ait başyapıtlarını müzelerde, kütüphanelerde ve yine bazı özel koleksiyonlarda görmek mümkündür. Nakledilen bilgilere göre aklâm-ı sitte ile yazılmış pek çok eseri, kırk yedi Mushaf, 1000 kadar En‘âm, Kehf ve Nebe’ sûreleri, evrâd, ezkâr ve dua mecmuası, tûmâr, kıta ve murakka‘ları bulunmaktadır. Her bir hokkaya giren kamış kalem, tane tane harflerin kelimelere dönüştüğü sabır yolculuğunun müjdecisi gibidir. Gidilen yolun ve çekilen çilenin nihayetinde sadeliğin ve zarafetin marifetle buluşma hâlidir. Seyir zevki yüksek bu şaheserler ecdadımızın bizlere bıraktığı ve bizlerin de yaşarken yaşatacağımız ve öğreteceğimiz kültürel zenginliklerimizin yegâne mihenk taşlarıdır.
Diyanet İşleri Başkanlığı Kütüphanesi Yazma Eserler Koleksiyonu’nda Şeyh Hamdullah’a ait, görenleri kendine bir kez daha hayran bıraktıran sülüs-nesih kıt‘a bulunur. Tarih kaydının ve Şeyh Hamdullah’ın imzasının da yer aldığı bu kıt’a 15 Cemaziyülahır 1280 (27 Kasım 1863) tarihinde yazılmıştır. Yıllar öncesinde kendisinin meşk ettiği bir yazının bugün tespit edilerek ortaya çıkması bizlere unutulmaz bir keşfin mutluluğunu yaşatır. Bu kıt’ada aharlı murakka’ kâğıt üzerine ve fevkalâde bir sülüs hatla şöyle yazar: “Yüce nebi buyurdu ki: Allâh -celle celâlühû- O’na (Hazret-i Peygamber’e) salât ve selâm etsin” Sol alt taraftan nesih hat ile “Kim Allah yolunda bir gün oruç tutarsa Allah o günün orucu ile cehennem ateşini onun vücudundan yetmiş yıl uzaklaştırır.” ve “Kim ramazanın faziletine inanarak ve karşılığını yalnızca Allah’tan bekleyerek oruç tutarsa geçmiş günahları affedilir.” hadis-i şerifleri yer alır. Kıt‘a’nın kenarında ise imzası görülmektedir: “Meşk-i Hamdullah el-mağruf bi-ibnü’ş-Şeyh”
Henüz bu muhteşem meşkin etkisi üzerimizden geçmeden başka bir şaheserle tanışma şerefine nail oluyoruz. Bu nadide parça ise Şeyh Hamdullah’a ait Tebâreke cüzüdür. Bu nüshanın yirmi-a sayfasında, nüshanın Şeyh Hamdullah’a ait olduğunu belirten bir not yer alır. Bu notu kaleme alansa yine meşhur Hattat Kamil Akdik’in kendisidir. Nüshamız Mülk suresi ile başlayıp Nâziat suresi 46. ayet ile bitmektedir. Osmanlının son dönem cilt özelliklerini taşıyan nüshanın içi kadar dışının da zarafeti bizleri büyülemektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı Kütüphanesi Yazma Eserler Koleksiyonu’nda daha nice kıymetli hattatlara ait meşkler bulunmaktadır. Bunlardan bazıları, İslam hat sanatında, aynı yazının farklı tarz ve üslupları manasında kullanılan altı hat olarak da bilinen “Aklâm-ı Sitte”de yeni bir çığır açan Hafız Osman’a ait Kur’an-ı Kerim nüshası ve meşkler, Osmanlı’da hat ve musiki alanının en önemlilerinden olan Kazasker Mustafa İzzet Efendi’ye ait nefis murakkâlar ve Câbîzâde Abdullah Efendiye ait meşklerdir. Her biri hat severlerin istifadesine açılmıştır.
Diyanet İşleri Başkanlığı Kütüphanesi Yazma Eserler Koleksiyonu’nda bulunan yazma eserlerin, hatların, meşklerin ve belgelerin tamamının dijital ve katalog kayıtları çevrim içi olarak başta ülkemiz olmak üzere tüm dünyanın açık erişime sunulmuştur. Tamamı dijital ortama aktarılmış olan eserler, https://kutuphane.diyanet.gov.tr/YazmaEserSearch.aspx ilgili linkten ulaşılabilmekte ve geçmişin kültür mirasını geleceğe aktarılmak üzere çalışmalarına devam etmektedir.