ORUÇ TUTMAK
İSTEYEN KEDİ
Rümeysa OĞUZ
İbadetler, Müslümanca yaşamın mihenk taşıdır. Küçük yaşta önemi kavranır, alışkanlık olarak kazanılırsa büyüdükçe sorumluluk hâline gelen bütün ibadetler daha farkına vararak ve keyif alarak eda edilir. Bunu sağlamanın pek çok yolu mevcuttur elbette. Bu yollardan biri de güzel bir dille yazılmış kitaplardır. Kitaplar, çocukların zihnine güzel tohumlar ekmeyi başarırsa bir ömür çiçeklenerek tertemiz nesillerin vesilesi olur.
Sümeyye Çiftçi’nin kaleme aldığı Oruç Tutmak İsteyen Kedi, ilk gençlik çağındaki okuyucu kitlesine oruç ibadetini anlatıyor. Kitabın dili öyle eğlenceli ki uzun zamandır hasret kaldığımız dikte etmeyen, korkutmayan, sevdiren ve içimizi sıcacık eden bir hikâyeyle okura sesleniyor Çiftçi. Kitap iki ana bölümden oluşuyor ve iki farklı gözle anlatılıyor. Bir yanda kendisini takip eden kediyi sahiplenen kahramanımız Heleki, öte yanda bir kedi olmasına rağmen bütün evin ve hatta mahallenin düzenini değiştiren afacan kedimiz Neyseki!
Kitapta sahiplenilen kedimiz Neyseki, ramazan ayı olması hasebiyle yiyip içmeyi kesen ev halkına şaşırıyor. Mukabele, teravih, ramazan davetleri, diş kirası ve itikaf gibi bütün ramazan geleneklerinin ve ramazan ayına özgü ibadetlerin içine girip her birine kendince anlamlar yüklüyor. Kendince yüklediği anlamlarla yetinmeyip bütün bu olanlara müdahale etmeye kalkıyor. Bir kedi, ramazan ayında işlere karışırsa ne olur? İşte olanlar bundan sonra oluyor ve okuyucu talihsizliklerle dolu serüveni kahkaha atarak okuyor. Okurken de ramazana dair terimleri ve gelenekleri eğlenerek öğrenmiş oluyor.
Her ne kadar beklenmeyen olaylar arka arkaya gelse de kedimiz Neyseki’nin vesilesiyle aile halkı hiç farkına varmadan bir arada olup yitirdikleri bazı güzelliklere kavuşuyor. Bütün bu olanları kedinin sahibi Heleki’nin dilinden okuyan okur, kitabın ikinci bölümünde ise kedimiz Neyseki’nin gözünden yaşananları yeniden değerlendirme imkânı buluyor. Böylelikle ramazanı ve ramazan kavramlarını öğrenmenin yanı sıra hiçbir olayın tek taraflı değerlendirilmemesi gerektiğini anlıyor. Zira kitap bittiğinde okur, iki taraflı bir bakış açısına sahip oluyor.
Muhatap kitlesini oldukça güldüren bu güzel hikâye, temiz dili, sürükleyici olay akışıyla öğretmeyi de garanti ediyor. Sıkmadan eğitmeyi amaçlayan ebeveynlerin gönül rahatlığıyla çocuklarına sunabileceği eser, Sümeyye Çiftçi’nin ustalıklı anlatımı sayesinde yalnız ilk gençlik çağına değil okumayı seven herkese sayfalarını aralıyor.