ORUÇ ÖYKÜLERİ
Mustafa Mirza DEMİR
Ramazan ayı kapımızı çaldı. Oruç mevsimi, bütün maneviyatı ve kutsiyetiyle bizleri kuşattı. Bilindiği gibi oruç, sadece bedenin açlıkla ve susuzlukla imtihanından, bazı maddi yoksunluklardan ibaret değildir. Oruç, aynı zamanda ruhun derin bir sükûnete ve arınmaya hicretidir de. Tan yeri ağarmadan başlayan bu iradi ve manevi duruş, insanın kendi iç dünyasına yaptığı kutsal bir yolculuktur. Gündelik hayatın hengâmesi ve nefsin bitmek bilmeyen arzuları arasında boğulan ruhlarımız, oruç sayesinde nefes alır ve kendini tanımaya da imkân bulur. Madde çekildikçe mana parıldar, fiziki yoksunlukların arasından ulvi bereketler çağıldar. Oruç ibadetiyle sabrı bir zırh gibi kuşandığımızda yokluğa sabretmek kadar varlığa şükretmek de kolay ve lezzetli olur mümin gönüller için. Oruç, kalplerimizin aynası, sofralarımızın ve gönüllerimizin bereketi, yüce bir vuslatın dünyevi bir provasıdır. Nefsin terbiyesiyle bizleri ötelere taşıyan, melekût âleminin iklimine yaklaştıran manevi bir miraçtır oruç…
Muazzam bir sükût iklimi olan oruç, bireysel bir arınma olduğu kadar toplumun yaralarını da sağaltan sessiz bir köprüdür. Açlık ve yoksunluk tecrübesi, başkasının hâlini bizzat kendi bedeninde hissettirir. Zengin ile fakiri aynı sofra ve maneviyatın ikliminde birleştiren bu ibadet, kibrin yerine diğerkâmlığı koyar. Dolayısıyla oruç, empatiyi bir kavram olmaktan çıkarıp bizzat yaşanılan bir hakikate dönüştürerek toplumsal vicdanı da zinde tutar. Bütün bu gelişmelerden bereketli hikâyeler neşet eder sonra.
Ramazanın gelişiyle yeniden canlanır oruç hikâyeleri… Her birinin kendine has hatırası, manevi seyri, her şeyi yeni baştan anlamlandırma yolculuğu bulunur. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, yeni bir eserle bu manevi yolculuğa edebî bir katkıda bulunuyor. Kolektif bir çalışma olan Oruç Öyküleri, bir solukta keyifle okunacak on iki oruç hikâyesini iki kapak arasında bir araya getiriyor. Abdullah Kasay, Adige Batur, Ali Necip Erdoğan, Ayşegül Genç, M. Fatih Kutlubay, Naime Erkovan, Selma Aksoy Türköz ve Sema Bayar gibi genç öykücülerin kaleme aldığı oruç öyküleri, bu kadim ibadetin hayatın farklı dönemlerinde nasıl yeni manalar kazandığını anlatıyor. Kitabın arka kapak cümleleriyle ifade edecek olursak “Çocukluğun masum merakından gençliğin arayışlarına, yetişkinliğin yorgun nefeslerinden yaşlılığın derin tefekkürüne uzanan bu öyküler; orucu bir yolculuk, bir duruş ve bir yaşam biçimi olarak görmeye davet ediyor.” Tabiat Kanunları, Yanlış Alarm, Dağın Kalbi, İlk Oruç, Koku, Yufkalar, Gölgede Kalan Su, Korku ve Ümit… Ve diğer hikâyeler… Ramazan ve oruçla birlikte soluduğumuz ulvi iklimde bizlere arkadaşlık ve eşlik edecek yol arkadaşları... Okurun iç dünyalarına kapı aralayan manevi davetiyeler aslında.
Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları’nın Oruç Öyküleri adlı eserini okurlarımızın istifadelerine sunarken ramazan ayının, bereketiyle bütün haneleri ve gönülleri ihya etmesini temenni eder, Yüce Rabbimizden âlem-i İslam’a huzur ve esenlik niyaz ederiz. İyi okumalar…