OKUL ÇAĞI ÇOCUKLARINDA GÖRÜLEN PROBLEMLER


Hatice TOPKARAOĞLU

Klinik Psikolog


Eylül ayıyla birlikte okullar açıldı. Çocukların okula gittiği ailelerde “Bugün okul nasıldı? Ödevin var mı? Beslenmeni bitirdin mi? Yarın hangi derslerin var?” gibi akşam sohbetleri yapılmaya başlandı. Kimi ailelerde bu sohbetler tatlı tatlı geçerken kimi ailelerde ise okula dair krizler görülmeye başladı.

Okul döneminde görülen sorunların başında “ayrılık kaygısı” ve “okul fobisi” gelmektedir. Ayrılık kaygısı, çocuğun ebeveyninden ya da bakım vereninden ayrılmaya dair duyduğu yoğun kaygı ve bu kaygıya bağlı olarak yaşadığı bedensel tepkilerle açıklanır. Genellikle anaokulu ve ilkokula başlangıç dönemlerinde görülen bu kaygı; çocuğun genel kaygı düzeyi, ebeveynlik tutumları ve psikolojik sağlamlığı ile yakından ilişkilidir.

Okul fobisi ise okula karşı yoğun isteksizlik ve gitmek istememe hâli olarak tanımlanır. Bu durum genellikle okulda yaşanan zorlu bir olayın ardından ortaya çıkar. Akran zorbalığı, öğretmen değişimi, başarısızlık bu duruma örnektir. Bazen de çocuğun hayatında açığa çıkan zorluklar okul fobisini tetikleyebilir. Taşınma, ebeveyn boşanması, ebeveyn kaybı veya kardeş kıskançlığı bu zorluklar arasında sayılabilir.

Hem ayrılık kaygısında hem de okul fobisinde çocuğun yaşadığı duyguyu anlamak, okul ve aile iş birliğini sağlamak ve gerekirse bir çocuk psikoloğundan destek almak önemlidir. Sorun çözümlenmediğinde akademik ve sosyal başarısızlıkların yanı sıra farklı psikolojik ve davranışsal problemlerle karşılaşmak mümkündür.

Okul çağında görülen bir diğer problem “okul başarısızlığı”dır. Okul başarısızlığı, öğrencinin beklenen akademik başarıyı gösterememesi durumudur. Bunun nedenleri; zekâ düzeyi, öğrenme güçlükleri, dikkat problemleri, çocuğun ve ailenin okula karşı tutumları, öğretmen-öğrenci ilişkileri veya duygusal ve davranışsal başka problemler olabilir.

Çocuğun zekâ düzeyine bağlı yaşanan okul başarısızlığı, yaşına uygun zihinsel yetilerin gelişmemesi ile açıklanabilir. Bu durumdaki çocuklar sadece okulda değil sosyal yaşamda da zorluklar yaşayabilirler. Öğrenme güçlükleri ise zekâdan bağımsız olarak ortaya çıkar. Okuma, yazma ya da matematik becerilerinin edinilmesinde yaşanan güçlükler; disleksi (okuma güçlüğü), disgrafi (yazma güçlüğü) ve diskalkuli (matematik güçlüğü) olarak bilinmektedir.

Okul döneminde sık karşılaşılan ve başarısızlığa yol açan bir diğer sorun da “dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu”dur (DEHB). Bu çocuklar, dikkat gerektiren durumlarda arkadaşlarına göre odaklanma ve dikkati sürdürme konusunda güçlük yaşarlar. Eğer bu duruma hiperaktivite ve dürtüsellik de eşlik ediyorsa sınıf içinde kurallara uyum sağlamak, dersleri takip etmek daha da zorlaşır ve başarısızlık kaçınılmaz hâle gelebilir.

Bir diğer sebep olarak ise ailenin ve çocuğun okula karşı tutumu öne çıkar. Eğer aile çocuğun eğitimini takip etmiyor, ödevlerini kontrol etmiyor, okula devamlılığını desteklemiyor ya da eğitime önem vermiyorsa çocukta isteksizlik ve sorumluluklarını önemsememe davranışları gelişebilir. Aynı şekilde çocuk da okula karşı sorumluluklarını yerine getirmiyor ve isteksiz davranıyorsa başarısızlık yaşanabilir.

Çocukların öğretmenleriyle sağlıklı ilişkiler kuramaması da başarısızlığa sebep olabilir. Yetişkinlerin çocukluk hatıralarında sıkça görüldüğü üzere; öğretmeni yüzünden dersi sevmeme, okulu bırakmak isteme, öğretmenden şiddet veya ayrımcılık görme gibi olumsuz deneyimler çocukları okuldan uzaklaştırabilir. Bu nedenle öğretmen-öğrenci ilişkisinin sağlıklı olması çocuğun başarısı için kritik öneme sahiptir.

Bazı durumlarda ise başarısızlığın altında duygusal ya da davranışsal sorunlar yatar. Duygu durum bozukluğu yaşayan bir çocuk isteksizlik, çökkünlük ve tükenmişlikle mücadele ederken okula ve sorumluluklarına odaklanmakta zorlanır. Bu çocuklarda ödev yapmama, ders dinlememe, okula gitmek istememe gibi davranışlarla karşılaşılabilir. Bu durumda sorunun kaynağı anlaşılmalı ve çocuğa uygun destek sağlanmalıdır.

Davranışsal problemler arasında ise sıklıkla dürtüsellik karşımıza çıkar. Çocuğun uygun olmayan yerde uygunsuz davranışlar sergilemesi olarak açıklanabilen dürtüsellik, sosyal başarısızlık riskini de artırır. Davranışlarını yönetemeyen çocuklar okul kurallarına uymakta zorlanır, kimi zaman dışlanır ve beklenen performansı gösteremeyerek başarısız olabilir.

Sonuç olarak okul başarısızlığına yol açan sebep ne olursa olsun, bunun erken fark edilmesi ve çocuğa gerekli desteğin sağlanması çok önemlidir.

Çocukları Okul Sorunları Yaşayan Ebeveynlere Öneriler

• Her çocuk kendi hızında gelişir. Çocuğunuzu yaşadığı sorunlar sebebiyle etiketlemeyin, başka çocuklarla kıyaslamayın, sorunun kaynağını anlamaya çalışın.

• Yaşadığınız problemlerin çözümsüz olmadığını, sabır ve anlayışla çocuğunuza destek olabileceğinizi unutmayın.

• Tutarlı bir ebeveyn olun. Bir ebeveynin evet dediğine diğerinin hayır demesi veya bir gün evet dediğinize ertesi gün hayır demeniz çocukta tutarsızlığa sebep olur.

• Çocuğunuzun yaşadığı soruna değil kökenindeki nedene odaklanın. Erken fark edilmeyen sorunlar daha büyük problemlere yol açabilir. Bu nedenle sorunları göz ardı etmeyin, gerekirse bir uzmandan düzenli destek alın.

• Okul-aile iş birliğini önemseyin. Çocuğunuzun gününün büyük bölümünü okulda geçirdiğini, öğretmenlerin gözlemlerinin çok kıymetli olduğunu unutmayın.

•          Çocuğunuzu kıyaslamayın. “Herkesin çocuğu yapıyor, sen neden yapamıyorsun?” gibi sözler çocukları olumsuz etiketler. Bu etiketler ileride onların kişiliklerine dahi yansıyabilir.