NİĞBOLU ZAFERİ
Alparslan AKÇA
Yıldırım Bayezid (1389-1402), ceddinden devraldığı fetih meşalesini şerefle taşıyor, Anadolu’ya sığmıyor, yıldırım hızıyla ilerliyordu. Anadolu’da çıkan ayaklanmaları bastırmış, buralarda Türk birliğini büyük oranda sağlamıştı. Bir yandan Bizans’ın başkenti İstanbul’u abluka altına alırken diğer yandan Tuna bölgesinde Macarları hezimete uğratıyordu.
Türklerin ilerleyişine dayanamayan Macaristan Kralı Sigismund ve Bayezid’in varlığını büyük bir tehdit olarak gören Bizans İmparatoru II. Manuel, buna dur demek için ittifak ederek Haçlı birliğinin görüşmelerine başladılar. Asıl gaye, Macaristan’ı ve Balkanları Osmanlı tehlikesinden kurtarmak, böylece Batı Avrupa’nın güvenliğini sağlamak ve Kosova yenilgisinin de acısını çıkarmaktı. Dillendirilen propaganda ise İstanbul üzerinden yürüyerek Kudüs’e ulaşmak, Hristiyanlık dinini yüceltmek, arz-ı mukaddesi fethetmek olarak yapıldı. Bunun için Roma’daki Papa IX. Boniface ve Avignon’daki Papa (anti-papa) XIV. Benedict birlik olup dinî bildiri yayımladı.
Büyük kısmını Macarların oluşturduğu Haçlı kuvvetleri kısa zamanda toplandı. Bu ordu, tarihte görülen en büyük Haçlı ordusuydu.
Fransız, İngiliz ve Alman birliklerinin yanı sıra Lehistan, Bohemya askerleri, İtalyan denizciler, İspanya ve Rodos şövalyeleri, çok sayıda maceracı ve ücretli askerin de Macarlara katılmasıyla yüz bin kişiyi bulan bir Haçlı ordusu, 1396 yılının Temmuz sonunda Buda’da bir araya geldi. Macar Kralı Sigismund’un bu kalabalığı görünce, “Ben bunlarla yalnız Türkleri kovmakla kalmam, gök düşecek olsa onu da mızraklarınızla tutarım.” diyerek böbürlendiği rivayet edilir.
Hareket ettikleri ilk günden itibaren geçtikleri topraklarda din ve mezhep gözetmeden yerli halka akıl almaz kötülükler ve çirkin saldırılarda bulunan Haçlı ordusu Osmanlı topraklarına girdikten sonra da zulüm ve işkenceler yapıyor, kan dökerek ilerliyordu.
Süratle bütün orduları harekete geçiren Bayezid, 25 Eylül 1396’da Haçlıları Niğbolu’da karşıladı. Sayıca Haçlılardan daha az ve yorgun bir orduya sahipti.
Fakat Sultan Bayezid’in askerî dehası, askerin bölgeyi tanıması, taktik ve stratejik üstünlüğü, paşaların ve şehzadelerin azmi ve işbirliği sayesinde Osmanlı, Niğbolu’da büyük bir zafer elde etti.
Bu galibiyet, Yıldırım Bayezid’in şahsı ve Osmanlılar için önemli bir kırılma noktası oldu.
Haçlıların en büyük ordusunu bozguna uğratan Türklerin Balkanlardaki varlığı sağlamlaşmış, Osmanlı’nın Bizans üzerindeki etkisi artmıştı. Ayrıca İslam dünyası nezdinde büyük bir itibar elde eden Bayezid, “Sultan-ı İklim-i Rum” ünvanını alırken Macar Kralı Sigismund ise Tuna kıyısında bulabildiği küçük bir gemiyle kaçarak canını zor kurtardı.