NİCELİKTEN NİTELİĞE ÖRGÜN EĞİTİMLE BİRLİKTE HAFIZLIK

 

 

Prof. Dr. İbrahim Hilmi KARSLI

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı

 

 

DİB ve MEB işbirliğinde gerçekleştirilen örgün eğitimle birlikte hafızlık projesi yeni bir model olup bugüne kadar yaklaşık 8631 hafız mezun etmiştir. Aşağıda bununla ilgili karşılaşılan sorunları gidermeye veya projeyi daha ileri bir aşamaya götürmeye yönelik teklifler sunulacaktır. Bunların bir kısmı, önceki yıllarda konuyla ilgili MEB’den temsilcilerin de katılımıyla yapılan çalıştaylarda dile getirilen hususlardır.

Önce bu uygulamanın kazanımlarından bahsetmek istiyorum: Bu sayede hafızlığa başlama yaşı 11-12’lere kadar düştü. İyi değerlendirildiği takdirde bu yaşlarda çocuğun Kur’an’la kurduğu yoğun ilişki, ileriki zamanlarda onun manevi hayatında kalıcı izler bırakır. Yine bu sayede çocuk, zaman yönetimi, disiplinli, sabırlı ve özgüven sahibi olma becerilerini kazanır. Ayrıca öğrencide hafıza ve dikkat gelişimi olur, bu da akademik derslerde daha başarılı olmasını sağlar. Bir başka kazanım da çocuk okul hayatından kopmaz, dolayısıyla sene kaybetmeden iki eğitimi birlikte yürütme imkânı bulur. Diğer bir konu da proje sayesinde zeki ve kabiliyetli öğrencilerin hafızlık eğitimine yönelmelerinde diklerini görüyoruz.

Şimdi konuyla ilgili tespit ve tekliflerimize geçebiliriz: Her iki tarafın işbirliği ile okuldaki öğretmenlerin ve velilerin belirli aralıklarla hafızlık eğitimi, yaşanan zorluklar ve sorumlulukları hakkında bilgilendirilmeleri oldukça önemlidir. Mesela protokol kapsamında MEB tarafından yapılan akademik sınavda başarılı olup hafızlık hazırlık sürecine alınan, ancak ön hazırlık dönemi olan 10 haftanın sonunda, hafızlık eğitimine uygun görülmeyen öğrencilerin, proje kapsamı dışında kalacağı hususunda velilere gerekli bilgilendirmenin önceden yapılması gerekmektedir. Aksi bir durumda öğrencilerin hafızlık eğitimlerine devam etmesi yönünde velilerin zorlamaları olabilmektedir.

İmzalanan protokolün yürütücüler tarafından iyi anlaşılması, yine tüm çalışmalarda DİB ve MEB’in kendi sorumluluk alanlarıyla sınırlı bir şekilde koordinasyon içerisinde hareket etmesi oldukça önemlidir. Bu sebeple protokolde geçen yürütme kurulunun daha aktif çalışması, raporların taraflarla paylaşılması, bunların değerlendirilmesi amacıyla kurumlar arası düzenli toplantıların yapılması gerekmektedir. Yine projenin uygulanacağı yerlerin her iki kurum tarafından gerekli ön çalışmalar yapılarak belirlenmesi, projenin amaçlarının gerçekleşmesi açısından diğer önemli bir konudur.  

Hafızlık eğitiminde en önemli aşamalardan biri, öğrenci seçiminin titiz bir şekilde yapılmasıdır. Hafızlık sürecinde zorlukların aşılması ve işlerin yolunda gitmesi açısından bu oldukça önemlidir. Bu bağlamda projenin öğrencilere ve velilere iyi bir tanıtımının zamanında yapılması öncelikli bir konudur. Böylece müracaat edenlerin sayısı çoğalır, bu da doğal olarak gerekli altyapı ve kabiliyete sahip öğrencilerin seçimini kolaylaştırır. Ayrıca hafızlıktan önceki aşamada öğrencinin hem psikolojik hazırlık hem de tecvit, talim ve akıcı okuma yönlerinden daha bir olgunluğa erişmesi sağlanmış olur.

Projeyle ilgili tanıtımların 4. sınıfın başında yapılması, hafızlık için düşünülen öğrencilere 4. sınıfta Başkanlığımızca hazırlanan 7-10 yaş grubuna yönelik programın uygulanması titiz bir şekilde takip edilmelidir. Yine projeye müracaat eden öğrencilerin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni, sınıf öğretmeni ve rehber öğretmeninin görüşlerinin alınması, kısaca akademik sınavdan başarılı olarak seçilen öğrencilerin hazır bulunuşluk durumlarını ölçebilecek bir komisyon tarafından mülakatın yapılması dikkat edilmesi gereken konulardır. Aksi bir durum, hafızlığı tamamlayabilecek yetenek ve istekte öğrencilerin seçilmemesi, dolayısıyla sürecin sekteye uğramasına yol açabilir. Bu da hem kendisinin özgüven kaybına hem de ailesinin hayal kırıklığına uğraması gibi istenmeyen sonuçlara sebep olabilir.

Okul veya sınıf bazında proje uygulayan okullara öğrenci kalitesini yükseltmek gayesiyle kontenjan sayısının en az üç katı müracaatın olması, aksi takdirde proje uygulamasına geçilmemesi önemli hususlardan bir diğeridir. Çünkü hafızlık tek başına da yapılsa ciddi bir emek gerektirmektedir. Hele akademik eğitimle beraber yürütülmesi, öğrencinin işini daha da zorlaştırmaktadır. Dolayısıyla yetenekli ve istekli öğrencilerin seçilmesi işlemi daha bir dikkat ve özenle yapılmalıdır.

Hafızlıkta öğrencinin kabiliyetli ve istekli olması hem hafızlık süreci hem de sonrası açısından önemlidir. Başka bir ifadeyle bu eğitimde yetenek, motivasyon ve ezber kabiliyeti öncelikli bir konudur. Öğrenciler arasında birtakım yetenek farklılıklarının olması doğal bir durumdur. Dolayısıyla öğrencilerin durumları dikkate alınarak gerek imtihan dönemlerinde verilecek ezber derslerde gerekse okul ödevleri konusunda esnek ve değişken bir yaklaşımın sergilenmesi gerçekçi olacaktır. 

Öğrenci seçimiyle ilgili bir başka husus da şudur: Yapılan akademik imtihanlarda standart bir kritere ihtiyaç vardır. Bu da ancak Türkiye genelinde yapılacak merkezî bir sınavla mümkün olabilir.

Hafızlık sürecinde yorgunluk ve isteksizlik baş gösterebilir. Bu bakımdan öğrencilere psikolojik ve moralman destek ihmal edilmemelidir. Ayrıca öğrenciye Kur’an’ın muhtevası konusunda yapılacak aydınlatmalar onu manevi ve psikolojik yönlerden güçlendirir. Allah’ın her daim yanında olduğu bilincini ona aşılar.      

Diğer taraftan sosyokültürel etkinliklerin düzenlendiği kurslarda öğrenci motivasyonu ve ders başarısının arttığı görülmektedir. Bu sebeple Gençlik ve Spor Bakanlığı gibi sosyal, kültürel ve kamp faaliyetleri bulunan kuruluşlarla gerekli iletişim sağlanarak hafızlık eğitimindeki öğrencilerin moral motivasyonu ve ders başarısını artırmaya yönelik çeşitli kamp programlarının planlanmasına ihtiyaç vardır. Yine gerçekleştirilen sosyal etkinliklerle ilgili DİBBYS/EHYS’de bir modül oluşturularak yapılan faaliyetlerin paylaşılması, Kur’an kursu-okul, öğretici-veli iş birliğini güçlendirmek üzere sosyal etkinliklerin yaygınlaştırılması konuları da bu bağlamda zikredilebilir.

Hafızlık öğrencilerinin ödüllendirilmesi diğer önemli bir konudur. İl bazında değişik vesilelerle öğrenciler arasında birtakım yarışmalar düzenlenerek çeşitli ödüllendirmeler yapılabilir. Hafızlık sonrasında da dinî ilimlere teşvik babında benzer çalışmalar devam ettirilmelidir. Nitekim Başkanlığımız bu konuda önemli adımlar atmış ve geçen yıl hafızlık tespit imtihanında başarılı bulunan öğrencileri umre ziyaretine göndermiştir.        

Hafızlık ve akademik derslerin yoğunluğu sebebiyle sosyal etkinlik ve rehberlik derslerinde öğrencilere ezber yaptırılmamalıdır. Çünkü söz konusu dersler öğrencinin bütüncül gelişimi açısından önemli olması sebebiyle ehli tarafından amaçları doğrultusunda işlenmelidir. Başka bir ifadeyle uzun süre devam eden çift yönlü bir eğitimde bu dersler, öğrencinin yorgunluğunu gidermekte, moral ve motivasyonunu artırmakta, kişisel, sosyal ve duygusal gelişimine önemli katkılar sağlamaktadır. Yine bu dersler, öğrenciyi bir alana odaklayıp diğer yönlerini ihmal etmekten korumakta, ileriki hayatında özgüven sahibi, mutlu, iletişimi iyi, ideal sahibi dolayısıyla iş ve sosyal hayatında başarılı aktörler olarak bulunmasını desteklemektedir. Kur’an’ın ilmini tahsil edenlere bu ilahi kelamın yüklediği sosyal sorumluluğu hesaba kattığımızda bahsedilen şahsiyet özelliklerinin kazanılmasının ne denli gerekli olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Bu gerekçelerle Kur’an kursu öğreticileri sosyal etkinlik ve rehberlik alanında gerekli eğitimi almaları, bu konuda ihtiyaç duyulan materyale sahip olmaları konularında desteklenmelidirler. Sosyal etkinlik dersi, sınıf içerisinde olabileceği gibi tüm sınıfların katılımıyla toplu hâlde de yapılabilir. Yine öğrenci veya sınıf sayısının fazla olduğu Kur’an kurslarında sadece sosyal etkinlik ve rehberlik dersini işlemek üzere öğreticiler görevlendirilebilir.

Diğer taraftan kurslarda öğrencilerin örnek alması için düzenlenen “Bir Konu Bir Konuk” programlarının verimli bir şekilde yürütülmesi önemlidir. Bunun verimli olması için iletişimi iyi, öğrencinin kendisinden bir şeyler bulduğu ve geleceğine ışık tutan katılımcıları seçmek gerekmektedir. Çünkü öğrenci bu nitelikteki şahsiyetleri daha kolay kabullenmekte, geleceğini kurgulamak, kariyerini belirlemekte bu kişilerin söylediklerini daha iyi içselleştirmektedir.

Yine sosyal medya mecralarında gerek Başkanlık’ta gerekse akademik dünyada önemli görevlerde bulunan hafızlarla hıfz tecrübeleri, Kur’an’ın üzerlerindeki etkisi, akademik kariyerlerindeki rolü vb. konularında yapılan söyleşilerin öğrencilere izlettirilmesi önemlidir. Çünkü öğrenci, hayata hazırlandığı, geleceğini planlamaya çalıştığı bu çağlarda kendisine örnek alacağı bir rol model arayışı içindedir. Burada dikkat edilmesi gereken konu, hafızlık öğrencisini dinî ilimlerden ziyade sadece popüler mesleklere yönlendirme hatasına düşülmemesi gerektiğidir. Çünkü bu birincisi hıfzın unutulmasını hızlandırmakta ikinci olarak da hafızlıktaki amaçtan yani Kur’an’ın anlaşılması, anlatılması ve disiplinler arası çalışmalarla ilmî etütlere konu edilerek insanlığın gündemine taşınmasından uzaklaşmaya sebep olmaktadır.

Hafızlık eğitiminin verimli olmasında gerek kadrolu gerekse geçici öğreticilerin, bilgi beceri ve eğitim formasyonu açısından donanımlı olmalarının ne denli önemli olduğu izahtan varestedir. Dolayısıyla bu konuda öğreticilerin bilgi, yeterlilik ve gayretlerini artırmak amacıyla Akademi’nin gerçekleştirdiği hizmet içi eğitimlerin çoğaltılması yanında mahallinde gerek ilahiyat gerekse eğitim fakültelerinden veya halk eğitim merkezi müdürlüklerince düzenlenen ilgili eğitimlerden istifade edilmesi yoluna gidilmelidir.

Sonuç olarak; hafızlığın hayat boyu devam etmesi için iyice pekiştirilmesi ve sağlamlaştırılması elzemdir. Bu da Kur’an’ın ezberine ve tekrarına ayrılan zamanın yeterli olması ve verimli kullanılmasını zorunlu kılar. Bu açıdan örgün eğitimle hafızlığa ayrılan bir yıllık süre uzatılmalı, yine öğleye kadar öğrenciye ezber çalışma zamanı tanınmalıdır. Aksi bir durum, öğrencilerden bir kısmını psikolojik olarak zorlamakta hatta süreçten kopup “başarısız olma” durumunu yaşamalarına sebep olabilmektedir. Ayrıca belirtelim ki hafızlık sonrası gerek yorucu bir yarışa dönüşen akademik eğitim ve imtihanlar gerekse bilahare devam eden yoğun hayat temposu, hıfzın çoğunlukla zayi edilmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu da hafızlığın temellerinin sağlam atılmasının ne denli önemli olduğunu bizlere göstermektedir.

Bir başka husus da şudur: Söz konusu proje iki yönlü bir eğitim yükünü getirdiği için mutlaka istekli ve kabiliyetli olan öğrencilerin seçilmesi gerekiyor. Aksi takdirde öğrenci, hıfzı devam ettirmekte zorlanmakta, doğal olarak da bu durum sosyal ve psikolojik yönlerden istenmeyen sonuçlara kapı aralayabilmektedir. O bakımdan süreçte rol alan bütün paydaşların, hafızlık öğrencilerinin şuurlu ve ideal sahibi olmaları, hıfzın önemini kavrayıp sevmeleri ve ömür boyu Kur’an’ı anlayıp anlatma heyecanını taşıyacak bir ruhta olmaları için el birliği içerisinde gerekli program, etkinlik ve çalışmaları yapmaları gerekmektedir.