NİCE TOPLASAN DA DÜNYA KALIR ARKANDA
Gülşen ÜNÜVAR
Dinle ve unutma!
Mektubuma çokça selam ve kararında kelam ile başlarım. Dilerim afiyettesindir. Dilerim yürüyüp geçtiğin yollarda ayağına taş değmesin. Attığın her adım bir cevap, bir hitap, bin sevap olsun. Mektubumu tutan ellerin bereketle dolsun, okuyan gözlerin ışık bulsun.
Bu kez gün geceye dönerken yazmak istedim sana. Hemen sağ yanımda duran fenerin aydınlığında dökülen satırlar sayesinde gönlümden geçenleri gönlüne emanet etmektir niyetim. Zaman öyle bir zamandır ki evlat, yazını, sözünü emanet edebileceğin insan evladı neredeyse kalmadı. Ya da bizim gözümüze yorgunluk indi de göremez, bulamaz olduk. Görüyorsun ya; kurulan her cümle, ortaya atılan her durum, yoruma açık; kişiye göresi mutlaka var; sana göre bana göre kime göre sorularına verilecek cevapların her biri ayrı. Bilmem atılan her taş bir yere mi gider yoksa her taş kendine göre bir baş mı çeker. Bana düşen yalnızca gönlümden geçenleri yazıya dökmek ya da yazmayı bahane edip içimi dökmek. Ne demiş bilenler; Güvenilir kişiye açmalı sözü. Güvenilir kişi söylediğinde tutmalı sözü.* Gönlüm, gönlünün güzelliğine güvenir evlat!
Gün diyorum, yine bütün ihtişamı ile alıp ışıklarını hüzünlüce batıp gitti. Bize bıraktığı karanlığın içinden seslenirim şimdi sana. Gece tüm sesleri duyar, görür, sezer. İnsan en çok da bu yüzden gece hesaplaşır kendisi ile. Ben de nicedir düşünür dururum yapıp ettiklerimi, geçmişi, gençliğimi, geleceğimi. Doluya koyuyorum almıyor, boşa koyuyorum dolmuyor. Biliyorum ki çabam nafile, çektiğim kürek sandalımı ne ileri götürüyor ne de geri. Zamanında çekilmeyen kürekten daha sonraları medet ummak, kaçan trenin peşinden koşarak hesap sormaya çalışmak gibi bir şey. Tren varacağı yere vardı evlat, sandalın yüzeceği, küreğin çekeceği bir nehir kalmadı, eyvah ele geçmedi. Adı sanı ezelde kalmış bir bilgenin de dediği gibi; Biter bu yaşam pişmanlık ve kaygıyla. Nice toplasan da dünya kalır arkanda.*
Hâlimizin, ahvalimizin özeti budur evlat. Bil ki birimizin geçtiği yoldan hepimiz geçeceğiz. Arkamızda kalan dünyaya kimimiz hayranlıkla kimimiz pişmanlıkla kimimiz de şükürle bakacağız. Ne diyelim evlat, şükürle bakanlardan olalım bizler inşallah. Şöyle bir bakıyorum da pişman olmayan yok buralarda. Ama bir keşkenin azı ile çoğu arasında bin dağ kadar fark vardır.
Satır aralarını iyi okumak, nasihatlerin en kıymetli özünü arayıp bulmaktır diye düşünürüm ben. Bundandır ince eleyip sık dokuyarak sürekli yazmam, anlatmam, aktarmam. Gördüğüm kadarı ile öğütten pek hoşlanmıyor insanlar. Hatta kimse kimsenin aklına, tecrübesine, yaşanmışlığına itibar etmiyor. Sitem değil elbette benimkisi, bir nevi anlamaya çalışma çabası. Bir nevi ben yandım sen yanma uyarısı. Neden kimse bir başka kimsenin hatalarından ya da başarılarından ders almaya gönüllü olmaz, bunu anlamak mümkün değil. Ders ki insana insanlığın gidişatından haber vermenin en münasip zemini. Ders ki bir görmüşün bir sezmişin, elinde tuttuğu çıra ile hayatı biraz da olsa ışıtmaya çalışmasıdır.
Neyse be evlat, biz öğüdü nahoş karşılayanların sohbetini keselim de nasihate gönüllü tek bir kişi evladının hatırına ki o da sensin, elimizdeki çıranın ışığı ile yolumuzu yürüyelim. Görelim arkamızdan kim gelir, görelim kim payına düşeni gönüllüce alır. Sözün özü şudur ki; Hangi yoldan ve nasıl yürüyeceğini. Deyiverdim, sen sağlam at temelini.*
Efkârımı hoş göresin evlat. Bilmem geceden bilmem heceden, karamsarlığımı azaltmıyor hiçbir fener ışığı. Yaşam zorlaştı, endişe çoğaldı. Hırs ve tamah arttı, sevinç azaldı.* Ben efkârlanmayayım da kim efkârlansın? Ben endişelenmeyeyim de kim endişelensin. Bir şey söylemek lazım idi ben de söylüyorum. Çok şükür dinleyenim var, sen varsın evlat. Sen bari Kendini unutma, yolu şaşırma. Gelecek kuta selamet yolunu kapatma.* Kut ki bazen sabır çiçekleri ile bezenmiş bazen de uğraş adımlarının izi bırakılmış selamet yollarına taliptir. Talip olana sahip çık evlat! Küserse alimallah, ne neşe kalır ne sevinç. Ne umut kalır ne erinç. Bundandır, daha önce çiçeklenmiş yollardan geçenlerin kaygısı. Yeni bir iz açmak, açılan izlere basmaktan daha zordur. Evvelce de söylediğim gibi, hangi yoldan ve nasıl yürüyeceğine sen karar vereceksin. Girdiğin her yolda dimdik yürüyesin. Hatalarınla da başarılarınla da sen yine sensin, kıymetlisin. Nasıl ki ben, şu kısacık ömrümü bildiğimi okuyarak geçirip de aklım başıma sonradan geldiğinde ben isem. Akıl başa geç gelir evlat! İstersen dünyanın bütün nasihatlerini boynuna kolye yap istersen selamet yollarını sonuna kadar aç hatta yeryüzünün tüm dağlarını eritip, betonlaştırıp en sağlam temelleri at. Yine de olmayınca olmaz. Nasibinde yoksa şayet, şerbet tası yarıda kalır, dolmaz. Bilirim de ondan ederim bunca kelamı. İnsan olanın başına neler gelir, hesap uymaz bazen, ummadığın taş baş yarıverir, ummadığın dağlara karın yağması gibi. Bu gözler tanıktır evlat, söylediği, yazdığı, ünlediği her şeye tanıktır. Çok güzel söylemiş bilgili kişi. Dünyayı sınayarak ilerlemiş yaşı.* Şimdi ben sana desem ki yaşım az değil, saysan bin olur, inanmazsın. Ziyanı yok! Yaşıma değil söylediklerime verdiğin değeri bilir hissederim. Var olasın evlat.
Sözü burada nihayete erdirir, gözlerinden öperim. Selametle…
*Kutadgu Bilig