NECİP FAZIL KISAKÜREK

Süreyya MERİÇ

Necip Fazıl Kısakürek, kendi ifadesiyle “kemâllerin kemâli, mâveraların mâverası olan Allah’a doğru, sonsuz bir tekâmül yolunda” sanatı seçen bir edip. Bir Adam Yaratmak, Reis Bey, Tohum gibi eserleriyle tiyatroyu çağın buhranlarından kurtararak ona yeni bir mana, yeni bir aksiyon veren bir sanatkâr. Türk edebiyatı kadar medeniyetimize, düşünce dünyamıza da damgasını vuran bir mütefekkir. Yaşadığı çağa bigâne kalamayan, kalemini fikrî mülahazalarının güdümünde kullanan bir şair. Doğu Batı arasına sıkışıp kalan Anadolu’yu ve bu toprakların evlatlarını sosyal ve kültürel yozlaşmalardan çekip çıkartmaya ahdetmiş bir dava adamı.
Üstad denilince akla gelen ilk isimdir Necip Fazıl Kısakürek. Kalem oynattığı edebî türlerde aşılması zor şaheserler ortaya koyduğu kadar kişiliğiyle de zihin dünyamızda yer edinmiştir Sakarya şairi. Onun hakkında çok şey yazılıp çizilmiştir. Eserleri üzerine nice inceleme yazısı kaleme alınmıştır. Gelecek nesillerin hem eserleriyle hem de mütefekkir kişiliği ile tanışması içindir bütün çaba.
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından neşredilen Necip Fazıl Kısakürek kitabı da üstadın miras bıraktığı eserleri ve bu eserler aracılığıyla geleceğe taşıdığı değerleri merkeze alır. Prof. Dr. İbrahim Kavaz, Kısakürek’in hayatını ve edebî kişiliğini satırlara taşır. Onun hayatının dönüm noktalarından biri, belki de en önemlisi Abdülhakim Arvasi ile tanışmasıdır. Necip Fazıl daha sonra bu tanışmayı “Tam otuz yıl saatim işlemiş, ben durmuşum/ Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum” dizeleriyle anlatacaktır. Doç. Dr. Canan Olpak Koç’un “Prenslik’ten Müritlik’e: Necip Fazıl Şiirlerinde Tasavvuf Etkisi” yazısı bu dönüm noktasını detaylıca aktarır. “Her fikir beynimde bir çift kelepçe” diyen şair, hayat ve hakikat birliğinin sırrına tasavvufa yaklaşarak erer. Fikirleri, onu buhrana sürükleyen akıl oyunlarından çıkarak hak davasının iz düşümlerine dönüşür. “Necip Fazıl Kısakürek’in Şiirlerinde Mutlak Hakikat ve Varlık” yazısıyla Prof. Dr. Fatih Kanter, üstadın varlık anlayışını ortaya koyar. Bu anlayış ki Kısakürek’in edebî kişiliğinde makes bulmuş, şiirleri ve tiyatro eserleri başta olmak üzere kalemine istikamet tayin etmiştir. Kısakürek’in eserlerinin başat konusu olan insanı Arif Ay; insan ve değer ilişkisini ise Prof. Dr. Levent Bayraktar kaleme alır. Necip Fazıl, bu toprakların çocuğudur, westernizasyonun genç nesilleri sürüklediği buhranın karşısında durur. Eserlerinde dinî ögeleri kullanır, peygamber sevgisini mısralarına taşır. Prof. Dr. Fatih Sakallı “Necip Fazıl Kısakürek’in Hikâyelerinde Dinî Unsurlar”, Prof. Dr. Aliye Uslu Üstten “Necip Fazıl’ın Şiirlerinde Peygamber Sevgisi” başlığıyla üstadın eserlerini inceler. Bir Adam Yaratmak kitabında Husrev ile özdeşleşen “Şuur ve Ölüm” Doç. Dr. Can Şen’in kalemiyle buluşur. Şen, “Necip Fazıl Kısakürek Tiyatrosunda Ölüm Teması”nı ele alarak büyük şairin anlam arayışının perdesini aralar. “Necip Fazıl Kısakürek’in Şiirlerinde Dua ve Yakarış” Doç Dr. Dinçer Atay; “Nezip Fazıl’ın Fikriyatında Gelecek Tasavvuru ve Gençlik” Hüseyin Akın’ın kaleminden okurla buluşur.