MÜRÜVVET

Mehmet AYCI

“Mürüvvetsiz beyden yeğdir dört köşen” diye dağları övüyor Köroğlu; kendine arka olanın, arka çıkanın, kale olanın dağlar olduğunu söylüyor şiirin devamında. Bey mürüvvetsizse dağ mürüvvetlidir demeye getiriyor. Demeye getiriyor çünkü dağı bile mürüvvetli olmanın önemini anlatmanın aracı kılıyor. Tabii hâliyle dağ dağdır; dağı mürüvvet bahsinde en fazla “yeğleyebiliriz.” Mürüvvet insan içindir!

Dağ mürüvvetsiz beyden yeğse, mürüvvetli bey de dağdan yeğdir. Ne güzel ima Allah’ım! Sözü güçlendirirken ihtiyaç duyduğumuz “dağ imgesine” bu sefer imayı güçlendirmek için başvuruyoruz. Boşuna dememiş şair Hüseyin Alacatlı: “Kime kalırsa kalsın bizden bir söz kalsın da/Bir dağ bir dağa nasıl kalırsa öyle kalsın.” Ne mürüvvetli bir söz!

Bir dua: “Mürüvvetli olasın.”

Bir dua daha: “Allah mürüvvetini göstersin.”

Bir dua daha: “Allah mürüvvetini görmeyi nasip etsin.”

Öyle ya, bir şey yoksa onu göremeyiz. Olmuşsak bizde olan görülür; mürüvvetli olursak mürüvvetimiz görülür. Bu görme edilgen, tek taraflı bir şey değildir. Birinin mürüvvetini görüyorsak gördüğümüz şey bizi koruyan, bize kale olan bir şeydir. O kadar güçlüdür ki bize dağları bile yeğletmez!

Köroğlu’nun mısralarından yola çıkarak mürüvvetli olmayı arka çıkmaya, koruyup kollamaya, muhatabımıza kale olmaya indirgersek mürüvvete haksızlık etmiş oluruz. Her ne kadar “kale” vurgusu bize mekân olmayı imlese de bu anlam daralmasına gönlümüz razı olmaz.

İlk bakışta “erdem” olarak bildiğimiz bütün hasletler, içkin bir soyut değerler bütünü görünse de mürüvvetin olmaya ve nasibe tekabül eden taraflarını göz ardı edemeyiz.

“Mürüvvetli olasın” derken dua ettiğimiz kişinin iyi, doğru, vicdanlı, zayıflara arka çıkan, haklıya haklı diyen, haksızlığa rıza göstermeyen, kendine ve topluma faydalı, zulme rıza göstermeyen, merhametli, vicdanlı, vefalı -bu vasıfları artırabiliriz elbette- olmasını istiyoruz demektir.

“Allah mürüvvetini göstersin” derken mürüvvetli olmanın şartının mürüvvetin görülmeyince mürüvvet değeri kazanmadığını da söylemiş oluyoruz. Mürüvvet’in mizaca ve karaktere tekabül eden tarafları yanında onun gösterilmesinin kişi tarafından değil de Allah tarafından olduğu zaman bir değer ihtiva edeceği bilgisiyle bu duayı ediyoruz.

“Allah mürüvvetini görmeyi nasip etsin” derken aynı zamanda farkında olmasak da çok şey söylemiş oluyoruz: Dua ettiğimiz kişi mürüvvetli olsun, o mürüvvet görünürleşsin, soyut bir değerler bütünü olmaktan çıkarak hayata dönüşsün ve biz de bunu görelim diye dua ediyoruz. Mürüvvetimiz yaşama ve yaşatma bilincine dönüştüğü zaman mürüvvetli oluyoruz.

Bir üst kimlik olarak tanımlıyoruz mürüvvetli olmayı.

Mürüvvetsiz olmak mı? Allah korusun!