MÜNEVVER

Prof. Dr. Turan KARATAŞ

Arapça “nevvere” kökünden ism-i mef’üldür münevver; yani “aydınlatılmış, nurlandırılmış, parlatılmış, nurlu, ışıklı” demektir. “Münevvir” ise ism-i failidir, “tenvir eden, nurlandıran, aydınlatan” anlamındadır. Bu kavram dilimizde pek kullanılmaz.

Lügatlere bakarsak “münevver” için “tenvir olunmuş, ziyalı, revnaklı, rûşen, muşa’şa, dırahşan, pertev-endaz, nurlu, parlak, aydın, münir, muzî; âb u tâb, taravet” karşılıklarının verilmiş olduğunu görürüz. “Âb u tâb”; letafet, tazelik, zindelik manalarını da çağrıştırır. Eski Türkçede “yalabık” da bu anlamdadır, parlak demektir. Merhum Elmalılı M. Hamdi, meşhur tefsirinde bu kelimeyi “nurlu” yerine kullanmış.

Münevverin terim manası ise “ilim ve marifeti çok olan, tecrübeli, malumatlı, iyi terbiye ve tahsil görmüş, açık fikirli”dir. “Uyanık, akıllı” diyenler de vardır. Bilgili, kültürlü, deneyimli hatta görgülü kimse demektir münevver. Yetiştiği sahada değerlendirme yetisine ve yetkisine sahiptir. Münevver için “benzerleri arasında niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan seçkin, saygınlığı olan mümtaz kişi; üstün, güzide” de denebilir.

Münevver; aydın, müfekkir, mütefekkir, entelektüel kavramlarına yakın bir anlama sahip, çok zaman bunların yerine de kullanılan bir kelimedir. Osmanlı’nın son döneminde ortaya çıktığı anlaşılıyor. 1930’lardan itibaren “münevver” yerine “aydın”ın da kullanıldığını görmekteyiz. Bu tabir, daha yakın zamanlarda ise entelektüel anlamında kullanılmaktadır. Ne var ki Batı literatürlerinde “akla, zihne ait her şey” anlamına gelen “entelektüel”in yerini tutmaz aydın. Entelektüelin Türkçedeki karşılığı “mütefekkir” yahut “düşünür” olmalıdır. Yaygın kanı entelektüel; düşünür, fikir üretir ve eleştirir. Aydın ise etrafındakileri aydınlatmaya çalışır. Mütefekkiri güneşe, aydını aya benzetirim. Biri kendi ışığını saçar, diğeri ondan aldığını. Mütefekkir, içinde yaşadığı toplumun fikir planında öncüsü olan kişidir. Bilgisiyle, görgüsüyle, tecrübesi ve irfanıyla, ufkunun genişliğiyle düşünce alanında yeni fikirler üreten, bu sayede insanların düşüncelerine sıhhat kazandıran, yaşantılarına ışık tutan, ufkunu açan; onlara yol gösteren, çareler sunan kişi. Âlim bilgiyle, mütefekkir düşünceyle yoğrulur, yoğurur. Elbette bilgisiz düşünceye varılmaz. Bu nedenle, her düşünürün özünde bir âlim gizlidir.

Aydın, toplumsal bir role sahiptir; verili/mevcut düşünceleri edinir, onları kullanarak cemiyeti bilinçlendirme amacı güder. İnsana düşen asıl vazifelerden biri de münevver olmaktır yani nurlanmak, aydınlanmak. Fikri, ufku, kalbi münevver olmalıdır kişinin.