MÜMİNİN ZİYNETİ

EDEP


Dr. Abdulhakim AY

Hollanda Diyanet Vakfı (HDV) Barbaros Camii Din Görevlisi


Edep, bir toplumda örf, âdet ve kaide hâlini almış iyi davranışlar veya bunları kazandıran bilgi (Firuzabadi, Tenviru’l Mekabis Min Tefsiri İbn Abbas, Daru’l Kutubu’l İlmiyye, Beyrut: 1415, I/316) anlamındadır. Edep kelimesi; iyi tutum, incelik, huy, utanma, kibarlık, hayranlık, güzel ahlak ve takdir anlamındadır. İbn Manzur bu kelimenin “e-d-b” fiilinden türediğini ve davet etme anlamı ifade ettiğini (İbn Manzur, Lisanu’l-Arab, Beyrut: 1968, 1, 206), Cürcani ise bütün hata türlerinden kendisiyle korunulan şeyi bilmekten ibaret olduğunu belirtir. Edep kelimesinin çoğulu “adab”dır. (Cürcani, et-Ta‘rifât, 16) Bu manada, Kur’an’ın konuları içinde geçen ahlak ve ibadetle alakalı kavramların usulüne uygun ifa edilmesi de edep kavramı bağlamında ele alınmıştır. Bu durum İslami ilimlerin tedvin ve teşekkülü zamanında kendine yer bulmuş hadis ve ahlak tedvinlerinde “babu’l-edeb, edebu’l-ibade” gibi ara başlıklarla günümüze kadar gelmiştir. Şüphesiz bütün bu konularda en ideal örnek Hz. Peygamber kabul edildiği için İslam ahlak ve edep literatürüne giren eserlerin çoğunda ”Adabu’n-Nebi” veya benzer başlıklar altında Hz. Peygamber’in ahlaki kişiliği ilk örnek olarak sunulmuştur. (İbrahim Canan, “el-Edebül-Müfred”, DİA, X, 411-412)

Kur’an’da Edep

Kur’an’da, edep kelimesi doğrudan ifade edilmemekle beraber dört ayette (Âl-i İmran, 3/11; Enfal, 8/52,54; Mümin, 40/31) alışkanlık hâline gelen, âdet ve eskilerin uygulamaları manasında “de’b”, bir ayette (Yusuf, 12/47) aynı manada “deeb”, başka bir ayette de (İbrahim 14/33) sürekli anlamıyla “dâibeyn” şeklinde geçmektedir. Bunun dışında Kur’an’da edep, genel manada kişisel ve toplumsal açıdan insanların uyması gereken kurallar bütünü olarak ifade edilmektedir. Ayetlerde iyi ve güzel davranış örnekleri tavsiye edilirken kötü davranış ve fiiller çirkin olarak belirtilerek bunlardan uzak durulması gerektiği vurgulanır. Dolaylı bir şekilde ele alınan edep konusunun insanlar için örnek model olan peygamberler üzerinden işlenmesi dikkate değerdir.

Hz. Âdem’in, hatasını anlayarak Allah’a yalvarması bir edeptir. Hz. Yusuf’un iffetini korumada bir duruş sergilemesi bir edeptir. Eyyüp’ün (a.s.) hastalık karşısında sabrı yine bir edep göstergesidir. Hülasa peygamberlerin hayatları edep örnekleriyle doludur. Bu bağlamda bakıldığında edep; Allah’ın razı olmadığı her işten uzak durmak, kul olmanın hakikatini kavramak, bütün emirleri yerine getirmek suretiyle elde edilen güzel huylara denilir. Dolayısıyla edep; nefsi kötülüklerden arındırma, iç ve dış temizliğe ulaşma, huyları güzelleştirme, kalbine gelen sesleri denetleme ve ruhu arındırma yoludur. (Hasan Akay, İslami Terimler Sözlüğü, İstanbul: 2005, 180) İnsanın hataya düşüp utanılacak şeyler yapmasını önleyen, yerinde ve dengeli davranmasını sağlayan bir ölçü, hayâ ve hicap duygusudur. Her hususta haddini bilip sınırı aşmama, terbiye, nezaket ve zarafet demektir. (İbn Kuteybe, Edebü’l-kâtib, Beyrut: 1405/1985, 14-20,162,558) Genel manası itibarıyla edep, huy güzelliklerinin bütünü olarak ifade edilmiş ve sevilen şey, övülmeye layık iş, nefsi gerektiği şekilde eğiterek güzel ahlakla güzelleştirmek ve süslemek olarak tanımlanmıştır. (Mustafa Çağrıcı, “Edep”, DİA, X, 412-414)

Kur’an’da insanlara hayat düsturu oluşturacak birtakım kişisel ve toplumsal edep örnekleri sunulmuştur. Bu ayetlerden bazıları şu şekildedir:

“Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma! Ne yeri yarabilir ne de dağlarla boy ölçüşebilirsin.” (İsra, 17/37)

“Gurura kapılarak insanlara burun kıvırma, ortalıkta çalım satarak yürüme; unutma ki Allah gurura kapılıp kendini beğenen hiç kimseyi sevmez. Yürüyüşünde ölçülü ol, sesini yükseltme; çünkü seslerin en çirkini eşeğin anırmasıdır.” (Lokman, 31/18-19)

Bu iki ayette görüldüğü üzere; kişinin başkalarına karşı kibirlenme, onları küçümseme ve yüksek bir ses tonu ile konuşmaması gerektiğine vurgu yapılmaktadır. Söz konusu durumların edebe aykırı birer davranış olduğunu ifade eden Yüce Allah kişinin bunlardan kaçınmasını istemektedir. Toplumsal açıdan Kur’an’ın edep ile ilgili uyarı ve tavsiyeleri ise şu ayetlerde görülmektedir:

“Size bir selam verildiğinde ya daha güzeli ile veya dengi ile karşılık verin. Allah, her şeyin hesabını tutmaktadır.” (Nisa, 4/86)

“Ey iman edenler! Kendinizi tanıtıp izin almadan ve içinde oturanlara selam vermeden kendi evlerinizden başka evlere girmeyin. Sizin için daha iyi olanı budur; umulur ki düşünüp anlarsınız. Eğer o evlerde bir kimse bulamazsanız -size izin verilmedikçe- oralara girmeyin. Size ‘(Kabul edemiyoruz) dönün.’ denirse hemen dönün; bu sizin için daha nezih bir davranıştır. Allah bütün yaptıklarınızı bilmektedir.” (Nur, 24/27-28)

“Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin; zira onlar kendilerinden daha iyi olabilirler. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler; çünkü alay edilenler edenlerden daha iyi olabilirler. Biriniz diğerinizi aşağılamayın, birbirinize kötü ad takmayın. İman ettikten sonra fasıklıkla anılmak ne kötüdür! Günahlarına tövbe etmeyenler yok mu, işte zalimler onlardır.” (Hucurat, 49/11)

“Ey iman edenler! Size, bulunduğunuz toplantılarda ‘Yer açın.’ dendiğinde yer açın ki Allah da size genişlik versin. ‘Davranıp kalkın.’ dendiğinde de kalkın ki Allah içinizden (gerçekten) iman etmiş olanları ve ilim sahibi olanları yüksek derecelere çıkarsın. Yapıp ettiklerinizden Allah tamamen haberdardır.” (Mücadele, 58/11)

Bu ayetlerde de toplumsal açıdan bazı edep kurallarına dikkat çekilmiştir. Dolayısıyla ister bireysel ister toplumsal açıdan edep ile ilgili uyarı ve tavsiyelerin İslam ahlakı ile donanmış bir şahıs ve toplumun nasıl olması gerektiği ile alakalı olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla edep kavramının insanın bütün davranışları ile ilgili bir kavram olarak kullanıldığı görülmektedir.

Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Sünnetinde Edep

Kur’an’da Hz. Peygamber’in en güzel ahlak sahibi olduğu bildirilmekte ve müminler için güzel örnek olduğu vurgulanmaktadır. Nitekim Hz. Peygamber; “Beni Rabb’im edeplendirdi (dil ve edebiyat bakımından yetiştirdi) ve bunu ne güzel yaptı.” (Süyuti, Câmiu’s-Sağîr, I, 12) buyurarak buna işaret etmiştir. Aynı şekilde Hz. Aişe annemize, Hz. Peygamber’in ahlakı sorulduğunda da cevabı; “Onun ahlakı Kur’an’dı.” (Müslim, Müsafirin, 139) olmuştur. Allah Resulü’nün (s.a.s.) hayat tarzı olan sünnet edep örnekleri ile doludur. Onun hayatından edep ile ilgili şu örnekleri vermek mümkündür.

İmran b. Husayn’den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Hâyâ ancak hayır kazandırır.” (Buhari, Edeb 77; Müslim, İman 60)

Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Kim, bir ilimden sorulur, o da bunu gizleyip söylemezse (kıyamet günü) ateşten bir gem ile gemlenir.” (Ebu Davud, İlm 9, (3658); Tirmizi, İlm 3, (2651))

Ebu Hureyre’den nakledildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Güzel söz sadakadır.” (Buhari, Edep 34, Cihat 128; Müslim, Zekât, 58)

Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Münafığın alameti üçtür: Konuşunca yalan söyler, söz verince sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edilince hıyanet eder.” (Buhari, İman 24, Edeb 69; Müslim, İman, 107- 108; Tirmizi, İman, 14; Nesai, İman, 20)

Ebu Zer’den rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Din kardeşini güler yüzle karşılamaktan ibaret bile olsa, hiçbir iyiliği küçümseme.” (Müslim, Birr, 144; Tirmizi, Et’ime, 30, Birr, 45)

Ömer b. Ebu Seleme’den nakledildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Besmele çek. Sağ elinle ye. Hep önünden ye.” (Buhari, Et’ime, 2-3; Müslim, Eşribe, 108)

Ebu Şüreyh Hüveylid b. Amr el Huzai’den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse misafirini güzel ağırlasın. Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse akrabasına iyilik etsin. Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse ya hayır söylesin ya da sussun.” (Buhari, Edeb, 31, 85; Müslim, İman, 74, 75, 77; Ebu Davud, Edeb, 123; İbn Mace, Edeb, 4)

Abdullah b. Ömer’den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Bir kimse diğer bir kimseyi oturduğu yerden kaldırıp oraya kendisi oturmasın. Ancak siz yer açınız, genişleyiniz.” (Buhari, Cuma, 20, İstizan, 31; Müslim, Selam, 28-29)

Ayet ve hadislerde görüldüğü üzere edep, müminin hayatının her alanını kuşatmaktadır. Bir müminin insanlarla ilişkilerinden ibadetlerine kadar bireysel ve toplumsal hayatının bütün detaylarını tanzim etmektedir. Bu nedenle yeme içme, giyim kuşam, yatıp kalkma, eve girip çıkma, büyük küçük bütün insanlarla ilişkiler, konuşma, camiye gitme gibi her davranışın; namaz, oruç ve sadaka gibi her ibadetin de bir adabı olduğu unutulmamalıdır. Bunların hepsi, Müslümanın zihnini inşa ederek ona şahsiyet kazandıran davranışlardır. Edebe riayet etmek, nefsi terbiye edip ahlakı güzelleştirdiği gibi hem Allah’ın rızasını hem de toplumun sevgisi ve takdirini kazanmaya vesiledir.