MEVLANA DİYARI
KONYA
Ahmet Mahmut ŞEN
Konya, Türkiye’nin yüz ölçümü bakımından en büyük, nüfus bakımından ise en kalabalık altıncı şehridir. Mümbit topraklarıyla Türkiye’nin tahıl ambarı olarak da bilinen Konya, aynı zamanda Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkenti olmasından dolayı o dönemden kalan nadide tarihî yapılara da ev sahipliği yapan müstesna bir şehrimizdir. Konya’da gezilecek çok yer var. Dolayısıyla bu yazımızda sadece belirli lokasyonları misafir edebileceğiz.
Haydi, Konya’da bir günlük gezi planı yapalım ve sonrasında Konya civarında gezilebilecek yerlerden bahsedelim.
Mevlana Müzesi ve Çevresi
Konya denilince aklına Mevlana gelmeyen yoktur sanırım. Konya ile bütünleşen gönül eri, mutasavvıf, âlim ve şair Mevlana Celaleddin Rumi, Anadolu’nun bağrına âdeta koca bir çınar gibi kök salmıştır.
Gezimize Konya’nın merkezi Mevlana Müzesi’nden başlıyoruz. Günümüzde müze olarak kullanılan Mevlana Dergâhı’nın yeri, Selçuklu Sarayı’nın gül bahçesi iken Sultan Alaaddin Keykubad tarafından Mevlana’nın babası Sultanü’l Ulema Bahaeddin Veled’e hediye edilmiştir. 1273 yılında vefat eden Mevlana buraya, babasının yanına defnedilmiş. Sevenleri tarafından türbe inşa edilmiş. 1926 yılında “Konya Âsâr-ı Atika Müzesi” adıyla Cumhuriyetin ilk müzelerinden biri olarak hizmete başlamış. 1954 yılında ise müzenin teşhir ve tanzimi yeniden gözden geçirilmiş ve adı Mevlana Müzesi olarak değiştirilmiş. Yüzyıllara meydan okuyan kıymetli eserleri ile tarihî değeri yüksek bir mekândır. Bir tasavvuf geleneği olan Mevleviliğin merkezi konumundaki türbe hâlâ bu geleneği devam ettiriyor. Ölümü, “şeb-i arus” yani düğün gecesi olarak adlandıran Mevlana’nın vuslatının 750. yıl dönümünü anmak amacıyla 2023 yılı “Mevlana Yılı” olarak kabul edildi.
Müzenin hemen yanındaki Sultan Selim Cami’ne giriyoruz. Cami, 2. Sultan Selim’in Konya valiliği sırasında 1567 yılında inşa edilmiş. Klasik Osmanlı mimarisinin Konya’daki en güzel örneklerinden biri. Plan itibari ile İstanbul’da bulunan Fatih Cami’ne benzer. Yine caminin batı duvarına bitişik 1795 yılında inşa edilen Yusuf Ağa Kütüphanesi bulunur. Burası 3 bini aşkın el yazması ve 8 binden fazla matbu eser ile görülmesi gereken bir kütüphanedir.
Türbenin yakınındaki İstiklal Harbi Şehitleri Abidesi ve Panorama Konya Müzesi de ziyaret edilmesi gereken diğer yerler arasında. Ayrıca yine burada bulunan Mevlana Kültür Merkezi’nde her hafta yapılan sema gösterisini de izleyebilirsiniz.
Müze meydanından Alaaddin Tepesi tarafına doğru ilerliyoruz. Kısa bir yürüyüşten sonra 1867’de Sultan Abdülaziz’in annesi Pertevniyal Valide Sultan adına yaptırılan Aziziye Cami’ne geliyoruz. Taç kapısından daha büyük, devasa kemerli pencereleri ile meşhur bir cami burası. Son dönem Osmanlı eserlerinden olan cami, barok mimari tarzında farklı sanat akımlarının mezcedilmesi suretiyle inşa edilmiş eşsiz güzellikte.
Bedesten çarşısından yolumuza devam ederken yine tarihî bir cami olan Kapu Camii’ne de göz atıyoruz. Bu bölgede yürüme mesafesindeki diğer önemli tarihî camiler ise şöyle; Şemsi Tebrizi Camii ve Türbesi, Şerafettin Camii, Sadrettin Konevi Camii, İplikçi Camii.
Konya’nın meşhur lezzetlerinden olan etli ekmek, tirit kebabı, fırın kebabı ve yağ somunu deneyimlemek isteyenler için bu çarşı içerisinde oldukça fazla işletme var.
Sahib Ata Vakıf Müzesi
Anadolu Selçuklu Devleti vezirlerinden Sahib Ata Fahreddin Ali tarafından 1277 yılında yaptırılmış. Yanındaki camisi ile klasik Selçuklu mimari tarzının en güzel örneklerindendir. Külliyenin yakınındaki Konya Arkeoloji Müzesi de gezilebilecek bir diğer lokasyon.
Ara sokaklardan Sırçalı Medrese’ye doğru yürüyoruz. 1242 yılında Bedreddin Muslih tarafından fıkıh ilmi okutulmak üzere yaptırılan medresenin en süslü ve gösterişli yeri olan ana eyvan, bugün oldukça sağlam durumda. Yol üzerinde bir kilise dikkatimizi çekiyor. 1910 yılında inşa edildiğini öğrendiğimiz Aziz Pavlus Kilisesi, Konya merkezde faal durumdaki tek kilise.
İnce Minareli Medrese
İnce Minareli Medrese de Sahib Ata Fahreddin Ali tarafından 1264 yılında inşa edilmiş. Medresenin taç kapısı, Selçuklu Devri taş işçiliğinin en güzel ve nadide örnekleri arasında. Kapının ortasındaki düğümlü kitabe bordüründe sülüs hat sanatı ile Fatiha ve Yasin sureleri yazılı. Medreseye adını veren minare, bitişiğindeki mescide ait. 1901 yılında düşen bir yıldırım sonucunda, minarenin birinci şerefeye kadar olan bölümü yıkılmış. Bu hâliyle günümüzde kesik minare gibi görünmekte. Müzede, kabartma rölyefler, çeşitli geometrik ve bitkisel motiflerle bezenmiş oyma kapı ve pencere kanatları, mermer üzerine işlenmiş sandukalar teşhir ediliyor. Mutlaka görülmesi gereken en önemli tarihî miraslarımızdan. Yine buraya yürüme mesafesindeki Karatay Medresesi de önemli bir ilim yuvası.
Alaaddin Tepesi
Eteklerinde bulunan medreseden Alaaddin Tepesi’ne çıkıyoruz. Tepenin zirve noktasında bulunan Alaaddin Cami, Anadolu Selçuklu Devleti’nin en büyük ve en önemli ulu camilerinden biridir. Selçuklu Sultanı I. Rükneddin Mesud zamanında başlanan cami, I. Alaaddin Keykubad zamanında 1221 yılında tamamlanmış. Camide, Roma ve Bizans devirlerine ait devşirme mermer sütunlar kullanılmış. Caminin abanoz ağacından kündekari tekniği ile 1155 yılında yapılmış 868 yıllık minberi, Anadolu Selçuklu ahşap işlemeciliğinin en dikkat çekici şaheserlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Cami avlusunda birçok Selçuklu sultan mezarının yer aldığı kümbet tarzında bir türbe bulunur.
Konya’nın en merkezi yerlerini yürüyerek arşınladıktan sonra araçla gidilebilecek, mutlaka görülmesi gereken yerlerden bahsedelim biraz da.
Selçuklu Kulesi (Kulesite)
Şehir merkezinde bulunan 42 katı ile İç Anadolu Bölgesi’nin en uzun gökdelenidir. Bina Konya’nın plaka numarasının 42 olması hasebiyle 42 katlı inşa edilmiş. En üst katında seyir terasından engebesiz coğrafi yapıya sahip Konya’nın her yeri görülebilir, kule de şehrin herhangi bir noktasından kolaylıkla fark edilebilir.
Tropikal Kelebek Bahçesi
Şehre yakın konumdaki bahçe, 60 farklı türden 20 bin canlı kelebeğe ve 195 türde canlı bitkiye ev sahipliği yapıyor. Tropikal Kelebek Bahçesi, mimari açıdan adına yakışır bir şekilde kelebek formunda inşa edilmiş. Bahçenin iklimlendirmesi yıl boyunca 28 derece ve yüzde 80 nem olacak şekilde kontrol altında tutuluyor. Böcek Müzesi, Kelebek Yaşam Döngüsü, Böcek Sineması, Kelebek Sınıflandırması, Kelebek Davranışı ve Böcek Köyü gibi kısımlardan oluşuyor.
Konya Bilim Merkezi
Ankara-Konya yolu üzerinde bulunan müze, özellikle çocuklu ailelerin keyifli vakit geçirebileceği, onlarca bilimsel deneyin oyunlaştırıldığı bir yer. Gezegen evi, atölyeler, laboratuvarlar ve sergi galeri gibi bölümlerden oluşuyor.
Kyoto Japon Parkı
Konya Büyükşehir Belediyesi ve Kyoto Belediyesi arasında imzalanan kardeş şehir anlaşması sonrasında inşası gerçekleşen park, şehre farklı bir hava katmayı başarmış. Park, geleneksel Japon mimarisinden izler taşıyan yapıları ve sakura ağaçlarıyla farklı bir atmosfer yaşatıyor. İçerisindeki gölde kuğu ve kazların salındığı Kyoto Japon Parkı, görselliği ile enfes fotoğrafların çekilebildiği bir yer. Konya’nın diğer güzel parkları da şöyle; 80 Binde Devri Âlem Parkı, Ecdat Parkı, Türk Yıldızları Parkı.
Sille Köyü
Turistik noktaların içerisinde Sille köyü başı çekiyor. 5 bin yıllık tarihi ile Frigyalılardan Bizanslılara kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapmış önemli bir tarihî yerleşim yeri. Çay Camii, Karataş Camii, Şeytan Köprüsü, Aya Eleni Kilisesi, Zaman Müzesi, Kent Müzesi, Subaşı Hamamı görülmesi gereken önemli noktalar.
Meram
Bağlarıyla meşhur Meram, Konya’nın en ilgi çekici lokasyonlarından bir tanesi. Meram Çayı boyunca yemyeşil ağaçların altında bulunan işletmelerde bir şeyler içebilir ve keyifli vakit geçirebilirsiniz. Anadolu Selçuklu Dönemi’nde yapılmış olan Meram Hamamı, Meram Köprüsü ve Hasbey Mescidi ziyaret edilebilir.
Konya ve Civarı
Çatalhöyük Neolitik Kenti
Konya merkeze 45 dakika mesafedeki Çumra ilçesinde yer alan Çatalhöyük, 1958 yılında keşfedilmiş. Neolitik döneme ait Çatalhöyük’te ilk buluntular yaklaşık olarak 9400 yıllıktır. Bir ailenin evdeki yaşam süresi bittiğinde ev toprakla doldurulmuş, üzerine yenisi yapılmıştır. Yeni evlerin sürekli yapılması ile günümüzde 21 metre yüksekliğe sahip höyük oluşmuştur. Bina yapımında kullanılan malzeme kerpiç, ağaç ve kamıştır. Tavan üst örtüsü kamış üzerine sıkıştırılmış kil topraktır. Evler tek katlı olup eve giriş dama açılan bir delikten merdivenle sağlanmaktadır. Bu antik kent 2012 yılı itibarıyla UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dâhil edilmiştir.
Nasreddin Hoca Türbesi
Nasreddin Hoca’nın memleketi Dünya’nın ortası Akşehir’de ise Nasreddin Hoca Türbesi, Nasreddin Hoca Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Hasan Paşa İmaret Camii, Eski Kilise, Taş Medrese Taş Eserler Müzesi, Güdük Minare Mescidi ve Batı Cephesi Karargâhı Müzesi görülebilir.
Karapınar ilçesinde Meke Krater Gölü, Seydişehir’de Tınaztepe Mağarası ve Vasada Antik Kenti, Hadim ilçesinde Yerköprü Şelalesi, Beyşehir’de Unesco Geçici Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Eşrefoğlu Camii ve Beyşehir Gölü Millî Parkı Konya’nın ilçelerinde görülmesi gereken yerlerin başında geliyor.