MECELLE KAİDELERİNİ ANLAMAK


Hilal KOÇ HANCI


Külli kaideler, fakihlerin ve fıkıh alanına ilgi duyan her ilim talibinin anlayıp özümsemesi gereken genel ilkelerdir. Bu kaidelerden habersiz fıkıh ile meşgul olmak devasa bir fıkıh malzemesini ayrı ayrı anlamak ve kavramak için ömür tüketmekten farksızdır. Tarih boyunca bütün fakihler kaidelere hassasiyetle yaklaşmış, kaidelerin önemine vurgu yapmışlardır. Kaideler, fıkıh üretimi için düstur ve ölçüt olmak gibi önemli bir fonksiyonu icra ederler. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) bütün insanlığa tebliğ ettiği şeriat, “usul” ve “füru” olmak üzere iki esasa dayanır. Usul kısmı da kendi içinde “fıkıh usulü” ve “külli kaideler” şeklinde iki ana bölümden oluşur. Külli kaidelere göre şekillenmiş âdeta bütün hayatı kuşatan fer’i fıkıh çözümleri vardır.
Külli kaidelerle ilgili ilk çalışmaların Hanefi âlimler tarafından yapıldığı, daha sonra diğer mezhep imamlarının bu kaidelerden bazılarını naklettikleri bilinmektedir. Bu konuda elimize ulaşan en eski ve özel nüsha Ebu’l-Hasen el-Kerhi’nin Kavaid adlı eseri, ikinci önemli eser de Debusi’nin kaleme aldığı, Te’sisu’n-Nazar adlı eseridir. Malumdur ki Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye, Osmanlı Devleti’nde 1868-1876 yılları arasında hazırlanan ve daha çok borçlar, eşya ve yargılama hukuku esaslarını içeren kanundur. Sonraki dönemlerde Mecelle üzerine birçok çalışma yapılmış, şerhler yazılmıştır. Bu konuda son yapılan kapsamlı bir çalışma da Nurettin Muhtar Acar’a ait. Mecelle kaidelerini vuzuha kavuşturma gayesiyle kaleme alınan Mecelle Kaidelerini Anlamak adlı eser, Diyanet İşleri Başkanlığı yayınları arasında yerini aldı.
Nurettin Muhtar Acar’ın büyük bir titizlikle çalışıp yayıma hazırladığı Mecelle Kaidelerini Anlamak, içerik olarak kapsamlı bir eser. Kitabın giriş bölümünde külli kaidelerin tanımına, tarihî sürecine yer veren Acar, çalışmasında Mecelle’de yer alan her bir kaidenin Türkçe karşılığını, kaidelerin kapsamından hareketle olabildiğince açık ve anlaşılır bir dille anlatıyor. Acar, “Bir işten kasıt ne ise hüküm de ona göredir.” kaidesini; “kişinin sözlü ya da fiili her türlü tasarrufunun hukuki neticeleri, o şahsın amaç ve gayesine göre değişiklik arz eder.” şeklinde ifade ettikten sonra örnek vererek somutlaştırıyor. Böylece Mecelle kaidelerinin tamamını ilk kaidede olduğu gibi meseleyle alakadar olan her okurun anlayabileceği bir şekilde ele alıyor. Bu alanda yapılacak yeni ilmî çalışmalara öncülük ve refakat edeceğini düşündüğümüz eserde Acar, kaidelerin istisnaları varsa onları da zikretmeyi ihmal etmiyor.
Bilhassa İslam hukukunun anlaşılması ve Mecelle kaidelerinin iyi kavranması hususunda başvurulacak bir kaynak eser niteliğinde olan Mecelle Kaidelerini Anlamak kitabını siz kıymetli okurların istifadelerine sunar, iyi okumalar dileriz.