LEYLE-İ MÜBAREKE

Melek KARAKAŞ
Zonguldak İl Müftü Yardımcısı


Rahmeti engin, mağfireti bol, affı çok olan Cenab-ı Hakk’ın kullarına bahşettiği müstesna gecelerden biridir Berat Gecesi. Hayatımızı O’nun rızasına uygun hâle getirme, O’na layık kul, habibine layık ümmet olma yolunda bizlere yeni fırsatlar sunma, dünya ve ahiret rızkına kavuşma vesilesi, gecesinde gündüzünde nice hayırlar, güzellikler saklayan, feyziyle bereketiyle huzur veren, karanlığı nuruyla aydınlatandır bu gece.
Manevi iklim üç aylardan recep ve şaban ayı ile içindeki kandiller, özlenen, beklenen ramazana hazırlıktır. Bu yüzden ramazana kavuşmanın, Kur’an-ı Kerim ile hemhâl olmanın, Kadir Gecesi’nin ihyasının, bayram sabahına ermenin ümidi, giden ömrün hesabı, kalanın ise daha hayırlı geçmesi için niyazdır Berat.
Uykunun ağır ve tatlı olduğu, Hak dostlarının ise daima uyanık geçirdiği seher vakitlerinde kıyama durmak, secdeye kapanmak, duayla, tesbihle, tefekkürle gözü yaşlı, huzurda olma sevincini tatmanın, biraz da omuzlara yük, kalplerde pas günahların çokluğunun mahcubiyetiyle gelmenin, O’nun affını ümit ederken bir yandan da rızasından mahrum kalma korkusuyla tekrar yola girmenin vaktidir Berat.
Amelleri salih eylemenin, meyledilen yanlış yollardan dönmenin, kırgın gönülleri onarmanın, Allah ve Resulü’ne duyulan muhabbeti tazelemenin, her hâl, an ve mekânda O’na iltica etmenin sekinesidir Berat.
Kerim olan Allah’a; acizlikten, çaresizlikten, Sen’den gayrıya muhtaç olmaktan merhametine sığınırım, demektir Berat.
Gıybetin değil istiğfarın dilden düşürülmemesidir Berat. Böylelikle Hz. Muhammed’in (s.a.s.) “Allah, istiğfara devam eden kimsenin her sıkıntısı için bir çıkış yolu ve her kederi için bir ferahlık sağlar. Onu hiç beklemediği yerden rızıklandırır.” (Ebu Davud, Vitr, 26.) hadisinde olduğu gibi kâra geçmektir.
Zalimin zulmüyle; masumun, mazlumun, mağdurun ahıyla yankılanan gündüzlerdeki karanlıkların dağılması, günün ziyasıyla helal lokmanın peşine gitmek varken bir lokmaya muhtaç bırakılan canların hakları için mücadeleyi, mücahedeyi hatırlamanın, silkinip bir olmanın, din kardeşliğinin gereğini yapmanın güç ve yardımını Allah’tan dilemektir Berat.
Üzerine yemin edilen vakitlerden gecenin (Fecr, 89/4.) en kıymetlilerinden olan Berat Gecesi, Allah Teâlâ’nın, “Benden mağfiret dileyen yok mu, onu mağfiret edeyim. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. Bir bela ile müptela olan yok mu, ona kurtuluş vereyim.” (İbn Mace, İkamet, 191.) çağrısına mazhar olmuştur. “Kullarım, beni senden sorarlarsa (bilsinler ki) gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm.” (Bakara, 2/186.) buyruğuyla da Rabbimiz inananları kendisine yakarmaya, dilimizi duaya, gönlümüzü huzuruna davet etmektedir. Kur’an-ı Kerim’in Berat Gecesi’nde levh-i mahfuzdan dünya semasına inip Kadir Gecesi’nde de peyderpey inmeye başladığını kabul eden görüş dikkate alındığında bu gecenin kıymeti kat be kat artmaktadır.
Hz. Peygamber (s.a.s.), “Şabanın on beşinci gecesi geldiğinde geceyi uyanık hâlde ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder...” (İbn Mace, İkamet,191.) buyurmakla berata, kurtuluşa giden yolun kilometre taşlarının ibadetler olduğunu bildirmiştir. Tabii ki samimiyetle ifa edilmelidir. Ne de olsa “Din nasihattir.” (Müslim, İman, 95.) yani samimiyettir, sadakattir, ihlastır.
Bu gecede kararan kalplerimizi, zihinlerimizi, sözlerimizi ve dahi fiillerimizi Allah’ın, Peygamberinin ve Kur’an-ı Kerim’in nuruyla aklamak zamanıdır. Hatta ya bir daha erişemezsem bu can bu tendeyken, toprağın hâlâ üstündeyken diye dertlenmek, hüzünlenmek çok görülmemelidir bu gece için.
Kutsiyetini Allah’tan alan Berat Gecesi’nden nasiplenmek için bize ne düşer peki? Başta güçlü bir iman, sözlü-fiilî nasuh bir tövbe, halis bir niyet, huşuyla kıyamı, rükûu, secdesi bereketli bir namaz. Nedamet dolu gözyaşlarıyla daha iyi kul olma gayesiyle ahlak-ı Muhammedî’ye talip olmak. Yeryüzünün fesadına değil imarına çalışıp zulmü engellemek, masiva girdabından çıkıp tefekkür, tezekkür ehli olmak, batıla değil hakka gönül vermek, cimrilikten O’na sığınıp infakla bereketlenmek, kibre, hasede, yalana mağlup olmadan sabrı, rıfkı, tevazuyu baş tacı kılmak düşer elbet.
Berat Gecesi beşerî ilişkilerimizin düzeltilmesi için de değerlendirilmesi gereken bir fırsattır. Kul haklarından arınmanın, dargınlıkları sona erdirmenin vesilesidir. Ne için? Daha iyi ebeveyn, evlat, akraba, komşu, arkadaş olmaya bir adım atmak, ahde vefa göstermek, muhlis Müslüman olmaya söz vermek, Yaradanımızla aramıza giren engelleri kaldırmak, vakti heder etmeyip vakitle değerlenen olmak, kimseye zararı olmayıp faydasıyla gıpta edilen, varlığından şikâyet edilen değil varlığına şükredilen, yokluğunda ise aranılan olmaya dönüşebilmek, rızasına erişmek umuduyla ana babanın yakınında durmak, duasında olmaya gayret etmek, dünya ve dünyalık telaşıyla hak ettiği ilgiden mahrum bırakılmış eşin, evladın gönlünü almak, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) “Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse komşusunu rahatsız etmesin.” (Buhari, Edep, 31.) buyruğuyla komşularla iyi geçinmek, salih arkadaşlar edinerek birbirine hakkı tavsiye etmek, dara düştüğünde yanında olmak, sevincine, kederine, hüznüne paydaş olmak, âlemin özü insanlara karşı selamı, tebessümü yeri geldiğinde teşekkürü, gerektiğinde özrü esirgememek, çalışanın meşru emeğini, alın terinin karşılığını, mesai arkadaşlığının da hakkını teslim etmek için.
Hz. Aişe (r.a.), Efendimiz’in (s.a.s.) Berat Gecesi’nin fazileti hakkında şöyle buyurduğunu aktarmıştır: “Muhakkak ki Allah Teâlâ şabanın on beşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesi’nin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder.” (Tirmizi, Savm, 39.)
Rabbimiz! Bizleri, ismiyle müsemma Berat Gecesi’nde kurtuluşa erenlerden, affettiğin nasipli kullarından, rızana erenlerden eyle. (Âmin.)