LETAFET SANATI
TEZHİP

Mefra Bilge DÖNMEZ
Bursa Osmangazi Kur’an Kursu Öğreticisi


Malumdur ki İslam, beşeriyetin ruhunu incelten bir tesire sahiptir. Yaratılmışlara karşı hassasiyetle yaklaşma nezaketini zerkeder insanın karakterine. Fıtratın sesini hatırlatır zihinlere. Yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevmeyi ve değer vermeyi salık verir daima. İslam’dan nebean eden tezhip sanatı da bu açıdan çok büyük bir kıymet arz eder. Zira ruhun kemale erişmesinde öyle etkin bir rol oynar ki âdeta ahlaki erdemlerin sırrını fısıldar yüreklere. Görsel bir öğüt, nasihat mahiyetinde terbiye eder ruhları.
Geleneksel İslam sanatlarının ortaya çıkışında en büyük etken, hayata Kur’an ve sünnet perspektifinden bakmak ve bu minval üzere hareket etmek olmuştur şüphesiz. Kalplere inşirahı fısıldayan, adı ile müsemma sure-i şerif en tesirli bir terapi yöntemini beşeriyete hediye getirir Rahman’ın katından: “Boş kaldın mı hemen başka işe koyul ve yalnız Rabbine yönel.” (İnşirah, 94/7-8.) Bu ilahi emir, fıtratın sahibinin, ruh sağlığına en muvafık reçetesidir.
Her sanatta olduğu gibi tezhip de sanatçının tasavvur derinliği ile yoğrulup harmanlandığında derin anlamlar kazanır. Müzehhip, motifi alıp hissiyatıyla yeniden şekillendirir ve ruh dünyasını resmeden bu şaheser, temaşa ehline sanatçının inancının ve ruhi kemalatının ipuçlarını verir.
Tezhip; Arapça “zehebe” yani altın manasına gelen kelimeden türetilmiş altınlama anlamında kullanılan, kitap sanatlarının önemli bir dalı olarak karşımıza çıkar. Başlangıcı Orta Asya’da Uygur Türklerine dayanan tezhip, zamanla olgunlaşarak günümüzdeki adına ve formuna kavuşmuştur. (“Tezhip” md., TDV İslam Ansiklopedisi c.41, s.61-65.)
Kur’an-ı Kerim’in ayetleri, hadisler, sure başlıkları, hilye-i şerifler gibi gönül tahtına oturmuş, kıymet atfedilen mukaddesata hürmet göstermenin nişanesidir. Keza padişah fermanları, el yazması kitaplar, serlevha, fasıl başı gibi önem arz eden tüm eserler tezhiple ziynetlendirilmiştir. Kıymet bilir hassas yüreklerin, kadirşinaslığının en latif örneğidir. Kıymetlisini, gücü ve imkânı nispetinde, bütün maharetini sergileyerek süslemenin adıdır tezhip.
Hz. Peygamber’in (s.a.s.), “Kişinin İslami güzelliklerinden biri de malayani şeyleri terk etmesidir.” (Tirmizi, Zühd, 11.) buyruğu da hayat yolculuğunda bir rehber vazifesi üstlenir. Esasında gerçek şudur ki ruhun malayaniyatla dinlenmesi asla mümkün değildir. İşte tam da bu yüzden ilahi kelamda buyrulduğu üzere, bir işten başka bir işe geçerken bile bir hayırdan başka bir hayra koşmanın en güzel ve canlı örneği sergilenir geleneksel İslam sanatlarında.
Yine Hz. Ali’nin, “Şu gönülleri zaman zaman dinlendirerek kuvvetlendiriniz. Zira bedenlerin yorulduğu gibi gönüller de yorulur.” (Süyuti, El-Camiu’s-Sağir fî Hadisi’l- Beşiri’n-Nezir, c.2, s.21.) nasihati de ahiret hayatına hazırlanırken zaman zaman kuvvetten düşen ruha, bir takviye sunmanın önemini derk ettirir. Ecdadımız, Kur’an ve sünnet çerçevesinde şekillendirirken hayatlarını, iş değişikliğinin, gönülleri dinlendirmenin malayaniyattan uzak, en faideli ve zarif şekliyle uygulanmasının muazzam bir örneğini sergiler bu müstesna eserleriyle.
Tezhip, stilize edilmiş, kâinattan süzülen güzellikler ile bezenmiş bir desen, renklerin ahenk ve cümbüşünden öte manalar içerir. Ruhumuza sabrı, azmi, sakinliği ve hilm sahibi olmanın güzelliğini hissettirir. Farklılıkla beraber uyumlu çizimler, ahenk, simetri, sosyal hayat için bile ne dersler ne öğretiler barındırır. Bir bütünü oluşturan, hepsi çok kıymetli parça ve desenler, ne aynısı ne gayrısı motifler, kâinat sergisindeki rengârenk insan ırklarının oluşturduğu kıymetli tablonun bir misal-i musağğarıdır. Ahenk, uyum, sevgi ve samimiyet bu tablonun güzelliğinin sırrıdır, tıpkı insanlık âleminde olduğu gibi.
Tezhip tasavvuf ile de yakın bir ilişki içerisindedir. Âdeta birbirini tamamlayan bir bütünün iki parçası gibidir. Tasavvufla nefsin mertebelerini katedip ve Allah’a ulaşmayı hedeflerken bir kul, ruha yansıyan feyzin aksi, helezonlar şeklinde düşer sanatın üzerine. Pençler, kanaviçeler, gonca güller, laleler, karanfiller insanın ruhunda açan çiçeklerin tercümanı olur, serilir temaşa ehli gözlerin nazarına. Tezhip esnasında, tasavvufi bir bakış açısına sahip olan akıl, hayatını resmederken nasıl bir hassasiyete sahip olması gerektiğini idrak eder.
Tezhip yaparken görseli naifleştiren en önemli tekniklerden biri olan nüans, yani kâğıt üzerinde kalemin tesirini artırma ve azaltma işlemi nice hakikatler fısıldar ahlakımıza. Hayatın içinde yerine ve zamanına göre bir tavır sergilemeyi nakşeder ruhumuza. Âdeta bazen, celaliyle hakkı diri tutan Hz. Ömer gibi lütuf sahibi bazen ise Hz. Ebubekir gibi hilm sahibi olabilmeyi ders verir tezhip.
Sabrın, nahifliğin, özenin ve inceliğin muallimi olur. Ruhumuz, dünyanın yorucu koşuşturmalarının arasında bir mola, bir teneffüs bulur. Hızlı adımlarla yürürken hayatın yollarında, durup geride bıraktığı kendini tekrar bulma şansına kavuşur. Hız çağında yaşayan beşeriyetin, yorulan ruhunu dinlendirmesinin, dinginliğe kavuşma, ilahi feyiz ve ilhamlara açık hale gelebilmesinin kapısını aralar. Azmin notalarıyla bestelenmiş fevkalade bir musiki gibi görenlerin içine işler motifler. Sadelikle dokunmuş sanat, muazzam bir ihtişam sergiler.
Nakkaş Baba, Şah Kulu, Ali Üsküdari, Kara Memi ve daha nice sanat erleri asırlara bir davetiye gönderir. Altın varaklı şaheserler, büyülü bir cazibe ile çekerler kendilerine. Yüzyıllardır göz nuruyla ince ince işlenen motifler, görenleri hayran bırakır. Temaşa ehline sunduğu bir katre misal güzellik bile, bu denli hayrete düşürürken izleyenleri tezhip deryasında, sanatın inceliklerine vakıf olmak, engin sularında kulaç atmakla mümkündür ancak. Niyazımız odur ki ecdad yadigârı geleneksel tezhip sanatımız, ehli ile vuslata erişsin. Asırların kucağında nesillere yetişsin.