KUTÜ’L-AMARE
Alparslan AKÇA
Basra, Bağdat, Musul gibi Osmanlı Devleti’nin kadim vilayetlerini çevreleyen İslam topraklarının cazibesi, ezelden beri büyük sömürü güçlerinin iştahını kabartıyordu. Irak bölgesi, Orta Doğu’yu Uzakdoğu’ya bağlayan yollar üzerinde olmasından dolayı İngilizlerin de alaka ve ihtirasını üzerine çekti.
I. Dünya Savaşı’nda “Büyük Mezopotamya Seferi” olarak adlandırdıkları hareketi başlattılar. Nitekim Hindistan’dan getirdikleri askerî birlikleri, 1914 yılının Kasım ayında Fav Adası’na çıkardılar.
Osmanlı’nın Irak cephesinde yeterli birlikleri olmayışını da fırsat bilen İngilizler, Basra Körfezi’ne doğru ilerlediler. Kurna, Şuaybe, Amare ve Nasıriye savaşlarını kazanarak bu bölgeleri işgal ettiler. Bölgeye Irak ve havalisinin komutanı olarak atanan Albay Nureddin Bey’in birliklerinin direnci karşısında, İngilizlerin coşkusu Selman-i Pak’ta sönmek zorunda kaldı. General Townshed komutasındaki İngilizler, bölgedeki ilerleyişlerini daha fazla devam ettiremediler, nihayetinde geri çekilerek Kutü’l-Amare’ye sığınmak zorunda kaldılar.
Tarih kahramanlık, kararlılık, cesaret ve azim kadar talih işidir biraz da. Talih çarkı bir kere durup da ters istikamette dönmeyegörsün… Zafer çığlıklarına hazırlanan ağızların açık kaldığını, zulmün ve hırsın kör ettiği gözlerin yuvalarından fırladığını görmüştür tarih sayfaları.
Savaşın orta yerinde bir kırılma noktası olur ve muharebenin seyri bir anda değişiverir.
1915 Aralık’ının ilk haftasından itibaren Kut kuşatması başladı. Bekledikleri takviye gelene kadar kaleye sığınan İngilizler umdukları emniyeti bulamadılar ve Osmanlıların şiddetini arttırdığı taarruz ateşinin hararetiyle iyice köşeye sıkıştılar. General Townshed’in beklediği yardım geciktikçe kış aylarının kötü şartları, yağmurlar ile taşan Dicle’nin sel baskınları İngilizlerin direncini kırmıştı. Osmanlı’nın taarruz ateşi her geçen gün şiddetini artırıyordu.
General Townshed’e takviyeye gelen İngiliz birlikleri de Felahiye’de Türkler tarafından bozguna uğratıldı. Türk tarafındaysa Cavit Paşa, Süleyman Askerî Bey ve Nureddin Bey’den sonra bölgenin komutasını devralan Halil Paşa, bütün kuvvetleri ve inancıyla mücadeleye devam etti.
Beş ay süren kuşatmanın sonunda İngilizler teslim olmak zorunda kaldılar. “Büyük Mezopotamya Seferi” adını verdikleri işgal hareketini sonlandırarak kibirle girdikleri Kutü’l-Amare’den büyük bir yenilgiyle ayrıldılar. Efsane kumandan Halil (Kut) Paşa ve kahraman askerlerinin bize armağan ettiği bu zaferi İngiliz tarihçileri, “Britanya tarihinin en aşağılık teslimidir.” diyerek kayda geçtiler.