KUŞLUK
Mehmet AYCI
Ne güzel kelimedir kuşluk….
Vakti kuş seslerinin doldurduğu günlerden kalma bu kelime, sabahın ilk ışıklarından öğleye kadar olan “zamanı” adlandırmak için kullanılırdı eskiden. Yaygındı.
Az da olsa kullanıldığını görüyoruz şimdilerde ancak günden güne hayatımızdan çekiliyor kuşluk. Kuşların hayatımızdan çekilmesi gibi o güzelim kelime de şehir hayatında kendine yer bulamıyor.
Türkçenin tadına doyamayan, bize tadına doyulmaz kelimeler bırakan atalarımız, güneşin doğmasından hemen sonra başlayan vakti, kuşlara layık görmüşler. Kuştan türetilmiş kelime. Zamanı ifade etmesine rağmen, ifade edilen zamanın kuşlara “mekân” olarak da tahsis edildiğini anlıyoruz kuşluktan. Ne büyük incelik.
Vaktin bölümlerini ifade eden hangi kelime kuşluk kadar hayat dolu ve çevreci olabilir? Kuşluğu unuttuğumuzda tabiat sevgimizin bir kısmını da unutuyoruz. Kuşluğu unuttuğumuzda zaman bilincimizin bir tarafı da köreliyor. Kuşluğu unuttuğumuzda kulluğumuzu daha az hatırlıyoruz. Kuşluğu unuttuğumuzda farkında olmasak da kuşların hatırını daha az gözetir oluyoruz.
Eskiden öğünümüz üç değil ikiymiş: Kuşluk yemeği ve akşam yemeği.
Eskiden insanlar tan vaktinden, yani “dağ namazı” da denilen sabah namazı vaktinden önce uyanarak güne başladıkları için kuşluğun ne olduğunu bilirlermiş.
Kuşluk namazı diye bir namaz olduğunu kaçımız hatırlıyor.
İmsakiyelerde, gazetelerin, internet sitelerinin namaz vakitlerinin yer aldığı bölümlerinde, kuşluk vaktinin bulunmamasına eminim ki bizim üzüldüğümüz kadar kuşlar da kuşluk da üzülüyor.
Allah, Duha suresinde, “Kuşluk vaktine andolsun!” diyor.
Meallerde kalmasın kuşluk. Yeniden idrak edelim o vakti.